EDİTÖRDEN
Anasayfa / Genel / Alafsar Rahimov

Alafsar Rahimov

2021 yılı söyleşilerim gerçekten çok keyifli başladı. Tüm konuklarım ve albümleri / şarkıları beni çok heyecanlandırdı. Bu beni hem umutlandırdı hem de gerçekten çok samimi müzisyenlerle tanışmama sebep oldu.  Elbette uzaktan şimdilik, bildiğiniz üzere söyleşilerimizi mail üzerinden yapıyoruz ve bu anlamda da sanatçı dostlarıma ayrıca vakit ayırdıkları için de minnettar kalıyorum.

Hayat beni birçok Azeri müzisyenle buluşturdu. Hem dinleyici olarak hem de dost olarak gerçekten kardeş olduğumuza hep inandım. Bir kere müzikle olan ve genellikle o küçük yaşlarda başlayan müzik yolculuklarına hep hayran oldum, kendi kültürlerini dünya müzikleri ile harmanlarına hep hayran kaldım. Özetle Alafsar Rahimov albümünü dinler dinlemez de kendimden geçtim ve dedim hiç vakit kaybetmeden peşine düşmeliyim, düştüm de.

Kalan Müzik’ten yayınlanan “Panik” isimli albümü vesilesi ve sevgili Hilal Doğanay aracılığı ile (kendisine ayrıca minnettarım yakın ilgisi ve desteğinden dolayı) süreci hızlandırdık ve ummadığım bir hızla bu söyleşiyi hayata geçirdik. Bu söyleşi vesilesi yalnızca albümdeki şarkıları ile de kalmadım ve yer aldığı diğer tüm sahneleri, özel kayıtları dinledim. Tam da bu bahara geçiş sürecinde, adıma bir şekilde iyileşme sürecinde bana ilaç gibi geldi kendisi. Bundan sonraki ilk hedefim kendisi ile tanışmak ve ilk konserinde en ön sırada kendime yer bulmak.

Öncelikle bu albüme ve bu söyleşiye kulak vermenizi canı gönülden dilerim. Çok net şimdiden söyleyebilirim ki yılın en iyi albümleri içinde yer alacak ve önümüzdeki günlerde kendisi ile çok daha sık karşılaşacağız. Dilerim ki daha nice albüm de birbirimizin kapısını çalacağız ve daha çok söyleşi yapacağız. Çok teşekkür ederim sevgili Alafsar. Yüreğine ve nefesine sağlık hep.

Kadri Karahan

 

Kalan Müzik etiketi ile yayınladığınız albümünüz “Panik” dinler dinlemez kalbimi yakalamayı başardı ve sizi ve albümünüzü yakından tanımak istedim.
Azerbaycanlısınız; dedenizin ünlü bir müzisyen olduğunu ve çok küçük yaşta balaban ile tanıştığınızı öğrendim. O yıllara dönelim mi; müzik o yaşlarda sizin için nasıl bir heyecandı ki daha sonrası sizi konservatuar sürecine kadar sürükledi.

Kalpleri yakalıyorsam ne mutlu bana. Sanat, müzik öyle bir şey ki çocuğun gibidir. Sizlerin insanların değer verdiğini gördükçe, büyümeye başlar.  Bu tuhaf dünyanın içinde bunu kazanmak çok güzel bir duygudur.

Dedem Elefser Şekili lakabıyla Azerbaycan’da tanınan bir müzisyen olmayı başarmıştır. Bu Sovyetler döneminde çok zor bir şeydir. Düşünün ki internetin medyanın olmadığı bir devirde bunu başarıyorsun. Kolay bir şey değil. Genç nesil biraz uzak kalsalar da eski sanatçılar, insanlar çok iyi tanırlar. Maalesef ki dedemi göremedim ama ismiyle sanatıyla bana hep bir ışık oldu.

On yaşlarımda annemin sayesinde müziğe başladım.  Annem her zaman bana “iyi sanatçı olursan, bir gün eve geldiğinde dedeni masanın başında oturup seni beklediğini göreceksin” derdi. Bende çocuk aklıyla inanırdım. Sonrası malum…..

Annem hep beni iyi bir sanatçı olarak görmek istedi. Annemin bu isteği iyi sanatçı olmam da için beni daima disiplinde tutuyor. Bu vesileyle Anneme de teşekkür etmek isterim.

 

 

Daha sonrasında dünyanın birçok ülkesinde konserler verdiniz ve önemli sahnelerde ülkenizi temsil ettiniz. Öyle ki Eurovision 2012 sahnesinde de eserlerinizden biri açılışta yer aldı.
Müziğinizi daha fazla insana ulaştırmak ve daha da önemlisi müziğinizi, kültürünüzü, enstrümanınızı tüm dünya ile buluşturmak nasıl bir duygu oldu sizin için?

Evet Azerbaycan adına dünyanın çok ülkesinde ki  festivallere konserlere katıldım. Şu sıkıntılı pandemi günlerini sağlıkla atlatabilirsek nice konser ve festival bizi bekliyor. Bunlardan biride 2012 Eurovision yarışması etkinliğiydi. Yarışmanın açılış sahnesinde, “ Nefes “ adlı bestem yer aldı. 2018 yılında “ bu şarkının klibini bile yayınladık. Daha çok gençlere hitap eden pop janrında bir müziktir.

Azerbaycan müziğini Üzeyir Hacıbeyov’a, Fikret Emirov’a, Qara Qarayev’e, Vagif Mustafazade’e, Reşid Behbudov, Şövket Elekberova, Nermine Memmedova, Hacıbaba Hüseynov, Ağaxan Abdullayeve, Alim Kasımov ve isimlerini yazmakla bitmeyen bestekarlarına ve sanatçılarına borçludur. Bu sanatçılar olmasaydı biz müzisyenler bugün ya İran ya da Arap  müziğini çalmaya mecbur olacaktık. Bu gün Azerbaycan müziği ve enstrümanları batı müziğine çok yakın olduğu için, yani müzik ve enstrümanlarımızda resmi olarak koma sesler olmadığı için dünya müziği ile iç içe bağlantı kurup duyura biliyoruz. Balaban’la bunları yapmak insanlara bu sanatı sevdirmek çok gurur vericidir. Günümüzde Balaban iki ismiyle tanınıyor Balaban ve Duduk. Bazen müzisyenler bile farklı enstrümanlar olduğunu söylüyorlar. Buradan bilmek isteyenlere sesleniyorum Balaban ve Duduk tamamen aynı enstrümanlardır. Sadece milletler arasında iki isim kullanılıyor. Azerbaycan’da eski yıllarda Balaban’a Yastı Balaban bile deniyordu. Balaban sözünün anlamı Bala (küçük) Ban (ses) anlamını taşıyor. Yani Küçük Ses.

 

 

Bu süreç içinde Londra Flarmoni Orkestrası da dahil birçok senfoni orkestrası ile çalışmalar içinde bulunmanız bir yana Amarok isimli bir grupla da çalışmalar içinde bulunduğunuzu öğreniyoruz.
Bu grupla birlikte enstrümanınızı folk, etnik, caz, rock gibi  türlerle de buluşturdunuz ki bu da müzikal anlamda  bu yeni albümeze de ilham verdi diyebilir miyiz? Müziği ve müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz size sorduklarında?

2017 yılında Bakü’de İslam Olimpiyatları etkinliğinde yine “ İnciler “ adlı kompozisyonum seslendirilmiştir. Parçanın bir kısmını Londra Flarmoni Orkestrası çalmıştır.

Amarok Grubunu 2011 yılında kurdum 5 müzisyenden oluşuyordu. Yıllar geçtikçe daha etnik janra yön aldığımız için grup trio halini aldı. Benim İstanbul’a taşınmam gruba eski yoğun çalışmasını kaybettirse de, zaman zaman bazı projeler için bir araya gelebiliyoruz.Aslında bu albümde yaptıklarımız Amarokla yaptığım müziklerden tamamen farklı ama dediğiniz gibi ilham vermiştir. Bazen kafanda bir şey oluşturursun ama yıllarca o noktaya ulaşamazsın. Bu albüm tam da yıllarca düşündüğüm o noktayı bulmuş oldu. Klasik eserleri de seslendirmeyi çok seviyorum. Piyanist Deniz Tunçer ile Erik Satie Ginossienne No 1 yorumladık. Hatta yakın zamanda yine Barok dönemden bir eseri single olarak çıkaracağız. Lakin benim daha çok içten rahat ettiğim janr vardır o da etnik cazdır. Yıllarca çok yetenekli caz sanatçısı dostum Etibar Asadli ile sahne aldık bir kaç projelerde çaldık ve sonunda Etibar’ın aranjmanı üzerine ağırlıklı Azeri türkülerinden oluşan “ Panik “ albümü yaptık. Hedefim  dinleyicilerinin sevgisini kazanmaktır. O yüzden folk, klasik ve caz projelerini değerlendiriyorum.

 

 

Ve gelelim İstanbul yolculuğunuza. 2019 yılından beri İstanbul’da yaşıyorsunuz. Burada yaşamak nereden aklınıza geldi ve bu yeni albüm “Panik” tamamen burada doğdu diyebilir miyiz? İstanbul sizi nasıl karşıladı, nasıl bir dostluk yaşadınız, nasıl ve neler ilham verdi?

Zaten gelir gelmez beni stüdyoya soktular :) 3 Ocak 2019 ta geldim İstanbul’a 6 Ocak’ta Türkiye’nin yetenekli ve güzel Ney sanatçısı Burcu Karadağ’ın albüm çalışmasını yaptık. İstanbul’u çok seviyorum. Ne kadar da olmasa kültürlerimiz yakın, dilinizi anlıyorum adetlerimizin benzerliği vardır. Azerbaycan müziği çok seviliyor. Burada Balaban’a ilgi var. Hatta Azerbaycan’dan daha fazla. Burada çok arkadaşlarım var. Bu nedenler işte beni İstanbul’a taşınmaya zorladı. 2,5 yıl oldu bu güzel şehirde yaşıyorum. Burası bana çok güzel şeyler kattı. Panik projesi burada doğdu. Umarım yolu açık olur ve güzel yerlere götürür beni. Şimdiden artık ikinci albümün nasıl olacağını hayal edebiliyorum.

 

Albüm ile halklar arasında bir köprü kurduğunuzu söylüyorsunuz ki aynısını caz ile etnik müzik arasında bir köprü şeklinde de düşünebiliriz. Albümünüz bu yüzden çok zengin ve renkli. Peki albüm için ne kadar bir süre çalıştınız, kimler sizin yanınızda oldu, tanıdığımız  ezgiler de var bu albümde, repertuarı belirlerken nasıl bir yol izlediniz.

Hep sık kullandığım bir kelime var ne olur olsun müzik benim için siyaset değildir. Eğer siyasete bulaşmış bir müzik varsa da o müzik değildir. Maalesef ki toplum olarak böyle düşünmeyen bir sürü insanlar vardır. Diğer enstrümanlara kısmen balaban her iki ülkede Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki düşmanlık sebebinden dolayı başı belalı bir enstrüman haline gelmiş. Bana soruyorlar balaban mı doğru duduk mu?! Ben bana göre balaban derim. Çünkü manası enstrümanın karakterini anlatıyor ama duduk diyen birisine de deme diyemem. Bu şuna benziyor Amerika’da birine neden Michael yerine Mikail demiyorsunuz gibi saçma bir şey olur. Albüm çalışmamız bir yıl önceden tamamen bitmişti. Normal şartlarda 2020 Nisan aylarında çıkarmayı düşünüyorduk. Maalesef ki pandemi nedeniyle 1 yıl ötelemek durumunda kaldık. En son artık neyse ne daha da bekleyemeyiz deyip 2021 Şubat ayında çıkardık. Albümün Kreatif Direktörü olan ve baştan sona hep yanımda olan Hilal Beyazıt’a, aranjmanları yapan dostum Etibar Asadli’ye, Enver Muhamedi’ye, Ekin Cengizkan’a buradan teşekkür ediyorum.

 

 

Aynı şekilde tanıdık isimlerle de karşılaşıyoruz. Alim Quasimov ve Elnur Huseynov albümde konuk sanatçılar. Kendileri nasıl dahil oldular bu projeye?

Alim Kasımov benim için yılların hayalleri olmuştur. Onunla düet yapmayı çok istemişimdir. Hep doğru zamanı doğru anı bekledim ve beklememe değdi.  Dedemin çok yakın arkadaşıdır Alim Kasımov. Bu proje için aradığımda her türlü destek olacağını söyledi. Elnur Hüseynov müthiş bir sestir. Elnur’u 2008 de Eurovision yarışmasına katıldığı yıldan tanıyorum. Beraber Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a onlara destek konserine gitmiştik. Dostluk ilişkilerim 2 yıl önceki İzmir konserinde başladı. Rica ettiğimde albüm için destek vereceğini söyledi. İki muhteşem sesle İmadeddin Nesimi’nin gazeli olan “ Gafil Uyan “ parçasını dinleyicilere sunduk. Buradan hem Alim ustaya hem de Elnur Hüseynov’a teşekkür ediyorum.

 

 

Albüm henüz çok yeni ama gelen tepkiler nasıl, kötü bir süreçten geçtik, geçiyoruz ama önümüzdeki günler adına neleri özlediniz, neler planlıyorsunuz? Önümüzdeki günlerde bu albümü nerelere ulaştırmak istiyorsunuz?

Biliyorsunuz ki müzik piyasasında rekabetin arttığı bu devirde etnik caz albümünü milyonlara sevdirmek zordur. Zaten bunu en başından göze aldım. Ayrıca yıldız olmak, magazin olmak gibi bir hayalimde olmadı hiçbir zaman. Planladığım hedefler belli. Önemli festivallerde sahne almak konserler vermek projeler hazırlamak. Yurtdışında, Türkiye’de fark etmiyor. Şimdiye kadar albüm için güzel tepkiler aldım, ilerde ki zamanlarda daha da keşfedileceğini düşünüyorum. Albümü daha çok Avrupa’nın bazı ülkelerine ulaştırmayı düşünüyoruz. Şunu da eklemek isterim ki bu projede bana inanan ve desteğini esirgemeyen Hasan Saltık’a ve Kalan Müzik Ailesine çok teşekkür ederim.

 

 

Söyleşimiz için çok teşekkür ederiz ve en yakın zamanda, bir konserinizde mutlaka yeniden buluşmayı dileriz. Ama söyleşimizin sonunda sizi çok yormadan, kısa yanıtlar almayı dilediğim birkaç sorum daha olacak.

Türkiye’de kimleri dinlemeyi çok sevdiniz; özellikle bir gün çalışmak istediğiniz bir müzisyen var mı?
Türküleriniz beni çok etkiliyor. Aşık Veysel, Neşet Ertaş parçalarını çok seviyorum. Zülfü Livaneli’nin bir kaç şarkısını çalmayı düşünüyorum. Sevdiğim sanatçılarda vardır eğer kısmet olursa ilerde güzel projelerde onlarla çalışmak isterim. Bir sanatçıyla bir iş yapmak için karşılıklı sanat sevgisi gerekiyor. Tek taraflı olunca hayal kırıklığı oluyor.

 

Bugüne kadar birçok konser verdiğinizden bahsetmiştik, sizi en çok etkileyen hangisi oldu peki?

En çok Montreux Jazz Festivali, Roma Konseri ve İzmir konseri. Bunları unutamıyorum.

 

Balaban gittiğiniz yerlerde nasıl karşılanan bir enstrüman, öğrenmek için nasıl bir yol izlemek gerekiyor.

Balaban Singapur ve Kore’de çok merak uyandırıyor. Gittiğim her yerde Balaban sevilerek karşılanıyor. Tabi bunun için iyi performans iyi performans içinde iyi sahne seslenmesi önemli. Öğrenmek için öğrenci olmak lazım. Yumuşak sesinden dolayı kenardan kolay görünüyor diyorlar öğrencilerim ama işin içine girdiğin an çok yetenek gerektiren ve duygularına bağlı olan bir enstrümandır. Yol aldığın zaman vazgeçemeyeceğin bir sese sahiptir.

 

Azerbaycan müzik dünyasına çok önemli isimler kazandırdı. Mutlaka ama mutlaka dinlemelisiniz dediğiniz müzisyenler kimlerdir?

O kadar çok ki Ben janr olarak ayırmadan sadece bazı isimleri söylüyorum Üzeyir Hacıbeyov, Fikret Emirov, Vagif Mustafazade, Aziza Mustafa Zadeh, Alim Qasimov, Habil Eliyev, Reşid Behbudov, Nermine Memmedova, Şövket Elekberzade, Elekber Esgerov, Elefser Şekili, George Minasov, Aqşin Elizade ve.s. Genç sanatçılardan Elnur Hüseynov, Etibar Asadli, Sevda Elekberzade, İsfar Sarabski, Jamal Aliyev vb..

 

Müziğin dışında hayatınızın diğer renkleri nelerdir, neler hayatınızda önemli yer tutar?

Kamp hayatını çok seviyorum. Geceleri uyumadan ateş başında arkadaşlarla müzik yapmak, eğlenmek. Her gün değişik program yapmak. Yüzmek, dalış yaparak doğayı keşfetmek beni heyecanlandırıyor. Bazen yalnız kalmak çok hoşuma gidiyor kendimi dinleyebiliyorum. Hayvanları çok seviyorum. Ayrıca spor hayatımın olmazsa olmazı diyebilirim. Düzenli olarak egzersiz yapmaya çalışıyorum..

 

Ve söyleşimizin sonunda konuklarımızdan tam da şu andaki ruh hallerini yansıtan bir şarkı istiyoruz ki onu paylaşarak son noktayı koyuyoruz. Hadi bizim için bir şarkı seçin ve bir gün bir yerde yeniden görüşmek üzere diyelim.

Anneler çocuklarını bu parçalarla uyuturlar. Sizde ninni derler bizde lay lay. Albümümden bir parça söyleyeceğim “Lay Lay “ .

 

 

2021 yılı söyleşilerim gerçekten çok keyifli başladı. Tüm konuklarım ve albümleri / şarkıları beni çok heyecanlandırdı. Bu beni hem umutlandırdı hem de gerçekten çok samimi müzisyenlerle tanışmama sebep oldu.  Elbette uzaktan şimdilik, bildiğiniz üzere söyleşilerimizi mail üzerinden yapıyoruz ve bu anlamda da sanatçı dostlarıma ayrıca vakit ayırdıkları için de minnettar kalıyorum. Hayat beni birçok Azeri müzisyenle buluşturdu. Hem dinleyici olarak hem de dost olarak gerçekten kardeş olduğumuza hep inandım. Bir kere müzikle olan ve genellikle o küçük yaşlarda başlayan müzik yolculuklarına hep hayran oldum, kendi kültürlerini dünya müzikleri ile harmanlarına hep hayran kaldım. Özetle Alafsar Rahimov albümünü dinler dinlemez de…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.88 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*