EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Batu Akdeniz

Batu Akdeniz

Yeni single çalışmanız “Eksik” aynı zamanda yakında yayınlanacak olan EP’nizin de müjdecisi. Bu vesile hem bu şarkınızı hem de diğer şarkılarla ilgili ipuçlarını alalım istiyorum. Ama biraz öncesine gidelim mi?
Küçük yaşlarda müzikle tanışıyorsunuz, buna ne vesile oluyor ki daha sonrasında kopamıyorsunuz? Ankara Çoksesli Müzik Derneği Koro’sunda 6 yıl boyunca şarkı söylüyor br koro tarihindeki en genç sanatçı oluyorsunuz. Nasıl anımsıyorsunuz o süreci, nasıl deneyimler katıyor size?

Sanırım bir çoksesli koroda şarkı söylemenin en büyük avantajı, sesleri duyabilmeyi öğrenmek. Aynı anda üç, dört farklı sesin tınlaması ve o tınıyı oluşturan notaları ayırt edebilmek, müzik yaparken olmazsa olmaz çünkü akorlar da o seslerden oluşuyor. Anlayacağınız şanslı bir çocuktum. Şarkı söyleme tekniğimi de orada geliştirdim mutlaka ama bu çalışarak değil, kendi kendine oldu. Normal bir opera şan tekniğiyle söylesem böyle söyleyemezdim sanırım, şu an kendimi nasıl rahat hissediyorsam öyle söylüyorum. Pop, jazz, rock, r&b yani kısacası populer müzik söylemekle opera ya da klasik şan eğitimli şekilde söylemek çok farklı.

 

Daha sonrası rock müziğe olan ilginiz sizi gitarla buluşturuyor ve yine genç yaşlarda Heavy Sky grubu ile müzik dünyasına başarılı bir giriş yapıyorsunuz.
Heavy Sky ilk albümü “Dramer”in söyleşini Müzik Ekspres ile gerçekleştirmişti ve uzun uzun konuşma şansını bulmuştuk. Birlikte geçen bu yolculuk sonrası yola neden tek başına devam etme kararı aldınız? Bugün bakınca o birlikteliği nasıl anımsıyorsunuz?

İlk tecrübeler, ilk deneyimler ve emeklemeler. Türkiye’de İngilizce sözlü rock müzik yapmak çok cesurca ve kafamıza göre bir hareketti. Çok mutlu anlarımız da oldu çok hüzünlü anlarımız da. Orası bir okul gibi oldu benim için, orada öğrendiğim çoğu şeyi kullanıyorum hala. Grup arkadaşlarımın hepsiyle sürekli kontak halindeyim ve arada güzel günlerden de konu açılıyor. Son konserimizi sanırım 1.5 sene önce verdik. Bir başka konserimiz olur mu bilmiyorum ama hep minnetle ve güzel duygularla anımsıyorum.

 

Geçtiğimiz sene adınıza bir hayli bereketli geçti diyebiliriz. Önce “Hayat Böyle” isimli EP çalışmanız yayınlandı. Daha sonra onu diğer şarkılarınız izledi. Bu kez rock soundunuza elektronik dokunuşlar kattınız ve şarkılarınızı artık Türkçe dinleme şansını bulduk. Bir hayli de ilgi çekti bu şarkılar. Bu tek ve yeni buluşmayı nasıl karşıladı dinleyiciniz?

Çok uzun zamandır Türkçe besteleyip söylemem için çok ısrarlı olan bir dinleyici kitlesi vardı. Ben de onları kıramadım. Bunu daha önce de yapabilirdim ama bu kez bu onları kırabilirdi, bilmiyorum çünkü kendimi bunu yapmaya hazır hissetmiyordum ve kötü bir şey ortaya çıkarabilirdim. ‘’Hayat Böyle’’ Ep’sinden genel olarak memnunum, özellikle ‘’Yanlış Biriyle Doğru Hikaye’’ nin ileride de kariyerime geri dönüp baktığımda gurur duyacağım sözlere sahip olduğunu düşünüyorum. Beni daha önceden bilen bir başka kesim ise benim eski hard rock halimi istedi. Onları da saygıyla karşılıyorum çünkü beni öyle tanıdılar. Aslında müziğimde hala sert dokunuşlar var ama komple sert gitar rifflerinin olduğu bir albüm yapmak gibi bir planım yok. Bunu yapacak olursam da İngilizce yaparım, büyük ihtimalle de Heavy Sky ile yaparım.

 

“Yanlış Biriyle Doğru Hikaye” isimli şarkınızın kaldığı yerden devralan yeni şarkınız “Eksik”e dönecek olursak yeniden şarkı için yaşanılan hastalıklı aşkın ve aynı şiddetteki ayrılığın acısını daha büyük bir teslimiyet ve daha büyük bir yakarışla dinleyiciye aktarılması diyorsunuz.
Şarkı bir tren yolculuğunda kaleme alınmış ama kuşkusuz ki uzun da bir yolculuğu var. Anlatmak isterseniz biz bu derin hikayeyi çok merak ediyoruz.

‘’Yanlış Biriyle Doğru Hikaye’’ aslında benim kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak başlattığım, içinde mutlaka benim de hayatımdan kesitler bulunduran bir konsept. Artık bir konsept çünkü ‘’Eksik’’ gerçekten de onun devamıydı. Bunu parça çıkana kadar dile getirmedim çünkü insanların ‘’aa bir parçası tuttu ve onun ekmeğini yemeye çalışıyor’’ gibi düşünmelerini istemedim. Hikayeyi özelleştirmek gerekirse herkesin yaşayabileceği tarzda hastalıklı ilişki durumlarım oldu. Yaşadığımı çok da özel bir yere koymuyorum, herkes tabii ki farklı hisseder kendi içinde ama sonuç aynıdır. Durum bellidir. Eğer bir aşk şarkısı yazıyorsam, insanların empati yapabilecekleri aşk şarkıları yazmak istiyorum. ‘’Yanlış Biriyle’’ ‘ of ulan ne yapacağız şimdi takıldık kaldık’ parçasıydı. ‘’Eksik’’ bence bu hikayeden sonra geçiyor, durum kişinin içinde daha büyük bir etki alanına ulaşmış ve artık dayanılmaz boyutta bir hasret ve acı var. Belki kadınımıza ya da erkeğimize değil ama, onlara hissedilen ‘’o’’ duygulara.

 

Peki ya ayın 17’sinde bizlerle buluşacak olan EP yani “Yarın Yokmuş Gibi” oradaki şarkılarla da ilgili biraz detaylar alalım istiyorum yine yayınlandığında ayrıca paylaşmak üzere :)

Tabii ki. Üç parça zaten daha önce yayınladığım parçalar. ‘’Hareket Vakti’’, ‘’Vuruldum’’ ve ‘’Eksik’’ zaten sizin şimdiye kadar dinleyebildiğiniz parçalar. İki parçamız daha var içinde. Birisinin ismi ‘’Artık Bi’ Manyağın Var’’ Bu parçanın içinde ‘’Yarın Yokmuş Gibi’’ sözü çok geçiyor aslında EP ismini bu sözden alıyor. Daha önce sahip olmadığım tarzda bir parça bu, seksi bir beat üzerine söylenmiş sözler ve çalınmış gitarlar var. Arctic Monkeys gibi Indie, Brit rock tadları alabilir dinleyici bunu dinlediğinde.

Diğeri ise ‘’Yaşasın Kötülük’’ Ben dinlerken hem Foo Fighters hem de Yavuz Çetin tadı alıyorum Adı üstünde, çok fazla ciddiye alınacak bir parça değil ama bunun için yazılmadı zaten, tam aksine, ciddiye alınmasın ve eğlenilsin diye yazılmış bir parça.

 

Geçtiğimiz ay Ankara, Antalya ve İzmir’de konserleriniz oldu ve görebildiğim kadarı ile de bu ay içinde de yeni şarkılarla yine konserler devam edecek. Önümüzdeki günlerde nasıl bir hareketlilik bekliyor sizi? Konserler, sahnede olmak sizin için nasıl bir duygu; oradaki soluğu, heyecanı biraz anlatır mısınız?

Muhteşem! Özellikle seyirciler şarkı sözlerini sizinle söylediğinde. Daha önce hiç gitmediğim Antalya’daydık mesela.. O kadar güzel ki. Beni Heavy Sky dönemimden bilenler, sonrasında keşfedip gelenler. Heyecanlı bir sürü güzel insanla güzel bir konser yaptık. Bunların zamanla artacağını düşünüyorum. Şu an hala kataloğumda çok fazla parça yok ve bu bir sorun, ilk hedefim çok kaydedip, çok söyleyip insanların aklında Batu Akdeniz denildiğinde keskin bir karakter oluşmasını sağlamak.

 

CD’lerden dijitale, albümlerden single / EP’lere geçtik; tüm bunlar hem kolay hem de sanki daha sık bir buluşma dinleyici ile? Peki siz bu hızlı akışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Çünkü çok fazla bir hareket, sonu gelmeyen de bir akış var müzik dünyasında, bir dinleyici olarak nasıl yetişiyorsunuz, nasıl takip ediyorsunuz?

Bazen ben de yetişemediğimi hissediyorum. Ben tam bir eski kafayım. Ben bir albümü, EP’yi dinlerken onu fiziksel olarak elime almak, kartonetini incelemek isteyenlerdenim. Bence her albümün hatta her parçanın bir hikayesi vardır ve bu çok değerlidir, baytlara sığdırılamayacak kadar değerli ama maalesef öyle bir çağda yaşamıyoruz. Yine de müzisyenlerin kendilerini ifade ediş biçimlerinden tutun yayın politikaları artık plak şirketlerinin hegomonyasında değil. Evinde bir şey kaydedip dünyaya açılabilmek de bu deliliğin en güzel tarafı. İyi ve kötü tarafları birlikte ama, zaman hangisini haklı çıkaracak birlikte göreceğiz.

 

Söyleşimizin sonunda böyle bir çırpıda kısa yanıtlar aldığımız sorular soruyor ve bir sonraki buluşmaya kadar sevgiler diliyorum :)

Çok teşekkür ediyorum. Çok keyifliydi, umarım EP’yi seversin.

Ankara’da yaşadınız uzun bir dönem, Ankara denince aklınıza hangi şarkı gelir?

Moby – Extreme Ways

Keşke ben söyleseydim ya da bir gün söylesem dediğiniz bir şarkı var mı?

Audioslave’in ‘’Be Yourself’’ ini ben yazsaydım ve söyleseydim çok isterdim.

Peki ya bir gün birlikte bir şeyler yapabilsek keşke dediğiniz bir müzisyen?

Türkiye’den Erkan Oğur ile bir şeyler kaydedebilmeyi çok isterim. Rahmetli Yavuz Çetin ile de kaydetmeyi çok isterdim.

Müziğin dışında hayatın diğer renkleri nedir? Mesela kitaplarla, filmlerle aranız nasıl?

Film konusunda gerçekten pek iyi değilim çünkü çok az zaman ayırabiliyorum filme, ama çok fazla kitap okuyorum özellikle bu son dönem.. Müzisyen biyografilerine merak saldım ve en sevdiğim müzisyenlerin; yerli ve yabancı, biyografilerini toplamaya başladım ve büyük bir keyifle okuyorum bu sıralar. Yaşadıkları sıkıntıları okuyup, kıssadan hisse yapmaya çalışıyorum. Aynı zamanda hayranları olduğum için merak ettiğim soruların cevaplarını buluyorum.

Buradan hayatınızın kitabına ve filmine de bir selam gönderelim mi? Hangileriydi kendileri?

Ne güzel soru. Komik gelebilir ama Toy Story serisi diyeceğim. Dostluğu ve sevgiyi, bu ikisinin önemini o seriden öğrendim. İkisi de sürekli ağza alınıp eskitilecek değil, hareketlerle belli edilecek olgulardır benim özelimde. Bu yüzden teşekkürler Buzz ve Woody. ‘Jack London’ın ’Martin Eden’’ romanı benim hayatımın kitabıdır. Üzerine daha iyisini okumadım henüz. Martin gerçek bir kahraman ve yaşadıkları; hem aşk, hem iş hem de kendi dünyasında, kendime çok yakın hissettiğim şeyler. Okurken tüylerim diken diken olmuştu.

Ekşi Sözlük’te adınıza yazılan tüm her şeyi tek tek okudum. Hadi siz de bir bakın ve hakkınızda yazılmış en etkilendiğiniz yorumu bizimle paylaşın :)

6.sayfada şöyle bir entry varmış:

‘’Saclarini kestirmis mi yoksa bana mi oyle geldi bilmiyorum.

batu buralari okuyorsundur muhakkak. kisa sacli attigin story’de cok cok daha cool’sun dostum. saclarini derhal kestirip yeni bir imaja girmelisin, o saclarin telifi ne yazik ki slash de. sen cok daha orjinal kalip, daha cool olabilirsin. vesselam.’’

Valla saçlarımı ben değil, TSK kesti Temmuz ayında Kars’ta askerlik görevimi tamamlayıp geldim. Şu an uzuyorlar ama ben de tam anlamıyla eskiye dönmek istemiyorum. O kadar uzatmayacağım kesin en azından, sıkıldım biraz. Nereye gittiklerini birlikte göreceğiz. Ama Dünya’da tek uzun kıvırcık saçlı Slash değil ki yahu, hele ki uzun kıvırcık saçın telifi bence kimsede olamaz.. Marc Bolan’dan başlayıp LP’ye kadar geliyor.. Sonra Batu Akdeniz var

Yeni bir yıla sizin söyleşinizle başlıyoruz. Yeni yıl bize, size, tüm herkese ne getirsin, en çok neye ihtiyacımız var, bu yıl neyin yılı olsun?

Ülkemizde huzur ve barış dolu bir ortam istiyorum. Dünya çok kötü bir yer haline geliyor. Belki de Üçüncü Dünya Savaşı’nın eşiğindeyiz ama sürekli olan korkunç şeyleri düşünmek zorunda kalmadığımız, iyi şeylerin de olduğu huzurlu bir ortam diliyorum. İnsanların evlerine yemek götürebildiği, açlıktan intihar etmedikleri bir Türkiye. Tabii ki aynı temennilerim ülkemizden sonra Dünya için de geçerli.

 Söyleşimizin sonuna da en sevdiğiniz şarkıyı bırakalım istiyorum? Hangi şarkı sizin için gelsin?

Nasıl zor bir soru bu Şu an Lana Del Rey’in ‘’Money Power Glory’’ parçasını dinliyorum. Çok güzel. Benden bütün okuyucularımıza gelsin. Herkese çok sevgiler.

 

 

 

 

Yeni single çalışmanız “Eksik” aynı zamanda yakında yayınlanacak olan EP’nizin de müjdecisi. Bu vesile hem bu şarkınızı hem de diğer şarkılarla ilgili ipuçlarını alalım istiyorum. Ama biraz öncesine gidelim mi? Küçük yaşlarda müzikle tanışıyorsunuz, buna ne vesile oluyor ki daha sonrasında kopamıyorsunuz? Ankara Çoksesli Müzik Derneği Koro’sunda 6 yıl boyunca şarkı söylüyor br koro tarihindeki en genç sanatçı oluyorsunuz. Nasıl anımsıyorsunuz o süreci, nasıl deneyimler katıyor size? Sanırım bir çoksesli koroda şarkı söylemenin en büyük avantajı, sesleri duyabilmeyi öğrenmek. Aynı anda üç, dört farklı sesin tınlaması ve o tınıyı oluşturan notaları ayırt edebilmek, müzik yaparken olmazsa olmaz çünkü akorlar da…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.3 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*