EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Burcu Tatlıses

Burcu Tatlıses

2007 yılında bir söyleşi gerçekleştirmiştik sizinle ve son soruda “bir albüm hazırlığına başladınız mı” diye sormuştum. Yanıtınız “Aşırı mükemmeliyetçiliğin altında sağ kalabilirsem, çok uzun sürmeden kendi şarkılarımı kendim söylüyor olacağım inşallah” olmuştu. Bir aceleniz yoktu hassasiyetinizden peki su nasıl yolunu buldu, nasıl bir doğru zamandı “Güzel Kokuyorum” için?

Nasıl olduğunu ben de anlamadım desem. Şöyle demiştim bu durum için albümde:

“Hiçbir şey birdenbire olmadı. Ne tek başına ne kendiliğinden. Ne öylece kolaydı ne katlanılmaz. Birileri geldi bana dokundu, ben gidip bir yerlere bir şeylere çarptım. Temas, heves, emek, inanç ve tabii aşk.”

Büyülü bir süreçti, önce tek başımaydım. Cihan’la buluştuk ve inandık. Sonra çok hızlı bir şekilde bir sürü kişi gelip eklendi sürece, inanarak, hevesle. Ve her şey, tam olması gerektiği gibi oldu. Ne eksik ne fazla.

Burcu Tatlıses
“Koku yaşamın buğusuysa, en çok da şarkıya siner. Çünkü müzik, söz; yaşadığına dairdir. “Güzel Kokuyorum” karmaşık, hepimizi yoran, bazen çözümsüz gibi duran ama sırtını umuda dayamış şimdiki zamanların, geçmiş gibi gelen ama geçip gidemeyen eskinin ve bilinmeyeniyle yarının sularında seyreden her daim aşkın fonuna sinecek bir duyum.
Bir albümün özeti bu cümleler sizden ki bir satırını bile atlamak istemedim. Cihan Mürtezaoğlu yaptı düzenlemeleri. Birbirinden değerli müzisyenler eşlik etti. Beraberinde nasıl bir stüdyo süreci yaşandı, nasıl bir akışta kaydedildi şarkılar, o sürecin heyecanı nasıldı?

Moda’da Stüdyo Bee’de yaptık kayıtların hepsini. Küçücük bir stüdyo orası, ev gibi daha çok, Eylül’2014 ortalarında kapısından içeri girdik. Baran Göksu ve Umut Çetin, tüm süreç boyunca bizlerleydi. Ben, ısınamazsam bir ortama, içindeki insanlara, kendim gibi olamam. Kabuğuma çekilip kalırım. Kayıt süreci için buna dair bir kaygıyı taşıyordum içimde, çünkü henüz tanışmamıştım ne stüdyoyla ne de Baran ve Umut’la. Ama ilk gün ilk merhaba, tüm bu hali dağıttı. Bir ay, evimiz oldu orası. Hiç ortada olmayan şarkılar yazdık, albüme koyduk, olanları evirdik, çevirdik, çaldık, söyledik. Zafer Tunç Resuloğlu davullara hayat verdi, Canberk Ünsal bass gitarları çaldı, İvan Kile perküsyon fikirleriyle dahil oldu, Cihan Mürtezaoğlu tüm bu temelin üzerine kocaman bir dünya yarattı. Sonra ben, mutluluk sarhoşluğuyla söyledim hepsini, bitirdik.

Albümün iki de sürprizi var ki biri Mabel Matiz ile bir ortak çalışmanız. Biz sizi birlikte daha önce bir projede hiç görmemiştik. Diğeri de bir Baba Zula coverı. Bir Baba Zula coverı ile karşılaşmış mıydık, pek emin olamadım. Özetle Matiz ile olan şarkı nasıl doğdu, nasıl gelişti ve Baba Zula şarkısı “Bir Sana Bir de Bana” nereden aklınıza geldi?

“Ay”, Mabel’le ortak şarkımız. Geçmiş zamanlardan birinde, İzmir yolunda, öylece çıkıvermişti ağzımdan şarkının nakaratı. Sonra üzerinde düşünmedim, unuttum hatta. Mabel çok iyi bir şarkı yazarı. Beni, yazdıklarıyla etkileyen çok az insan vardır, biri de o. Hep konuşurduk, birlikte bir şeyler yazsak diye. Bir gün yolladım o yarım haliyle şarkıyı ona. O da tamamına erdirdi. Sonra ben yeni sözler ekledim derken, albümde buluverdi kendini şarkı. İyi ki de oldu. Birlikte yeni şarkılar yazmak için sabırsızlanıyoruz.

“Bir Sana Bir de Bana”, Cihan’ın önerisiydi. Açıkçası genel anlamda cover fikrine çok sıcak bakmıyorum. Daha doğrusu zaten çok bilinir olan şarkıların yeniden yorumlanması bana yakın gelmiyor. “Bir Sana Bir de Bana” çok etkileyici ve hak ettiği kadar duyulmamış bir şarkı ve ayrıca Babazula’nın müziği, grup olarak duruşu da çok kendine has ve özel. Tüm bunlar, olabilir dedirtti bana. İlginç de bir hikayesi var aslında. Murat Ertel’i aradım, ben Burcu Tatlıses, ilk albümümü hazırlıyorum, sizin şarkınız da albümde olsun istiyorum dedim, bir kahkaha koptu karşı taraftan. Meğer sadece bir kaç dakika önce, bir Babazula şarkısını kimse coverlamadı şimdiye dek, olsa nasıl olurdu diye bir konuşma geçmiş aralarında. Bu tesadüf olamaz, dedi Murat. Tamam, dedi. Aslının büyüsünden çok kopmadan yeniledik şarkıyı biz de.

Burcu Tatlıses
Sizi tanıyanlar ve yakından takip edenler yorumcu kimliğinizi de biliyorlardı ama belki birçok kişi için sürpriz olacak o sevdikleri birçok şarkının söz yazarının bu yanını görecekleri. Sözlerinize gelmeden önce yorumcu yanınızla ilk ne zaman buluştunuz, nasıl keşfettiniz sesinizi ve nerede inandınız ilk kez kendinize?

Profesyonel olarak şarkı söylemek hiç aklımda yoktu hayatımın belli bir dönemine kadar ama ilginç bir şekilde çocukluğumdan beri sürekli şarkı söyler halde yaşıyordum. Bu, şey gibi değil, elimde fırça ayna karşısında şarkı söylerdim ya da cemiyet ortamlarında beni sahneye alırlardı gibi bir durum değil. Söylüyordum işte, hep. Sanki bir şey içten içe bende farkındalık yaratmaya çalışıyordu ama ben tiyatro yapma hevesindeydim, bir yandan mühendislik okuma durumundaydım, sonra okul bitti, şimdi çalışmak zamanı derken ait olmadığım bir çarkın içinde nasıl yuvarlandığımı fark ettim. Bir çıkış yolu ararken de gözümü karartıp bir gruba dahil oldum, orada şarkı söylemeyi sahnede öğrenmeye başladım. Söz yazarlığı ve yorumculuk başlangıç zamanlarım aşağı yukarı aynı aslında. Biri diğerinden önce daha görünür ve bilinir oldu, o kadar.

Bir compilation albüm olan “Made in Turkey” serilerinin birinde “Güller” isimli bir şarkı ile yer aldınız ki çok güzel bir şarkıydı. Hatta onu da keşke 14 Nisan günü ilk konserinizde dinlesek sizden :) derken evet ilk konser çok yakında, üstelik çok özel bir sahnede, Babylon’da olacak. Bu bir lansman konseri ama o gün albüm şarkılarının yanında sürprizler de olacak mı?

Bir kaç sürprimiz var, tabii ki söyleyip bozmayacağım :) “Güller”i çalıyoruz ama.

Burcu Tatlıses
Yıllar önce sizin de katıldığınız ve çok değerli müzisyenlerin de içinde olduğu bir TV programı vardı, katılanlar müziğin bizzat içinde olanlardı ve ilgi ile izliyorduk. Son yıllarda buna benzer programlarda ya da müzik yarışmalarında bu heyecanı alamıyoruz, her şey neden bu kadar ticarileşiyor, dramatize edilerek sunuluyor, o ekranlarda olan biteni gözlemleyebiliyor musunuz, neler düşünüyorsunuz orada yaşananlarla?

Benim içinde olduğum format da çok farklı değildi aslında mantalite olarak. Beni heyecanlandıran kısmı, çok iyi bir orkestrayla şarkı söyleme deneyimi yaşamaktı. Ama eğlence sektöründe ki televizyon da bir eğlence aracı, hiçbir şey o kadar masum değil tabii. Para üzerine kurulan her düzenekte birileri öğütülür, hayatları, hikayeleri, sesleri… Benim yaşam döngümde televizyon neredeyse hiç yok. Oradaki tüm mevzu, insanları bir şeylerle uyuşturarak, az düşünür, az duyar, az fark eder, az hisseder bir hale getirmek. Hayatta olmayan insandan kimseye bir zarar gelmez nihayetinde! Gerçek olan bir durum yok oralarda, o nedenle üzerinde konuşmak bile zaman kaybı bence.

İlk yazdığınız şarkı sözü “Alagül” ki bunu da o ilk söyleşimizden anımsıyorum. Kaldı ki “Alagül” bugün hala keyifle dinleniyor. Sonra diğer birçok sözünüz de; Sevda Yanığı, Karartma Günleri, Yangın Yeri, Roman, Neyse, Kırık Düşler. Özellikle bu ismini saydığım şarkılar ki Funda Arar yorumu, Febyo Taşel bestesi, aranjesi çok özel geçti dinleyiciye. Nasıl bir dostluktu, ortaklıktı, yola çıkıştı kendileri ile, uzun bir süre bu devam etti çünkü.

Kolay yakalanır bir uyum durumu değil. Febyo’nun çoğu bestesini, dinlediğim anda hikayelendirebiliyorum, sanki bir iki sözüyle beraber geliyorlar hatta. O yüzden o kadar çok şarkı yazdık beraber ve özel şarkılar oldu hepsi.

Burcu Tatlıses
Yine sonrası birçok dizi müziğinde başta olmak üzere Fatih Erkoç, Ziynet Sali, Nilgül, Yulduz Usmanova gibi isimler de sözlerinize sesini kattı. Söz yazmak sizin için nasıl bir atmosferde ya da ruh halinde olmaktı, onların sonra nota bulması nasıl bir hazdı. Bir şarkı sözü, bir söz şarkıyı nasıl tamamlayandı?

Ben genelde müziğin üzerine söz yazıyorum. Tek başına bir şeyler yazarsam onlar kendi özgürlüklerinden ödün vermeden, şiirlere dönüşüyorlar. Müzik olursa, onun sınırları, bende dokundukları bir yerler beni yönlendiriyor. Her bestenin en azından bende izdüşüm bulan bir iç hikayesi var ve ben onu sözlü kılıyorum. Sözünü yazdığım şarkılarla ilgili bana hep söylenen şey şu: Sanki sonradan üzerine söz yazılmış gibi değil bu şarkılar, sanki hep birlikteymiş sözü ve müziği… Bence böyle hissettiriyorsa bir şarkı, her şey yerli yerinde ve kendi rolünde demektir.

Önümüzdeki günlerde konser sürecinin dışında neler olacak, örneğin albümdeki şarkılar kliplenecek mi? Adınıza bizi bekleyen başka sürprizler olacak mı? Peki önümüzdeki yıllar adına sizi neler beklesin, nasıl temennileriniz var hayattan kendinize dair?

Albümdeki şarkılardan biri kliplendi bile. “Ay” için, Evren Arasıl’la bir video klip çektik. Bunun yanında bol bol konser planlıyoruz ve organize ediyoruz şimdiden. Çünkü bence şarkının kendini en gerçek anlattığı yer, dinleyenin hemen yanı. O yüzden Güzel Kokuyorum’u herkesin yanına kadar götüreceğiz. Önümüzdeki yıllara dair büyük planlarım yok, şarkı yazıyor ve söylüyor olma dahilinde, çok gecikmeden ikinci albümü tamamlamak en yakın durum şimdilik.

Burcu Tatlıses
Hani bir de bilmediğimiz diğer yönlerinizle tanıyalım istiyoruz. Müziğin haricinde hayatınızda başka neler ön planda, neler vazgeçilmeziniz, olmazsa olmazınız, hayatınız nasıl bir akışta, siz nasıl bir yolculuktasınız?

Biraz dengelerim şaşmış durumda aslında. Şu sıralar yani, albüm bu kadar tazeyken. Şu an her şey Güzel Kokuyorum üzerine dönüyor hayatımda. Ama her tür döngüyü kıracak bir gerçeklik var hali hazırda, o da oğlum. 3 yaşını doldurdu. Miyazaki’nin Totoro’sunu izliyoruz günde iki kere, sonra ben gitarla çalıyorum şarkılarını, o da kulaktan dolma Japoncasıyla söylüyor. Yolculuğum Uzay’lı, müzikli, sevgilimli salınımlar eşliğinde pek tatlı şu günlerde.

 

 

Burcu Tatlıses
Güzel Kokuyorum / Lila Records

 

 

 

2007 yılında bir söyleşi gerçekleştirmiştik sizinle ve son soruda “bir albüm hazırlığına başladınız mı” diye sormuştum. Yanıtınız “Aşırı mükemmeliyetçiliğin altında sağ kalabilirsem, çok uzun sürmeden kendi şarkılarımı kendim söylüyor olacağım inşallah” olmuştu. Bir aceleniz yoktu hassasiyetinizden peki su nasıl yolunu buldu, nasıl bir doğru zamandı “Güzel Kokuyorum” için? Nasıl olduğunu ben de anlamadım desem. Şöyle demiştim bu durum için albümde: “Hiçbir şey birdenbire olmadı. Ne tek başına ne kendiliğinden. Ne öylece kolaydı ne katlanılmaz. Birileri geldi bana dokundu, ben gidip bir yerlere bir şeylere çarptım. Temas, heves, emek, inanç ve tabii aşk.” Büyülü bir süreçti, önce tek başımaydım. Cihan’la buluştuk…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.83 ( 2 oy)

Bir yorum

  1. ERSAN SARIYILDIZ

    Birileri geldi bana dokundu, ben gidip bir yerlere bir şeylere çarptım. Temas, heves, emek, inanç ve tabii aşk… Ne güzel bir cümle ve ifade şeklidir bu. Eylemlerinizin takipçisiyiz efendim :) Başarılar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*