EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Ceren Gündoğdu

Ceren Gündoğdu

Göz kapaklarının altında henüz keşfedilmemiş bir kâinat var.
Şarkı söylerken, dua ederken, dilek tutarken, öpüşürken gözlerin hep kapalı; çünkü o ‘gerçek’ anlarda dışarıyı unutuyor, kendinle buluşuyorsun.”
 “Kapalı Gözlerle” için sizinle karşılaştığımız en uzun buluşma diyebiliriz; bugüne kadar single ve akustik kayıtlarla karşımıza çıktınız ve şimdi karşımızda yedi yeni şarkılık bir yolculuk var. Ama dünden bugüne, bu albüme yol alalım istersek ben en başına dönmek istiyorum, müzikle ilk buluşmanıza, tanışmanıza, o ilk adımlarınıza? Nasıl ve nerede başladı her şey?

Her şey dünyaya gözlerimi açtığım evde başladı; müzik hayatım nasıl başladı’dan öte hayat müzikle başladı yani. Müziysen bir anne babanın kızıyım. Evimizin salonunun bir köşesinde piyano, bir köşesinde bağlama dururdu. O piyano önce oyuncağım sonra da ömürlük dostum oldu sanırım. Okuma yazmayı öğrenmeden evvel şarkı söylemeyi öğrendim belki de :)

Sesinizle buluştuğumuz “Tepetaklak”, sonrası “Kardan Adam” yola çıkışınızdı, bu heyecan geçtiğimiz sene daha da hız kazandı ve “Ben Hep Seni Sevdim”, “Sağım Solum Aşk” ve “Kayıp” ile birlikte şarkılar çoğaldı artık sesinize aşinaydık ve siz nasıl memnundunuz durumdan. Aslında akış kendi kendine gider gibi göründü hep cephenizde ama her seferinde çıta biraz daha yükseldi sanki? Bu şarkılar, bu yolculuk sizin için nasıl bir anlamdı, neler biriktirdiniz?

Bu süreci yolculuk olarak tanımlamanız ne hoş, çünkü ben de aynı bu şekilde ifade ediyorum geçtiğimiz 1.5 seneyi. Aslında çok uzun yıllardır; ortaokul lise yıllarımdan beri kendi şarkılarımı yazıyordum ama hayatın kendi akışı içerisinde o kadar değerli projeler çıktı ki karşıma önceliği hep onlara verdim.

Üniversiteden mezun olur olmaz İstanbul Devlet Tiyatroları’nda sahnelenen bir Broadway müzikalinde (Sidikli Kasabası) başrollerden biri olarak görev yapmaya başladım. Ardından TRT ekranlarında kendi müzik programlarımı hazırlayıp sundum. Bu süreçte solistliğini yaptığım pek çok grubum oldu ve farklı müzik türlerinin içinde gezinebilme şansı yakaladım. Bu ilham verici tecrübelerin hepsi, bugün kendime ait bir müzik dili yaratma yolculuğumda bana yol gösteriyor.

Albüm süreciyse çok keyifli ama bir o kadar da zorlu bir süreçti. Sana ait bir dünya yaratmaya çalışırken çok titizleniyorsun. Yetenekli pek çok ruh kendinden bir şey katıyor müziğine zenginleşiyorsun, çoğalıyorsun adeta, öte yandan bir şeyler de ters gidiyor zorluyor seni illa ki. Bu ikisi arasındaki dengeyi kurmayı ve en çok da sabretmeyi öğreniyorsun bence albüm sürecinde. Zaten hayatın da kendisi tam olarak bunu öğretmeye çalışmıyor mu insana? Sabrı ve dengeyi… Özetle, her şeyin ilki çok özeldir ya, ilk albüm serüvenim her daim hafızamın en berrak en parıltılı köşesinde yerini muhafaza edecek buna eminim.

Yazdığı aşk şarkılarıyla, sonucu ne olacak olursa olsun, derinlere inip kendi hislerini keşfetmekten ve ifade etmekten korkmayan cesur kadınlara alan açmaya çalıştığını söyleyen şarkıcı, yalın ve samimi hikayeleri güçlü melodilerle birleştirdiği bir albümle dinleyenleri kendi iç dünyasına doğru bir yolculuğa davet ediyor.
Yine bu şarkılarda olsun, bu yeni albümde bir yandan da sizi söz yazarı ve besteci olarak da tanıdık. Bizi bir iç yolculuğa davet ediyorsunuz ama ben sizin de iç yolculuğunuzu merak ediyorum tam da burada. Kendi sözünü yazan, müziğini yapan biri olarak bu şarkılar nasıl ruh halleri içinden geçiyor da bize ulaşıyor peki; kendi kaleminizle ve notalarınızla nasıl bir dostluk içindesiniz?

Şarkıları yazmak için melankoliden beslendiğimi itiraf edebilirim sanırım. Yakın çevrem de yeni tanıştığım insanlar da sık sık çok güler yüzlü ve pozitif biri olduğumu dile getirir fakat aslında melankolik biriyimdir ben. Dışarıyı rahatsız etmeme çabası belki o güler yüz… Şarkılarımda benim yaşanmışlıklarıma rastlamak mümkün. Fakat sanılanın aksine bir şarkının tümü tek bir duygu ve tek bir an’a dayanmıyor. Belki şarkı içindeki tek bir cümle benim duygusal belleğime ait, geri kalan kelimeler ve notalar ise tanıklık ettiğim hikayelerin yansıması.

Albümün prodüktörlüğünü Cihan Mürtezaoğlu ve Arel Koray Nalbant üstleniyor ki Cihan Mürtezaoğlu ile çalışmanın her zaman şahane sonuçlar verdiğine tanığız; kendisi ile nasıl kesişti yolunuz ve burada beraber çalışmak nasıldı; yine ötesinde bu albüme kimler omuz verdi, kimler başından sonuna kadar sizinleydi; nasıl bir stüdyo sürecinden geçti bu şarkılar?

Cihan çok uzun zamandan beri büyük bir hayranlıkla takip ettiğim bir sanatçı. Onun beni  keşfetmesi ise bir stüdyoda tesadüfen bir kaydıma denk gelmesiyle oluyor. Ardından bu ses kimdir diyor ve beni buluyor :) Bu vesileyle tanıştığımız esnada ben de albüme başlamak üzereydim. Öyle güzel bir zamanlama oldu ki. Hayatın gönderdiği işaretleri okuma gayretinde biriyim. Bunu da bir işaret olarak gördüm tabii ve ne mutlu ki 3 şarkıda beraber çalıştık. Arel Koray Nalbant ise bu zamana kadar yayınladığım tüm teklilerimin prodüktörü ve aranjörü. Koray benim için çok kıymetli bir yol arkadaşı, birlikte üretiyor olmak çok büyük keyif. Dostluğumuz ise Boğaziçi Üniversitesi yıllarımıza dayanıyor, yani 12-13 seneyi devirdik… Tanıdığım en yetenekli ve disiplinli müzisyenlerden biri. Sahnedeki ekip arkadaşlarım da kayıt sürecinde hep yanımdaydı elbette; birbirinden değerli müzisyen dostlarımla ilmik ilmik işledik şarkıları. Son olarak Mix Emre Nişancı’nın, Mastering ise Güven Ersoysal’ın ellerinden.

 

Akustik piyano baladlarından geleneksel Türk enstrümanlarının kullanıldığı şarkılara uzanan bir albüm bu peki siz müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Henüz çok yeni ama albüme gelen ilk tepkiler nasıl oldu? Dinleyicileriniz ile aranızda nasıl bir dostluk var peki?

Samimi hikayelerin yalın bir dille ve güçlü melodilerle anlatıldığı, romantik bir müzik dili yaratma hayalimin peşinden koştum bu albümde. İlk tepkiler içimde çiçekle açtırıyor. Dinleyenler favori şarkılarını seçemeyecek kadar çok sevmişler şarkıları. Bundan büyük mutluluk nadir hissedilir. Gerçekten de dinleyicim ile aramda çok güçlü, çok duygusal bir bağ var. Bunun için müteşekkirim. Bana üşenmeden öyle uzun öyle derin mesajlar attılar ki albümün ardından. Bir çoğu her şarkı için ayrı ayrı hislerini yazmış. Bu gerçek iletişimi, bu saf sevgiyi görmek insanı çok umutlandırıyor. Elimden geldiğince her mesaja her yoruma cevap vermeye, günlük hayatın koşturmacası içinde zor olsa bile buna mesai ayırmaya çalışıyorum. Çünkü tanımadığın bir insana müziğinle dokunabiliyor olmanın bir nev-i büyü olduğunu ve o büyünün etkisini sürdürebilmesi için sanatçının da emek vermesi, o sevgiyi beslemesi gerektiğini düşünüyorum…

 Biliyoruz ki günümüz şartlarında müzisyen olmak, albüm yapmak çok zor; sadece ülkemizde zor sanırken şu anda yaşadığımız salgın sebebiyle artık dünyada da dengeler şaşmış durumda. Tam da böyle bir zamanda evime kapanmış albümünüzü dinlemek güzel de bir ilaç bence ama yine de sormadan edemiyorum çünkü yeni bir albüm ve kuşkusuz konserler planlandı, klipler çekilecek belki ya da konukluklar olacak bir şekil; bu şartlarda planlar değişti mi? Albümle ve siz ile ilgili önümüzdeki günlerde bizi neler bekleyecek?

Albümü keyifle dinliyorsanız ne mutlu, önce onun için teşekkür etmek isterim. Albüm yıllardır hayalini kurduğum bir şeydi. Aylardır da gece gündüz demeden sadece bunun için çalıştık. Böyle bir döneme denk gelmesi ilk etapta beni de üzdü ve endişelendirdi ne yalan söyleyeyim fakat öyle güzel mesajlar aldım ki; moral bulduğunu, albümün evde kalmayı çekilir hale getirdiğini yazıp durdu dinleyicim. O zaman fark ettim ki bu albüm bir kötü gün albümü belki de. Naslı ki kötü gün dostunu unutmaz insan, belki bu şarkılar da canı sıkılanlara, endişeli olanlara eşlikçi olacak bu dönemde. Bunu düşünmek mutlu ediyor beni. Öte yandan lansman konserimiz de dahil olmak üzere önümüzdeki 2 ay gerçekleşmesi planlanan tüm konserler, katılacağımız tüm tv ve radyo programları iptal oldu elbette. Sosyal medya üzerinden yapacağım canlı yayın konserleriyle ilerleyeceğim şimdilik. Bu kara günler geçince acısını çıkartıp, şehir şehir gezecek bol bol konserler vereceğim. Söz!

Bugüne kadar birçok albümde ya da kollektif çalışma içinde de yer aldınız. Ercüment Gül albümünde Özgür Çevik düetiniz yine Vera, Burcu Tatlıses şarkılarında sizinle karşılaşmamız. Kendileri ile müziği paylaşmak, ortak paydada buluşmak nasıl bir duyguydu?  Bir gün için özellikle çalışmayı istediğiniz, dilediğiniz müzisyenler var mı böyle?

Müziğin varoluş sebebinin Neşet Baba’nın deyimiyle gönülden gönüle olan gözle görülmez yolu aşılabilir kılmak olduğuna inananlardanım. Haliyle, bir başka müzisyen dostumla ortak bir projenin içinde yer alıyor olmak beni çok mutlu ediyor. Birbirimize dokundukça birbirimizi büyütüyoruz, zenginleştiriyoruz adeta. Yakın gelecekte Cihan’la (Mürtezaoğlu) beraber bir şeyler söylemek/kaydetmek niyetindeyiz. Şu an için beni en çok heyecanlandıran fikir bu. Buna ek olarak, Sevdaliza, Evgeny Grinko ve Dhaffer Youssef’lae da ortak bir çalışma yapabilmek çok isterdim.

 

Söyleşimizin sonunda kısa sorulara böyle aklınıza ilk gelecek yanıtlar istiyorum sizden ve müzik ekspres ailesi olarak çok teşekkür ediyorum, nice albüm buluşmayı diliyorum.
İlk aldığınız albümü hatırlıyor musunuz?

Özlem Tekin’in ilk albümü. 6 yaşındaydım.

Hayatımın şarkısı dediğiniz bir şarkı var mı?

Ah bu soruya cevap verebilmem imkansız. Sevdiğim o kadar çok şarkı var ki. Ajda Pekkan Saklambaç, Last Five Years müzikalinden Still Hurting, Sezen Aksu Geri Dön, Round Midnight, Seher Yeli Nazlı Yare, Hallelujah… Say say bitmez… Bunlar rastgele aklıma gelenlerden bir kaçı sadece.

Plaklardan kasetlere, CD’lerden digitale geldiğimiz süreçte siz hangisini en çok sevdiniz?

Benim daimi favorim plaklar. Bir hayalim de ‘Kapalı Gözlerle’yi plak olarak yayınlamak zaten.

Müziğin dışında hayatınızın diğer renkleri nedir?

Ailem, dostlarım, sinema ve kitaplar.

Mesela bize bir kitap önerecek olsanız?

j.M Coetzee- Utanç. En son okuduğum kitap. Çok çok etkileyici… Sert bir hikaye üzerinden yüzleştirdikleri çok kıymetli. Yürekten tavsiye ediyorum.

Bir dizi ya da film müziğinde karşılaştık mı sizinle?

İlk teklim ‘Tepetaklak’ı ilk kez “Erkenci Kuş” dizisinde duydu dinleyenler. Bir de “İstanbullu Gelin”de Süreyya’nın annesini oynadığım dönemde “Geçsin Günler Haftalar” şarkısını çok severek seslendirmiştim dizide.

Peki ya bir kare as istesek, mesela sizin için çok önemli dört albüm ismini?

Sertap Erener – Lal
Sezen Aksu – Sen Ağlama
Norah Jones – Come Away With Me
Nat King Cole – Love Songs

Ve son olarak söyleşimizin sonunda bizim için bir şarkı seçmenizi isteyeceğim, mesela şöyleşiyi yaptığımız bugün, ruh haliniz hangi şarkı o olabilir mi? Sizden bir şarkı da olabilir başka bir yorumcudan da, yani tam da bugün hangi şarkı, şarkısınız :)

Bugün tam da ‘Beklerim’ şarkısı gibiyim. Kapalı Gözlerle albümümün 2. şarkısı. Eski rutinlerimize, sahneye, göz göze şarkı söylediğim dinleyicime, ekip arkadaşlarıma, dostlarıma, aileme, yeşile ve maviye geri dönebileceğimiz günleri hasretle bekliyorum çünkü! Ve şarkının sözlerindeki gibi; ‘Derinlere gizlenmiş pembe bir bahar’a inanmayı seçiyorum. Şüphesiz ki bu küresel krizin ardından içinde bulunduğumuz düzen değişecek, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak ama belki daha bilinçli, daha adil, daha duyarlı insanlar olacağız bu salgını atlattıktan sonra.

 

 

Ceren Gündoğdu’dan Coverlar

 

 

 

 

Göz kapaklarının altında henüz keşfedilmemiş bir kâinat var. Şarkı söylerken, dua ederken, dilek tutarken, öpüşürken gözlerin hep kapalı; çünkü o ‘gerçek’ anlarda dışarıyı unutuyor, kendinle buluşuyorsun.”  “Kapalı Gözlerle” için sizinle karşılaştığımız en uzun buluşma diyebiliriz; bugüne kadar single ve akustik kayıtlarla karşımıza çıktınız ve şimdi karşımızda yedi yeni şarkılık bir yolculuk var. Ama dünden bugüne, bu albüme yol alalım istersek ben en başına dönmek istiyorum, müzikle ilk buluşmanıza, tanışmanıza, o ilk adımlarınıza? Nasıl ve nerede başladı her şey? Her şey dünyaya gözlerimi açtığım evde başladı; müzik hayatım nasıl başladı’dan öte hayat müzikle başladı yani. Müziysen bir anne babanın kızıyım. Evimizin…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.8 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*