EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Derya Çınar Oral

Derya Çınar Oral

Bir yılın sonlarına doğru geliyoruz. Herkes bir şekilde yılın listelerini, en çok dinlediklerini paylaşmaya başlıyor ki ben de uzak durmuyorum bu durumdan. Sonuçta kimse aslında mutlu, memnun ayrılmıyor, bir sürü farklı ruh hali ile karşılaşıyoruz, geçişler yaşadığımız ve bir günümüzün bir günümüzü ya da bir şarkımızın bir şarkımızı tutmadığı gerçeği ile tam da orada karşılaşıyoruz.

Bir süredir takibinde olduğum bir müzisyen var: Derya Çınar Oral. Öncesi iki özgün beste / single yayınladı ve sesini duyurdu ki bu ilk çıkışında sevgili müzisyen eşi Fatih Oral ile birlikte Baki Duyarlar, Erkan Oğur, Cem Aksel, Erdal Akyol gibi önemli  ustalar vardı yanında ve albüm Ada Müzik gibi köklü ve önemli bir firmanın sunumunda karşımıza çıkıyordu ki kulak vermemek mümkün olmazdı.

Ama her şeyden önemlisi devamında ne olacaktı; mesleği öğretmenlik ile mi devam edecekti yoluna yoksa yeniden dinleme şansını bulacak mıydık bu piyasada. Evet geçen senenin sonlarına doğru “Sade” isimli ilk albümü geldi önce. Tamamı bir günde kaydedilen ve pandemi döneminde bizi yeniden umutlandıran bir çalışmaydı. Bu ayın ilk günlerinde de ikinci albümü “Salkım” ile karşılaştık ki soluk kaldığı yerden devam ediyordu ve büyü bozulmuyordu, etki değişmiyordu; geleneksel müziğin günümüz müzik anlayışı ile olan bu harmanı özlemiştik.

Her şeyi geçelim hepimiz görüyoruz, tek şarkılar dönemi, iki dakikada hazırlanan altyapılarla iki günde servis edilen piyasa süreci, kaç tanesini yine ikiden fazla dinleyebiliyoruz. Burada iki özgün eserle yola çıkan ve iki albümle yoluna tüm kalbi ile devam eden bir müzisyen var; bir yıl bitmeden uzun uzun konuşmadan olmazdı kendisi ile ve bu fırsatı biraz geç de olsa bulduğum için mutluyum elbette. Müzik dünyasındaki yolculuğunu, şarkılarını, albümlerini uzun uzun konuştuk,  bir yılın son söyleşilerine doğru yaklaşıyoruz ve bu söyleşi de benim için ama kesinlikle ayrı saklayacaklarım içinde yer alacak.

Kadri Karahan

 

İTÜ Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi bölümü mezunusunuz ve o günden beri de isminiz ile  sık sık karşılaşıyoruz. Ama o sürece nasıl gelindi merak ediyorum, müzik en başından beri hayatınızda var mıydı, bu eğitim sürecine nasıl gelindi, nasıl bir heyecandı sizin için o zamanlar?

Müzikle bağı olan bir ailede yetiştim. Babam evde bağlama çalar, bazen benimde kendisine eşlik etmemi isterdi. Annemin ve babamın kendilerine özel müzik zevkleri olduğunu yine söyleyebilirim. 2004 yılı İstanbul Liseler arası ses yarışmasına müzik öğretmenimin tavsiyesiyle katılmış ve birincilik kazanmıştım. Yaşadığım bu deneyim sanırım konservatuara açılan kapı oldu. İTÜ konservatuar Ses Eğitimi bölümü TSM dalını seçmiştim. Klasik Türk Müziği geleneğini yaşayan çınarlarıyla tanıma, öğrenme fırsatı yakalamıştım. Bu çok büyük bir şanstı elbette.

Selahaddin İçli, Alaaddin Yavaşça, Erol Uras, Doğan Dikmen, Münip Utandı, Emin Baykırık ve Başak Yavuz’dan dersler aldınız ki her biri çok değerli ustalar ve müzisyenler yine beraberinde Osmanlı Müziği, Anadolu Türküleri, Orta Asya Pentatonik Müziği ve farklı müzik türleri üzerine çalışmalarına devam ediyorsunuz.
Bu değerli isimlerle yolculuk nasıldı ve müzikte sanırım bir son yok öyle değil mi ve bu bahsettiğimiz tarzlarla buluşmalarınız size neler kattı, neler sundu?

Her bir hocamın birikimi ve tecrübeleri çok başka idi. Bizde o dönem gençlik ruhuyla alabileceğimiz kadarını aldık. Selahattin İçli hocamın tevazu ve kibarlığını, Erol Uras hocamın ses alanıyla ilgili engin bilgisi ve kattıkları, Doğan Dikmen hocayla yaşadığımız icra tecrübelerini unutamam. Yine Başak Yavuz sayesinde armoni ile tanışmam, Tümata kurucusu Rahmi Oruç Güvenç ile pentatonik müzik ve müzik terapiyle tanışmam, yorumculuğa ve müziğin ruhuna dair yeni duygulara ulaşmamı sağladı diyebilirim.

 

ve yine çok değerli bir başka müzisyen sevgili Fatih Oral’da eşiniz aynı zamanda ve kendisinin de desteğini alarak ilk şarkılarınızı buluşturdunuz bizimle. “Canan” ve “Gel Yar” sürecin ilk meyveleriydi ve de gayet güzel karşılandı müzik dünyasında.
Üstelik bu şarkılarınızda çok önemli başka müzisyenler eşlik etti size. Baki Duyarlar, Erkan Oğur, Cem Aksel, Erdal Akyol ki aynı zamanda önemli de bir destek Ada Müzik’ten geldi. Birlikte nasıl bir yolculuk oldu kendileri ile, nasıl bir hayalin içindeydiniz, bugün baktığınızda ilk sesinizi duyduğumuz şarkılar ve yanınızda usta isimler var, şanslı olduğunuzu düşüyor musunuz?

Ada Müzik’le çalışmak benim için büyük bir şanstı elbette. Her iki teklimde de kendi alanlarında usta, başarılı müzisyenlerin bana eşlik etmesi hayal ettiğim bir gerçekti. Besteleriyle ve bir eş olarak bana desteğini esirgemeyen kıymetlim Fatih Oral’ın en büyük teşekkürü hak ettiğini düşünüyorum.

 

Şans faktörü elbette var ama siz yıllar içindeki emeğinizin karşılığını da hakkıyla veriyorsunuz ki iki şarkı ile kalmıyoruz, iki de albüm ile devam ediyoruz sizinle buluşmaya. Geçen sene bu  zamanlar “Sade ile buluşuyoruz ki Elazığ ve Yukarı Fırat bölgesi türküleri yanında eşinizin de özgün eserlerinden oluşuyor albüm ve öğreniyorum ki tek bir günde kaydediliyor bu albüm.
Ama zaman öyle bir zaman ki pandemi gibi bir gündemle karşı karşıyayız ve morale, umuda  çok ihtiyacımız var. Siz de “temennim seslendirmeye çalıştığım eserlerin yalnız kulağınıza değil, gönül hanemize de tesir edebilmesidir” demişsiniz. “Sade”yı sizden dinleyebilir miyiz? En başından en sonuna, hem siz de hem de dinleyiciniz üzerinde bıraktığı duygulara.

Teklilerim ile başlayan serüven albümlerimle devam etti. Gittikçe popüler gerçekliğe uyan müziklere değil, gönlümüzden dökülen müziğimizi takip etmek isteyenlerin bizimle olmalarını arzu ettim. Evet bu çok zorlu bir yoldu. Ne yaptık “Sade” albümünü bir günde kaydettik,  üstelik canlı bir kayıttı bu. Pandemi zaten insanları birbirinden ayıran, uzaklaştıran bir süreçti, dinleyicilerimizin bizi o an oradaymışçasına duymalarını hayal ettik. Dinleyicilerimizin, mükemmel ve aksaklıkları olmayan bir albüme değil de, onlara tesir edebildiğimizi, kalplerine
işlediğimizi ifade eden yorumları hayalimizin gerçekliğini anlamamızı sağladı. Ayrıca her yaş grubundan insana hitap ettiğiyle ilgili geri dönüşler alıyorum. Her birine gerçekten sonsuz teşekkür ediyorum.

 

ve bu ayın ilk günlerinde kapımızı çalan “Salkım” isimli ikinci albümünüz için de bir yerde “Sade”nin devamı diyebiliriz sanırım. Ruh değişmiyor, ekip değişmiyor ve yine aynı lezzet devam ediyor. Bu bir tür kaygı mı ki ticari ya da popüler bir durumdan değil özden çıkmamak adına duyulan bir saygı mı?
Hem geleneksel çalışmaları hem de özgün besteleri hakkını vererek okuyorsunuz ve bu çizgi önümüzdeki günlerde de böyle mi devam edecek, bir sonraki albümde de yolculuğunuz yine bu renkler çerçevesinde mi olacak?

Türkülerimizi ve Fatih Oral’ın özgün bestelerini geleneksellik üzerine çağdaş arayışla ve sade bir anlayışla yorumlama gayretindeydim. ‘’Özden çıkmamak adına duyulan saygı’’ yorumunuzu ‘’kültürümüzü gençlere sevdirerek tanıtma çabasında olmak’’ sözleriyle de tamamlayabiliriz. Bir sonraki çalışmada belli oranda enstrüman ve tarz değişimine gidebileceğimizi söyleyebilirim.

“Sade” ve “Salkım” albümleri birbirleriyle organik bağı olan ve artık olgunluğuna erişmiş projeler denilebilir. Bu iki albümde özgün müzikte ve türkü projelerinde sıkça yan yana gelmeyen sazları kullandık. İkisinde de doğrusunu söylemek gerekirse ekonomik olmaya çalıştık çünkü yeterli imkanımız ve kaynağımız olmadığını söyleyebilirim. Ne türkü dünyasının, ne de popüler müzik dünyasının alışageldiği bir sound olmadığı gerçek. Bu da bir risk tabi. Geleneğimize yaslanıp, kendi ürettiğimiz müzikleri ayrıca kendi tasarımımızla ortaya koyduğumuz yeni bir proje. Bu projeler için kültür üretme projesi de denilebilir.

 

Biraz da Fatih Bey’den konuşalım ki kendisini ve çalışmalarını da yakından takip ediyorum. Yolunuz nasıl kesişti. Bir eş ve iki başarılı müzisyen olarak birbirinizi tamamladığınız ortaya çıkan çalışmalardan belli; Her iki anlamda da nasıl tanımlıyorsunuz bu birlikteliği, burada da kendisine sevgilerimi, selamlarımı iletiyorum ayrıca.

Fatih ile yolumuz Orta Asya, Pentatonik müzik provaları esnasında kesişti. Aynı zamanda Harput müziği, Osmanlı müziği ve cazla ilgili deneyimi ve bilgisi olan tecrübeli bir müzisyen.

Aslında türkülerle bağımı onunla yeniden sağlamlaştırdığımı söyleyebilirim. Proje üretim insanı olarak tanımlamak yanlış olmaz sanırım. İyi ki var ve tanıdım. Güzel bir şeyler oluşmuşsa emeği çoktur.

 

Albümdeki sound bize zaten birebir gerçekliği, dokuyu hissettiriyor ama kuşkusuz ki canlı canlı da sizi dinlemeyi istiyor dinleyiciniz ve bekliyor hatta. Sahneler ile aranız nasıl oldu dünden bugüne, önümüzdeki günlerde bu şekilde buluşmalar bekliyor mu adınıza bizi?

Evet pandemi dolayısıyla genellikle online konserler oldu ve çok şükür ki albümlerimizle buluşmuş olduk dinleyicilerimizle. Konserlerin olması ve dinleyicilerimizle buluşmayı hayal ediyorum.

 

Dinleyicileriniz ile nasıl bir dostluğunuz var peki ve bir yılın daha sonuna geliyoruz, sizin için nasıl bir yıldı, mutlulukları ile hüznü ile neler yaşadınız, yeni bir yıldan neler bekliyorsunuz, diliyorsunuz; buradan kendilerine nasıl bir mesajınız olabilir?

Bizi dinleyen takip eden dostlardan çok güzel yorumlar alıyorum. Bu durum beni çok mutlu ediyor. 2021 yılı hayatımda radikal bazı kararlar almama vesile oldu. 2022 yılı için tüm canlara, kendilerine ve çevresindekilere sevgi ve merhametle muamele etmelerini diliyorum.

 

Söyleşimizin sonunda kısa sorularım olacak ve yeniden görüşmeyi dileyeceğiz elbette.
Türküler olmasaydı hayatınızda müzik olur muydu mesela, başka tarzlarla aranız nasıl, hiç böyle bir çalışma içinde karşılaştık mı sizinle ya da karşılaşabilir miyiz ilerde?

Türküleri okumayı seviyorum. Esasen Klasik Türk Müziği eğitimi aldım. Okul dönemim ve sonrasında da bununla ilgili çalışmalarda çokça yer aldım. İlerleyen zamanlarda türkülerle bağım devam edecek fakat Klasik Türk Müziğinin de modern sentezlerini duyurabilmeyi hedefliyorum. Sanırım bir sonraki çalışmam bu hedefe yönelik olacak. Bizim müziğimizde doğaçlamanın (uzun hava, gazel, hoyrat, kaside, taksim vb.) önemli bir yeri var. Dünya müziğindeki modern doğaçlamalarla bir sentez ortaya koyabilmek sanırım ileriye dönük en büyük arzum.

Peki dünden bugüne size kimler ilham oldu, kimleri dinlemekten vazgeçmediniz hiç?

Belirli aralıklarla açıp dinlediğim çok önemli isimler var elbette. Bunların başında Bekir Sıtkı Sezgin, Kani Karaca, Sabite Tur Gülerman, Münir Nurettin Selçuk, Neriman Tüfekçi Altındağ, Rashid Behbidov, Cecilia Bartoli, Muharrem ERTAŞ, Kazancı Bedih, Enver Demirbağ, Roza Eskenazy, Erkan Oğur, Aşık Sulari, Lilit Pipoyan, Sıtkı Demirci…. O kadar çok var ki … İyi müzisyenleri takip eder ve iyi müzikleri dinlemeye gayret ederim.

 

Ya günümüzde, günümüz müziğinde kimleri beğenerek takip ediyorsunuz?

Jamala, Aygun Mübariz, Aynur Doğan, Ruşen Alkar, Aysun Gültekin, Emel Mathlouthi, Zoe Viccaji, Haluk Tolga İlhan, Birsen Tezer, Serenad Bağcan, Hindi Zahra, Huun Huur Tu, Tinariwen…. Aklıma gelenler şimdilik bunlar :)

 

Bugüne kadar seslendirdiğiniz eserler içinde en özeli hangisi oldu sizin için?

Bahçede Var ..

 

Bir dönemin kasetleri mi, plakları mı, CD’ler mi yoksa dijital müzik mi, siz hangisinde en çok mutlu oldunuz ya da hala mutlusunuz?

Ben kaset dönemi çocuğuyum. Kasetleri severdim. Albüm yapma sürecine başlarken kendi çalışmamın cd olarak yayınlanmasını arzu etmiştim fakat şartlar dijitalde olmaya mecbur kıldı. Yani elimize alabileceğimiz kaset , cd, plak gibi reel bir materyal elbette daha anlamlı.

 

ve son olarak tam da şu anki ruh halinizi anlatan bir şarkı / türkü seçmenizi istesek hangisi olurdu?

Kelmti Horra.

 

Bir yılın sonlarına doğru geliyoruz. Herkes bir şekilde yılın listelerini, en çok dinlediklerini paylaşmaya başlıyor ki ben de uzak durmuyorum bu durumdan. Sonuçta kimse aslında mutlu, memnun ayrılmıyor, bir sürü farklı ruh hali ile karşılaşıyoruz, geçişler yaşadığımız ve bir günümüzün bir günümüzü ya da bir şarkımızın bir şarkımızı tutmadığı gerçeği ile tam da orada karşılaşıyoruz. Bir süredir takibinde olduğum bir müzisyen var: Derya Çınar Oral. Öncesi iki özgün beste / single yayınladı ve sesini duyurdu ki bu ilk çıkışında sevgili müzisyen eşi Fatih Oral ile birlikte Baki Duyarlar, Erkan Oğur, Cem Aksel, Erdal Akyol gibi önemli  ustalar vardı yanında ve…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.14 ( 10 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*