EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Ozan Sarıboğa

Ozan Sarıboğa

Bu hafta çok değerli bir müzisyeni sayfalarımızda konuk etmenin mutluluğunu yaşıyorum. Aslında kendisi ile yolum uzun zaman önce kesişti hatta ilk karşılaşmamız ilk yılımızda düzenlediğimiz Müzik Ekspres Alternatif Müzik Ödülleri’nde gerçekleşti. O dönem birlikte çalıştığı Kent Şarkıları ve ablası Bahar Sarıboğa çalışmaları vesilesi ile birçok düzenlemesini de dinlemiştim ve alkışlamıştım.

Yine çok sevdiğimiz Ahenk Müzik / Sercan Yılmaz sohbetlerim bana başka bir albümü müjdeledi ki Utku Barış Andaç ile birlikte hayata geçirdikleri “Azerbaijan Love Songs” yayınlandığında takvimler 2018’i gösteriyordu. Bu arada gerek popüler müzik  dünyasının (Hande Yener, Funda Arar, Aydilge, Özgün) gerek alternatif müzik camiasının birçok sahnesinde ya da çalışmalarında da karşılaştık sevgili Ozan ile. En son geçen yaz gerçekleştirdiğimiz kısa sohbette de öğrendim ki kendisi gibi çok yetenekli eşi sevgili Beray Gökçen ile de çalışmalara başlamışlar ve hatta beraber de bir şarkıya hayat vermişler.

Bu yıl yolumuzun yeniden kesişme sebebi de yeni albümü haberi oldu ki önümüzdeki ay sekiz şarkılık “Piano Sessions, Vol. 1” çalacak kapımızı. Belki bu sohbet için o süreci bekleyebilirdik ama ben albümden yayınlanan ilk şarkı “Fly” ile uçuşa geçtim ki zaten kendisine çok şey sormak istiyordum ve bir şekilde erken davranmış da oldum. On parmağında on marifet olan müzisyenlere her zaman hayran olmuşumdur. Yaşadıkları uzak şehirde başladığı müziği eğitimi devamında babasının ve ablasın desteği ile ve devamında da aldığı eğitimle her geçen gün kendisini daha da yukarılara taşıdı.  Görebildiğim kadarı ile her şeyi de o kadar güzel deneyimledi ki en büyük sahnelerde de çaldı ama bir yandan da o öz ruhunu asla bir yana bırakmadı.

Zaman zaman sesi, zaman zaman enstrümanı ve genellikle düzenlemeleri ile bakın burada çok özel bir isimle buluşmanın heyecanını yaşayacaksınız. Onun dünyasında karşılaşacağımız çok çeşitliliğin içinde öyle güzel bir denge kuracaksınız ki adeta her tür ruh halinize değecek Ozan’ın dünyası. Adıma evet belki biraz geç kalınmış bir söyleşi ama her zaman da belki doğru zamanın var olduğu gerçeği. O sebep çok şey konuştuk ve mayıs bir kere daha çok değerli bir müzisyen dostumla benim için harika bir renk oldu. Teşekkürler sevgili Ozan ve albümünü heyecanla bekliyorum elbette.

Kadri Karahan / Editörün Notu

 

İnstagram

Youtube

X

 

 

Sevgili Ozan kariyerinizde size sormak istediğim çok şey var ve tüm bunları özetlemeye müziğin o ilk yıllarından, çocukluğundan başlayalım mı; çünkü küçük yaşların ve müziğe olan merakın seni bu işin eğitimine yönlendirmiş ve bir anda çevreni birçok enstrüman sarmış, doğru mudur? Nasıl başladı o yıllar bu heyecan, nasıl bir hareketlilikti, renklilikti o yaşlar?

Aslında çok çok eskiye dayanıyor benim için küçük yaşlarda çok fazla müzik dinlerdi o zamanlar Türkçe vs ama 96-97 yıllarında babamın yanlış hatırlamıyorsam Ankara’dan geldiğinde yanında getirdiği Michael Jackson’ın “Bad” albümü yine yanında Pink Floyd “The Wall” ve “Bravo Hits 20” albümü birçok o zamanın popüler şarkıcılarından hit şarkılardan oluşan bir albüm ve özellikle Michael Jackson’ın albümü beni çok etkilemişti bu nasıl müzik ve sound deyip saatlerce dans edip sesi yüksek sesle açarak dinlerdim ve aslında bu soundun nasıl çıktığı ve bu ses kayıtları vs bunların peşinden koşmaya başladım.

İlk enstrümanımı öğrenmeye başladıktan sonra da bu şarkıları sanatçıları kulaklıkla vs dinleyip tek tek çalınan enstrümanların ne çaldığını çıkarmaya ve onlara
eşlik etmeye çalışırdım. 5-6 Yaşlarında vurmalı çalgılar perküsyon 7 yaşında bağlama kursuna yazıldım orada solfej ve bona öğrendim sonra 9 yaşında ablamdan gitar öğrendim ve sonrasında kendi kendime çalışarak geliştirdim 10 yaşında da piyano eğitimi almaya başladım. Babamın bana aldığı ilk klavye ile Roland E16 hiç unutmuyorum ilk kayıt deneyimimi de o yaşlarda klavyenin üzerindeki kayıt özelliği ile deneyimledim.

 

Babanız Erdal Sarıboğa ve ablanız Bahar Sarıboğa ile Grup Revan yolculuğunuz sizin de ilk ısınmalarınız, ilk profesyonel adımlarınız ve tüm bu yolculuğun başlangıcı müziğin merkezinde bir şehirde değil Kayseri’de gerçekleşiyor ve 2005 yılında bir de albüm yayınlıyorsunuz ve o süreç ilk stüdyon hayata geçior, ilk aranjeler de aynı şekilde. Bu aile bağı yolculuğu ve bağımsız ilk adımları ve süreci de dinlemeliyiz ki bugünün çok önemli bir dünü çünkü adınıza.

Evet bizim için çok değerli zamanlar, Grup Revan olarak ilk demomuzu Ankara’da Gür Müzik stüdyolarında Kaan Kurmuş ve Özgür Kurmuş’un stüdyosunda kaydettik 2003-2004 yıllarında o zaman stüdyoyu ve çalışma ortamını görünce çok büyülenmiştim 13 yaşında bir çocuk olarak beni çok etkileyen bir atmosferi vardı stüdyoda çalışmanın sonrasında Kayseri de bende kendi kendime o zamanlar ev stüdyomda kayıtlar almaya ve denemeler yapmaya başladım. Ankara’da albüm yaptığımız sıralarda da profesyonel olarak ilk defa albümümüzde gitar ve perküsyon çaldım ve vokal yaptım.

 

2008 yılında İTÜ Ses Kayıt ve Müzik Teknolojisi bölümünü kazanarak İstanbul’a adım atıyorsunuz ve burada da profesyonelliğin daha görünür ilk adımları atılıyor. Bu eğitim süreci size neler katıyor ve devamında neler kazandırıyor. Biz de o süreçte Kent Şarkıları vesilesi ile yan yana geliyoruz ilk kez ve ben da adınızla ilk orada karşılaşıyorum. Hayatınızın bu yanında neler bekliyor sizi?

Evet benim için her şeyin aslında hikayenin müzisyenlik kariyerimdeki çocukluktan çıkıp gerçek noktası İstanbul ile başlıyor. O zamanlar hem ses mühendisliği kariyeri hem de bir prodüktör olarak kendimi inşa edecek tek bir üniversite denemiştim o da İTÜ Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri bölümüydü başka da bir bölüm denemedim açıkçası, çünkü hem Türk müziğini öğrenmek hem de batı müziği ile olan ilişkimi geliştirmek istiyordum hedefim her zaman bu iki noktayı kendimi köprü olarak görüp birleştirmekti. Evet Kent Şarkıları ile uzun bir dostluğumuz var iki albümde birlikte çalışmıştık onlarla Erkan Güneş’e ayrıca buradan selam olsun. Ben de ödül töreninde sizinle ilk orada tanışmıştım.

 

 

Bu ilk adımlarda birçok şarkıda isminizle karşılaştığımız gibi bir de bir albümde buluşuyoruz ki Utku Barış Andaç ile ortaklığınız “Azerbaycan Halk Şarkıları” isminde karşımızda. Piyano ve kemanın ikinizin dokunuşları ile ses bulan bu değerli çalışmaların etkisi eminim bugün hala dinleyicinin etkisinde olduğu bir durum. Yolunuz nasıl kesişiyor, bu albüm fikri nasıl gelişiyor ve bugün baktığınızda kariyerinizde nasıl bir yerde duruyor?

Utku ile İstanbul’a ilk geldiğim zamanlarda tanışmıştık 2009-2010 yılları sanırım o zaman güzel bir arkadaşlık kurduk. Sonrasında tabi İstanbul koşturmacası diyelim bayabir zaman denk gelemedik ve aslında sonrasında bu albüm vesilesi ile tekrar bir araya geldik ve güzel bir çalışma ile 2018 yılında albümü çıkarttık. Kayıt ve aranjeler ile baya bir uğraştık güzel anılar biriktirdik ve ortaya güzel bir albüm çıktı.

 

 

O süreçte şarkıların künyelerinde mix-mastering olarak öne çıkan adınız ilerleyen zamanda gerek sahnelerde gerek diğer çalışmalarda daha belirgin ve daha ön planda kendine bir yer buluyor. Bu süreçte benim de canım dostum sevgili Aydilge, Hande Yener, Hüsnü Şenlendirici gibi popüler isimlerden alternatif birçok müzisyenin de çalışmak istediği bir müzisyen oluyorsunuz. Müzikteki bu farklı geçişleri, bu herkese has olmayan dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Aslında çok farklı tarzlarda müzik dinlemenin ve bir çok enstrümanı çalıyor olmamla hepsi aynı bütünlükle Hüsnü abi İstanbul’;daki ilk senelerimizde denk gelmemiz ile birlikte bizzat kendisi teklif etti bizimle sahnede çalar mısın diye sonrasında hikaye devam etti Yusuf Güney ile 5 sene sahnesinde eşlik ettim ve “Duydun Mu” gibi çok dinlenen şarkılarında aranjörlük yaptım. Özgün ile de aynı şekilde sahnede birlikte çalıştım “Kalbimin Her Yeri” şarkısının aranjesini ve orkestra şefliğini yaptım, Funda Arar ile 6 sene sahnede ve stüdyo kayıtlarında eşlik ettim. Aydilge’nin bir çok hit şarkısında prodüktör ve ses mühendisi olarak yer aldım “Hayat Şaşırtır” ve “Yalnızlık Masalı” mesela. Hande Yener ile 3 senedir sahnesinde eşlik ediyorum, yine farklı birçok sanatçının hem stüdyo hem de sahne çalışmalarında bulundum ve çalışmaya kendi stüdyomda devam ediyorum.

 

 

 

Ve sevgili müzisyen eşiniz Beray Gökçen’e de bir selam verelim. Birlikte bir hayata baş koyduğunuz gibi aynı zamanda bir de müzik yolculuğuna ortaksınız. Kendisinin çalışmaları da elbette sizin imzanızı taşıyor ve bu birlikteliğinizi nasıl anlamlı kılıyor. Bir evde nasıl şekilleniyor şarkılar, hayata geçerken ve bizlere ulaşırken bunun mutluluğu, heyecanı o evde nasıl yaşanıyor?

Demiştim ya İTÜ üniversite konservatuar zamanları benim için ayrı bir başlangıç diye eşim Beray Gökçen ile de o yıllarda tanıştım o da ses eğitimi bölümünde okuyordu, kısa geçmem gerekirse hep aklımdaydı kendisi ve yıllar sonra bir araya gelip birlikte bir hayata baş koyduk dediğiniz gibi ve müzik bunun en büyük sebeplerinden biri ve bizim aşkımız ve müziği olan tutkumuz ile şu an duyduğunuz şarkılar bizim ilk meyvelerimiz  ve her şarkı her çalışma stüdyosundan klibine yayınlanmasına kadar bizim için ayrı bir heyecan. Çok büyük hırslarımız yada beklentilerimizden ziyade kendi hissettiklerimizi ve sevdiğimiz o an heyecan duyduğumuz şarkıları sunuyoruz sizlere, ayrıca inanıyorum daha çok farklı güzel çalışmalar duyacaksınız bizlerden.

 

 

 

Hemen yeni albümün ilk heyecanına ortak olalım. Haziran ayında bizlerle buluşacak olan çalışmanızın ilk şarkısı “Fly” kapımızı çaldı bile. Süreci nasıl başladı, ne kadar zamandır üzerinde çalışıldı ve kariyerinizde nasıl bir yerde durmaya hazırlanıyor albüm? Bizlere neler bekleyecek, sizleri neler beklesin ve hepimiz adına yeni bir mevsimde nasıl bir keyif, nasıl bir heyecan olsun?

Çocukluk zamanlarında ilk kayıtlarımda, yada lise de güzel sanatlarda okurken piyano çalıştığımda her zaman küçük melodiler eserler aklıma gelirdi bir şekilde çalıp kaydederdim notaya alırdım ve bunlar zamanla o kadar çoğaldı ki artık gün yüzüne çıkması gerekiyordu. Bu albümde benim çocukluk hatıralarımın gençliğimin piyano ile olan bağımın ilk meyvesi benim açımdan, çünkü hepsi orjinal bestelerimden oluşan 8 parçalık bir albüm. “Piano Sessions, Vol. 1” neden 8 parça olduğunu şu şekilde dile getirmek istiyorum ayrıca, bu albümü bir gün içerisinde stüdyoda kaydetmek istedim ve 8 parçalık kayıt seansı benim için daha rahat olacak ve çalacaklarımdan emin olmak istedim bestelerimden o yüzden 8 tanesini seçip Mart ayında Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi stüdyosunda Osman Halil İmik tarafından kaydedildi. Aynı zamanda kayıt alınırken videoda kaydettik eşim Beray Gökçen burada bana yardımcı
oldu değerli yönetmenim gülerek, canlı performans videoları ile birlikte albümü yayınlamış olacağız. 12 Haziran da albüm yayınlanıyor. Tabi ki bu projenin ilk albümü sonrasında devamı gelecek ve farklı enstrümantal çalışmalarda ileride olacak.

 

Ve albümle birlikte yeni de bir mevsim. Bu yaz adınıza bizi neler bekleyecek, nerelerde karşılaşacağız sizinle, neler planlı ya da planlanıyor orada. Adınıza devamı yıllarda peki neler beklesin istiyorsunuz sizi. Başka hayalleriniz, projeleriniz, dilekleriniz var mı hayattan?

Evet ben bir yaz çocuğuyum 23 Ağustos’ta doğan biri olarak içimin kıpır kıpır olmaması içten bile değil o yüzden ve şu anda da yine Ağustos ayında da en büyük heyecanımız biricik kızımız onu sabırsızlıkla bekliyoruz ve çok çok heyecanlıyız aslında; hayatımızdaki en büyük projelerimizden birini gerçekleştirmiş olduk :)

Şaka bir yandan bu en önemli konumuz sonrasında yeni şarkılarımız baya çoğaldı onları gün yüzüne çıkarıp yayınlamak istiyoruz.

 

 

Son olarak yine başa dönelim istiyorum ve ustalara da bir selam edelim. Plaklar, kasetler, CD’ler, dijital müzik derken siz hangisi ile en çok mutluydunuz, mutlusunuz? Sizi bugüne kadar kimler besledi, kimler ilham oldu eserleri ile. Günümüz müzik dünyasında özellikle kimleri başarılı buluyorsunuz ve de bir gün birlikte çalışmayı istediğiniz bir müzisyen, bir isim varsa aklınızda kimi diliyorsunuz.

Hem ana akım müzik dünyasını prodüktörlük ses mühendisliği konularında yakından takip eden biri olarak hem de teknoloji ile haşır neşir bir müzisyen olarak plak, kaset ya da CD fark etmez hep iyi müziğin peşinde olmak benim gayem bazen düşünmeden edemiyorum sonuçta dünyayı yeniden yaratmıyoruz ama hep arayışın içinde olmalıyız. Evet zaman zaman kendi denemelerim oluyor sonradan kendimi sorguladığım beğenmediğim çalışmalar ama şöyle bir gerçek var dijital dönemde her şey çok daha ulaşılabilir durumda şu anda hatta stüdyoda bu konular için düzenlemeler yapıyorum.

Çünkü ben işin iki tarafını da seviyorum hem analog hem dijital tarafını stüdyomda o yüzden bolca analog ekipmanlar var. Ayrıca tabi ki 90’lar döneminde kaset ve sonrasında cd ile müzik dinleyen bir nesil olarak o zamanlarda hep kartonetleri okumaktan tek tek müzisyenleri prodüktörleri, ses mühendislerinin isimlerini kim olduklarını araştırmaktan büyük keyif alırdım. Şimdilerde ise Spotify’in katkıda bulunanlar kısmına bakıyorum özellikle yabancı prodüksiyonlarda herkesi düzgünce yazıyorlar; bu benim gibi merak eden dinleyiciler içinde çok önemli.

Aynı zamanda OZANS MUSIC yapım şirketim var ve bende yine kendi çalışmalarımızı yapımlarımızı yüklerken bunlara dikkat ediyorum. İlham aldığım o kadar müzisyen prodüktör varki öncelikle Onno Tunç, Arif Mardin, Quincy Jones açıkçası saymakla bitmez hepsini yeri ayrı bende ülkemizde çalışmak istediğim sanatçıların başında Sezen Aksu ve Tarkan gelir.

 

 

 

 

Bu hafta çok değerli bir müzisyeni sayfalarımızda konuk etmenin mutluluğunu yaşıyorum. Aslında kendisi ile yolum uzun zaman önce kesişti hatta ilk karşılaşmamız ilk yılımızda düzenlediğimiz Müzik Ekspres Alternatif Müzik Ödülleri'nde gerçekleşti. O dönem birlikte çalıştığı Kent Şarkıları ve ablası Bahar Sarıboğa çalışmaları vesilesi ile birçok düzenlemesini de dinlemiştim ve alkışlamıştım. Yine çok sevdiğimiz Ahenk Müzik / Sercan Yılmaz sohbetlerim bana başka bir albümü müjdeledi ki Utku Barış Andaç ile birlikte hayata geçirdikleri "Azerbaijan Love Songs" yayınlandığında takvimler 2018'i gösteriyordu. Bu arada gerek popüler müzik  dünyasının (Hande Yener, Funda Arar, Aydilge, Özgün) gerek alternatif müzik camiasının birçok sahnesinde ya da çalışmalarında…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: Siz ilk olun !

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*