EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / İsmail Karayün

İsmail Karayün

Hayatımın en keyifli söyleşilerinden biri olacak; çünkü koskoca bir sene heyecanla ve mutlulukla ben de bu albümün içindeydim.
Aslında hep bildiğim / bildiğin şeyleri soracağım ama okuyucularımız bu vesileyle hem seni hem de albümünü tanıyacak. Hazır mısın? :)

Öncelikle bana böyle güzel bir söyleşi olanağı sağladığın için çok ama çok teşekkür ederim. Ben de büyük bir heyecanla, hayatımdaki bu ilk söyleşimde, burada yazılanları okuyacak olan sevgili müzikseverlere içimi dökmeye hazırım.

Ahenk Müzik etiketi ile yayınlandı ilk albümün “İnsan İnsanın Kılıcı” ve ilk bu şarkının kaydı yapıldı. Şarkıdan önce sevgili Selim Aydın ve Ege Miraç Yavuz’dan bahsedelim biraz. Albümün her adımında bu iki önemli müzisyen yanındaydı. Senin için kendileri ile nasıl bir yolculuk başlamıştı?

İnan ki albüm hazırlama süreci tam bir delilik Ama neyse ki çok keyifle ve zevkle yorulduğum bir delilikmiş; iyi ki yapmışım bu işi. Sevgili Selim Aydın ve Ege Miraç Yavuz ile tanışmam tam umutlarımdan vazgeçmeyi düşündüğüm; ama bir yandan da asla vazgeçmemem gerektiğini düşündüğüm bir bıçak sırtı döneme rastlar. Albüm hazırlama süreci o kadar inişli ve çıkışlı bir süreç ki; bazen elinizde olmayan şeyler tüm programınızı alt üst edebiliyor. Ama ne yaşanırsa yaşansın hepsi bu sürecin eğitici ve öğretici bir parçası. O dönemden çok güzel şeyler öğrendim ve Selim Aydın ile Ege Miraç Yavuz gibi iki değerli müzisyeni hayatıma ve müzikal yolculuğuma kattım.

Yine bu albümde çok sevgili Burcu Tatlıses’in vokalini sevgili Damla Bozkurt’un şahane kemanını da duyuyoruz. İki şarkı / single olarak başlayacaktı yolculuk; ancak daha sonra bir albüme uzanacaktı. Sahi bir anda nasıl albüme koştuk İsmail? O günlere dönelim ve bu kayıtla başlayalım söyleşimize hadi…

Gerçekten dediğin gibi oldu ve biz albüme doğru koştuk; ya da o bizi çağırdı tam olarak bilemiyorum. Çünkü bu süreçte tamamen kontrolümü kaybettim ve yazdığım şarkılar benden çıkarak albümde olmayı ister gibi beni her seferinde mikrofon başına itti. En başta elimde iki şarkı vardı. Bunlardan birisi senin de dediğin gibi “İnsan İnsanın Kılıcı” ve diğeri de “Gönül Kitap Dil Kalem”. Bu iki şarkım düzenlense ve tekli olarak yayınlansa benim için yeterli derken diğer şarkılar eklendi. Biliyorsun albüm hazırlamak çok kolay değil. Kendinizi maddi olarak hazır hissetmek zaten önemli bir mesele iken, bir de manevi olarak da hazır hissetmeniz gerekiyor. Bu yorucu süreç içerisinde aslında çok kıymetli bir müzisyen ile çalışmalara başladık. Ancak kendisinin konser yoğunluğu ve benim iş yoğunluğum derken işe tam anlamıyla odaklanamadık ve belirlediğimiz programın çok dışında kaldı her şey. Tam o esnada sevgili Burcu Tatlıses ile süreç hakkında konuşurken, kendisi beni Pinhani grubundan da tanıyacağınız Selim Aydın ile tanıştırdı. Ben sevgili Selim Aydın’a biraz önce bahsettiğim iki şarkımı gönderdim. Sonra pilot kayıtlar geldi ve 2019 yılı Mart ayında kendimi stüdyoda şarkıları okurken buldum. Kayıt günü sevgili Burcu Tatlıses de stüdyoya uğradı ve “İnsan İnsanın Kılıcı”na küçücük bir şekilde sesini armağan etti. Kendisine bu süreçte desteklerinden dolayı çok müteşekkirim. Sevgili Selim Aydın ile çalışmak son derece keyifli. Bir kere kendisi çok net ve programına korkunç sadık, titiz ve özenli bir müzisyen. Ruhla yapılan ve duyulan müzik çalışmalarında, çalıştığınız kişilere kesinlikle özgürlük alanı verilmesi gerektiğine inanıyorum. Düzenleme aşamasında şarkıcının her düzenlemeye yerli/yersiz müdahale etmesi ve sürekli bir istekte bulunması bana göre hoş bir durum değil. Selim Aydın tarafından İnsan İnsanın Kılıcı’nın pilot kaydı geldiğinde çok şaşırmıştım. Aklımda hiç yaylı enstrüman yokken artık vardı. Kafamda şarkının düzenlemesi çok başkaydı; ancak dinlediğim bu hal (ki albümde de dinlediğiniz hali) içime çok sinmişti. Gonca Varol’un piyanosu ve sonra Damla Bozkurt’un kemanı şarkıya çok anlamlı bir dokunuş olmuştu. Eğer o anda ben kafamdaki konusunda zorlayıcı davransaydım, kafamdaki halinden çok daha güzel olan bu versiyonunu hiç duyamayacaktım belki de. Selim Aydın sayesinde kayıtlar esnasında Ege Miraç Yavuz ile de tanıştık. Sevgili Miraç Yavuz da “Hesap” isimli şarkımızı düzenleyerek albümümüze katkıda bulunan değerli bir isim oldu. Bu albümde kayıtlar İstanbul ve Antalya’da yapıldı. “Gece Alevlenir Sevdalar”, “Bir Sen” ve “Canımın Yangını” dışındaki tüm şarkıları Selim Aydın ile Ege Miraç Yavuz’un İstanbul Kadıköy’de bulunan stüdyosu Nordic Prodüksiyon’da kaydettik. İş o kadar heyecanlı devam etti ki, Antalya’dan günü birlik İstanbul geliş-gidişlerim bile oldu. Sonuç olarak mutlu olduğumuz bir iş çıktı ortaya. Her şey samimiyetle güzelmiş gerçekten.

Albümde düzenlemelerini gördüğümüz bir başka müzisyen de Gürkan Çakıcı. Aslında bu ilk buluşmanız değil. Üç sene önce yayınladığın ve bu albümde de yer verdiğin iki şarkıyla başladı tanışıklığınız; ama bu albüm için de bir düzenleme gerçekleştirdi ve ilk şarkı “Canımın Yangını”na imza attı.

Bu albümin hazırlığı aslında 2015 yılından beri devam ediyor desem inanır mısın? 2013 yılında şiirlerimi beste haline getirebilme çabasında kendimi irdelerken “Gece Alevlenir Sevdalar” isimli ilk şarkım çıktı ortaya. 2015 senesinde Antalya’da Gürkan Çakıcı ile tanıştım ve hemen Gürkan Çakıcı’nın kendi stüdyosunda “Gece Alevlenir Sevdalar”ı kaydettik. Bir apartmanın teras katında, küçücük simsiyah bir stüdyoda gece yarısı kaydetmiştik bu şarkıyı. Malum şarkının içinde de gece kelimesi geçtiği için denk geldi herhalde; ya da biz öyle çağırdık bilemiyorum Sonrasında 2016 yılında “Bir Sen” isimli şarkımı yazdım ve Gürkan Çakıcı’ya gönderdim. Yine kendisiyle birlikte “Bir Sen”i de kaydettik ve 2017 yılında “Gece Alevlenir Sevdalar” ile “Bir Sen”i bir arada “Gece Şarkıları” ismiyle dijital platformlarda yayınladım. Ancak şimdilerde bu iki şarkı yeni albümümüzün içerisinde yer alıyorlar. Dolayısıyla “Gece Şarkıları” albümü artık dijital platformlarda yer almıyor. “Canımın Yangını”na gelirsek; şarkının albümün açılış şarkısı olduğunu bakıp aldanmayın; bu şarkı albüm için yazılan en son şarkıdır esasen. 8 şarkımızın kayıtları bitmişken bir anda döküldü “Canımın Yangını”. Bu şarkıyı da sevgili Gürkan Çakıcı düzenledi ve albüm içerisinde akustik versiyonu da yer alıyor.

Bu şarkının ayrı bir rengi, hüznü, duygusu var ki albümün genelinde de ayrı bir yerde duruyor. Müziğini, şarkılarını tek bir kalıba koymuyorsun ki sahnende de bu böyle. Hissettiğin her şarkıya ayrı bir sarılıyorsun ki burada da durum biraz böyle olmuş. Acımış bir iç ve daha ilk şarkıda bizi alıp dağıtmaya yetmiş sanki?

Her şarkı yazılırken aynı duyguya hizmet etmiyor. Kimisinde çok derin bir hüzün varken kimisi çok eğlenceli bir düzenleme ile buluşuyor dinleyicilerle. Ben hep şuna inanıyorum ki; insan gerçekten kıymeti kaybettikten sonra tam anlamıyla biliyor. Hele ki konu aşksa ve içiniz titreyerek bunu yaşıyorsanız kazanmak kadar kaybetmek de korkunç bir duygu seli. Bu da öyle bir dönemin şarkısı işte. Can yangınını sevdiği kişinin yokluğunda hissettiren bir şarkı. Çok hassas benim için o yüzden.

Bir sonraki şarkı “Gönül Kitap Dil Kalem”de de yine onu takip eden “Hesap”ta da bu yoğun duygudan çıkamıyoruz ki “Hesap”ın ayrı da bir sürprizi var. Bu şarkı ortak dostumuz sevgili Ece Şeşen ile bir düet. Ben yine biliyorum ama bilmemiş gibi davranıyorum. Bu buluşma fikri ve elbette öncesi tanışma nasıl gerçekleşti? Nasıl bir stüdyo süreci yaşadınız?

Önce “Gönül Kitap Dil Kalem”den başlayayım istersen. Bu şarkı, 2017 yılının Temmuz ayında Kaş’ta bir otel odasında yazıldı. Deniz kenarında, beyaz ahşap bir masada, gecenin 4’ünde döküldü kelime kelime. Akdeniz ve Ege çok büyülü bir coğrafya. Her adımda başka duygular hissetmeniz an meselesi buralarda.

Sevgili Ece Şeşen’i ve yaptığı işleri uzun zamandan beri takip ediyorum. Kendisinin sesini ve yorumunu her zaman çok beğenirim. “Hesap” şarkısı ve onunla birlikte şu an albümde yer almayan birkaç şarkıyı daha sevgili Ece’ye gönderdim. Seslerimizin uyumu ve şarkının duygusu olarak “Hesap”ta karar kıldık ve girip stüdyoya bir çırpıda okuduk çıktık şarkıyı. Kayıt yine İstanbul’da Nordic Prodüksyon Stüdyosu’nda yapıldı ve şarkının düzenlemesini de daha önce belirttiğim üzere sevgili Ege Miraç Yavuz üstlendi. Sevgili Ece Şeşen ile hayata ve kalplere böyle bir anı bıraktık işte. Umarım sever ve beğenirsiniz.

Başka bir ortak dostumuza ve albümdeki Birsen Tezer sürprizine gelelim istiyorum hemen. Kendisinin bir sesi yok; ama kendisine ithaf bir şarkı var albümde. Geçtiğimiz günlerde de bir konserinde de beraber şarkılar yorumladınız. Nasıl bir dostluk bu ki şarkılar yazdırıyor, söyletiyor? Heyecanlanmamak mümkün değil çünkü.

Bu soruyu çok samimi bir şekilde yanıtlamak istiyorum izninle. Bana bu soruyu sorduğunda herkes bunun bir gönül ilişkisi olduğunu düşünebilir; ancak durum bu şekilde değil. Haddime düşmez, bir müzik otoritesi değilim; ancak Birsen Tezer benim için bu ülkenin en iyi kadın vokalidir. Benim en çok etkilendiğim sestir ve sanatçıdır. 2009 yılında ilk albümü “Cihan” yayınlandığında bir arkadaşımın tesadüfen bana albümü hediye etmesiyle başladı sevgili Tezer’in müziği ve sanatıyla tanışma hikâyem. Sanki eksik bir parçamı bulmuş, ya da yıllardır aradığım bir şeye kavuşmuş gibi olmuştum albümü ilk dinlediğimde. Sonra kendisine ulaştım, uzunca bir zaman e-posta üzerinden yazışmalarımız sürdü. Antalya ve çevre illerdeki konserlerine zamanım olduğunca gittim. Biliyorsun; Türkiye’de sanatçıların kıymetini ne yazık ki aramızdan ayrıldıkları zaman anlıyoruz. Biz millet olarak iyi olan şeylere anında tepki vermek, beğeniyi göstermek ve sevdiğimiz bir şeyi söylemek konusunda çok çekingeniz. Ancak ben bu şekilde hareket etmek istemedim ve her adımıyla saygı duyduğum sevgili Birsen Tezer için içerisinde kendi şarkılarından kelimelerin de bulunduğu “Bir Sen” şarkısını yazdım. 2016 yılında kendisinin doğum gününde Kadıköy konseri sonrasında kuliste hediye ettim. İkimiz için de çok hüzünlü ve duygulu bir andı o an. Şu an yeniden hatırlayınca bile tüylerim diken diken oluyor. Ben kendi adıma çok mutluyum. Sanki bir vefa borcum vardı ve onu yerine getirmiş gibi hissediyorum. Burada amacım birilerinin adını kullanarak bir şeyler yapmak değil. Hayat görüşüm içerisinde de dostlarıma, arkadaşlarıma ve sevdiğim insanlara habersiz sürprizler yapmayı çok seviyorum. Hayat çok kısa. Bu da o kısa hayata bir armağan kalsın istedim. An öyle sürprizlere gebe ki; bu yıl Ocak ayında sevgili Birsen Tezer’in Antalya konserinde birlikte bir de şarkı söyledik. Hayatımda unutamayacağım en kıymetli anlardan birisiydi bu. O’na olan sevgim ve saygım o gün bizi o sahnede onlarca insanın önünde buluşturdu. Daha ne isteyebilirim ki? Sevgili Tezer hep söylesin. O’nu her zaman sevgiyle, dostlukla ve saygıyla anmak üzere…

Yine 2017 çıkışlı “Gece Alevlenir Sevdalar” isimli şarkın ki çok severim biliyorsun. Bu şarkın dinleyiciler tarafından da çok sevildi; hatta TRT Müzik kanalı bu şarkını sana canlı söyletti ve bir de klip hazırladı. O süreçte yine TRT Antalya Radyosu’na bir çok kez konuk oldun ve canlı performanslar yaptın. Bu kısmı da şöyle bağlayalım; şarkı söylemek senin için bir aşk biliyorum. Peki bu yolculuk nasıl başladı? Başka bir yerde başka alanda eğitimler aldın ama müzik hiç susmadı ve hatta taştı içinde hep…

Hemen hemen her şarkıcının bu soruya vereceği klasik ama bir o kadar da gerçek yanıtla başlıyorum Müziğe lise çağlarında gitar çalarak başladım. Kendi kendime, kendime yetecek kadar gitar çalabiliyorum. En azından kendi şarkılarımı besteleyecek kadar bilgim var; ancak asla profesyonel bir gitarist değilim. 2012 yılında Antalya’ya yerleştim. İşimle ilgili TRT Antalya Radyosu’nda bir programa katıldım ve sonrasında müzik programlarında yer almam istendi. O yıldan bu zamana kadar sayısız programda hem sabit müzisyen hem de konuk müzisyen olarak yer aldım. Radyo benim için her zaman bir aşktı. Üniversiteyi kazanana kadar her gece kulağımda radyoçalar ile uyuyan biriydim ben. Her yeni albümü satın alan, kartonetini satır satır okuyan, hangi şarkıda hangi müzisyenler yer almış diye inceleyen ve sevdiği sanatçıların albümlerini arşiv yapan biriyim halen. Bu birikimim beni radyo programlarında da destekledi ve bir türlü kopamadığım 80’ler ve 90’lar Türkçe Pop Müziği içerisinde hep dinlediğimiz şarkılarla repertuvarımı oluşturdum. 2017 yılında “Gece Alevlenir Sevdalar” dijital platformlarda yayınlandıktan sonra 2018 yılında TRT İzmir Televizyonu, Neşeli Sokaklar Programı için bu şarkıyı kliplendirmek istediklerini belirttiler. Benim için çok büyük bir heyecan ve onurdu bu durum. Kendi şarkımla ilgili ilk ve en büyük somut dönüşü alıyordum çünkü. Şu an halen şarkımızın klibi TRT Müzik kanalında yayınlanmaya devam ediyor.

Müzikle ilgili aldığım tek eğitim, iş ciddiye binip de albüm sürecine girince şarkılarımı daha doğru okumak adına çok kısa süre aldığım şan eğitimi oldu. Eğitim süresince de şarkılarımız üzerinden çalışarak kendimce gördüğüm eksikliklerimi gidermeye çalıştım. Şarkı söylemek insanın tüm gerçeklerden, o an yaşadıklarından, mutluluk ve mutsuzluklarından bağını ilginç bir şekilde kopartan ve insanı ayrı bir yere götüren, onu çoğaltan, çağlatan ve tüm ruhunu temizleyen bir şey benim nezdimde. Şarkılar sığındığımız limanlar, söyleyemediğimiz duygular ve iç sesle konuşmalar. Daha ötesini tasvir edemiyorum.

Bana bir gün bir türkü kaydedip yolladın ve sonra o türküyü aldık bu albüme de dahil ettik. “Yeni Cami Avlusunda Ezan Sesi Var”ın en kısa hikayesi bu. Ama sonrasında iki önemli müzisyenle bir araya geldin, türkü akustik bir şekilde kaydedildi ve hatta önümüzdeki günlerde yayınlanacak videosu da aynı anda çekildi. Türkülerle aran nasıl oldu, bu albümde başka bir yerde duracak çünkü; sence nasıl dinlenecek, nasıl sevilecek?

Benim hayatımdaki en şanslı dönem aile büyüklerim ile aynı evde yaşadığım dönemdi. İnsan köklerini bildikçe, onların hikayelerine şahit oldukça ve yaşamlarını gözlemledikçe daha iyi demleniyor bence. Bizim evde kim uyanırsa ilk işi hemen radyoyu açmak olurdu. Ki bu genelde dedem olduğu için her sabah türküyle uyandım ben. Her türküde başka bir hikaye, her türküde ailemin bir parçası yaşıyor gibi hissederim o yüzden. Bu albümde senin de belirttiğin gibi “Yeni Cami Avlusunda Ezan Sesi Var” isimli türküyü naçizane seslendirmeye çalıştım. Bu eserde bana kopuzda sevgili Merih Aşkın ve rebebda da sevgili Ali Saran eşlik ettiler. Türkünün duygusu o kadar yoğundu ki bu eseri hücum kayıt yapalım istedik. Ekim ayında üçümüz stüdyoya girdik; söyledik, çaldık ve kaydı tamamladık. Kayıt esnasında bile çok duygusal anlar yaşadık; o yüzden başka türlü söyleyemezdim sanırım. Bundan sonra da her albümde mutlaka bir türkü yer alacak. Sunduğumuz müziğin türü ne olursa olsun; köklerimiz ve kültürümüz türkülerde. Türkülerin popüler bir kaygı gütmeden, son derece sade bir şekilde, duygusuyla ve ağırlığıyla sunulması gerektiğine inanıyorum. Dinleyicilerimiz de türküleri bu şekilde dinlemeli. Türküler çok ağır yaşanmışlıkların ürünü. Dolayısıyla söylerken de, dinlerken de o yaşanmışlıklara saygı göstermeliyiz. Bu hepimize aynı oranda düşen bir görev.

Albümde 23 tane müzisyen ismi var ki günümüz şartlarında üç ya beş kişiyle albümler yapılırken bu çok fazla bir sayı. Biliyorsun bu durum hassasiyetimiz; o yüzden isimleri de buradan bir kere daha analım ve onlara söylemek istediklerini dinleyelim senden istiyorum.

Albümleri dinlerken dinleyicileri etkileyen şey her ne kadar sadece yorumcunun sesi ve sözleri gibi gözükse de, o sese ve sözlere can veren ekip müzisyenlerinin payını da asla göz ardı etmemek gerekiyor. Albümde yer alan 23 müzisyen arkadaşımın hepsi tek tek emeklerini, müziklerini hiç çekinmeden ortaya koydular. Albüm içerisinde yer alan müzisyenlerimize tek tek teşekkür ederek; liste halinde paylaşmak istiyorum izninle.

Akustik Gitar : Ege Miraç Yavuz, Mustafa Güzel, Yalçın Yakın
Bas Gitar : Berat Etöz, Selim Aydın, Semih Burcu
E-Bow : Ege Miraç Yavuz
Elektrik Gitar : Ege Miraç Yavuz, Selim Aydın, Yalçın Yakın
Klasik Gitar : Can Güneş, Ege Miraç Yavuz
Perdesiz Gitar : Ege Miraç Yavuz
Cümbüş : Ahmet Ali Selçuk
Çello : Şirin Vatan
Davul : Ethem Saran, Gürkan Çakıcı
Perküsyon : Burhan Hasdemir, Gürkan Çakıcı, Nihal Saruhanlı
Kanun : Selahattin Dağdeviren
Keman : Damla Bozkurt
Klarnet : Serkan Kandemir, Yunus Kuytu
Klavye : Gonca Varol, Gürkan Çakıcı, Selim Aydın
Kontrbas : Eren Turgut
Kopuz : Merih Aşkın
Piyano : Gonca Varol, Gürkan Çakıcı
Rebab : Ali Saran
Ud : Ali Saran, Mustafa Güzel
Geri Vokaller : Burcu Tatlıses, Ege Miraç Yavuz
Konuk Sanatçı : Ece Şeşen

Burada bir müzisyen dostumu özellikle anmadan geçmek istemiyorum. “Gece Alevlenir Sevdalar” şarkımızın klarnet kayıtları sonrasında trafik kazasında kaybettiğimiz sevgili Serkan Kandemir’i her zaman bu şarkıda anacağım. Bu şarkıyı her söylediğimde o da bilsin ki, bir yıldız tozu olarak bizi izlerken bu şarkı onun için söylenecek.

Albüm yolculuğumuz devam ederken bir yandan da Antalya’da konserlerin gerçekleşti ki ne mutlu bana yine beraber hazırladık repertuvarı, orada da senin yanında olabildim. Bazı kayıtları, sosyal medya sayfanda da paylaştın ki bazı yorumlar gerçekten ayrı sevildi. Sahnede olmak senin için nasıl bir duyguydu, şarkıları seçerken nasıl bir hassasiyetin vardı, dinleyicilerin nasıldı ve onlardan nasıl yorumlar geldi beraberinde? Önümüzdeki günlerde konserler adına neler bekleyecek bizleri?

İnsanlar samimi işleri fazlasıyla önemsiyorlar. Dolayısıyla en önemli kısım; bu işi ne kadar samimi olarak yaptığınızı, sahnede birlikte performans sergilediğiniz müzisyenlerle olan iletişiminizin samimiyetini dinleyicilere hissettirmeniz gerekiyor. Şarkı seçimi konusunda, daha önce de belirttiğim gibi ağırlıklı olarak 80’ler ve 90’lar Türkçe Pop Müzik eserlerini ve kendi şarkılarımı seslendiriyorum sahnede. İnsanların unuttuğu, uzun zamandır dinlemediği, duyduklarında “aaa bu şarkı vardı bir de” demeleri beni çok mutlu ediyor. Tavan arasına kaldırılmış bir bavulu tozlarından arındırıp yeniden açıp içine bakmış gibi oluyorum. Dinleyicilerimiz şu an için az ve öz. İstediğim ve sevdiğim şey de bu. İstikrarlı bir şekilde bizi takip eden, dinleyen birileri olduğu sürece doğru şeyler yaptığımı hissediyorum aslında. Ne güzel ki bazı kalplere girebilmiş ve onları müziğimle mutlu edebilmişim. Çok sevdiğim bazı şarkıları yeniden yorumlayarak hem Youtube hem de instagram hesaplarımda yayınladım. Şimdi sıra kendi şarkılarımın görüntülerinde. İmkan oldukça onları da sabırsızlıkla paylaşacağım. Albüm yayınlandıktan sonra hem Antalya’da hem de İstanbul’da albüm tanıtım konserleri düzenlemeyi planlıyorum. Albümdeki her bir şarkıyı canlı canlı söylemek ve dinleyicilerin yorumlarını alacak olmak beni şimdiden çok heyecanlandırıyor.

 

Günümüzde single ve dijital furyası almış başını gitmişken bir albümü fiziki olarak edinme ve dinleme şansını bulduk seninle yeniden. Kuşkusuz ki müzik de sektör de aldı başını gidiyor bir yerlere. Bu nasıl bir hareketlilik ve sen nasıl bir yer bulacaksın kendinde? Neler olsun istiyorsun, nerelere gitsin sesin, şarkıların? En çok kimler dinlesin seni?

Bu konuda hakkında fikir ve kararlarımda ne kadar gidip geldiğimi en yakın olarak sen biliyorsun. Albüm sadece dijitalde mi yayınlansın, yoksa bir CD olarak basılsın ve satışa mı sunulsun? Daha albümün ilk şarkı kayıtlarından beri kafamda sorduğum soru buydu. Ancak ilginç bir şekilde yanıtım da tüm bu sorgulamalara rağmen, hep fiziki olarak ortaya konması, CD’ye dönüşmesi ve ilk albümümü bir çocuk gibi kucağımda almaktı. Dediğin gibi günümüzde dijital platformlar çok ciddi anlamda şarkıcıların işini kolaylaştırdı. Artık kendiniz bile belli aracı siteler yardımıyla çok cüzi maliyetlerle kendi şarkılarınızı tüm dijital mecrada yayınlayabiliyorsunuz. Ama biz şu an tek bir şarkıdan değil; 10 şarkıdan bahsediyoruz. Albüm dijital mecrada tabi ki yayınlanacak; ancak daha önceki sorularda yer aldığı gibi 23 müzisyenden bahsediyoruz albüme emek veren. Ben bir albümün tüm müzisyenler için vitrin olduğuna inanıyorum. Nasıl ki bir yazar, yazmış olduğu romanı bugün kalkıp yalnızca dijital ortamda yayınlamıyorsa; aynı zamanda kitapevlerinde de satışı yapılıyorsa müzik albümleri de benim için aynı şeyi ifade ediyor. Albüm kartonetinde o sanatçının teşekkürü, kimlerle çalıştığı, hangi enstrümanların yer aldığı, şarkı düzenlemelerini kimlerin yaptığı gibi bilgiler çok kıymetli. Ben hep sevdiğim dönem müziklerinde bu bilgilerle yönlendirdim repertuvarımı ve müziğe olan ilgimi. Dolayısıyla bu süreci de hem müzik marketlerde (çok sınırlı olsa da) satılan bir CD, hem de herkesin kolaylıkla ulaşabileceği bir dijital albüm olarak yayınlayacağız. Heyecanlıyız ve gelişmeler konusunda meraktayız. Beni en çok kimler dinlesin? Bu soru çok zor yanıt bulunabilecek bir soru. Bu söyleşiyi sonuna kadar okuma sabrı gösteren ve beni, müziğe bakış açımı merak eden herkes dinleyebilir bence

Söyleşimizin sonunda kısa kısa sorularım var biliyorsun ama sen uzun uzun da yanıtlar verebilirsin :)
Müzik Ekspres için ara ara konserler de izledin yazılar kaleme aldın, en keyif aldığın hangisi oldu?

Her zaman ilkler çok önemli ve kıymetli. O yüzden Müzik Ekspres için ilk hazırladığım yazı olan, 2018 yılında Ekim ayında Antalya’da düzenlenen Legendary Caz Festivali benim için çok değişik ve güzel bir deneyimdi.

 

Peki hayatında izlediğin ve çok etkilendiğin konser hangisiydi?

Fiziki olarak orada bulunamamıştım. Ama inanmayacaksın hemen hemen her gün sabah açıp en azından bir şarkının performansını izlediğim, 2007 yılında Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapılan Şebnem Ferah ve İstanbul Senfoni Orkestra konseri beni hep alıp başka bir yere götürür. Sahnenin azameti, müzisyenlerin inanılmaz başarılı performansları ve sanki albüm kaydı gibi tertemiz olan o canlı kayıtları pek aklımda silebilecek gibi hissetmiyorum. Bir de 2010 senesinde Polonya’da yaşadığım dönemde Gdynia sahilinde herkesin çıplak ayakla, deniz kenarına kurulan naif bir sahnede sakince şarkılarını söyleyen Morcheeba grubunun konseri de beni çok etkilemiştir. İnsan doğal hissettiği her şeyi seviyor sanırım.

 

Birçok müzisyen ile aynı sahnede yer aldın ama bir gün kiminle aynı sahneyi özellikle paylaşmak istersin?

“Ben onu tanıyorum; o da beni iyi tanır. İkimiz de yabanız, yabaniyiz insanlara karşı” diye beni en iyi ve en samimi şekilde tanımlayan ve tanıyan Birsen Tezer ile tabi ki.

 

Hayatımın şarkısı tam da şu dediğin bir şarkı var mı?

Aslına bakarsan yok. Çünkü her şarkının anlamı, dinlediğin dönemle bağlantılı olarak kalbine yerleşiyor.

Ya keşke bir gün benim de bir şarkımı okusa dediğin isim, isimler?

Bunu bence zaman göstersin. Önce bir kendi ayaklarım üzerinde durayım istiyorum. Müziğimi seven, beğenen ve benimle çalışmak isteyen birileri olursa tabi ki kapım açık. Ama bunun için gerçekten zamana ihtiyaç var.

 

Şarkılarının ruh karşılığı ne; tek bir kelime ile ifade edecek olsan; örnek yalnızlık, hüzün, ayrılık vs. gibi …

Canımın Yangını: Yokluk

Gönül Kitap Dil Kalem: Çaresizlik

Hesap: Vicdan

Gece Alevlenir Sevdalar: Yorgunluk

İnsan İnsanın Kılıcı: Barış

Öğretir Böyledir Dünya: Tekamül

Bir Sen: Samimiyet

 

İlk aldığın albümü anımsıyor musun? Ya son aldığın?

Sene 1995. Mirkelam’ın yine kendi adını taşıyan “Mirkelam” albümü.

 

Müziği bir yana bırakalım ötesinde hayatta vazgeçemediklerin neler onları öğrenelim?

Öğrenmekten vazgeçemiyorum. O yüzden hala devam eden bir doktora eğitim sürecim var Sona geldim, albüm sonrası onu da zaman kaybetmeden bitireceğim. Onun haricinde hayvanlardan, doğadan, kitaplarımdan vazgeçemem. Beni besleyen ve bana bir şeyler katan her şey vazgeçilmez bence.

 

Peki ya vazgeçtiklerin, hayatta neleri geride bıraktın, bu albümle yeni nasıl bir sayfa açılacak?

Bu albümle açılacak sayfa iyi ya da kötü her ne olursa olsun benim açtığım bir sayfa olacak. Ben bir hayal kurdum; bir gün kendi şarkılarımı yazmak ve onları insanlara ulaştırmak. Bu da bir şekilde bugün bu söyleşiyi yapacak konuma kadar geldi. Umarım dinlenir, sevilir ve kucaklanır. Başka bir beklentim inan ki yok. Vazgeçtiklerim için somut olarak şu ya da bu diyemem. Aslında vazgeçtiğim bir şey de yok aslına bakarsan. Sadece bir Koç burcu olarak sabırsızlığımdan vazgeçtim. Albüm süreci zorluymuş; sabretmeyi öğrendim

 

Söyleşimizin sonuna kadar senin şarkılarını dinledik ama sonunda bizim için bir şarkı seçmeni ve finali o şarkıyla yapalım istiyorum. Şu anda ilk aklından hangi şarkı geçti?

Söyleşiye başladığımdan bu yana sürekli arka fonda çalan şarkıyı hemen paylaşayım o halde. Bestesi çok değerli ve rahmetli Atilla Özdemiroğlu’na, sözleri ise yine çok kıymetli ve rahmetle andığımız Aysel Gürel’e ait olan ve Sezen Aksu tarafından yorumlanan “Hasret” isimli şarkı. Şu dönemde en çok bu sözlere hasretiz…

Gün bizim güneş bizim, göğsümüzde ateş bizim
El ele olduğumuz o gün gülmek bizim
Dün bizim yarın bizim, yana yana sevmek bizim
Hasrete vurduğumuz göz göz yürek bizim

 

Albüm Hikayesi

 

 

Hayatımın en keyifli söyleşilerinden biri olacak; çünkü koskoca bir sene heyecanla ve mutlulukla ben de bu albümün içindeydim. Aslında hep bildiğim / bildiğin şeyleri soracağım ama okuyucularımız bu vesileyle hem seni hem de albümünü tanıyacak. Hazır mısın? :) Öncelikle bana böyle güzel bir söyleşi olanağı sağladığın için çok ama çok teşekkür ederim. Ben de büyük bir heyecanla, hayatımdaki bu ilk söyleşimde, burada yazılanları okuyacak olan sevgili müzikseverlere içimi dökmeye hazırım. Ahenk Müzik etiketi ile yayınlandı ilk albümün “İnsan İnsanın Kılıcı” ve ilk bu şarkının kaydı yapıldı. Şarkıdan önce sevgili Selim Aydın ve Ege Miraç Yavuz’dan bahsedelim biraz. Albümün her adımında…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.9 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*