EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / İzel Susam

İzel Susam

Bir gün İzmir’den bir mesaj ya da telefon aldım. Birsen Tezer Official süreci içinde tanıştığımız ama henüz bir araya gelemediğimiz sevgili İzel’dendi ve kısa bir İstanbul seyahati içinde bir gün bir araya gelelim ve sohbet edelim istiyordu; elbette ki o sohbet bir tek o buluşma ile kalmadı hatta ilerleyen zaman içinde birçok buluşma, bu süreç içinde fotoğraf çekimleri gerçekleştirdik ki 2020 yılında yani pandemi sürecinde dinleyicisi ile buluşturduğu şarkısı “Karantina”nın kapak fotoğrafı benim bir çalışmam oldu.

İyi bir müzik dinleyicisinin de İzel Susam ismi ile aslında çok kere karşılaşmış olduğunu tahmin ediyorum ama biraz dağınık ve hatta karışık zamanlarda ve projelerde belki de. Aslında bugüne kadar aldığı eğitim birçok sahnede konserde hatta tiyatro oyununda kendisini karşımıza çıkardı. Emre Önbayraktar, Nihal Sandıkçı, Anıl Yülek isimleri mesela birlikte ortak çalışmalar yaptığı isimlerdi. Arada yayınladığı şarkıları ve hatta o şahane albümü “İkiz Alev” bile maalesef şirketinin başarısızlığı sonucu hak ettiği yere getiremedi kendisini. Gerek enstrümanı klarnet ile olsun gerek aranjör, gerek söz yazarı – besteci gerekse vokal olarak birçok isimden çok daha bir donanıma ve birikime sahipken üstelik neydi bu şanssızlığın sebebi.

Yaşadığı İzmir’den İstanbul’a yerleşmesi ile daha bir hareketlilik görmeye başladık kendisinde. Sahnelere yavaştan yeniden dönmesi ile kazandığı seyirci ve dinleyici kuşkusuz ki ondan bir albüm ya da şarkı bekliyordu yine. Bu süre içerisinde Gökhan Türkmen’in müzik şirketi GTR ile kesişti yolu ve onlar ile yeni bir sayfa açıldı kendisine. GTR Müzik öncelikle akustik projesi “Tek Buz” içinde yer verdi kendisine ve hemen aynı hafta içinde yeni şarkısı “Eminim”i sundu müzik dünyasına. 

Yine 2020 yılında çok keyifli de bir söyleşi gerçekleştirmiştik ki aynı sorularla yeniden vakit kaybedelim istemedim ve yeniden sizler için düzenledik, üstüne de geçtiğimiz hafta yayınladığı yeni akustik çalışması ve yeni solo şarkısı “Eminim” üzerine de bir mini sohbet ettik ve bir kere daha anımsayalım istedik dünü, konuşalım istedik bugünü ve de gayet güzel oldu. Canım İzel; şarkılarını ve kalbini her zaman ayrı bir yerde seviyorum ve daha nice şarkıda, hayatın nice kahvesinde buluşalım istiyorum. “Eminim” çok güzel zamanlarımız olacak bunun için. Yolun hep açık olsun.

Kadri Karahan

 

 

İnstagram

Youtube

2024

 

 

Uzun zamandır çok sevdiğim bir arkadaşımın o ilk adımları sonrası yürüyüşüne tanık olduğum için çok mutluyum. Belki de daha hızlı koşacaksın İzel ki öncelikle seni bir tanısın okuyucumuz. Bu kız kim, müzikle ilk kez nerede tanıştı, bir gün müzisyen olacağına nasıl inandı, nasıl yol aldı bir öğrensin.

En özet haliyle ; İzel Susam, 1993 İzmir doğumlu , hala İzmir’de yaşamakla birlikte burada Şehir Tiyatrosu ve özel tiyatrolarda bir çok oyunda oyuncu ve müzisyen olarak görev almış, 2017 Yılında Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı’ndan mezun olmuş, sahne dışında müzik öğretmenliği de yapan , çocukluğundan beri sanatın her alanına aşık, hareketli-deli dolu kişi :) ( özet olabildi değil mi? :) )

Hayatımda ‘ben müzisyen olacağım’ cümlesini kurduğumu hatırlamıyorum. Müzik çok küçük yaşlardan beri benimleydi. Şarkı söylemekten, farklı farklı enstrümanları keşfetmekten büyük keyif alırdım. Ama okullu olmak ve sadece bu alanda yoğunlaşmak aklımın ucundan geçmiyordu. Hatta Konservatuvar’lı olana kadar BESYO ya da GSF Oyunculuk bölümlerini kazanabilmek için epey macera biriktirdim. Müzik tüm bu süreçler sırasında benimleydi. Benim dışımda herkes Konservatuvar okuyacağımdan emindi ama ben biraz geç karar verdim. Dedim ya hep benimle ve çok güzeldi zaten. Huzurla yaşayabildiğim, kalıplar olmadan üretebildiğim, güç aldığım, hep benimle olan yegane aşk. Onun kendisi başlı başına bir inançtı zaten. Dahasında gözüm yoktu. Ama bir gün her şeyin içinde ruhum tamamen ona sarılmaya karar verdi ve yeni hikayeler yazılmaya başladı işte (Okul, yeni bilgiler cümbüşü, yeni insanlar, bir çok farklı deneyim). Velhasıl; ben de o hikayeler içinde çok çalıştım ve çok istedim. Müziğe dair ne varsa.

 

Renkli kişiliğin ve içi içine sığmayan hallerin seni belki daldan dala sürükledi ama sen hepsinde de kendine bir yer buldun ve bu kimseyi rahatsız etmedi. Mesela birçok enstrüman çalabiliyorsun ve bir dönem coverlar yaptın, sosyal medyada bu şarkılarını paylaştın. Hatta bazıları şarkıların sahipleri tarafından da beğenildi ve paylaşıldı öyle değil mi?

Soruyu okumaya başladığımda çok güldüm… :)) Daldan dala atlamalarımın , tek bir tarzda kalamama hallerimin zaman zaman yorduğu canım beyefendiyle söyleşi yapıyor olduğum için sanırım… Ama sen de alıştın değil mi ? Bayadır ‘İzel artık bir karar ver’ demiyorsun :))

Müziğin tek bir tarzında doyuma ulaşmak benim için imkansız sanırım. Tabi ki daha çok yoğunlaştığım alt başlıklarını konuşabiliriz ama müziği çok seviyorum, ancak onun her yerine dokununca tamamlanabildiğimi düşünüyorum. Yurtiçi ve yurtdışından bir çok müzisyen ve şarkıcıyla etkileşim sağlayıp, tebriklerini aldım ve hepsi tanınmış, çok özel insanlardı. Hayallerinin içindeki kahramanlar tarafından alkışlanmak harika bir his.

 

Aslında daha çok dinleyiciye ulaştığın yer de sahneler oldu. Gerek gruplarda gerekse kişisel olarak birçok şehirde, birçok sahnede dinlediler seni. Sahneler senin için nasıl bir deneyimdi, nasıl bir heyecandı ki çok sevdiğini bildiğim gibi şu aralar çok özlediğini de düşünüyorum. Neler söyledi İzel oralarda, neler biriktirdi.

Çok özlüyorum. Öyle böyle bir özlem değil hem de. Kaç yıldır sahne alıyorum kısmını net söyleyemem ama müzikten para kazanarak sahne almamın beş altı yılı var ve bu yıllarda çook memleketler gezdik, iyisiyle kötüsüyle neler gördük görmedik :) Sahne kendimizi gerçekleştirebildiğimiz en özel alanlardan bir tanesi. En hayati, en öğretici anları sunan alanlardan. Binlerce insanla tanışıp, şarkılar söylüyorsunuz, bazen şarkılarla bulutların üstünde uçuyormuşcasına bedenden ayrılan, kavuşan ruhlar oluyor oracıkta. Tek bir ağızdan söylenen neşeler… Bazen de dikenli bir yolda yürütüyor şarkılar sizi ve oradakileri, beklemediğiniz ortak hüzünler kucaklaşıyor sessiz bakışlarda…

Tarifi olmayan ama sahnenin bana kattığı bir çok şey var. Gerçekten anlatmakla bitmez. Bazıları hiç anlatılamaz. Çok özlüyorum o özel alanı. İnsanlarla buluşmayı, ben olma haline kanat çırpan heyecanımı ve duygu alışverişlerini. Şubat’tan bu yana ben ve sahne partnerim malum virüs nedeniyle sahne almıyoruz. Maddi ve manevi olarak çok zor süreçler geçiriyoruz. Şu an bu sektöre hizmet eden, çalışmak zorunda olan herkese de çalışamayanlara da sabır diliyorum. Dilerim Dünya ve insanlar en kısa zamanda şifa bulur ve bizler de bu özlem daha fazla yıkmadan sahnemize, dinleyicimize kavuşuruz.

 

Profesyonel anlamda ilk kayıtın Emre Önbayraktar ile oldu ve geçen sene “Giresun” isimli bir türküde kendisi ile düetinizi dinledik. İzel’e ne söylese yakışıyordu ama kuşkusuz yapmak istediği tam da bu değildi ve bu türkünün üstüne Nihal Sandıkçı ile EthnicDuoProject olarak bir araya gelerek daha günümüz soundlarında bir şeyler denediniz. Bu çalışmalarından biraz bahsedelim istiyorum.

Türkülerin, hatta etnik müzik tabanında konuşabileceğimiz tüm halk şarkılarının yeri bende çok ayrıdır. Emre Önbayraktar ile de Nihal Sandıkçı ile de birlikte projeler içinde olmamı sağlayan birinci ve en temel sebep bu aslında. Emre Önbayraktar çok sevdiğim ve kendisinden bir çok şey öğrendiğim bir müzisyen, başlı başına bir okul, aynı zamanda dost. YouTube kanalımda 2013’te çalıp söylediğim bir Karadeniz türküsünü dinlemiş. Daha sonra bana söz ve müziği kendisine ait olan Giresun’dan bahsetti. Ben de benim için çok değerli olan bir müzisyenin düet teklifine, bu güzel türküye seve seve evet dedim.

 

Nihal Sandıkçı’yla ise şöyle oldu; kendisi Trt Radyo başta olmak üzere yıllardır müziğin içinde olan, sayısız müzisyenle de çalışmış, sunucu, yapımcı, yazar, on parmağında on marifet , daha sayamadığım nice özel yanının yanısıra kendi single çalışmaları ve DJ performansları olan özel bir kadın. Uzaktan hayranlıkla takip ederken onunla bir projede yer almayı hayal ettim ve ilk teklif benden geldi ve o da seve seve kapılarını açtı bana. Daha sonra hemen Ankara’da buluştuk ve proje şekil aldı. Etnik ezgileri daha günümüz soundlarıyla, kendi düzenlemelerimiz ve canlı performanslarımızla hem ülkemizde hem de uluslararası platformlarda sunmayı amaçlıyoruz. Düzenlemeleri bana ait olan iki tane single çalışmamız yayınlandı fakat devamında planladığımız bir çok şeyi henüz gerçekleştiremedik çünkü Covid-19 :) Kısa bir aradayız, devam edeceğiz.

Konunun en başına dönecek olursam ; türkü ve halk ezgileri benim için çok özel. Onların sunumunu tamamıyla üstlenme taraftarı olmasam da zaman zaman bu bam telime dokunan değerli üretimleri duyurmaya gönlüm var.

https://www.youtube.com/watch?v=VI0EJVObBog&ab_channel=%C4%B0zelSusam

 

Aslında yapmak istediğin çok şey vardı, bu anlamda bazı sözlerin de tutulmadığını biliyorum ama sen her şeye rağmen devam etmekte kararlıydın ki karantina süreci bile hızını kesmedi. Derken evet bu sene içinde seninle ilk buluştuğumuz şarkı “Karantina” oldu ve ne mutlu bana ki ben de bu şarkıya kıyısından köşesinden kapağından dokundum :) Tepkiler çok daha güzeldi ve ne güzel ki Avrupa Müzik şarkını fark etti ve yayınlama kararı aldı.

Evet nice kapılar açıldı, tutulmayan sözlerin kapılarda beklettiği de oldu en iyi bilenlerimdensin. Sonra bir çok şeyi yapmak isterken hatta tam da yapacakken bir dünya hapishanesi içinde kalakaldık. Bunu kabul etme ve bununla yaşama kısmı biraz acıklıydı ama bu süreç bana, bize şarkım Karantina ‘yı kazandırdı. Her şeyiyle benim yaptığım bir şarkı… Sonra hep dileğimizdi; ilk yayınlanacak bireysel çalışmamın kapağı Kadri Karahan’ın çektiği fotoğraf olacaktı, buna da kavuştuk. Kendi verdiğimiz sözleri tuttuk ya o bana fazlasıyla yetti, üstelik böyle bir süreçte başardık. Hem şarkı, hem tarz, hem çektiğin kapak derken her şeyiyle sevilen ve kabul gören bir çalışma oldu ve dikkatleri çekti. Avrupa Müzik etiketi ile platformlarda dinlenmeye devam ediyoruz, yeni yayınlar kapıda :)

 

Daha çok yolun başında ama bir yanda da her yerde olmaya devam eden bir müzisyen karşımızda. Birkaç ay sonra yazın ortasında bir baktık “Yazlık”tasın ve henüz çok yeni “Aşk Kimi Kayırıyor”dasın. Sözü ve müziği sana ait olan bu şarkılar Anıl Yülek isimli bir müzisyeni de bizimle buluşturuyor ve her ikisi de klipleniyor. Bu birliktelik nasıl başladı, nasıl bir süreç yaşandı beraber, nasıl tepkiler geldi şarkılara.

İki yıl önce İzmir’de sahne aldığım bir düğüne bir adam geliyor, adam gelin ve damadın arkadaşı ve müzisyen, sahneye çıkıp insanları deliler gibi coşturarak şarkılar söylüyor, sonra İzel diyor ki ‘hmmm kimmiş bu adam bulmalıyım, birlikte çalıp söyleriz’ ve ne yapıp ne edip onu buluyor, arkadaş oluyor. Hikayemiz böyle başladı. :)) Anıl müziğin dışında aynı zamanda iyi bir oyuncu. İstanbul’da yaşıyor fakat İzmir’li olması yollarımızın birleşmesinde güzel bir faktör oynadı. Uzun süre sosyal medya üzerinden birbirimizin yaptığı işleri takip ettik, yeri geldi sohbetler ettik ve daha sonra Corona hayatımızı henüz ele geçirmeden kısa bir süre önce beni aradı ve birlikte bir şeyler yapmak konusunda teklifte bulundu ben de kabul ettim. Günler sonra , hemen topladım şarkılarımı ve İstanbul’a geldim. Buluştuk, şarkılarımın içinden beş tanesini seçtik ama bu yayınlanan iki şarkı ilk üçteydi, o yüzden onlarla başladık. Şarkı düzenlemelerimiz Gündüzcan Çetinkaya’ya ait. İki şarkının klibinde de yönetmenimiz , yine İzmir’li olan bir arkadaşımız Erdem Eryılmaz var. Nitekim bugündeyiz. Tepkiler şahane. Şarkılar kısa sürede ezberlendi ve çok sevildi, bu da bizi çok mutlu ediyor ve sıradaki düet çalışmalarımız için heyecanlandırıyor.

 

Bugüne kadar ki müzik yolculuğunu şarkılar üzerinden dinledik senden peki bundan sonra yapmak istediklerini dinlesek, planlarını, hayallerini, nereye koşmak istediğini, kendini nerelerde görmeyi dilediğini vs. sonra kısa kısa sorularıma geçsek ve finale doğru gelip söyleşimizi bir an önce okurlarımızla paylaşsak :)

Hayatım müzik olduğu için ondan bağımsız bir planım yok elbette. Günümüzde müzik tüketimi çok daha çeşitli ve hızlı seyrediyor. Ben de ayak uydurmaya çalışıyorum, bestelerimi, düzenlemelerimi ona göre çeşitlendiriyorum. Kısa süreli planlarda bitirmem gereken bir sürü şarkı düzenlemesi var. Daha sonra bu şarkıları yayınlamak, benimsendiklerini görmek. Uzun vadeli hayallerde reklam ve dizi müzikleri de yapmak istiyorum. O sırada Covid arkadaşımız da izin verirse kendi ülkemdeki festivaller başta olmak üzere yurtdışındaki organizasyonlarda da şöyle bir boy gösterelim artık değil mi ? Hayalini kurmayan müzisyen var mı ? Bir sürü farklı ruh ve enerji, binlerce rengarenk insan… Buluşmam gerek :) Bu kısımları biraz olsun gerçekleştirdikten sonra öğrenciler için bir burs fonu oluşturma hayalim var. Online bir site, başvurular, olabildiğince gence, çocuğa destek. Umarım bunu başarabilirim.

Tek bir isim, bizim de tanışmamıza vesile, hadi ona bir şeyler söyle: Birsen Tezer….

Aaaabi… geldik mi şimdi zor soruya, evet aaabi :)) Söyleşiyi okursa diye çıramı yakacak şeyler söylemek isterim :))

Ne diyeyim ki… Ne desem eksik kalır. Hayatımı Birsen Tezer’den önce , Birsen Tezer’den sonra diye ikiye ayırsam yeridir. Onu sevmek, takip etmek, örnek almak bana çok fazla şey kazandırdı. Bir çok şey gördüm, öğrendim onunla ve müziğiyle, şahit olabildiğim ve anlayabildiğim tüm derinlikleriyle…

Birbirinden güzel insan hayatıma girdi ve bana nice güzellik kattılar. Bir sürü değerli destekçim oldu. Bu insanların hepsi Birsen Tezer’in çok yakın dostlarıydı. Bakınız ; Kadri Karahan, Emre Önbayraktar, Tunç Öndemir. Bir isme dokunsanız ortaya yine onun gibi on tane daha pırlanta isim çıkıyor ve böyle böyle güzellikler çoğalıyor… Yani gerçekten B.Ö. -B.S. şeklinde ikiye ayrılan bir hayat ve bir sürü yollar, insanlar, gelişmeler var. Ne desem az.
İyi ki var, iyi ki varsınız. İyi ki kesişti yollar. Hayatıma, ruhuma kattığı tüm güzellikler için teşekkür ederim. Bir de aşığıyım, sıkıntılı, deli aşık, evet kendisi iyi bilir, saygılar. :)))

 

İlk aldığın albümü hatırlıyor musun mesela, hayatımın albümü de budur dediğin albüm hangisi peki?

Bizim ailede müzisyen yok ama herkes müziği çok sever. Özellikle babam. Koli koli albümler, kasetler doluydu ev. Sonra Cd’ler geldi vs. Yeni bir şey çıkar çıkmaz alırdı, bir çok şeyi dinlerdik. Hala öyle ama dijitaldeyiz tabi :) Şimdi tam tabiriyle benim aldığım ilk albümü düşününce, takriben kaset zamanına denk geliyor. Hayal meyal hatırlıyorum, çocukken ilk aldığım albüm Atilla Taş- Ham Çökelek albümüydü… Evet Atilla Taş? Bayağı eğlenceli şarkılar yapmıyor muydu ya hu ? :)) Yani daha büyülü bir isim söylemek isterdim ama çocuktum, o yaz Ankara’dayım sevenlerimin anlayışına sığınıyorum…

Hayatımın albümü şudur ‘ seçimini henüz yapamadım. Böyle ‘en’ seçimlerini yapmakta çok zorlanırım fakat diretirsek Türkiye’de ya da yurt dışında doksanlarda yayınlanmış albümlerden birini seçebilirim.

 

Hangisi ile daha mutluydun ya da mutlusun; plaklar, kasetler, cdler, dijital haller?

Dijitallerin müziği nerede olursan ol yayınlayabilmene ve anında istediğin şeyi dinleyebilmene büyük kolaylık getirdiği konusunda hemfikiriz fakat kasetle geçen dönemde daha mutluyduk sanki. Ulaşmak kolay değil, ulaşırsın can kulağıyla dinler saklarsın, arşivlersin, hediye edersin, çünkü çok değerli ve özel bir şeydir o. Radyodan kasete kayıt al, kalemle sar vs. her anlamda daha samimiydi sanki o kaynak ve kattıkları. Fazlasıyla eskiciyim :)

Sahnede genellikle açılış ve final şarkın hangisi oluyor, en çok hangi şarkılar isteniyor senden?

Sahne aldığımız yere göre değişebiliyor. Genelde sound check sonrası uzaktan ortamı, insanların enerjisini koklarım. Buna göre bir kaç farklı kombinasyonum var. Fakat başlangıçta en çok seçtiğim şarkılar ; klarnet eşliğinde Sensiz Olmaz , Değirmenler (Bülent Ortaçgil) ya da İstasyon İnsanları oluyor. Finaller genellikle Haydar Haydar, Kimse Bilmez ; bunlar kendi yaptığımız düzenleme ve cover haliyle icra ediliyor, seyirciyi gecenin sonunda kalbinden vurup, nefesleri kesip kaçıyoruz. :)

Not: Sürprizli akşamlarda finalde Özlem Tekin-Dağları Deldim çalınıp, söylenebilir :)

 

Bir gün birisi ile düet yap ya da birisinin al bir şarkısını oku deseler?

Çoook. Yine her telden çalacağım sıkı durun :) Öncelikle Birsen Tezer ile düet hayalini söylememe gerek yok diye düşünüyorum. Ya Haris ? :)

Şebnem Ferah şarkıları çoğu zaman yol arkadaşım oldu, onun şarkılarından okumak isterim açıkçası, mesela ; Okyanus. Mabel Matiz şarkıları ve düzenlemelerine bayılıyorum, orda da hayaller bir depreşiyor. Yeni nesil gruplardan Perdenin Ardındakiler ve DKTT. Şarkılarına ve enerjilerine hayranım, harika paylaşımlar olabilir.

 

Bir ortak noktamız da rumca şarkılar, oralara dair de hayallerin, hayallerimiz var değil mi, nereden geliyor peki bu aşk, Paola ile düet yapacak mısın bir gün :)

Yine aldı beni bir gülme :)) Ah Kardia mou ah… Valla ben isterim, Paola da isterse bu iş olur. :)

Bilenler az çok biliyor, bilmeyenler için özet geçeyim bu aşkı; Yunanistan ve ona değir her şeyi çok seviyorum.

Değişik bir mekanizma içimdeki Yunanistan sevgisi. En çok müziği ile yoğunlaştığım bir aşk tabi ki. Çok dinlerim , bir sürü ismi en eski kayıtlarına kadar, çevirileriyle birlikte bulur, öğrenirim. Mutfak neredeyse ortak , bayılırız , enerjilerimiz yakın. Çoğu zaman içlenir, göremediğim şehirlerini hayal ederim. Rüyalarımda sık sık sokaklarında dolaşırım. İçimde Yunanistan’a ve orayla bağı olanlara karşı yoğun bir sıcaklık, sevgi ve hasret var. Bir önceki, hayatta orada yaşayıp, göçtüğüme inanıyorum, bu kadar yoğunluğun başka bir açıklamasını henüz üretemedim. :)

 

Hadi gel biraz da aşkı konuşalım, uzun uzun değil, aşkı özetle lütfen, ya da boşver istersen uzun uzun yaz, aşka neden engel koyalım ki :)

”Kendi olarak sana gelen, sana gereksinimi olmadan seni isteyen, sensiz de olabilecekken seninle olmayı seçen, kendi olmasını seninle olmaya bağlayan. O, işte…”

Oruç Aruoba… Işıklar içinde uyusun… Mevzuya onla gireyim dedim, herkes payına düşeni alsın alıntıdan. Öncelikle aşk, aşktır. Dilerim herkes hayatında özellikle de karşılıklı olanından bir kere nasibini alır. İyisiyle kötüsüyle ruhunuzda yaşadığınız olağanüstü bir deneyim, nefis bir duygu durum hali. Aldıklarıyla da kattıklarıyla da aşka vurgunuz. :) Ve ikili ilişkilerden tutun da, hayatın bir çok alanına kadar hissetmemiz gereken en kilit duygu aşk bence. Yaptığınız işe, doğaya olan aşk, bitkilere, hayvanlara duyulan aşk, ilahi aşk ya da siz bu duyguyu nerede kucaklayabiliyorsanız orası. Orası kilit. Aşk oradaysa kilitler bambaşka açılıyor ve daha da güzelleşiyorsunuz. Mana ve derinlik boyutları :) Soruyu yine sevgiyle andığım bir isim, Kazım Koyuncu’nun bir sözüyle bitiriyorum ; Aşk varsa şarkı da vardır.

 

 

 

2024

 

Şarkılarına tek tek dokunarak en yeniye doğru yol alıyoruz ki arada “Duymak İstediğim Cümleler”, “İkiz Alev”, “Düş Ya” ve “Aşk Nereye Gider” gibi single şarkılar izliyor bizi. Ve ilk albüm “İkiz Alev” de 2022 yılında buluşuyor dinleyici ile. Kısaca bu şarkılara ve albümlere de dokunacak olursak; belki heyecanını belki sana kattıklarını, izlenimlerini mesela; nasıl özetlersin o süreci.

Ne mutlu bana; hepsi kendi özelinde dinleyicisini bulmuş şarkılar. Çok farklı süreçlerde üretildiler ve daha sonra ilk albümümün içine dahil ettik. Pandemi ortası ve sonrasını bulan bir zamandı, biraz tedirgin, biraz gelecek kaygılı, iyi hissetmeye direndiğimiz bir dönemdi bir çoğumuz için. Bu zamanın sonunda farklı hikayeler içinden çıkagelen şarkılar tek bir albümde toplandılar ve ayrı ayrı dinleyicisini buldular. Hala geri dönüşleri taze ve güzel. Mutlu hissediyorum elbette. Bazı şarkılar zamansızdır, sanırım kendi adıma repertuarımın zamansız şarkılarının tohumlarını atabilmişim.

 

 

Ve çok yeni iki heyecanın var. Yepyeni bir ailenin içindesin ve iki ayrı şarkını ilk kez onlarla birlikte yayınlıyorsun. Sevgililer Günü’ne özel bir konseptle akustik bir kayıt yayınlanıyor önce: Kaktüs and Şarap. Sözü ve müziği sana ait. Öncelikle bu şarkının hikayesi nedir, nasıl bir araya geldin GTR Müzik ile ve o günün renginde şarkıyı nasıl bir aşkla söyledin?

Sevgili GTR Müzik ailesiyle tanışmam bir yıldan fazla oluyor. Hayatımdaki en şanslı karşılaşmalardan bir tanesi. Şarkılar yayınlanana kadar hepsini beraber dinlemişliğimiz, üzerine hikayelerini kurmuşluğumuz var. Birbirimizi , sözlerimizi, duygularımızı tanımamız çok değerli bir zamandı. İyi ki varlar… Onlardan çok şey öğrendim, harika dostlar kazandım bu aile içinde. Artık başlamanın zamanının geldiğini düşündük, şu anda da yayınlanmamış her şarkının takvimi belli, Kaktüs and Şarap bu takvim içinde biraz zamansız fırlayan bir şarkı oldu. Yayınlanması yaz sonunu bulabilirdi fakat bir gün sevgili Sinem Aksoy Türkmen Sevgililer Günü için bir projesinin olduğunu (TEKBUZ), burada yalnızlar için şarkılar söyleyeceklerini, bir şarkımla katılmak isteyip istemediğimi sordu bana. Ben de katılmaktan çok mutlu olacağımı ve “Kaktüs and Şarap”ı söylemeye karar verdim. Bu şarkı Birhan Keskin’in “Kaktüs and Teksas” şiirinden esinlenerek ismini almış bir şarkı. Sevgiden, sevmekten ve nice güzel duygudan pes ettirilmiş, umudu açık yara bir şarkı. Öyle karanlık bir dönemde bestelenmişti. Bence tam da 14 Şubat’ta yalnız olan dinleyicinin isyanı olabilecek, onlara yarenlik edebilecek bir şarkı, bu yüzden söylemeyi çok istedim, çok da sevildi. İlerleyen aylarda akustik ve düzenlemeli versiyonuyla başka platformlarda da olacak.

 

 

Ve devamında uzun bir zaman sonra yeni bir stüdyo kaydı geldi ki ne mutlu ilk dinleyenlerinden biriydim bu şarkının; heyecanı çok yüksek ve üstelik klipli de ne güzel; ilk tepkiler nasıl, devamında neler bekliyorsun? Sanırım bu sene içinde daha çok kere karşılaşacağız, öyle değil mi?

Eminiz devamı da çok güzel gelecek. :) Söz ve müziği bana, düzenlemesi Alper Anık’a ait Eminim’in. Klibi de sevgili dostumuz Baturhan Bilgin yönetmenliğinde çektik. İlk tepkiler harika, şarkıyla klip uyumuna, duyguya bayıldı herkes. Şimdiden ezberleyenlerin sesi kulağımıza geliyor ne mutlu. Tekrar tekrar dinliyorlar, ulaşıyorlar her kanaldan tabi ki bu çok değerli bir heyecan. Hele ki uzun bir aradan sonra yayın yapmaya döndüğünüzde. Geri dönüşlerin enerjisi bu kadar yüksek ve güzel olunca sanki hiç ara vermemişiz ve kaldığımız yerden devam ediyoruz gibi. İçim çok rahat. Devamında yayınlanacak şarkılarla epey hız kazanacağız ve insanlara müziğimi, sözlerimi daha fazla dinletebileceğim, İzel’i daha iyi tanıyacaklar. Yeni single’lar, düetler kapıda. Hepsini paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Bu uzun yolculukta kulağı hep sesimde olan, tüm kalbiyle yanımda olan herkese buradan çok teşekkür etmek istiyorum. Sana ve dostluğuna da çok teşekkür ederim canım Kadri, iyi ki varsın. Nice şarkılarda, ilhamda buluşmak üzere; sevgiyle…

 

 

 

 

Bir gün İzmir'den bir mesaj ya da telefon aldım. Birsen Tezer Official süreci içinde tanıştığımız ama henüz bir araya gelemediğimiz sevgili İzel'dendi ve kısa bir İstanbul seyahati içinde bir gün bir araya gelelim ve sohbet edelim istiyordu; elbette ki o sohbet bir tek o buluşma ile kalmadı hatta ilerleyen zaman içinde birçok buluşma, bu süreç içinde fotoğraf çekimleri gerçekleştirdik ki 2020 yılında yani pandemi sürecinde dinleyicisi ile buluşturduğu şarkısı "Karantina"nın kapak fotoğrafı benim bir çalışmam oldu. İyi bir müzik dinleyicisinin de İzel Susam ismi ile aslında çok kere karşılaşmış olduğunu tahmin ediyorum ama biraz dağınık ve hatta karışık zamanlarda ve…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.9 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*