EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Jülide Özçelik

Jülide Özçelik

Üçüncü albümünüz “Nefes” yeni bir yılın ilk heyecanı oldu bize.
Jazz İstanbul Volume 1 ve Volume 2 dinlemeye doyamadığımız iki şahane albümünüz ki onlara selam ederek başlayalım istiyorum sohbetimize.
Bugün baktığımızda biz hala çok heyecanlanıyoruz bu iki albüme, eminim siz de öyle; kısaca  sizden dinlemek istersek yolunuzda nasıl bir durak oldular, nasıl birbirini tamamladılar? Neler biriktirdiniz adınıza?

Çok teşekkür ederiz desteğiniz için.

Jazz İstanbul volume 1 ve 2 albümlerimizle vefalı bir dinleyici kitlemiz oluştu.Onlardan gelen geri dönüşler ve olumlu yorumlar sayesindeüçüncü albümümüz ‘Nefes’ i hazırladık. Bu süre içerisinde ailemde çok büyük kayıplar yaşadım. Toparlanmam uzun sürdü. Beklettiğim için üzgünüm.

Yine elimizden gelenin en iyisini yaptığımıza inanıyorum.

 

 

İkinci albümden bugüne sekiz sene gibi uzun bir zaman geçti ama biz sizinle buluşmaya konserlerinizde, diğer yer aldığınız projelerde devam ettik. “Nefes”in süreci peki ne zaman başladı, repertuar nasıl tamamlandı?
İlk iki albümde olduğu gibi bu albümde de tüm düzenlemeler Cem Tuncer’e ait. Ötesinde kimler dokundu bu albüme, renk oldu, ses oldu, nefes oldu?

Evet uzun zaman oldu. Ancak bu süre içinde konserlerimiz devam etti. Kendi albümlerim dışında birçok senfoni orkestrası ile konserler yapma şansım oldu. Birçok projede de yer aldım.

Albüm için 2018 Mayıs ayında çalışmaya başladık ve Ocak ayına yetiştirebildik.

Tüm düzenlemeleri ve müzik direktörlüğünü Cem Tuncer yaptı. Ercüment Orkut piyano ve tuşlu çalgılar, kontrbas Volkan Hürsever, elektrik basta Efecan Tuncer, davulda Ediz Hafızoğlu, soprano ve tenor saksafonda Engin Recepoğulları, trombonda Emre Kayhan, trompet ve flugelhornda Halil İbrahim Işık, neyde Serhan Erkol, 1.kemanda Seda Subaşı, 2. kemanda Gizem Korkmaz, viyolada Deniz Yücel, viyolonselde Erman İmayhan emeği geçen arkadaşlarım.

Cem Tuncer Umut’unu ve Ediz Hafızoğlu’nun da Renkli Düşler’ini albümde kullandık. Herkese çok teşekkür ediyorum.

 

Albümdeki şarkılardan devam edelim istiyorum. Öncelikle ilk iki albümde bestelerinize de yer vermiştiniz ama bu albümde sadece sözleriniz karşılıyor bizi Cem Tuncer’in müzikleri ile. Şarkılarınızdaki sözler bir yanı ile de hayata, dinleyiciye bir mesaj daha.
“Tutunmak lazım hep hayata” diyorsunuz “Karanlıkta Kaldım”da.
“Umut”ta “Dostların yanında hep olacak, emeklerin hep karşılık bulacak”…
“Nefes”te “Umudu hiç bırakma” diyorsunuz yine ve ekliyorsunuz “Yaşa sen pişman olma”.
Özetinde bir yerde çok iyi geliyor bu şarkılar ruha, diğer sözlere benzemiyor ve bu müzikle çok güzel tamamlanıyor.
Şarkılarınız ve siz, siz ve dinleyicileriniz nasıl bir dostluk içindesiniz? Bir söz, bir müzik nasıl doğuyor sizde?

ilk şarkı “Karanlıkta Kaldım” sözü ve bestesi bana ait bir şarkı. Cem’in bestesine söz yazdım ve adına “Umut” dedim. Umutsuz yaşanmıyor maalesef. Yanımda güzel insanlar vardı her zaman. Şanslıydım ve sözlere taşıdım bu duygumu. Mesajlar hayata ve tecrübelere dair oldu. Aslında yaşanan duygulara bir nevi rehberlik yapıyoruz. İnsanların söyleyemediklerini ve anlatamadıklarını söylüyor ve anlatıyoruz. Sürekli irtibat halindeyiz. Bir çoğunun özel zamanlarına farkında olmadan eşlik etmiş oluyoruz.

 

Her albümde adeta olmazsa olmazlarınızdan biri de en büyük değerlerimizden Neşet Ertaş. İlk albümde “Yalan Dünya”, ikinci albümde “Gönül Dağı” karşımıza çıkarken ustadan bu albümde de “Neredesin Sen” karşıladı bizi.
Belki birçok kişi seslendirdi, binlerce kere dinledik ama sizin sesiniz hep bir başka yakıştı Ertaş türkülerine. Ve elbette türkülere getirdiğiniz düzenlemelere. Nasıl (iyi ki) bir vazgeçilmezliktir bu?
Türkülerimiz, şarkılarımız günümüzde cover adı altında maalesef şekilden şekile giriyor, herkes söyleme hakkını buluyor ve gerçek dinleyicisi çok üzüyor bu ama siz söyleyince akan sular duruyor, siz nasıl bir hassasiyetle yaklaşıyorsunuz?

Çok teşekkür ediyorum böyle düşünmenize çok sevindim. Neşet Ertaş’ın gönül adamı olması, tevazusu beni her zaman çok etkilemiştir. Eserlerini bu yüzden ayrı severim. “Neredesin Sen”i senfoni konserlerimizde söylemiştik ve çok istek geldi sonrasında.

Çok dikkatle söylemeye gayret ediyorum, duygusunu ve ruhunu bozmadan, elimden geldiği nispette özenli yaklaşıyorum. Tüm eserler yorumlanabilir kimisi sevilir ve kalır kimisi de çok tepki alır. Genel olarak güzel dönüşler oldu bugüne kadar.

 

Albümde sesinizden dinleme şansını bulduğumuz iki sürpriz şarkıdan biri de “Gurbet”. Bir önceki albümde de yer vermiştiniz bir Özdemir Erdoğan şarkısına, bu albümün sürpriz şarkılarından biri de bu oldu. Diğeri de “Sonbahar Rüzgarları”, Yıldırım Gürses’in. Her iki şarkıda bizi çok eskilere götürüyor ve yeniden sizinle anımsıyoruz ne güzel.
Bu iki şarkı nasıl dahil oldu peki albüme?

Tamamen dinlemekten ve söylemekten hoşlandığım iki şarkıydı. “Sonbahar Rüzgarları”nı da senfonilerle çok çalmıştık. İkinci albümde kullanacaktık olmadı. Aranjman olarak hazırdı ve kaydetmek istedik. “Gurbet”i de ayrı severim ve Özdemir Erdoğan izin verince çok mutlu oldum.

Albümle birlikte önümüzdeki günlerde konserleriniz de başlayacak ve “Nefes”in lansmanı 05 Şubat’ta Zorlu Studio’da gerçekleşti. Sahnede olmak ve dinleyicinizle buluşmak nasıl bir duygu sizin için? Yine siz İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile de konserler gerçekleştirdiniz bir süre, yine oyuncu Mert Fırat ile ortak sahne projeniz oldu. Bu buluşmalar, yolculuklar devam edecek mi, ya da başka böyle sürprizler olacak mı önümüzdeki günlerde?

Yaptığımız müziklerin dinlenmesi ve beğenilmesi çok önemli bizim için. Konserlerde dinleyenlerimizle buluşmak için bir fırsat. Nasıl buldular? Olumlu olumsuz eleştiriler bizi hep daha ileriye çalışacak ip uçları taşır.

Özellikle albüm lansman konseri çok heyecan vericidir.

Birçok senfoni ile konserler yaptık. Çukurova, Antalya, İzmir, TED, Bursa,İstanbul gibi…

Piatango’ya zaman zaman konuk oluyorum.

Mert Fırat’la senfoni konserlerinde sahne aldık.Kesinleşmemiş bir takım projeler var. Farklı projeler de düşünüyoruz, neden olmasın?

 

Siz İstanbul Bilgi Üniversitesi Caz Vokal Performans bölümünden mezunsunuz. Bir söyleşinizde ailenizin en başlarda müzisyen olmanız konusunda kaygıları olduğunu okumuştum. Bugün belki de bu kaygıyı yaşayan birçok genç ve aile var, kendilerine neler söylemek istersiniz?

Evet maalesef ben müziğe liseden sonra başladım. Ailenizde müzikle uğraşan kimse olmayınca epey bir direnç göstermek zorunda kalıyorsunuz. Ancak bir çocuk yetenekli ve istekliyse konservatuvar sınavına girmelidir. Akademik eğitim ve disiplini mutlaka almalıdır. O zaman sırtı yere gelmez. Aileler hiç korkmasınlar, hayatta hiçbir şeyin garantisi yoktur. İnsan sevmediği bir meslekle ömrünü geçiremez. Çocuk istekliyse lütfen kulak versinler. Hayatın ağır yüklerinin altından ancak sanatla kalkabilirsiniz. Her mesleğin zorlukları vardır.

Müzik dünyamız çok hareketli, her güne albümler, single şarkılar derken hız kesilmiyor. Alternatif müzik adına da bir süredir güzel şeyler oluyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu akışı, yetişebiliyor musunuz ?

Ben çok takip edemiyorum. Çok hızlı akıyor her şey. Son yıllarda en sevdiğim albümler “Nazdrave” ve “Persona” oldu. Farklı müzik türleri de çok yaygınlaştı, bu çok sevindirici.

 

Üçüncü albümünüz “Nefes” yeni bir yılın ilk heyecanı oldu bize. Jazz İstanbul Volume 1 ve Volume 2 dinlemeye doyamadığımız iki şahane albümünüz ki onlara selam ederek başlayalım istiyorum sohbetimize. Bugün baktığımızda biz hala çok heyecanlanıyoruz bu iki albüme, eminim siz de öyle; kısaca  sizden dinlemek istersek yolunuzda nasıl bir durak oldular, nasıl birbirini tamamladılar? Neler biriktirdiniz adınıza? Çok teşekkür ederiz desteğiniz için. Jazz İstanbul volume 1 ve 2 albümlerimizle vefalı bir dinleyici kitlemiz oluştu.Onlardan gelen geri dönüşler ve olumlu yorumlar sayesindeüçüncü albümümüz ‘Nefes’ i hazırladık. Bu süre içerisinde ailemde çok büyük kayıplar yaşadım. Toparlanmam uzun sürdü. Beklettiğim için üzgünüm. Yine…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 3.15 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*