EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Kent Şarkıları – Erkan Güneş

Kent Şarkıları – Erkan Güneş

Dört albüm, beş single derken biz her yolculuk buluştuk, her durak şarkılarınızı konuşmuştuk. Örneğin 2011, ilk albüm “Deniz Anlatıyor mu Beni Sana”nın söyleşisinde sormuştum bir araya gelişinizi ve bana inanan insanlar arıyordum ve buldum demiştin. Erkan, öyle güzel dostlarla buluşmuşsun ki öncelikle o günden bugüne yolunuz da ayrılmadı. Dostlukla birlikte müzik yolculuğunuzun da devam etmesi o günden bugüne kopmadan ne güzel; bir kere daha o ilk albüme dönelim mi? Kent Şarkıları’nın ilk yolculuğunu dinleyelim mi?

Dört albüm beş single. Şimdi karşıdan bakıyorum da 6 yılda çok iş çıkarmışız. Ekonomik ve sosyal imkansızlıklarla başladığımız bu yolculuk 2011 yılında başladı. Daha önce de bu cümleyi kullanmışımdır; yakın arkadaşlarımla birlikte kendi şarkılarımı kayda almak fikrinden yola çıktığımız, sonrasında şarkılarımızın sahiplenilip benimsenmesiyle devam ettiğimiz bir yolculuk. Zahmetli ama keyifli, ülkemizin şu anki koşullarında zor ama kıymetli bir iş.

Ara çok açılmadı ve bir sene sonra ikinci albüm “Başka” geldi. Üçüncü albümün hazırlık sürecinde ise menajeriniz İbrahim Halil Ergin hayatını kaybetti. Albüm de onun anısına adandı, “Anısı Kalmıştır” dediniz. Geçen süre içinde dinleyiciler şarkılarınızla buluşmaya gerek albüm üzerinde, gerek sahnede devam etti özetinde. Artık taşlar oturmuştu, daha çok kişinindi bu şarkılar ve bu sizi nasıl heyecanlandırıyordu, nasıl bir sonraki çalışmaya hazırlıyordu?

Dediğim gibi şarkılar ilgi görünce hemen ikinci albümü yaptık. Konserlere başladık. Farklı şehirlere gidiyorduk. Üçüncü albümün çalışmalarına başladık derken sevgili dostumuz, canımız Halil abimizi kaybettik. Bana ve Kent Şarkıları’na çok inanmış, değer vermiş ve bizim için elinden ne geliyorsa yapmış ve yapacak olan bir dostu kaybetmiştik. Kabul etmek kolay olmadı, zaman aldı. Dinleyicilerimizle albümlerde ve sahnede buluşmaya devam ettik ama yine de her zaman kendimi hep eksik hissettim bu yüzden.

Ben kolektif çalışmaları severim. Kalabalık olmayı severim. Fakat insan her zaman istediği çerçevede bir hayatı yaşayamıyor. Her şey umduğumuz ve planladığımız gibi gitmeyebiliyor. Bu durumu çok iyi anlıyorum. Sanat da yolunda gitmeyen işlerden dolayı ortaya çıkmış bir kavram değil mi zaten? Yani elbette bir takım  terslikler olacak ama Kent Şarkıları aynı renkte, aynı çerçevede kendi mücadelesini sürdürmeye devam edecek.

 

 

Zaman zaman şarkılarınıza konuk isimler de eşlik etti. Cezmi Ersöz, İlkay Akkaya, Yasemin Göksu, Alp Murat Alper, Yelda Emek son albümde de Erdal Güney ve Ayfer Vardar; ki bu buluşmalar nasıl oldu, şarkılarınız kendilerinin sesi ile nasıl buluştu?

Albümlerimizin ve tekli çalışmalarımızın güzel konukları oldu. Cezmi Ersöz kayıp çocuklar için hazırladığımız Çocuğun Düşü’ne konuk oldu, İlkay Akkaya ile çocuk işçiler için bir araya geldik, Yasemin Göksu, Halil abimize ithaf ettiğimiz parçanın sesi ve ruhu oldu, Alp Murat Alper’le bir “yalnızlık” şarkısında buluştuk, Yelda Emek’le ülkemizin öldürülen gençlerinin anısında buluştuk. Ve son albümde ise çok sevdiğim iki yorumcuyla birlikte çalışma şansımız oldu. Erdal Güney uzun zamandır dinlediğim çok değerli bir besteci ve yorumcudur, bu albümde Gurbet’le birlikte albümün en özel şarkılarından birini seslendirdi sağ olsun. Ayfer Vardar ise samimi yorumuyla bu albümde ülkemizin kadın kurbanlarına adadığımız “Çiçekten Düştüm” adlı parçanın sesi ve ruhu oldu. Umarım anlaşılır. Onlarla çalışmaktan dolayı çok mutluyum. Geriye baktığımda gözüme ilk çarpan güzellik onlar şimdi. Hepsine uzun uzun teşekkür ediyorum. İyi ki buluşmuşuz şarkılarda.

Yine bu buluşmaların birinde ben de bu ekiple bir heyecanımı paylaştım ki, “Bir Gökyüzü Çiz” isimli şarkınızda yeğenimin olduğu bir fotoğraf kapak olarak şarkıyı tamamladı.

Albümlerin görsellerini karşıma aldığımda bende güzel şeyler uyandıran bir fotoğraf olarak “Bir Gökyüzü Çiz”in kapağı durur. Çok severim. Yeri ayrıdır. Şöyle özel bir tarafı da var, İlkay Akkaya çocukluğumdan beri hayranlıkla dinlediğim bir yorumcuydu ki onunla çalışmamızın görselidir o fotoğraf. Senin kadrajın ve Gökay’ın yüzü sonsuza kadar işçi çocuklara bir selam olarak orada duracak. Tekrar teşekkürler sana da.

 

 

Ekibinize, yüreğinize duyduğum ayrı heyecan bir yana, kapak fotoğraflarınıza da heyecanlıydım ben hep, ayrıca duyarlılığınıza da. Kayıp çocuklardan tutun da çocuk işçilere, etnik ve dinsel savaşa, sınıfsal çatışmalara, ırkçılığa ve ötekileştirmelere ve Ali İsmail’in nezdinde öldürülen tüm gençlere. İyi ki hep söyleyecekleriniz vardı, iyi ki ilaç oluyordu kalplere, güzel değiyordu bu notalar bizlere. Ama siz özellikle olsun diye de söylemediniz, siz birebir hissetmeseniz tüm bu yaşananları bu şarkılar ortaya çıkmazdı öyle değil mi, ama söyleyecek çok daha şarkınız olmalı diye düşünüyorum, haksız mıyım?

Şarkılar insanların duygularını birbirine bağlayan birer köprüdür. Elbette insan hissetmezse nasıl yazar, nasıl söyler? Ben de her yurttaş gibi bu ülkede olup bitenlerin farkındayım. Bütün her şeyi düzeltebilecek bir gücüm yok ama birileri farkına varsın diye bir çabam var, hep oldu, bundan sonra da hep olacak. Ne kadar anlaşılırım, ne kadar karşılık bulur bilmiyorum. Ortada gördüğünüz ne varsa samimiyetle yapılmış fakat maalesef amacına ulaşamamış işlerdir. Çünkü basın da vatandaş da popüler olandan yana artık. Artık ne kadar “iyi” ne kadar “kötü” olduğuna çarpıtılmış “dinlenme sayıları” karar veriyor, televizyonda ne kadar görünüp görünmediğin, gazetelerde ne kadar çıkıp çıkmadığın karar veriyor. Yaptığın iş basında yer bulamıyorsa dikkate alınmıyor. Yani illa görüneceksin o ekranda! Çok para kazanıyorsan o işin kıymeti var, kazanmıyorsan bir kıymeti yok biliniyor, öyle sanılıyor. En yakınların bile dikkate almıyor seni.  Ne acı. Bodrum sahillerinde bikinisiz ablalar haber değeri taşırken, evinin önünden kaçırılan çocukların bir haber değeri yok. Askeriyle siviliyle her gün ama her gün öldürülen insanlarımızın haber değeri yok. Şu anki açlık grevlerinin ne anlama geldiğini anlatan bir kanal yok mesela. KHK mağdurlarının seslerini kim duyabiliyor? Rant uğruna kıyılan ormanlardan, yaylalardan bahseden kaç kanal var? Atilla Taş neden içeride mesela? Doğuda neler oluyor? Bu örnekler çoğalır gider.

Ben yaşadığımız her şeye vicdanıyla bakan biriyim. Şarkılarım da öyle. Vicdanlı, merhametli ahlaklı şarkılar büyütmeye çalışıyorum. Küfretmeyen, aşağılamayan, kırmayan, ötekileştirmeyen şarkılar büyütüyorum. Temel referansı insan ve doğadır. Bağımsızlardır. Kendilerince bir hikaye saklarlar, bir anlam taşırlar.

İşte tam burada, bizim gibi bağımsız gruplar için internet büyük bir şans. İnternet televizyonun dayattığı her şeyi bir kenara itiyor, kullanıcısına seçme şansı sunuyor. Biz tüm dinleyicilerimizi internet sayesinde kazandık. Tüm dinleyicilerimiz kıymetlidir bu yüzden.

 

Tam da bu noktadan devam etmemiz gerekirse “Sevgiden Yana”da da bu var. İnsana ve emeğe adanmış şarkılar.

Evet, insana ve emeğe adanmış şarkılar diye ifade ettim. Bizim ülke insanı olarak yaşadıklarımızın bir akrabalığı var. Esasen bizim duygularımız  kardeştir. Yaralarımız birbirine çok benzer, yaralarımız da kardeştir. Dinleyicilerimizle bizi buluşturan şey de bu kardeşlik hissi işte. Yaşadığımın bir benzerini yaşamış insanlarla buluşturdu bu şarkılar bizi. Onlarla arkadaş etti. Böylece çoğaldık biz, böylece büyüdü Kent Şarkıları.

Tüm sözler, müzikler; Erkan Güneş, düzenlemeler; Ozan Sarıboğa. Solistler; Gurbet Üzgün Demiral, Barış Kesmen, Barış Uğur, Erkan Güneş ve birbirinden değerli enstrümanistler. Özetle ne zaman başladı bu albümün süreci, kayıtlardan nasıl notlar tutuldu, bu albümün, şarkıların hikayesi nedir, kahramanları kimlerdir?

Albüme yapımcımız Cem Yılmaz’ın geçen yılın sonlarına doğru “size yeni bir albüm yapalım” teklifiyle başladık. O tekliften öne bir albüm repertuvarım hali hazırda duruyordu zaten. Ozan’la birlikte çalışmalara başladık hemen. Pilot kayıtlardan masteringe kadar 5 ayda tamamladık. Toplamda 10 şarkımız var albümde. Gurbet, Barış ve benim dışımda Kent Şarkıları’na yeni katılan arkadaşımız Barış Uğur da bir şarkı seslendirdi. Albümün kahramanı ise Ozan Sarıboğa. Uzun zamandır tanıdığım ve çok sevdiğim bir kardeşim. Çok iyi müzisyen, iyi bir aranjör. Kent Şarkıları’nın ruhunu yakaladı bu albümde. İyi iş çıkardı.

Hikayelerine gelince, yine aşk ve  dostluk temaları üzerinden giden bir repertuvar var. Ayfer Vardar’ın seslendirdiği “Çiçekten Düştüm”ü kadın kurbanların anısına, “İkimiz Yalnız Değiliz” şarkısıyla da Gezi Parkının  samimi çocuklarına  bir selam gönderdik. “Bir Vagon Penceresinden” ise rahmetli dostum Halil Ergin için yazdığım bir şarkıydı. Geri kalanlar ise yine kendi yaşamımızdan notlar.

 

 

Sevgili Erkan ki biliyorsun ki zor bir hayatın içinde yaşıyoruz. Bu koşturma içinde üretiyor olmak, bunları hayata geçiriyor olmak, bir ekip ruhunu korumak, tüm bunları yaparken işin kartonetinden tut da şarkıların çekilen kliplerine kadar da yetişiyor ve bunu keyifle, bunu doğru bir şekilde yapıyor olmak kolay bir şey değil. Ve biliyorum ki bu senin hiç şikayetçi olduğun bir şey değil aksine belki de seni bir sonrakine daha bir heyecanla hazırlama sebebi, ya da bilemiyorum nasıl bir kendinle olma hali, nasıl bir psikoloji, nasıl bir güç?

Kendimi bildim bileli ilgimi çeken şeylerin peşinden koştum ben. Fotoğraf, film, şiir, şarkı derken her zaman sevdiğim işlerle ilgilendim. Bütün bunları istemediğim işlerde çalışırken yaptım çünkü bu şekilde beni mutsuz eden şeylerden kaçardım. Kendimi ifade etmeme olanak sağlayan her iş benim asıl işim olarak hayatımın merkezinde durdu. Bu noktada iş anlamında asla yorulmadım ama beni yoran insanlar oldu. Olacak tabi, olsun da. Hayatımıza giren herkesin iyi/kötü bir katkısı oldu. Hayatı böyle deneyimleyebildim. İnsan böyle böyle olgunlaşıyor işte. Bizi kendimizle baş başa bırakan ilk neden yanlış tercihlerimiz değil mi? Bu deneyimlerden beslendi bu şarkılar.

Ama bu ülkede müzik yapmak da zor, yaptığın müziği dinleyicisiyle buluşturmak da zor. Sosyal anlamda da zor, ekonomik anlamda da. Nitelikli işler yapmaya çalışıyoruz. Yaşadığımız çağa nitelikli işler bırakarak gitmek istiyoruz bu dünyadan. Tanınmak için bir çabamız yok. Şarkılarımızı büyütüp kendi kanatlarıyla uçabilecek duruma getirmek bizi tatmin eder. Çünkü şarkıcı gider, şarkı kalır.

Ve malum yaz sürecindeyiz, hani herkesin içinin kıpır kıpır kaynadığı, şarkıların hızlandığı ama bir o kadar da asla kanı kaynatmadığı. Şimdi biz bu süreçte Kent Şarkılarını dinlemekten ve yeni bir mevsime demlemekten mutluluk duyacağız ayrı ama sizler yola nasıl devam edeceksiniz. Ben mesela sizi sahnede dinlemek istiyorum. Dünden bugüne biriken şarkılarınızla, bunun için adımlar atılacak mı bu albümle?

Yola buraya kadar nasıl gelmişsek aynı şekilde devam edeceğiz. Etkinlik içinse net bir şey söyleyemem. Klasik deyimle zaman gösterecek. Çoktandır sahne yapmıyoruz. Bu bizim istememizle olacak bir şey değil. Arz-talep meselesi biraz.
Yine albümden ilk klip hangi şarkının olacak, sonrasında planlananlar neler?

Şimdilik bir klip çekemedik. Aklımda birkaç hikaye var, şu anda değilse de sonbaharda mutlaka çekerim. Çünkü bazı şarkıları görüntülerle de beslemek, anlamlarını belirginleştirmek gerekiyor. Hem klip, şarkı için bir kıyafet özelliği de taşıyor biraz.

 

 

Ve son olarak yeniden “Anısı Kalmıştır” albümündeyiz ki Müzik Ekspres’in düzenlediği ama maalesef devamında buluşamadığımız “1. Alternatif Müzik Ödülleri”nde dinleyicinin oyları ile “En İyi Grup” seçilmiştiniz. Ödül gecesinde de ne güzel birlikteydik, sevgili İlkay Akkaya size sunmuştu.

Kent Şarkıları yolculuğunun en güzel durağıydı. Şahane bir geceydi. Büyük bir şaşkınlıkla gitmiştik çünkü o kadar grubun içinden bizim seçilmemiz ben ve tüm grup arkadaşlarım için büyük sürpriz olmuştu. İlkay ablanın sahnemize gelmesi de ayrı bir gurur olmuştu. O etkinlik daha sonrasında da keşke devam edebilseydi. Bağımsız isimler ve gruplar için alternatif bir platform olarak sahip çıkılan ve arkasında durulan bir etkinlik olurdu her zaman. Umarım devam eder.

Biliyorum ki Müzik Ekspres ve Kent Şarkıları’nın, bizim dostluğumuz hep anılarda güzel hep de gelecek günler adına baki kalacak. Son olarak Kent Şarkıları ekibine ve okurlarımıza neler söylemek istersin?.

Kent Şarkıları, duyarlı, vicdanlı, adalete, özgürlüklere, halkların hakiki kardeşliğine inanan bir görüşle samimi şarkılar yapmaya devam edecek. Kent Şarkıları’na tüm kalbiyle inanmış yol arkadaşlarıma ve elden ele paylaşıp çoğaltan tüm dinleyicilerimize çok teşekkür ediyorum. Büyüsün şarkılarımız.

 

 

Kent Şarkıları – Sevgiden Yana
Anadolu Müzik
Dört albüm, beş single derken biz her yolculuk buluştuk, her durak şarkılarınızı konuşmuştuk. Örneğin 2011, ilk albüm “Deniz Anlatıyor mu Beni Sana”nın söyleşisinde sormuştum bir araya gelişinizi ve bana inanan insanlar arıyordum ve buldum demiştin. Erkan, öyle güzel dostlarla buluşmuşsun ki öncelikle o günden bugüne yolunuz da ayrılmadı. Dostlukla birlikte müzik yolculuğunuzun da devam etmesi o günden bugüne kopmadan ne güzel; bir kere daha o ilk albüme dönelim mi? Kent Şarkıları’nın ilk yolculuğunu dinleyelim mi? Dört albüm beş single. Şimdi karşıdan bakıyorum da 6 yılda çok iş çıkarmışız. Ekonomik ve sosyal imkansızlıklarla başladığımız bu yolculuk 2011 yılında başladı. Daha önce…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.14 ( 6 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Threesome