EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Lider Çelik

Lider Çelik

Yaz sürecinde şöyle bir küçük selam ettik ama devam edemedik. “Haftanın Söyleşisi” elbette Ekspres’in gözbebeği, bitmedi, bitmemeli de. Yeni sezonun açılışını resmi olarak gerçekleştirelim o zaman. Artık cumartesi olan günümüz değişti ve  pazartesi günü sizlerle birlikteyiz; her zamanki gibi müziğin de samimi olan her rengindeyiz. Bu hafta mesela rap dünyamızda bir yolculuktayız ve durağımız Adana ve oranın yetiştirdiği müzisyen arkadaşımız sevgili Lider Çelik.

Birkaç sene önce yayınladığı ilk profesyonel çalışması “Bakale” ile dikkatimizi çekmişti ve devamında da yeni şarkıları yayınlandığında sayfalarımız onu ağırlamaktan mutluluk duydu. Geçtiğimiz günlerde yeni çalışması “Kumdan Adam” kapımızı çaldı ve ayın en iyi şarkılarından da biri oldu.

Lider; “O Ses Türkiye Rap” yarışmasının ilk sezonunun da yarışmacısıydı ve finale kadar da yükseldi, birinci kim oldu bilmiyorum ama yarışmayı izlemiş bile olsam bana göre birinci de kendisiydi.  Yorumculuğunun yanında söz yazarı, besteci, aranjör, ses mühendisi, prodüktör ve DJ kimliği ile de müziği tamamen hayat felsefesi yapmış ve bağımsız olarak da her çalışmasında çıtayı biraz daha yukarı çıkartmayı başarmış, eminim önümüzdeki günlerde çok daha fazla adını duyacağımız bir müzisyen kendisi.

Bu buluşmamızdan dolayı çok teşekkür ediyor ve bir kere daha sevgilerimizi iletiyorum kendisine. Dünden bugüne yolculuğu ve tüm çalışmaları ile Lider Çelik karşınızda. Keyifli okumalar / dinlemeler. Güzel bir güz olsun ve sezon olsun devamında.

Kadri Karahan

 

İnstagram

Twitter

Youtube

 

Karşımızda bir ses mühendisi, müzik prodüktörü, söz yazarı, besteci, yorumcu ve bir DJ var. Hadi hepsini konuşalım. Genç yaşlarda ilk demo kayıtlarını almaya başladın ve yaşadığın yer Adana ve çevresinde sahneler almaya başladın. İçindeki müziği ilk ne zaman keşfettin ve o yıllardaki heyecanın nasıldı, kimler yanındaydı; nasıl bir yolculuktu başladığın.

4 Ekim 1995’de altı yaşındayken başladı aslında müzik yolcuğum. O dönemlerde gazetelerde kupon biriktirip çamaşır makinası vb… gibi ev aletleri sahibi olabiliyordun. Sabah gazetesinin bir sayısında Cartel grubunun Adana’da konser bileti veriliyordu ve ailem beni o konsere götürmüştü. Televizyonda onların klibini izleyip şarkıyı onlarla birlikte söyleyip dans ettiğimi hatırlıyorum. Yarım yamalak da olsa şu an o konseri hatırlayabiliyorum. Sahneye sırayla çıkıp kendilerini tanıtıp sonrasında rap söylemeye başladıklarında afallamıştım ve çok etkilenmiştim. Rap müzik ile tanışmam böyle oldu. Ailemde müziğe karşı ilgi hep vardı, aile içinde farklı müzik janlarına şahit oluyordum. O sıralarda halam bir radyoda Dj’lik yapıyordu ve karışık kasetler doldurup onları bana dinletiyordu. Yabancı rap şarkılara da o sıralarda aşina olmaya başladım. Müziğe olan ilgim bu tohumlarla filizlenmeye başladı diyebilirim.

Sonrasında 13 yaşındayken okuldaki hocam Adana’da Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nin Türk Sanat Musiki korosuna beni davet etti. Oradaki Musiki eserlerinin hem eğitimini alıyorduk, koro ve solo olarak sahnelere çıkıyorduk. Koro şefi Uğur Doğan Türe’den belirli bir süreliğine Keman eğitimi aldım. 3 4 sene kadar koroda devam ettikten sonra, daha farklı müzik türlerine eğilimim artmaya başladı ve koroyu bırakıp farklı şeyler denemek istedim ve bu süreçler içinde her zaman rap müzik dinlemeye devam ettim. 2006 senesinin sonralarına doğru Rap sözleri yazıp söyleyen Cankut diye bir arkadaşımla tanıştım ve nasıl söz yazıldığını ve kafamdaki diğer bütün soruları ona sordum. Sonrasında ise benim için artık o yolculuk başlamış oldu. Bilgisayara müzik programları yükleyip o programlardaki altyapılara söz yazmayı denedim. 1 sene kadar böyle devam edip, Adana’daki underground rap partisine dinleyici olarak gittim. Orada sahne yapan insanlarla tanıştım ve onlarla birlikte müzik üretmeye başladım. İlk Demo kaydımı kendi evimde shotgun mikrofonla (Çubuk Mikrofon :) kaydettim. O andan itibaren Rap müzik benim vazgeçilmezim olmuştu. Hiçbir ücret karşılığı olmaksızın neredeyse her hafta cumartesi ve pazar günleri underground partilerde sahne yapıyorduk, bazen hiçbir dinleyici gelmiyordu sadece rapçiler birbirine konser veriyordu baya eğlenceli zamanlardı :)

Sonra bir eğitim süreci bekledi seni ve bunun için İstanbul’a taşındın. Lider müziğini nereye taşımak istedi peki en çok? Bu süreçte ve bu şehirde seni neler bekledi. Yine bu süre içinde bir de tiyatro ve oyunculuk serüveninde oldu sanırım öyle değil mi?

İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanıp İstanbul’a taşındım. İki sene kadar İstanbul Üniversitesine devam ettim ve bu bölümün bana göre olmadığına karar verip okulu yarıda bıraktım. İstanbul’a taşınmadan önce de hep Ses Mühendisliği okullarının olduğunu duyuyordum. Workshopları olduğu zamanlarda da başvuru yapıp workshoplara katılıyordum ( Aslında o bölümü okuyup okuyamayacağımı o workshoplara katılıp test ediyormuşum).

Okulu bıraktığım dönemlerde 2 sene kadar tiyatro eğitimi aldım. Kadıköy’de bulunan bir Müzikal tiyatro akademisinde hem okulun sahibine asistanlık yapıp bir yandan da derslere girip eğitim alıyordum. Hemen karşısında da bulunan Levent Kırca Tiyatrosunda eğitimlerin başlayacağını duymuştum bilgi almak için gittiğimde Levent Kırca ile tanıştım ve biraz sohbet ettikten sonra kendisi beni kursa kaydetmişti. Ve bir ay sonrasında ölüm haberini aldığımda şok içinde kalmıştım ondan eğitim alamayacak olmak beni çok üzmüştü. Levent Kırca’nın oğlu Oğulcan Kırca tiyatronun işlerini üstlenip bizlere eğitim verilmesini sağladı. Hem Müzikal Tiyatro da hem de Levent Kırca da kamera ve sahne önü oyunculuk eğitimleri aldım. Bu eğitimlerinde sonrasında Galatasaray İTM’in Ses Mühendisliği bölümünün sınavı olduğunu duydum ve başvuru yapıp sınava girip kazandım. İki sene boyunca eğitimimi tamamlayıp okulu bitirdim. Birinci sınıfı okurken okulun network ağından Nil’in işlerinde hem Ses Mühendisliği hem de prodüktörlük yapan Ezgi Özkan’la tanıştım ve onun yanında staj yapmaya başladım. Bu esnada hem studyoda Jingle işleri kaydedip hem de kendi şarkılarımı kaydediyordum. Bir yandan da geceleri İstanbul piyasasındaki Tonmaister’lik işlerinde çalışıyordum. Pandemi dönemi geldiğinde ise memleketim olan Adana’ya geri dönmek durumunda kaldım.

 

 

Yıllar sonra kendime ‘Ben kimim’ diye sorduğumda, geriye dönüp beni ben yapan yere ‘Merhaba’ demek istedim.” dedin ve 2020 yılında doğup büyüdüğün şehre selam yolladığın ilk şarkını yayınladın ki bu seninle ilk profesyonel karşılaşmamızdı ve “Bakale” güzel bir prodüksüyon olarak karşımızdaydı. Her şey ne kadar içine sinmişti ve biriktirdiklerinin karşılığını tam olarak aldığına inandın mı bu şarkı ile.

“Bakale” aslında benim için memleketim olan Adana’ya geri döndüm merhabasıydı. 10 senelik İstanbul serüveninden sonra Adana’ya dönüp yeniden geri geldim demenin başka bir adı ” Bakale” oldu benim için. Çünkü buradaki insanlar birbirini çağırırken Bak hele diye seslenir ben onu söyleyiş tarzına uygun şekilde Bakale” olarak yazdım. Yönetmen dostum Polen Ada Öz ile yılların dostluğunun getirdiği güven duygusuyla ilk profesyonel klip işimizi yapmaya karar verdik. Bu çalışmanın içinde ismini sayamadığım bir sürü kişi bize destek oldu hepsine teşekkür ediyorum. Ama bunların en başında yönetmen ve görüntü yönetmeni dostum Ozan Sihay bizim en büyük destekçimiz oldu. Klibin birkaç sahnesinin görüntü yönetmenliğini üstlendi ve mükemmel bir iş çıkarttığı için kendisine ayrıca teşekkür etmek isterim. Bizim inancımız çevremizde tanıyan ve tanımayan bir sürü insanın inancı olup bize destek verdikleri için de hepsine ayrıca teşekkür etmek isterim. İşin sonunda tam olarak içimize sindiği anda paylaşma kararı alıp dinleyiciye sunduk ve bu benim için mükemmel bir başlangıç adımı oldu.

Yolumuza Adana’dan devam edelim keza müzik dünyasına bugüne kadar birçok müzisyen armağan etti. Orada yaşamak seni nasıl besledi, müziğine bu kadar ne kadar yansıdı. Bir şekilde gelip gitmek belki kolaydı ama orada müzisyen olmak ve tüm ülkeye sesini duyurmaya çalışmak nasıldı?

Adana, duygularını çok derinlerde yaşatır insana. Heyecanını, sinirini, mutluluğunu, hüznünü en dipte ya da zirvede yaşarsın. Burada doğup büyümek beni müziğin içine derinlemesine girmemi sağladı. Günlük yaşamdaki dipler ve zirveler müziğin içinde de aynı hissiyata girebilmemi sağladı. Buradaki insanlara müzisyen olarak kendini kanıtlaman zordur, biraz zor beğenen bir toplumdur. “Bakale” şarkımı çıkarttığım zaman beni benimseyip sevmeleri benim için zor olmadı diyebilirim.

 

Devamında gelen şarkın “Kendimi Kaybediyorum” aslında bir iç döküştü. Geçmişten geleceğe bir acı besteledim dedin ve aslında hız kesmeyeceğinin de işareti oldu bu şarkı. Bir de sanırım pandemi sürecine geldi şarkı ama her şeye rağmen çok da güzel bir kliple tamamladın. Şarkının klibi de bir ilk taşıyordu kendi içinde, şarkıyı tüm detayları ile ayrıca dinleyelim istiyorum.

Şarkının sözlerini 2018 senesinin Eylül ayında yazmıştım. “Geçmişten geleceklere bir acı besteledim” derken aslında gelecekten geçmişe kendime sesleniyordum. Dostum Ozan Sihay ile otururken iPhone 13 Pro telefonunun Sinematik özelliğiyle bir klip çekmek istediğinden bahsetti. Başka hiçbir ekipman kullanmadan klibi hem telefonun sinematik modunda çekip hem de kurgusunu telefonda yapacağından bahsedince bende büyük bir heyecanla atladım tabi :)  Şarkının kaydını, mix-mastering aşamasını ve klip çekimini, kurgusunu üçgünde tamamladık. Bu işi İphone 13 Pro ile dünyada ilk yapan kişiler olarak da tarihe adımızı yazdırdık :)) Yayınladığımız zaman bu iş büyük bir ilgi gördü. Klibin yapım aşamasını Ozan Sihay’ın kanalından izleyebilirsiniz.

 

 

Sözlerinde bir şekilde geçmişe bir özlem, geleceği bir heyecan var ama baktığımda bunu sıradan sözlerle yapmadığını fark ettim, içinde enteresan bir felsefe var ve bu tavrın sözlerine yansıyor. Söz yazarı ve beraberinde besteci yanını konuşalım burada. Bu sözler neyin sunumu, nasıl kaleme döküyorsun, nasıl bir ruh hali besteye dönüşüyor ve son noktayı ne zaman koyuyorsun. Bu yanını nasıl tanımlıyorsun?

Aslında saat, tarih, geçmiş ve gelecek diye bir şey yoktur. Yani sadece “Şuan” vardır. Belirttiğimiz şeyler ise sadece haberleşme sisteminden ibarettir. Sabah 7 de işe gidiyorum, şu tarihte doğdum vb… şeyler. Ben zamanın zamansızlığından etkilenip söz yazıyorum bazen çok geniş anın içinde saniyeler geçiyor, bazense küçücük bir an yıllar sürüyor gibi. Galiba bu bakış açısı bana söz yazmamda yardımcı oluyor. Gördüklerim, yaşadıklarım ve çözümsediklerimse beni kelime oyunlarına sürüklüyor ve cümle yapıları da böylelikle kendiliğinden oluşuyor. Bazen altyapıları önce yapıyorum onlar bana sözleri söylüyor yazıyorum, bazen de söz yazıyorum o sözlerde bana müziği fısıldıyor ve altyapıyı yapmaya başlıyorum. Aslında kendi içimizde ufak oyunlar oynuyoruz müzikle. Birileri bana bir şeyleri fısıldıyor sanki ben de onları duyup kaleme ve notalara dönüştüyorum.

 

Devamına geldiğimizde “Ruhumu Şeytana Sattım” bekliyor bizi ki bu şarkını da klipliyor ve yine müziğini görsel bir ziyafet sunarak tamamlıyorsun. Tüm bu yolculuğun bağımsız olarak ilerliyor ki bu durum belki seni mutlu ediyor inanıyorum ama bir yandan da bu güzel işleri çok daha ötelere götürmene izin vermiyor sanki. Peki nasıl bir piyasanın içindeyiz, müzikte geldiğimiz bu dijital süreç bir yandan işlerimizi nasıl kolaylaştırıyor. İyi bir müzisyen olmanın ülkemiz şartlardaki kriteri nedir sence, ne eksik, ve varsa ne fazla?

“Ruhumu Şeytana Sattım”daki Şeytan aslında bir metafor, ürettiğimiz eserleri şeytanların onayından geçirerek dinleyicilere ulaştırabiliyoruz. Güç kimin elindeyse yani şeytan kimse, seçtikleri kişilere daha çok imkan sunuluyor. Maalesef bu her yerde böyle oluyor. Ben bu şeytanlarla uğraşmak istemediğim için işlerimi bu yüzden bağımsız yayınladım. Günü geldiği zaman elbette çok fazla kişiye ulaşacağını biliyorum ve bunu sabırla bekliyorum. Milli piyango biletinin çıkmasını bekler gibi bilet alıyorum :D Kendini tanıtmayı, çok fazla kişiye sunmayı bekleyen o kadar fazla tanımadığımız çok iyi müzisyenler var ki ben de onlarla birlikte aynı bileti bekliyorum. İyi bir müzisyen olmak için çok iyi bir sabrınızın olması gerekiyor. Çünkü bekledikçe gelişiyorsun, geliştikçe güzelleşiyorsun.

 

 

Doğru bir akış / zaman sıralaması içinde miyim bilmiyorum ama “O Ses Rap” projesi dünyada ilk defa ülkemizde yapıldı ve böyle bir projenin ilk adımında yarı finale yükseldin. Ben süreci takip edemedim ama şimdi dönüp baktığımda performanslarını izlemek heyecan verdi. Nasıl oldu, senin için nasıl bir deneyim bıraktı. Sonuçta orada neler yaşandı, nasıl duygularla ayrıldın?

Pandemi döneminde evin bahçesinde kahve içerken yan komşumuz bana böyle bir yarışma olacağını televizyonda gördüğünü ve katılmam gerektiğini söyledi. 4 5 saat içerisinde de 7 8 kişi bana bu haberi verdi. Ben de bunun bir işaret olduğunu düşündüm ve başvuru formunu doldurup “Bakale” klibi yolladım ve belirli süre sonra geri dönüş sağladılar, eleme için İstanbul’a çağrıldım ve elemeden geçip yarışmacı olarak katılmayı hak kazandığım haberini alınca acayip bir heyecan bastı beni çünkü orada neler olacağını neler yaşayacağımı bilmiyordum. O kadar başvuru yapan kişinin ardından yarı finale kadar gelmek benim için büyük bir başarı oldu. O program sayesinde kendimi çok fazla kişiye ulaştırma şansım oldu. Kısa sürede bir sürü arkadaşlıklar edindim ve bir sürü anı biriktirdim. Kalp krizi geçirmeden o yarışmayı atlatmış olmak benim için sevindiriciydi :D Oradaki atmosferin herkesin üzerindeki heyecanını tarif edemem sadece yaşayan bilebilir. Böyle bir yarışma programının ilk sezonunda yer almak çok keyifliydi.

 

 

Geçtiğimiz sene iki çalışma yayınladın ve “Geri Gel” ile “Son Gibi” yarışma sürecinden dolayı mı bilemiyorum ama çok fazla ön plana çıkarmadığın şarkıların oldu sanki, yanılıyor muyum? Bu süreçte peki dinleyicilerin ile nasıl bir bağ kurdun, nasıl bir dostluk yaşıyorsunuz, mesela prodüktör yanın yeni çalışmalara araladı mı hiç kendini. Bu arada sahne almaya ya da DJ yanın ile bir araya gelme şansın oldu mu onlarla?

O iki şarkıyı kendi haline bıraktım. Su akıp yolunu bulur ve o şarkılarhttps://www.youtube.com/watch?v=5SgvcwR4R_k&ab_channel=TeomanB%C3%B6l%C3%BCkba%C5%9F%C4%B1da kendiliğinden ulaşması gereken duygulara dokunur diye düşünüyorum. Bazen bir şeyi o an anlamayabiliriz, sonrasında ise o şey bize çok şey anlatabilir. Aslında kendimi bir hikaye anlatıcısı olarak düşünüyorum. Dinleyiciler de bir dizinin bölümlerini izliyor gibiler. Her yeni bölümde onlara yeni bir hikaye yazıyorum. Hala çok fazla geniş bir kitleye ulaşabilmiş değilim, şu an olduğumuz kadarız sonrasını da sonrası belirleyecektir. Karşılaşmalar ve denk gelmelerden ibaretiz, bu buluşmaların hepsinin bir amacı var ve kimin için nasıl olduğunu kimse bilemez. Hepsiyle bir şekilde denk geliyoruz sahnelerde veya başka yerlerde. Ve onlardan geri aldığım dönüşler beni besliyor. İnsanlara bir iz bıraktığımı görmek çok hoşuma gidiyor.

 

Bu sene adınla ilk olarak Teoman Bölükbaşı’nın şarkısında karşılaştım ki bu beni heyecanlandırdı. “Kaybederken” farklı bir sürecin çalışması olarak hayata geçerken farklı iki tarzı, farklı iki müzisyeni de bir araya getirdi ve ortaya çıkan bu sentezi dinleyici yakalamakta gecikmedi. Aynı şekilde gitarı ile yeni çalışmanda da karşılaşmak güzel oldu, nasıl doğdu bu birliktelik ve ortaya çıkan işten nasıl memnun ayrılındı?

Teoman Bölükbaşı ile 3 sene önce Adana’da, arkadaşlarımla onun sahnesini izlemeye gittiğimizde tanışmıştık. Müzik yolculuğumuz biraz zamana yayıldı aslında arada sırada müzik paylaşımlarımız ve sohbetlerimiz bizi Teoman’ın ” Kaybederken ” şarkısında buluşturdu. Söz ve müziğini bitirdiği bir şarkı yaptığından bahsetti ve parçayı dinlediğimde bu parçaya benim de biraz dokunuş eklemek istediğimi söyledim ve parçadaki düzenlemeyi üstlendim. Sonra benim evimdeki stüdyoda parçanın vokal kayıtlarını aldık sonrasında da mix – mastering işlemlerini tamamladım. “Kaybederken” şarkısı deprem döneminde bizi derinden etkileyen bir iş oldu. Bu hissiyatla ikimizin de duygularının bütünü o işin içine eklendi. Son yayınladığım ” Kumdan Adam ” şarkısında gitarıyla parçaya eşlik etmesi, parçadaki Akdeniz havasının duygusunu yarattı.

 

“Sözler, hayatın karmaşıklığını ve anıların gücünü anlatır. Şarkının içindeki hüzün ve umut, her birimizin yaşadığı duygusal iniş çıkışları anlamamıza yardımcı oluyor.” demişsin ve eklemişsin kendimi ve müziğimi daha derinlemesine ifade etme fırsatı buldum ve umarım siz de bu şarkıyı dinlerken benimle aynı bağlantıyı hissedersiniz. İşte o şarkı “Kumdan Adam”. Çok etkilendim ve net bir şekilde diyebilirim ki bu hissi korumanı ve bu şekilde senle buluşmaları bekleyeceğim. Kim bu “Kumdan Adam”, nasıl buluştu bizimle?

Deprem olduktan sonra bu olayı yaşayan insanların hepsinde birer iz kaldı. Bazılarımızda hemen etki etti, bazılarımız zamanla etkilendi. Ben de bu süreçte bir değişim yaşadım, yeri geldi kum olup savruldum yeri geldi kum olup akıp gittim. Bazı şeyler yıkılırken bazı şeyleri yeniden inşaa ettim o dönemde. Benim için Kumdan Adam yeni bir dönemin başlangıcı oldu diyebiliriz. Önceki çalışmalarımdan daha farklı soundlar yaratmaya başladım. Ve Kumdan Adam bunun habercisi oldu.

 

 

ve finalde Ekspres klasiği veda sorularım ve devamında birlikte olduğumuz için teşekkürler ????
Dünden bugüne müzik yolculuğunda en çok kimler etkiledi seni, kimleri dinledin, kimlerle besledin ruhunu?

En fazla dinleyip takip ettiğim sanatçı Eminem.

Bugünün müzik akışında peki kimleri başarılı buluyorsun, kimler sana hitap ediyor işleri ile?

Türklerden en çok Ezhel’i takip ediyorum işlerini çok başarılı buluyorum. Yabancılardan ise hala Eminem.

 

Cover şarkılar hakkında ne düşünüyorsun, hiç böyle bir çalışma ile seslenmek istedin mi?

Cover şarkı, şarkının bambaşka bir biçimde dönüştürülüp şaşırtıcı şekilde sunuluyorsa eğer o şarkıyı dinlemesi çok keyif veriyor. Aslında cover çalışmalar hazırladım ama bunları sunup sunmama konusunda hala karar vermiş değilim.

 

Bir gün birlikte çalışmayı istediğin bir müzisyen var mı, evrene bir mesaj bırakalım burada?

Sagopa Kajmer

Bir günün nasıl geçiyor şimdilerde, hayatın başka hangi renkleri seni mutlu ediyor en çok?

Güne filtre kahve ile başlamayı çok seviyorum :) Bilgisayar başına geçip hemen müzik işlerime başlıyorum. Yeni şarkılar keşfetmek ve onları dinlemek beni mutlu ediyor. Dizi izlemeyi çok seviyorum. Genellikle Bilim Kurgu, Suç ve Polisiye dizilerini izlemek çok keyif veriyor.

 

Single yolculuğun devam edecek mi yoksa bir albüm projesi var mı mesela ilerleyen zamanda ya da albüm yapma fikri şu an için delilik mi?

Zaman neyi gösterir bilemem ama şu an yolda hali hazırda olan single çalışmalarım var onları yayınlamayı düşünüyorum. Günü geldiğinde konsept bir albüm yapmak istiyorum. O albümün hakkını vermek istiyorum.

 

ve bir şarkı daha isteyeceğim ki şu andaki ruh halini anlatsın bize ve onunla son noktayı koyalım söyleşimize.

Catz ‘n Dogz (feat. James Yuill) – Starlight

 

 

Yaz sürecinde şöyle bir küçük selam ettik ama devam edemedik. "Haftanın Söyleşisi" elbette Ekspres'in gözbebeği, bitmedi, bitmemeli de. Yeni sezonun açılışını resmi olarak gerçekleştirelim o zaman. Artık cumartesi olan günümüz değişti ve  pazartesi günü sizlerle birlikteyiz; her zamanki gibi müziğin de samimi olan her rengindeyiz. Bu hafta mesela rap dünyamızda bir yolculuktayız ve durağımız Adana ve oranın yetiştirdiği müzisyen arkadaşımız sevgili Lider Çelik. Birkaç sene önce yayınladığı ilk profesyonel çalışması "Bakale" ile dikkatimizi çekmişti ve devamında da yeni şarkıları yayınlandığında sayfalarımız onu ağırlamaktan mutluluk duydu. Geçtiğimiz günlerde yeni çalışması "Kumdan Adam" kapımızı çaldı ve ayın en iyi şarkılarından da biri…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.9 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*