EDİTÖRDEN
Anasayfa / NOTLAR / Mix Festival Notları

Mix Festival Notları

Zorlu PSM kısa sürede İstanbul’un önemli sahnelerinden biri olmayı başardı. Kurulduğu günden beri önemli birçok organizasyona ev sahipliği yapan mekanda izlediğim tüm konserlerden keyifle ayrıldığımı söylemeliyim. Zorlu PSM bu sezona bir festival konseptinde başlamak istemiş ve iki gün sürecek bir organizasyona imza atmış. Ana Tiyatro, Drama Sahnesi, Stüdio, Meydan Fuaye, VIP Lounge, Sky Lounge ve Amfi  (genç yetenekler sahnesi) olarak yedi tane ayrı platform yaratmış bu festival için ve elbette önemli müzisyenleri de dahil etmiş.

Program Sattas ile oldu. Daha öncesi birkaç festivalde dinleme şansını bulduğum grup reggae temelinde jazz, ska, dub, rock bir sentez devam ettirdikleri müzikle seyircisini ilk dakikasından itibaren içine almayı başarıyor. Bu arada hazırlanan bültenden yeni albüm hazırlığı içinde olduklarını da öğreniyoruz.

 

Konser devam ederken hemen yan sahnede In Hoodies konserine başlıyor ki ilk albümü “A Lunar Manouvre” gerçekten heyecan uyandırmıştı, bu performansı kaçırmayı özellikle istemiyordum. Murat Kılıkçıer ve ekibi gelenleri performansı ile gayet güzel ağırladı.

 

Bu konserin devamında Drama Sahnesi’ne doğru yol aldım ki Şenay Lambaoğlu’nun üçüncü albümü “Başka Türlü Bir Şey”deki şarkılar ile ilk defa canlı buluşacaktım. Performansta albüm sırasına göre yol aldı Lambaoğlu. Her zamanki gibi çok zarifti, çok güzeldi.

 

Bu üç konserin ardından bir sigara molası vermek üzere ayrılan bölüme gitmek üzereydim ki ana sahnede Che Sudaka ile karşılaştım. Şaşkınlığımı üzerimden atmamla kendimi bir anda dans ederken falan buldum, bugüne kadar müzikleri ile tanışmamış olmamı kınadım. İki Arjantinli ve iki Kolombiyalı arkadaşın Barcelona’da kurdukları grup punk, reggae, hip-hop ve ska’yı bir araya getirmiş ama sanki daha fazlası da var gibi. Bugüne kadar izlediğim en çılgın sahnelerden diyebilirim performansları için ve daha önce geldiler mi ülkemize bilemem ama yeniden gelirlerse en önde olacağımı biliyorum.

 

Arada She Past Away, The Ringo Jets, Ayşe Tütüncü & Emre Karabulut Dörtlüsü konserlerine maalesef yetişemiyorum, gecenin son performansı Hey Douglas’a da kalamayacağım ama mekandan ayrılmadan önce iki sahneye daha uğrayacağım.

Büyük Ev Ablukada belirtilen saatinde sahnede ama öncesi büyük bir kalabalık sahne önünde onları daha yakından dinlemek için yerini almış bile, merak uyandıran bu bekleyiş enteresan bir sahnenin habercisi belli ki. Bu sene içinde iki yeni şarkı paylaşarak yeni albümlerini de müjdeleyen grubu ilk kez canlı dinleme şansını buluyorum ve takiplerinde kalıyorum.

 

Ve finali cazla yapmak istiyorum, Drama Sahnesi’nin son performansı Elif Çağlar’ı dinlemek üzere Ana Sahne’den ayrılıyorum. İkinci albümüne adını veren “Misfit” ile yaptığı açılışı sevilen diğer şarkıları ile devam ettiren Çağlar’ın dünyada fırtınalar koparması gerek, net. Üstüne da başka yorum yapamam artık.

Özetle ilk gün bitiyor, metrobüs gecenin bir saati insan dolu, bir köşesine sıkıştırıp kendimi karşıya geçiyorum; hani müziğin renginde birkaç saat uzaklaşsanız bile bir kaostan kaçış yok, hemen peşinden sizi buluyor. Evime geliyorum ki elektrikler kesik üstüne, neyse diyorum.

 

İkinci gün program biraz daha yoğundu ki maalesef bana göre erken sahne alan Luxus, E.Y.P.İ.O and Burak King, Ahmet Ali Arslan, Gökçe Kılınçer, Niyazi Koyuncu, Kolektif İstanbul, Mode XL sahnelerine yetişemedim. Diğer sahnelerle çakıştığı için de Erdal Erzincan, Baba Zula konserlerine uğrayamadım. Gecenin son konseri Ahmet Arslan’ı da maalesef bekleyemedim.

Mekana vardığımda az sonra sahnede Ceza olacaktı. Ceza, Türkiye’nin en büyük rap yıldızı o kesin, sahnede de söyledi, 20 yıl olmuş dünden bugüne; ama yine bir yorgunluk yok, yine samimiyeti çok; o kadar da güzel dinlendi ki genci ile yaşlısı ile bir şarkısını da kayıt altına aldım sizlerle paylaşmak için.

 

Daha sonra ilk kez Gaye Su Akyol’u dinleme şansım oldu ki kendisine gösterilen ilgi büyüktü. Önümüzdeki ay içinde yayınlayacağı yeni albümünden de bir şarkı seslendirdi programında.

 

Festivalin en beklenen grubuna gelmişti sıra ki Oi Va Voi’yi dinleme zamanı gelmişti. Albümlerinin ve konserlerinin ilgi gördüğünü biliyordum ama çok fazla takibinde olmadım kendilerinin, üzülerek de söylüyorum performanslarından da çok etkilenmedim ve bitmesini beklemeden diğer bir konsere geçtim.

 

İzlediğim son konser Taksim Trio’nun oldu. Yeni albümleri de tesadüf bu hafta çıktı ki konserin sonunda ayakta alkışlandılar, saatlerce dinlenebilirler, umarım bu birliktelikleri devam eder ve daha nice şarkıyı birlikte karşılarlar.

 

Çok keyif aldığım bir festivaldi. Tüm Zorlu ekibi güler yüzlü, pozitifti başta elbette katılımcılar da öyle; birçok detay düşünülmüştü, güzel sürprizler, eğlenceler hazırlanmıştı. Hatta bir tane de yarışma yapıldı ki çok eğlenceli görülüyordu, ben de katıldım. Plak pazarı güzel bir düşünceydi, aslında katılan isimlerin imza günleri de eklenebilirdi yanına. Bir de Ana Sahne çok karanlıktı, bu da içerisini oldukça kasvetli gösteriyordu, daha fazla ışık sahneyi daha çekici kılabilirdi. Bir ilkti mekan için, dilerim devamı da gelir, emeği geçen tüm herkese teşekkürler.

 

Fotoğraflar / Videolar: Kadri Karahan

 

Zorlu PSM kısa sürede İstanbul'un önemli sahnelerinden biri olmayı başardı. Kurulduğu günden beri önemli birçok organizasyona ev sahipliği yapan mekanda izlediğim tüm konserlerden keyifle ayrıldığımı söylemeliyim. Zorlu PSM bu sezona bir festival konseptinde başlamak istemiş ve iki gün sürecek bir organizasyona imza atmış. Ana Tiyatro, Drama Sahnesi, Stüdio, Meydan Fuaye, VIP Lounge, Sky Lounge ve Amfi  (genç yetenekler sahnesi) olarak yedi tane ayrı platform yaratmış bu festival için ve elbette önemli müzisyenleri de dahil etmiş. Program Sattas ile oldu. Daha öncesi birkaç festivalde dinleme şansını bulduğum grup reggae temelinde jazz, ska, dub, rock bir sentez devam ettirdikleri müzikle seyircisini ilk…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.83 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*