EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Neslihan Engin

Neslihan Engin

Yara: Yeni bir albüm, yeni bir heyecan. Ama ben daha önce uzun uzun da konuştuğumuz o ilk albümüne, “Ruhum Su Aldı” sürecine dönelim istiyorum kısaca. Şu an itibari ile dönüp baktığında neler kattığını düşünüyorsun sana, artıları ya da varsa adına eksileri ile bir kere daha konuşalım mı o günden bugüne yaşadıklarını?

“Ruhum Su Aldı”nın üzerinden 3,5 yıl geçti. O zamandan beri de köprünün altından ne sular aktı. “Ruhum Su Aldı”dan iki parçaya video klip çektik, konserler verdim. Bir yandan da çocuklara müzik eğitmenliği yapmaya devam ediyordum. İlk albümün kayıt ve çıkış süreci çok sancılı olmuştu. Yapayalnızdım, albümün prodüktörlüğünü üstlenmek zorunda kalmıştım ve plak şirketim yoktu. Yine de tüm olumsuzluklara rağmen o şarkılarımı ortaya çıkarabildiğim için çok mutluydum. Yeni ve harika insanlarla tanıştım, imkansızlıklar yüzünden çok geniş bir kitleye ulaşamamış olsam da, bir şarkıcı/ozan ilk albümü olarak Ruhum Su Aldı’nın özel bir albüm olduğuna inanıyorum. Akabinde hemen yeni şarkılar yazmaya başladım. İkinci albümün arasını açmak istemiyordum. Ama tabii ki hayat, siz bazı şeyleri planlarken, kendi akışına bakıyor, size hiç aldırmıyor. Yaşadığım bazı kişisel olaylar beni derinden yaraladı. Ve işte o dönemde ‘’Yara’’ albümü ortaya çıkmaya başladı. Geçen yaz yaşadığımız toplumsal olayların içimde açtığı yara benim kişisel yaralarımla da birleşince ortaya yeni albümün şarkıları çıktı.

Bir buluşmamızda bu albümün, bu şarkıların ilk albüme göre biraz daha başka bir yerde durduğunu / duracağını söylemiştin. Mesela ilk albümde neler vardı, bunda neler yok, ya da tam tersi, ya da hangi yanlar ortak bu albümle, hangi yanlardan ayrı?

İlk albümün şarkıları yaklaşık beş yıl öncesinden o güne kadar yazdığım, biriktirdiğim şarkılar arasından seçilmişti. Genel olarak 30’lu yaşlarında şehirli bir kadının hayat ve aşkla ilgili meselelerini gündelik sade bir dille anlattığım şarkılardı bunlar. “Yara”nın ilk farkı sanırım şarkı sözleri ve konuları. Yeni şarkıları kayda girmeden son altı aylık süreçte yazdım. “Perdeler” parçası tam stüdyoya girerken yazıldı. İlk albüme göre kendimi ve derdimi daha korkusuzca açtığım bir albüm oldu sanırım. Bu şarkılarla kendimi iyileştirdim. Bu albümün diğer farkı sound’u. İlk albümde akustik bir dörtlü grup olarak çalmıştık. Altyapılar piyano, gitar, bas, davul üzerine kuruluydu ve prodüksiyon anlayışı olarak pop-caz’a kayan bir yol izlemiştik. “Yara”da ise prodüktörüm, Kargo gurubundan tanıdığınız Selim Öztürk’ün yönlendirmesi ile biraz daha pop-rock’a dönen bir sound oluştu. Daha fazla elektrik gitar, yer yer tamamen rock altyapılar var. Bazı parçalarda bağlama ve ud kullandık. Daha önce müziğimde olmayan bir yenilik bu. Ben yine piyano, klavye ve akordeonları üstlendim. Parçaları yine piyanoda besteledim zaten. 70’ler ve 80’lerin sound’ları kulağınıza çarpacak. Sadece piyanoyla çalıp söylediğim bir parça bu albümde de var. Bir kerede kaydettik, hiç dokunmadık. İlk albümden çok sevilen ve konserlerde en çok istek alan ‘’Kaçtım’’ adlı parça bu albümde yeni düzenlemesiyle yer alıyor. Bu albümün en çarpıcı yönlerinden biri de Rıza Erekli faktörü. Rıza Abi’nin varlığı stüdyo sürecine damgasını vurdu. Enerjisi, deneyimi ve katkılarıyla albümün ortaya çıkmasında büyük emeği var, miksleri de o yaptı. “Yara” ve “Deli Bayrağı”nda vokal yaptı ayrıca, çok çok değerli bir müzik adamı.

Neslihan Engin
Bu yanıtının paralelinde merak ettiğim bir şey var benim. Bir müzisyen için ilk albüm mü daha zor yoksa ikinci albüm mü? Bu albüme nasıl hazırlandın peki, neler çok daha kolay / zor geldi sana? Ne zaman bitmişti şarkılar, albümün prodüktörü Selim Öztürk ile nasıl buluşuldu?

Her albüm zor :):):)ama aslında sürekli müzik üretebilen bir müzisyen için işler biraz daha kolay olabilir. Şarkılar varsa, hazırsa, albüm süreci korkulu bir rüya olmaktan çıkıyor bence. Rıza Erekli’nin sen stüdyoya girmeden sorduğu ilk soru budur: iyi şarkın var mı? :)Sürecin en önemli diğer noktası da ekip. Selim Öztürk’le bir araya gelmemiz de ilginç bir hikaye aslında. Ruhum Su Aldı çıktıktan sonra Selim bir şekilde albümü dinlemiş ve etkilenmiş. Benimle irtibata geçerek albümle ilgili düşüncelerini aktardı, uzun uzun müzik konuştuk. Sonra bir araya geldik ve yeni albüm zamanı geldiğinde benim prodüktörlüğümü yapmak istediğini söyledi. Ben de havalara uçtum tabii. Selim gibi bir müzisyenle çalışma fikri beni çok heyecanlandırdı. Bunu konuşmamızın üzerinden iki sene geçti, hayat biraz savurdu. Ben 2013 yazında yeni şarkıları yazıp küçük demolar hazırlamaya başladıktan sonra Selim’i aradım ve ‘teklifin hala geçerliyse ben hazırım’ dedim. İkinci albümün kayıt aşaması ilkine göre daha hızlı ve daha rahat geçti.

Albümde sözlerin ve bestelerinin senin imzan olduğu sekiz şarkı yer alıyor. Çaldığın piyano, klavye, ve akordeon dışında kimler eşlik etti enstrümanları ile. Bu arada albüme adını veren şarkıda çalınan bir bağlama vardı ki stüdyo sürecinde seni gözyaşlarına boğmuştu öyle değil mi? Nasıl bir atmosferdi yaşadığın kayıt süreci, heyecanı, rengi?

Prodüktörüm Selim Öztürk, akustik ve elektrik tüm gitarları çaldı. Davulda Burak Karataş, basta Ferhat Hasanoğlu ve Canay Cengen, ud ve bağlamada Ali Yılmaz bana eşlik etti. Perdeler parçasında sevgili müzisyen arkadaşım Barbaros’la düet yaptık. Yara ve Deli Bayrağı parçalarında Rıza Erekli’nin vokalleri var. “Yara”da Ozan Anlaş ve Gamze Döşeyen geri vokallerde eşlik ettiler. “Perdeler” parçasını Bahçekat Stüdyo’sunda kaydettik, Serkan Ayman ve Alper Yazıcı eşlik ettiler. Tonmaister’imiz Başar Yakupoğlu da harikalar yarattı. Evet, Yara parçasındaki bağlama kaydında böyle bir durum yaşandı hakikaten. Parçayı yazarken içinde olduğum ruh hali bağlamanın notalarıyla bir anda canlanınca kendimi tutamadım :)

Neslihan Engin
İki konserinde bulunmuştum ve ikisinde de dikkatimi çeken bir şey vardı ki o da dostlarının, seni dinlemeye gelen insanların samimiyetiydi. Sanırım geçen zaman içinde Neslihan güzel insanlar biriktirdi, bu anlamda doğru bir tespit yapmış sayılabilir miyim zira herkesin sen şarkılarını söylerken gözlerinin parladığını gördüm, yanılmış olamam öyle değil mi?

Ne hoş bir tespit, ne güzel bir soru :) Dışarıdan böyle görünüyorsa ne mutlu bana. İyi müzik üretmeye ve bunu en güzel şekilde insanlara sunmaya çalışıyorum. Eğer bu, sahneden seyirciye yansıyabiliyorsa daha mutlu olamam.

O Pazar gününe gidelim istiyorum şimdi de ki adıma mutluluğum bu albümün fotoğraflarını çekmiş olmam, oradan da biraz hava atacağım :) Haydarpaşa’da gerçekleştirdik çekimleri, soğuk ama güneşli bir gündü. Orada da sevgili eşin Gökhan’da bizimleydi ve sanki senden çok heyecanlıydı. Albümde de ilk ve en özel teşekkür haklı olarak kendisine, nasıl bir yol arkadaşlığı paylaşıyorsunuz? Bir müzisyen eşi olarak desteği nasıl üzerinde? Tam da “Sevgililer Günü” yaklaşırken buradan neler söylemek istersin kendisine :)

Kadri’ciğim istediğin kadar havanı atabilirsin. Fotoğraflar gerçekten muhteşem, binlerce binlerce teşekkür sana. Hava çok soğuktu hakikaten ama donmama değdi :)Eşim Gökhan’a gelecek olursak. Hmmm… Gökhan benim tersime, mühendis, tam analitik kafalı bir adamdır. Bu yüzden sanırım birbirimizi tamamlayabiliyoruz. Daha önce hiç anlatmadım bunu ama madem sordun, madem yeri geldi, biraz magazin :) İlk albümdeki “Bardan Adam Çıkmaz” parçasını Gökhan’a yazmıştım, ona çok sinirlendiğim ve ayrıldığımız anda. Seneler sonra onunla evlendim. Bardan adam çıkmaz dedin, o adamla evlendin diye dalga konusu oldum :) Bu albümde de “Limanım Olur Musun” parçasını ona ithaf ettim. Geçenlerde arkadaşlarla otururken Gökhan dedi ki: “Bardan Adam Çıkmaz”dan “Limanım Olur Musun”a terfi ettim arkadaşlar, epey bir gelişme var :) Çok güldüm buna. Gökhan bir müzisyen eşi olarak her anlamda bana çok destek olur. Konserlerde alet taşımaktan, aletleri kurmaya tutun da, değişken ruh hallerimi alttan almak ve içimdeki derin yalnızlığa saygı duymak, bunu anlamak gibi.

Neslihan Engin
İlk albümde iki klip çekmiştin ve biliyorsun ki ben özellikle “Git Burdan”ın en özel hayranlarından biri olmuştum. Bu albümün ilk klip şarkısı belli mi ya da kliplendirmek istediğin şarkılar hangileri? Yine beraberinde konserler de bekleyecek bizi, nasıl ve neler hedefleniyor bu anlamda?

“Git Burdan” özel bir klip olmuştu hakikaten. Keşke daha fazla insana ulaşabilseydi, televizyonlarda dönebilseydi. Bu albümün ilk klip şarkısı henüz belli değil. Parçalarla ilgili geri dönüşler oldukça belirlenecek sanırım. Benim gönlümde yatan birkaç klip parçası var tabii. Konserler Mart ortası gibi başlayacak. İstanbul’un dışında da bol bol konserler vermeyi hedefliyorum.

Yolu açık olsun “Yara”nın. Müzik Ekspres olarak çok teşekkür ediyoruz bu keyifli söyleşi için.

Asıl ben çok teşekkür ederim Kadri’ciğim. Hem söyleşi, hem de harika fotoğraflar için. Ayrıca senin de fotoğrafla ilgili yolunun açık olacağına yürekten inanıyorum :)

Neslihan Engin

Neslihan Engin
Yara / WE PLAY

 

 

Söyleşi / Fotoğraflar: Kadri Karahan

Yara: Yeni bir albüm, yeni bir heyecan. Ama ben daha önce uzun uzun da konuştuğumuz o ilk albümüne, “Ruhum Su Aldı” sürecine dönelim istiyorum kısaca. Şu an itibari ile dönüp baktığında neler kattığını düşünüyorsun sana, artıları ya da varsa adına eksileri ile bir kere daha konuşalım mı o günden bugüne yaşadıklarını? “Ruhum Su Aldı”nın üzerinden 3,5 yıl geçti. O zamandan beri de köprünün altından ne sular aktı. “Ruhum Su Aldı”dan iki parçaya video klip çektik, konserler verdim. Bir yandan da çocuklara müzik eğitmenliği yapmaya devam ediyordum. İlk albümün kayıt ve çıkış süreci çok sancılı olmuştu. Yapayalnızdım, albümün prodüktörlüğünü üstlenmek zorunda…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.73 ( 8 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*