EDİTÖRDEN
Anasayfa / NOTLAR / Nisan 2020 – Müzik Notları

Nisan 2020 – Müzik Notları

Nisan ayı da bildiğiniz üzere yine yaşanan corona sendromu ile bizi yine buruk bıraktı. Bir yanımız gündemle yorulurken bir yanımız da her şeye rağmen hayatına devam etti. Öncelikle şikayet etmedik, etmemeye çalıştık daha iyi günleri de yaşamak adına elbette. Dualer ettik, enerjiler yolladık, elimizden gelen yardımları da yapmaya çalıştık. Alıştığımız hareketli birçok şeyden evet mahrum kaldık ama bir yandan da eminim evimizde geçen zamanı kendi adımıza doğru şekillerde değerlendirmeye çalıştık. 

 

Karanlık Bir Drama ve ben Kadri Karahan

 Geçen sene 14 Şubat’ta sadece YouTube üzerinden paylaşmıştım ki bu süreçte şarkımı dijital platformlarda da paylaşma kararı aldım. Şimdi biraz şarkının sürecini anlatayım merak edenler için. Bir gece oturdum ve sözlerini yazdım şarkının daha sonra kafamda mırıldandım ve yaptığım telefon kayıtını müzisyen dostum Sevtap Ünal’a yolladım. Sevtap şarkıyı çok beğendi ve bunu mutlaka sen okumalısın dediğinde belki beni anlayabilecek bir müzisyen olabilirse neden olmasın dedim ve bir süre şarkı orada kendi kendine durdu. Bir gün başka bir müzisyen dostum Burcu Tatlıses’in konserine gitmiştim ve konseri sonrası sevgili İlker Yurtcan ile sohbet ederken şarkımdan açıldı bir anda mevzu. O arada arka fondan gelen müziği de duyunca tam olarak böyle bir şey istiyorum altyapı olarak demiştim ve bana şarkımı yollamamı söyledi sonrasında. İki gün ertesi sabah telefonum çaldı ve arayan İlker’di, şarkın hazır hadi stüdyoya gel dedi ve ben ne olduğunu anlamadan kendimi orada buluverdim. 

Şarkımı bir yandan dinlerken bir yandan da aynı hızda kulaklığı takarken buldum kendimi ve elbette şarkıyı okurken. Birkaç okuma sonrası tamamdı her şey ve üzerine konuşuruz olmuştuk. Ben daha sonra o stüdyodan çıkıp bu heyecanımı yenmek için kilometrelerce yürümüş ve hala şaşkınlığımı üzerinden atamamıştım. Bir başka gün Sevtap’ı da alıp yanıma şarkıya ikinci kere dokunmak üzere yeniden kendimi stüdyoda bulmuştum ki oradan ayrıldığımızda da bitti demiştik. Ben o şarkıyı daha sonra ne yapacağımı bilemedim hiç ve çevremdeki arkadaşlarıma dinletmeye başlamıştım. Tepkiler çok iyiydi, ikinci dinlemede eşlik edenler, dans edenler falan derken birkaç görüşlerine değer verdiğim müzisyen dostumdan da fikirler almaya başlamıştım. Oradan da gelen tepkiler gayet güzeldi ama bir şey eksikti sanki emin değildim. Sonra bir yaz bir kış daha geldi. Fotoğraf grubum ile düzenlediğim ve çaldığım partilerde epey ısınmıştı herkes şarkıya ama görüşme yaptığım birkaç şirket aynısını söylemiyordu ve kendilerine uygun olmadığını söylüyordu ama buna takılmıyordum. Bir şarkıcı değildim ama bir şairdim, müzik yazarıydım ve yaptığım şarkıya inanıyordum. Burada bir itirafta bulunabilirim ki şarkıyı Ayşe Hatun Önal ve Hande Yener okusun da çok istiyordum, o anlamda da kendilerine ulaşmaya çalıştım ama başaramadım. 

Şarkımı dinlettiğim arkadaşlarımdan birinin de çok kısa bir süre sonra hayatını kaybettiğini öğrendim. Ona karşıda garip bir şekilde bir duygusal bağımın olduğunu ve sanki bilinçaltımın bir öngörü ile bu şarkıyı ona yazdığımı hissettim tam da orada ve onun yalnızlığını, yorgunluğunu, masalını. Evet bu şarkıyı ona ithaf etmeliydim ve onun bendeki anısını yaşatmalıydım. Her ne kadar sözlere zıt bir şekilde dans da edebiliyorsak olsak o eminim bundan rahatsız olmayacaktı. Tanıdığım en deli dolu kalplerden biriydi ve onu son bir kere görememiştim bu şarkıyı dinlettikten sonra. 14 Şubat geldi geçen sene ve sevgilisizdim, ortada mutlu kalpler uçuşacaktı ve sonradan onun hikayesini öğrendiğimde de, neyse burayı anlatmayacağım ve şarkıyı en azından video kanalımızda paylaşmaya karar verdim işte. Elbette güzel tepkiler, yorumlar biriktirdim. Bir sene geçti ve bu süre içinde bir şekilde yeni insanlar tanıdım, çoğu şarkıdan bihaberdi, ben de zaten ortalarda gezinmemiştim. Bir tek sevgili Güven Erkin Erkal programında çalmıştı ve çok heyecanlanmıştım o kadar. 

Sevgili İsmail Karayün’ün albümünü bitirmiştik ve bu ay içinde onu yayınlayacaktık , kendisi bana yardımcı oldu ve bir gecede her şeyi hallettik nasıl mı? Buradan yola çıkarak biraz şirketlere sözüm olacak ve elbette müzisyenlere.

 

Şirketler Sorunsalı

Şarkımı aldım ve belli birkaç oluşum üzerinden birini seçtim, bir hesap yarattım. İstenen durumları yükledim, tamamladım, yıllık bir ödeme yaptım ve günümü seçtim. Tam o vakitte şarkım 20’den fazla platformda yerini aldı ve paylaşmaya başladım. Şimdi sürecini adresimden takip de edeceğim ve başka bir şarkı yapma durumunda yine aynı yerden ekleyeceğim. Her şey bu kadar kolay inanın.

Bugüne kadar birçok arkadaşımın albüm süreçlerinde yayındaydım. Yanlarında olamasam da sonrasında kapımı çaldıklarında arayışlarında oradaydım. Albümleri kendileri yapıyorlardı; müzisyenlere, stüdyolara, mikslere, masteringlere hatta kapaklara, kliplere kadar ceplerinden ödüyorlardı. Buna rağmen birçok firma burun kıvırıp biz bunu yayınlayamayız diyerek kendilerince bir açıklama sunuyorlardı ya da bir şekilde maliyeti karşılayın yayınlayalım diyorlardı. Komedi bitmiyordu yani. Eğer bu ülkede bir Demet, bir Sıla, bir popüler isim değilseniz durum böyleydi tamamen.

Ki piyasanın içinde bir yerim olduğunu biliyorum ve iyi ya da kötü bir albümün arkasında inandığım için de duruyorum ama ona rağmen fiziki baskıdan da geçtim dijitalden bile yayınlamak için süründürmeleri de cabası. Yahu diyorum bana bir açıklama yapın, yok. Kimisi bekletiyor sonra dönüş, yok. Ve aynı şirketler daha sonra da albüm ya da single, ep yayınlamaya da devam ediyorlar. Küçümsemek adına demiyorum ama birçoğu da özensiz, renksiz işler olmuyor mu orada kendime şunu soruyorum, nerede yanlış yapıyoruz.

Birçok şirketin başında saçma sapan insanlar duruyor, onlara da kızamıyorum çünkü yetki kendilerinde değil çoğunun, ana patronlarında ya da onlardaysa da deneyimsiz tipler ve direk bunu nasıl satarız, pazarlarız mantığında yürüyorlar. Albümde bazen iyi bir müzisyenin, şarkının olması falan umurlarında değil. Ama sonra bülten atıp Kadri bey desteğinizi bekliyoruz demeyi biliyorlar ki yine de müzisyenlerin hatırına kapamıyoruz kapıları. Yani bir şekilde isim ve örnekler vererek anlatmak istiyorum ama polemiklerle uğraşmak istemiyorum ki bunu da kendime yakıştıramam. Ama hakkını verenler de yok mu var, çat kapı bile ofislerine gittiğinde orada karşılaşıp oturup doğaçlama bir toplantı yapacağın ve seni dinleyen, desteğini alabileceğin şirketler ve patronlar da mevcut. Ki onlardan gelen her şey de baştacı.  

Diyelim ki aldılar albümünü yayınladılar, sonra ne yapıyorlar hiç. Bazen telefonlarına çıkmıyorlar, bazen maillerine dönmüyorlar, ara ki bulasın tekrar, çünkü senle işleri bitmiş oluyor. Ama ona rağmen de sırf isimler, markalar diye hala peşlerinde koşan müzisyenler de tanıyorum. Yahu bir üstte anlattım git kendi kanalını, hesabını yarat ve orada paylaş şarkılarını. Nasılsa aynı dinleyici seni orada da bulacak neden senin için bir şey yapmayan bir şirket üstünden kazansın bir de. Albüm çıktı diyelim, şirketler üç beş sosyal medya sayfasından duyurdu etti, sonra bizim mecra da dahil birkaç yere ulaştırdı, biz de haberlerini yaptık, yapıyoruz da ne oluyor, buradan bir radyoya sıçrayacağım ve oradan bloglara, editörlere vs.konuya oradan devam edeceğim. 

Radyo Boğaziçi’nin Bizi Görmemesi

Her sene bir ödül töreni de yapan Radyo Boğaziçi’ni karalamak asla istemiyorum ama kendilerine söylemek istediğim bazı şeyler var. Çok yanı ile de başarılı bir yerde durduklarını biliyorum öncelikle. Birkaç sene önce mesela düzenledikleri bu törenlerden birine Birsen Tezer’i davet ettiler ki alternatif müzik ödülünü kazanmıştı. Kendisinin o gün konseri olduğu için ödülünü basın danışmanı olarak almaya ben gitmiştim ve böyle bir kategori ile alternatif müzisyenleri de unutmadıkları için ayrıca teşekkür etmiştim, şahane de bir organizasyondu. Yine unutmadıkları bir başka kategori de müzik bloglarıydı. Gayet güzel bir düşünceydi burada da bizleri anımsamaları. Kaç senedir bir şekilde Müzik Ekspres olarak aday olabilmeyi en azından bekledim hatta ara ara kendilerine de bizi de lütfen değerlendirmeniz sürecine alın diye de mesaj attım. Velhasıl bu sene de aday olamadık. Adaylara bakalım. altmuzik, backtothesound, birbabaindie, plakmecmuası, playtuşu. Biri hariç diğerlerini önceki senelerde de aday olarak gördük, hatta ödül aldıklarını da biliyor ve tebrik de ediyorum. Gerçekten her birisinin vizyonunu ve yayınları beğeniyorum ama biz neden yokuz, biz de altı senedir bu sitede müziği paylaşıyoruz ve kalkıp da ne bir tekel içindeyiz ne de birilerinin kontrolünde, tek bir reklam geliri almadan, her şekilde kendi yağında kavrulan ama buna rağmen her gün bir şekilde akışı takip eden bir yerdeyiz. Neyimiz eksik? Ben de tam kendilerine bunu sordum. Yanıt şu oldu. 

“Merhaba, Öncelikle adaylıklarımızı belirlerken amacımızın asla aday-adayları gücendirmek olmadığını belirtmek isteriz. Öncelikle böyle bir durumun yaşanmış olmasının üzüntüsü içerisindeyiz. Kategorimizde adaylarımızı tasarım, içerik, güncellik, farklılık ve orijinallik gibi birçok farklı özellik üzerinden inceleme yaparak seçiyoruz. Müzik Ekspres’i de değerlendirmeye aldık ancak bireysel olarak belirtemeyeceğimiz sebeplerle sınırlı sayıda adaylıklarımız arasına giremedi. Her sene yenilenen ekibimiz, her sene objektif bir bakışla ele alıyor ve sizi temin ederim ki her sene yenilenmekte de amacımız bu bakışı ve tutumu korumaktır. Umarım bu konuda samimiyetimize güvenirsiniz. İlginiz için teşekkür ederiz.”

Samimiyete güvendim ama bana bu yanıtı veren kişi adına, bir kere kendisinin üzüntüsünü bile hissettim ama yetti mi hayır elbette. Bir yazar, fotoğrafçı ve artık müziğin içinde de çok şey olarak şunu hep bilirim ki tasarım, içerik, orjinallik çok şey değildir. Yani evet bir site yayına açtım ve bir süre sonra kontrolü elime aldım. Hala çözemediğim yanları var panelimin ama bir şekilde sunumda iyi olduğumu biliyorum. Bu değil mi önemli olan. Bir şekilde hepsinden de zor işim, çünkü belki birçok insan okumasa da söyleşilerime devam ediyor ve yine bu bahsettiği sitelerde yer bulamayan birçok müzisyene kapımı açıyorum. Örneğin kendi takipçilerimden öğreniyorum ki birçok da keşifler yapıyor insanlar bu sitede ve iddia ediyorum ki bunu başarıyorum. Bir kere kendim farklıyım, yaşam tarzım, işlerim farklı, sitede sunduklarım nasıl uzak durabilir ki. Dünyanın birçok ülkesinden bile müzisyenler kapımızı çaldı, onlar bile sayfalarımızdaki haberlerini alıp paylaştı. Ayrıca bireysel olarak belirtemediğiniz nedir ki nasıl ucu açık bir yorumdur. Birileri mi önümüzü kesiyor ne bileyim ötekiler mi bastırıyor bizimle yarışmamak için. Gerçekten anlamıyorum. Derdim ödüllerini alıp bir köşeye koymak değil inanın aday bile olsam diyeceğim ki bu adamlar yaptığımız işi gördü ne güzel ki devam et Kadri, bir şekilde yol açık, insanlara ulaşıyorsun, başka ne beklentimiz olabilir ki.

Konu aslında kendileri ile olan mesele değil gerçekten. Bazen kendi dibimizdeki insan bile samimi değilken ne bileyim, adaletsizliğin içinde biz de böyle bir yerdeyiz işte. Bize inanan, bizim inandığımız insanlar var, çabamız onlarla bu yolu pozitif kılmak, gerçekten sizin kriterinize uyup kendimden çıkmaktansa böyle kalmak daha samimi belli, amatör bir heyecanla ben müzik adına elimden geleni yapacağım, siz de yapın. 

Ah ne çok şey konuştum, sıkılmadınız değil mi :) 

 

Ayın Albümü / Çiğdem Erken’den “Uyandım Yoksun”

İlk albümü “Kız Kafası”nı henüz yeni yayınlamıştı ki henüz Müzik Ekspres henüz yoktu kadrikarahan.net adresim için söyleşiler yapıyordum ve kapısını çalmıştım. Hemen ardından da iki sene sonra ikinci albümü gelmişti: İstanbul Kızı. Biz yine keyifle söyleşimizi yapmıştık. O söyleşi aynı zamanda kişisel sitemde yaptığım son söyleşi olmuştu, daha sonra buraya taşındık. Geçen zaman diliminde yolumuz çok kere kesişti. Ortak arkadaşlar, albüm lansmanları, konser kulisleri derken onunla müzik konuşmayı çok sevdiğimi fark ettim. Aynı dönemleri yaşamış aynı havaları solumuştuk ve beni bilen bilir ortak isimler konusunda birini yakalayayım kolay kolay bırakmam. Daha sonra “Manita” albümü ve geçenlerde de “Uyandım Yoksun” kapımızı çaldı. Böylece her albümü üzerine söyleşi yaptığımızı bir kere daha anladım. Belki de tüm albümlerinin ilk söyleşilerini ben yapmıştım, bu albümde öyle oldu en azından ama diğerlerini anımsayamıyorum. Özellikle heyecanlandım çünkü bu süreçte bir albüm yayınlamak herkesin harcı değil, şirketlerin de öyle; şimdilik dijital platformlarda kaldığını düşünsem de bir gün fiziki olarak yayınlanacağına da eminim bu albümün diğerleri gibi. Çünkü her şeyi baştan hazırlanmış ve üzerine de gayet iyi çalışılmış.

Müzik dünyasının olduğu kadar da tiyatro dünyasının da çok yakın tanıdığı Çiğdem Erken albümlerine her ne kadar büyük bir titizlikle yaklaşsa da daha sonrasında hayatın akışına, gittiği yere bırakıyor hep şarkılarını. Öyle büyük planlar çizmiyor, kendi dünyasında ve yarattığı dinleyici kitlesi ile mutlu olmayı başarıyor. Bu anlamda samimi bir müzisyenin birikimlerini tam olarak yansıttığına inandığım bir albüm olarak arşivimde yerini alırken ayrıca bu süredi de anımsayacağım bir albüm olarak kalacağını biliyorum, bu ruh halimizin. Oturup uzun uzun yazmak değil zaten çok keyifle yaptığımız söyleşimizi okumaya davet ediyorum sizi ve hala yakalamışsanız koşa koşa bu albümü dinlemeye. Bir beşinci albümde görüşene kadar yeniden sevgili Çiğdem, yüreğine bin sağlık.

 

Müzisyenlerin Durumu Ne Olacak? Ya da Ne Zaman Her Şey Normale Dönecek

Herkesin bu eve kapanma halinin yansıması canlı ya da cansız yayınlarla karşımıza çıkması halinden çok sıkıldım. Tamam güzel bir moral, heyecan oldu ya da olmuştur ama çok abartılmadı mı, hayır ünlüsü ünsüzü herkes bir şeyler denedi, izleme, karışma geç diyebilirsiniz zaten öyle de yaptım çünkü konserlerde yakalanan o samimi coşkunun yarısı o havaya karışamadım.

Asıl konuşulması ya da düşünülmesi gereken konu şu; müzisyenlerin yani müzik emekçilerinin hali ne olacak. Mekanlar kapalı, konserler yok, ya o kadar çalışan? Sistem kendilerini asla düşünmüyor ki zaman zaman bazı müzisyenler de kaygılarını, tepkilerini sosyal medyada paylaşıyor ki onlar da adeta linç ediliyor; bu durum hemen hemen bir ay’ı aşkın süredir uzak durduğumuz ve diyelim ki yarın başladı her şey belki yine de uzak duracağımız ürkütürü bir hal aldı. O kalabalığa karıştığımız konserlere, festivallere ne zaman kavuşacağız ve gerçekten her şey kontrol altına alınacak mı?

Bu süreci düşünmeden herkes keyifli adeta, gelsin single’lar gitsin ev kayıtları, ev videoları falan derken tamam ama bundan kim mutlu gerçekten, hem de tam bahar gelmiş ve yaz kapıdayken?

Tüm müzisyenlere, müzik emekçilerine ve dinleyicilerine bir şekilde bir şekilde bir bir aradalık diliyorum, yaratıcılığınızı ve bu dönemde paylaştıklarınızı bir yana bırakın ve lütfen buna odaklanın. 

 

 Ve Single / EP Yolculuklar, Yakaladıklarım

Bu durum kuşkusuz ki kendilerine yaradı en çok. Kişisel olarak ben bile şarkımı yayınladımsa onlar da iyi ki boş durmadı.

Biz bize ulaşan tüm çalışmalarda olduğu gibi hepsine yer vermeye çalıştık. In Hoodies, Onur Kahvecioğlu, İlayda Dülek, CASP, Vedat Özkaya, Harun, Bora Öztoprak, Grado, Batıkan Yayla, sinanılmaz, Gökcan Sanlıman, Anıl Nural, Erdem Ocak, Kaldık Böyle sayfamızda yer verdiklerimiz ve dinlemekten keyif aldıklarımızdı. 

 

Geçen sene Emre Önbayraktar ile yayınladığı “Giresun” isimli şarkısını yayınlayan arkadaşım İzel Susam yine kendisi ile yaptığı başka bir çalışma yayınlayacak diye beklerken bir anda rota değişti ve “Karantina” isimli bir şarkısı ile çıkageldi ki şarkıyı dinledikten sonra kapak fotoğrafını benden seçmiş olmasına da ayrıca sevindim. Kendisi ayrıca Nihal Sandıkçı ile de ortak işler yapıyor ve yayınlıyor ki onları da dinlemek ayrıca çok keyifli. 

 

Nilipek. Yeni albümünü iki bölüm halinde yayınlamaya karar verdi ve “Mektuplar 1” önce “Yaprak” isimli şarkısı ile sonra tamamı beş şarkı ile birlikte yayınlandı. Benim derdimden çıkanlar, dönüşenler, oluşanlar artık sizin dertlerinize bulaşmak için var.” dediği bu çalışması ile sevenlerini memnun ederken bir başka alternatif müzisyen Can Güngör’ün yeni albümünde de bir şarkısına konuk oldu. 

Süreç içinde sanki her gün Pinhani ile karşılaştım ki bu kötü değil adıma çünkü yaptıkları işleri çok seviyorum her zaman. Zaten aldıkları karar ile ayda bir yeni şarkılarını yayınlıyorlardı ki şimdi bunlara ev kayıtları, demolar vs. de eklendi, gayet de güzel oldu. 

Müzikteki bu buluşmalar kesinlikle bazen fazlası ile ayrı bir yerde, güzellikte ve samimiyette durabiliyor. Bir süredir Pinhani gibi şarkılarını tek tek ve belli zaman dilimlerinde bize sunan Hüsnü Arkan’dan yeni gelen şarkı “Eyvallah” adeta Birsen Tezer ile olan düet “Hoşgeldin”in bir başka yerden devamı gibi. Yani sadece ayın değil belki de son yılların en güzel aşk şarkılarından biri. Hiç zorla yan yana gelmiş bir ikili değil ve aksine iyi ki yan yana gelmiş bir ikili, naifliklerine her ikisinin de hayranım. 

Cem Adrian da boş durmayanlardan, bir Düş Sokağı Sakinleri şarkısı olan “Hüzün Kovan Kuşu”na bir yorum getirdi ay içinde sonra da Şanışer ile ortak bir çalışma yayınladı. Kalben de Hakan Kurtaş ile bir düet olan “Tesadüfen” ile dinleyicilerine bir selam yolladı. Ayın en iyi single çalışmalarından biri de Cihan Mürtezaoğlu’ndan geldi. Sözlerini Burcu Tatlıses ile yazdığı “Zulmün Buysa” ayın en iyi şarkılarından biriydi ki şarkı klibi ile de kalbimi ayrı deşti. Mürtezaoğlu son yılların en başarılı müzisyenlerinden birisi kesinlikle. Yani bir şekilde Nisan ayı alternatif müzik dinleyicilerini çok ama çok mutlu etti. 

Mayıs ruhumuza çok ama çok iyi gelsin. Sadece ruhumuza mı, bedenimize, ülkemize, dünyaya, tüm insanlara; özlediğimiz her şeye ve herkese kavuşmalara. 

 

Nisan TOP 10

01 – Hüsnü Arkan & Zuhal Olcay – Eyvallah

02 – Kenan Doğulu – Bizimdir

03 – Çiğdem Erken – Yeniden Doğar mıyım?

04 – Cihan Mürtezaoğlu – Zulmün Buysa

05 – Vedat Özkaya – Lâl

06 – Gökhan Türkmen – Aşk

07 –  Pinhani – Aşk Bir Mevsim

08 – Nilipek. – Yaprak

09 – Can Güngör – Sesini Ver

10 – İzel Susam – Karantina

Bonus – Kadri Karahan – Karanlık Bir Drama (Bu Masalı Kim Yazdı?)

 

Not: Bu listeyi yıl sonu değerlendirme notlarım için tutuyorum, sonradan geriye dönüp bakınca atladığım olmasın diye :) 

 

Nisan ayı da bildiğiniz üzere yine yaşanan corona sendromu ile bizi yine buruk bıraktı. Bir yanımız gündemle yorulurken bir yanımız da her şeye rağmen hayatına devam etti. Öncelikle şikayet etmedik, etmemeye çalıştık daha iyi günleri de yaşamak adına elbette. Dualer ettik, enerjiler yolladık, elimizden gelen yardımları da yapmaya çalıştık. Alıştığımız hareketli birçok şeyden evet mahrum kaldık ama bir yandan da eminim evimizde geçen zamanı kendi adımıza doğru şekillerde değerlendirmeye çalıştık.    Karanlık Bir Drama ve ben Kadri Karahan  Geçen sene 14 Şubat’ta sadece YouTube üzerinden paylaşmıştım ki bu süreçte şarkımı dijital platformlarda da paylaşma kararı aldım. Şimdi biraz şarkının sürecini…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.85 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*