EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Olcay Bayır

Olcay Bayır

“Neva – Harmony” ilk albümünüz ki birkaç ay önce yurt dışında yayınlandı, ülkemizde de önümüzdeki günlerde yayınlanmaya hazırlanıyor. İngiltere’de yaşıyorsunuz ve bu albümü orada hazırladınız ama çok öncelere gitmemiz gerekirse Gaziantep’te doğdunuz ve Anadolu’nun renkli coğrafyası içinde büyüdünüz. Müzikle de ilk orada tanıştınız değil mi, nasıl başladı dostluğunuz?

Evet, müzik benim için küçük yaşlardan beri bir tutkuydu. Sanatsal bir aileden geliyorum. Babam aşıktır benim, dayım ise yıllarca resim yapmış aynı zamanda da bir müzisyen. Babam Mahsuni Şerif’ten Ali Ekber Çiçek’e kadar birçok halk ozanı ile gençlik yıllarında müzik paylaşımlarında bulunmuş, beraber sahnelere çıkmış. Küçüklüğümde evimizde ya da dost evlerinde yapılan müzik toplantılarından çok etkilenir ve hep o ortamlarda olmak isterdim. Sonra bu babamın ilgisini çekmiş olacak ki o toplantılarda bende zaman zaman şarkı söylemeye başladım. Çok keyiflenir, söyledikleri türkülere eşlik ederim. İlk müzik öğretmenim yine müzisyen olan abimdi. Bana ilk notaları öğrettiği günü dün gibi hatırlıyorum :)

Sonra ilkokul ikinci sınıftaydım sanırım. İlk bestemi yaptığım gün… Çok sevdiğim ilkokul öğretmenim içindi, çok utanmıştım ama ve o halde kendisine, okulumun müdürüne söylemiştim. Öğretmenim gözyaşlarını tutamamıştı.

Türkiye’de kalsaydım eğer mutlaka konservatuara gidecektim. Ancak liseyi bitirmeden İngiltere’ye yaşamak için yola çıktım ve gecikmeli de olsa Londra’da bu isteğimle buluştum.

Olcay Bayır
Londra’da “opera performansları” bölümünden mezun oldunuz. O ilk adımlar sizi korkutmadı mı, zor olmadı mı? Nasıl karar verdiniz bu seçime, oraya gittiğinizde ne vardı kafanızda, yaşamak istediğiniz tam da böyle bir şey miydi, kimler yanınızdaydı?

Londra’da yaşamaya başlayınca istediğim tek şey yine müzik okumaktı. Onun dışında bir yol çizmiş değildim kendime. Tanımaya, alışmaya çalışıyordum Londra’yı. Bir süre sonra klasik müzik yapan bir müzisyenle tanıştım, beni dinledi ve sesimin klasik müzik için çok uygun olduğunu ve bana ses dersi vermek istediğini söyledi. Tabi düşünmeden hemen kabul ettim :)

O zamana kadar klasik müzikle ilgili çok az şey biliyordum. Ancak zamanla tanıdıkça, içinde oldukça çok sevdim ve devam etmek istedim. Bir ya da iki sene hem nota, hem piyano hem de ses çalıştım. Londra’da Middlesex Üniversitesi müzik bölümü seçmeler yapıyordu. Başvuru yaptım ve seçmelere gittim, sonrası kabul edildim. Dediğiniz gibi “opera performansları” bölümünde okudum ve iyi bir derece ile de mezun oldum. Tabi üniversite zamanında profesyonel operacılardan dersler aldım. Yarı profesyonel opera prodüksüyonlarında yer aldım. Benim için çok güzel bir dönemdi. Şarkı söyleyip rol yapmak apayrı bir keyif ve öğreti. İnsan sesinin ne kadar önemli ve güçlü bir enstrüman olduğunun farkına bu yıllarda vardım.

Peki albüm yapma fikri var mıydı hep, olacaksa nasıl olmalıydı, istediğiniz gibi olması adına nasıl bir çalışma gerçekleşti, ne kadar bir zaman ayırdınız ve en merak ettiğim repertuarı seçerken neler yaşadınız çünkü sizin dünyanız ve sesiniz içinde birçok rengi içinde barındırıyor?

Okul devam ederken bir taraftan da kendi çevremle, arkadaşlarımla müzik yapıyordum. Aynı zamanda bestede yapıyordum. Okuldan sonra kendi yolumu, hissettiğim müziği yapma adına arayışlara girdim. Londra’nın çok renkli ve kendine has dünya müzik çevresine girdim ve doğru yerde olduğumu anladım. Kendi grubumu kurdum ve çalışmalar başlamış oldu. Sanırım bir buçuk yıl kadar sürdü hazırlıklar.

Ben bir sentez albümle müzik dünyasına merhaba demek istedim. Albüme katkıları olan bütün müzisyen arkadaşlarım farklı ülkelerden. Albümün ismi Neva; Klasik Türk müziğinde ve bu coğrafyanın genelinde kullanılan bir makam. Kelime anlamı olarak “ahenk”, “bereket” demek. Neden “Neva”; çünkü bu albüm doğduğum coğrafyanın eşsiz müzikal kültürünün ve çeşitliliğinin bendeki bir yansıması aslında. Ben hayatım boyunca içinde yaşadığım çeşitliliği gözlemlemiş ve kendini bunun bir parçası olduğu için şanslı saymış biriyim. Ve kendimi içinde büyüdüğüm bu renkli müzikal ve kültürel dokuların bir füzyonu, sentezi olarak görüyorum. Bu anlamda “Neva” benim müzikal, kültürel mirasıma, Avrupa’da müzik eğitimini almış, yasayan ve müzik yapan bir müzisyenin gözünden hissettiğim şekilde, kendi versiyonumu oluşturarak yorumladığım kişisel bir albüm. Albümdeki eserler Balkan, Anadolu ve Mezopotamya’ya kadar uzanan geniş bir bölgenin müzikal kaynaklarından oluşuyor. Jazz ve neo-klasik müzikal elementlerinin ve yer yer diğer “urban” soundlarının da kullanıldığı aranjelerin hepsi bana ait.

Olcay Bayır
Türkçe, Arapça, Farsça, Ermenice, Rumca gibi dillerde repertuarınız var ve uzun zamandır da sahne alıyorsunuz. Şimdi sahnenizde olmamız gerekirse nasıl bir dinleyici kitlesi yakaladınız geçen süre içinde, sahneler sizin için nasıl heyecan bir yerde ki nasıl bir atmosfer yaşanıyor orada?

Benim için öne çıkan ve daha önem verdiğim şey ayrı dillerden çok bu coğrafyada oluşan müzikal gelenek, ortak ruhu ve duygu. Ben Anadoluluyum, bu toprakların bir senteziyim ve müziğimi de bu zenginliğin hepsini kucaklayan ve sevgiyle yaklaşan bir tavırla, samimiyetle yapıyorum. Ve bu tavrım sanırım dinleyiciye doğrudan geçiyor ve çok güzel tepkiler alıyorum…

Bir de bir dönem ses getiren Filistinli udi Nizar Rohana ile gerçekleştirdiğiniz bir dizi konser var ki ülkemizde de dahil birçok yerde bu proje dinleyici ile buluştu. Müziğin evrenselliği bizi buluşturdu demişsiniz, tam olarak nasıl yan yana gelindi, nasıl bir seçki içinde ses buldu “Bülbül Konseri”.

Evet Nizar ile Oxford’da bir konserde karşılaştık İkimizde o konserde ayrı ayrı sahne almıştık. Birbirimizin müzikal becerisinden etkilendik ve beraber çalışmaya karar verdik. “Bülbül” sadece ses ve ud‘un olduğu bir düet proje idi. İlk konserimizi Londra’da yaptık ve çok beğenildi.. Sonra İstanbul‘da The Mekan’da, Ankara’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde ve Diyarbakır’da Aram Tigran Konservatuarı olmak üzere üç büyük şehirde konserler verdik ve gerçekten çok güzel dönüşler aldık. Bülbül projesini hem Nizar’ın hem benim solo çalışmalarımızdan dolayı durdurduk ancak umuyorum yakın zamanda yeniden farklı planlarımızı hayata geçireceğiz.

Son yıllarda hakikaten güzel işlere, projelere, konserlere vb. hallere tanık oluyoruz ki bu bizi çok mutlu ediyor, güçlü kılıyor. Siz ülkemizdeki bu hareketliliği ne kadar takip ediyorsunuz, kimler özellikle dikkatinizi çekiyor, dünden bugüne dinlediğiniz ve bugünden yarına da dinlemekten vazgeçmeyeceğiniz müzisyenler kim? Böyle keşke bir proje de birlikte de çalsak, söylesek dediğiniz birileri var mı?

Popüler müziği çok takip edemiyorum. Son zamanlarda Birsen Tezer ve Jülide Özçelik beğeni ile dinlediğim iki değerli büyüğüm. Vazgeçemeyeceğim müzisyenler elbette Neşet Ertaş, Erol Parlak, Erkan Oğur, Özdemir Erdoğan, Zuhal Olcay, Sezen Aksu, Timur Selçuk ve Azize Mustafa Zadeh.

Yeniden albüme dönmemiz gerekirse ülkemizde M&MT etiketi ile yayınlanacak ki konserler içinde sizi ülkemizde göreceğiz. Türkiye’deki dinleyicilerini ile ilişkiniz nasıl, kuşkusuz sosyal medya üzerinden kendileri ile görüşebiliyor, paylaşımlarına tanık oluyorsunuzdur. Bu albüm ve bu konser sizinle daha sık karşılaşacağız anlamına geliyor değil mi, gelsin de lütfen :)

Evet umarım Türkiye’deki dinleyicilerle buluşabilirim. Evet gerek Facebook sayfamdan gerek Twitter’dan mesajlar geliyor Türkiye’den de. Tepkilerin hepsi çok güzel. Albümü soranlar var, kutlayanlar, konser tarih soranlar. Umuyorum buradaki dinleyicilerle de daha çok paylaşımlarda bulunabilirim. Bunu çok istiyorum.

Olcay Bayır
Yurt dışında yaşayan çok değerli müzisyenlerimiz var ki en Belçika’dan, Avusturya’dan, Almanya’dan değerli dostlarla tanıştık ve konuk aldık sayfalarımıza. Şimdi İngiltere’deyiz ve oradaki diğer sizi dinleyelim isteyeceğiz. Müziğin sustuğu yerde olan sizi, hani nasıl geçiyor günleriniz, neler sizin diğer renkleriniz?

Müzik öyle bir şey ki zamanınız çoğunu alıyor, çünkü bir yaşam tarzı. Ben aynı zamanda okullarda müzik de öğretiyorum. Geriye kalan zamanlarımda sevdiklerimle zaman geçirmeyi, parklarda dolaşmayı seviyorum. Konserleri takip etmeye çalışıyorum, beste yapıyorum; çok vaktim de olmuyor aslında :)

 

Olcay Bayır

Olcay Bayır
Neva – Harmony / M & MT Records

 

 

 

“Neva - Harmony” ilk albümünüz ki birkaç ay önce yurt dışında yayınlandı, ülkemizde de önümüzdeki günlerde yayınlanmaya hazırlanıyor. İngiltere’de yaşıyorsunuz ve bu albümü orada hazırladınız ama çok öncelere gitmemiz gerekirse Gaziantep’te doğdunuz ve Anadolu’nun renkli coğrafyası içinde büyüdünüz. Müzikle de ilk orada tanıştınız değil mi, nasıl başladı dostluğunuz? Evet, müzik benim için küçük yaşlardan beri bir tutkuydu. Sanatsal bir aileden geliyorum. Babam aşıktır benim, dayım ise yıllarca resim yapmış aynı zamanda da bir müzisyen. Babam Mahsuni Şerif’ten Ali Ekber Çiçek’e kadar birçok halk ozanı ile gençlik yıllarında müzik paylaşımlarında bulunmuş, beraber sahnelere çıkmış. Küçüklüğümde evimizde ya da dost evlerinde yapılan…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 5 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*