EDİTÖRDEN

Pusula

Müzik Ekspres’te bu hafta rotamızı Ege kıyılarına çeviriyoruz ve Haftanın Söyleşisi’nde uzun zaman sonra bir grubu konuk ediyoruz.

14 yıldır birlikte Muğla’da müzik yapan Pusula grubu Mehmet Ali Akın, Özgür Şirin, Mustafa Ülke, Selim Korkmaz ve Yunus Emre Tokmak’tan oluşuyor.  Ekip üyelerinin ortak noktası hepsinin mesleğinin denizcilikte kesişiyor olması.

Ekspres olarak belki bugüne kadar birçok müzisyeni ağırladık sayfalarımızda ama her defasında söyleyeceğim her zaman samimi olanı hissedelim ve daha yakından tanıyalım, daha bir biz olalım istedim, onlarla eşlik edelim müzik yolculuğumuza. O sebeple bu sezon söyleşilerimde bu anlamda bir yol çiziyorum ve bir süredir zaten tanışık ya da takibinde olduğumuz müzisyenleri ve çalışmalarını bu kez daha yakından tanımayı amaçlıyorum.

Bu kez pusulam Pusula’yı işaret etti bana. Müzik adına verdikleri çabaya ve heyecana uzaktan da olsa tanığım ki en yakın zamanda tanışmayı ve sahnede kendilerini de dinlemeyi çok istiyorum. Evet, bir grupla uzaktan söyleşi yapmak ki benim konseptim gereği üstelik bunu yazışarak gerçekleştirmek zordu ama istedikten sonra bir şeyi elbette zor yoktu.

Kasım ayını da yarıladık ve bir yılın sonuna daha geliyoruz. Bu yıl içinde iki şarkı yayınladı grup ama önümüzdeki günlerde daha birçok şarkısının da bizlerle buluşacağının altını çizdi. Konserleri tüm hızı ile devam ediyor ki biz İstanbul seyircisi de onları burada dinlemek istiyor ya da atlayıp en yakın zamanda biz yanlarına gidiyoruz.  Bir şekilde uzak yada yakın bir aradayız ve ne güzel ki müzik gibi harika bir ortak yanımız var, o halde Pusula’dan şaşmıyoruz yola hep devam.

Ekip üyelerine tekrar çok teşekkür ederim. Kalplerine, emeklerine sağlık.

Kadri Karahan

 

 

Pusula üç müzisyen arkadaşın bir araya gelmesi ile kuruluyor ve devamında beş kişi olarak müzik hayatına devam ediyor. Peki kim bu beş arkadaş ki ortak bir nokta olan denizden / denizcilikten nasıl sahnelere, şarkılara, müzik dünyasına yol alıyorlar. Yollar nasıl kesişiyor nasıl bir uyum yakalanıyor beraber. Kişisel olarak da her birinizi tanıyabiliriz, ortak cümlelerle de durumu özetleyebiliriz.

M. Ali : Öncelikle merhabalar herkese. Evet Pusula kurulduğu yıllarda üyelerinin 3 tanesi Su ürünleri sektöründe çalışıyordu Biz de uzun arayışlar sonucu herkesin ortak kullandığı bir sektör aracı olarak Pusula üzerine mutabık kaldık. Pusula özelinde bizdeki 14 senelik uyumun kaynağı Öncelikle herkesin arkadaş olması 2. sırada ise müzik ve ticari bir işbirliğinin geliyor olmasından kaynaklanıyor. Biz hiçbir zaman arkadaşlığın önüne başka bir şey geçirmedik.

Özgür: Mustafa ile ben su Ürünleri sektöründe çalışırken, amatör olarak müzikle uğraşıyorduk ve Mehmet Ali ile Milas ta sahne aldığı esnada bir araya gelerek bir grup kuralım şeklinde konuşup Pusula sürecini başlattık.

Yunus Emre: Ekibe sonradan katılan iki kişiden biriyim. Şu an Zakkum grubunun tur menajerliğini yapan Yunus Poyraz Özkan’ın yerine gitarist olarak geldim. Pusulanın kuruluşu denizcilikten geliyor ama benim de bir harita mühendisi olarak ekibe katılmam ilginç ve hoş bir tesadüf oldu.

 

 

İlk çalışmanın yayın tarihi 2017 olarak görülüyor. Bir araya gelindikten sonra mı çıkıyor ilk EP olan “Gel” yoksa bir süre sahnelerde kendimizi deneyimleyelim sonra mı şarkılarla dinleyiciyi buluşturalım oluyor. Burada da o dört şarkılık ilk çalışmaya biraz dokunalım, ilk kayıt süreçlerine, ilk heyecanlarınıza uzanalım istiyorum, o ilk heyecanınıza?

M.Ali: Evet Pusula olarak yaklaşık bir 9 sene cover grubu olarak sahne aldıktan sonra artık kendi şarkılarımızı yayınlamanın zamanı geldiğini düşünerek “Gel” EP çıkarttık. Burada da tabii ki Yunus Emre’nin daha önceden bireysel olarak yaptığı şarkılar önceliğini aldı. Kendi şarkılarımızı tabii ki stüdyoda kaydediyor olmak hepimiz için çok yeni bir deneyimdi özellikle 4 şarkının birden aynı anda bir nevi 1990’lardaki albüm kafasıyla hazırlanıyor olması hepimizi o süreçte ayrıca yormuştu, ben günlerce stüdyoya girip çıktığımı
hatırlıyorum. Hatta çoğu zaman okumalarda sesimin gittiğini bunu viski ile veya diğer takviye iğnelerle toparlamaya çalıştığımızı anımsıyorum. O süreç bizim için paha biçilmez bir tecrübe ve Pusula için yeni bir adımın, yeni bir dönemin başlangıcıydı.

Yunus Emre: Uzun süredir sahne tecrübemiz birikmişti birlikte çalmamız dan dolayı. Aslında sürekli şarkıları yazıyorduk ama eskiz defterleri ve demo kayıtlarından öteye geçemiyorduk. Bu husus kendi adıma bir süre sonra çok rahatsız edici gelmeye başladı. Çalışacak prodüktör mix mastering yapacak mühendis bulmak maalesef o dönemde Muğla’da mümkün değildi. Hani Sait Faik Abasıyanık’ın bir sözü var ya “yazmazsam deli olacaktım” diye. Ben de elbiselerimi çıkarıp sokakta koşacaktım. Durum o derece vahimdi. =) Şarkıları tamamlayıp yayına hazır hale getirdik. Yayın dönemi Bodrum’da düzenlenen rock festivali de aynı döneme denk geldi. Şu anki aklımız olsa her şey çok çok daha farklı yapardık. Ama o ilk heyecanın yarattığı duygu paha biçilemez.

 

 

Pusula’nın bana göre en büyük gücü ya da başarısı bir kere hem bağımsız olması hem de bu işi Muğla’da sürdürüyor olması diyebilir miyiz acana ki bu yanınız çok merak uyandırıyor bende, Bir şekilde orada aktif olarak hep var olsanız da bu sizi daha ötelere ne kadar taşıdı; artıları ya da eksileri oldu mu bu durumun. Bir de yine merak ediyorum kendi meslekleriniz ile müzisyen kimliğinizi nasıl bir denge içinde tuttunuz. Birinizin bir yoğunluğu, bir iç boşluğu olmadı mı mesela, bir dahil olmadığı, olamadığı bir hal?

M.Ali: Tabii ki grubumuzun en büyük avantajlarından birisi Muğla’da ve Türkiye’de turizmin yine marka şehirlerinden biri olan Bodrum’da aktif olarak her cumartesi headliner olarak çok kült mekanlarda sahne alması oldu. Bu bizim için çok büyük bir avantajdı. Takdir edersiniz ki Bodrum artık İstanbul’un bir mahallesi haline geldi. Hatta şöyle ifade edeyim cumartesi günü saat 18:00 uçağı ile Bodrum’a eğlenmeye gelen insanlar bizi dinledikten sonra sabah 05 uçağıyla geri dönüyorlar bu da Bodrum gibi kozmopolit bir şehirde sahne almanın aslında sadece Bodrum değil, İstanbul’u da kapsadığını göstergesi olarak nitelendirebiliriz. Kendi mesleklerimizi ayrıca yapıyor olmamız bizim Pusula’nın özgürlüğü ve bağımsızlığı açısından da büyük bir lüks aslında. Çünkü biz ekonomik gelirini sadece sahnelere bağlayan müzisyenler olmadığımız için bu durum bizim konser ve mekan seçimlerinde daha rahat davranmamıza neden oluyor. Tabii ki bu durumda bazı konserlere veya meydan konserlerine işlerinin yoğunluğu nedeniyle katılamayan arkadaşlarımız oldu onu da bir şekilde yönetebildik diye düşünüyorum.

Özgür: Yoğun Bir program planlaması yapmadık, haftalık bir iki gün üretim ve programlara ayırıp profesyonel iş hayatlarımızı dengede tutmaya çalıştık, çok zorlandığımız kesişmeler de oldu fakat bir şekilde beş kişi aynı planlamalar üzerinde sabit hareket etmeye çalıştık, Muğla da olmamız bize kendi bölgemizde olduğumuz için büyük avantajlar sağladı ama ulusala ulaşmamız bir İstanbul müzik piyasası ve PR çalışmaları için çok daha zahmetli oluyor.

Yunus Emre: Şarkılarımızı bağımsız olarak yayınlıyor olmak aslında hem avantaj ve de dezavantajı da birlikte beraberinde getiriyor. Yaptığınız işi sorgulayacak eleştirecek birilerini olmaması tamamen kendi filtremizden her şeyi yayınlıyor olmamızın verdiği bir rahatlık söz konusu. Zaman içerisinde müziğimizin sürdürülebilir olması için neden İstanbul’da bulmamız gerektiğini daha iyi anladık. Aynı zamanda şöyle bir şey oldu bir çok sanatçı İstanbul’a kaçıp Bodrum’a yerleşerek sanat hayatını sürdürmeye devam etti. O zaman biz de demek ki buradan müzik hayatımıza devam edebiliriz fikri gelişti. İşler burada İstanbul’daki gibi hızlı ilerlemiyor Ama her yaptığımız işte bir öncekine göre çok çok daha iyi bir konumda olduğumuz bir gerçek.

 

 

Şarkılarınızda zaman zaman bazı temalar da gözümüze çarptı. Mesela “Son Şarkım” da kadın cinayetlerine bir müzisyen bakış açısı getirdiniz, devamında da “Yaşanmamış Hayatlar”da göçmenlik konusuna vurgu yaptınız ki yaşadığınız yer itibari ile buna bire bir tanıktınız. Özetle Pusula nasıl bir misyon üstlendi hem kendi içinde hem müzik dünyasında. Şarkıları ile neleri anlatmak istedi en çok ve bunu nasıl başardı?

M.Ali: Biz Pusula olarak grubun kurulduğu ilk günden itibaren sosyal faydayı da hep ön planda tutmaya çalıştık yaptığımız birçok sosyal projede bu gibi önceliklerimiz hep olmuştu. Kendi şarkılarımızı yaparken de gerek kadına şiddete hayır etiketi ile yayınladığımız “Son Şarkım gerekse uluslararası göçmenlik ve savaşa hayır etiketiyle yayınladığımız yaşanmamış hayatlarda bu misyonu cesurca devam ettirmeye çalıştık.  Örneğin son tematik şarkımız olan yaşanmamış hayatlarda aslında hiç kimsenin mahallesinde sokağında görmek istemediği uluslararası düzensiz göçmenlerin yaşamlarına bir sanatçı gözüyle dramatik olarak bakmaya çalıştık. Buradan yanlış bir mesaj da vermek istemeyiz takdir edersiniz ki kimse mahallesinde sokağında bu göçmenleri görmek istemiyor lakin bu insanların da bir yaşam hikayeleri var ve bu insanlar da kendilerinin ve ailelerinin bir yaşam mücadelesi ve daha iyi bir hayat uğruna buralara geldiğini ve bu uğurda hayatlarını kaybettiklerini insanlara göstermek istedik.

Özgür: Genel olarak sanatsal faaliyet olarak müzik dalında bir şeyler yapmaya çalıştığımız için, toplumsal yaşanan acı ve eksikliklere temas etmeye çalışıyoruz ama eğlenceli çalışmalarımızda oluyor.

 

 

En üretken zamanlarınızdan biri de pandemi sürecine denk geldi ki siz bu süreci kendi adınıza belki de doğru bir şekilde değerlendirme şansını buldunuz. Burada da şunu merak ediyorum. Bir bağımsız müzisyen olarak grup olmanın artıları, eksileri neler
oldu mesela üzerinizde. Nelere, nerelere yetişemediniz ya da ki bence yetiştiniz, bunu kendi çabanızla nasıl başardınız?

M.Ali: Pandemi dönemi tabii ki hepimiz için aslında büyük bir kayıp gibi gözükse de biz bu döneme pandemi sonrası yayınlayacağımız şarkıların hazırlığını yapmak üzere stüdyolarda ve yine home office bir takım çalışmalarla geçirdik, bunun meyvelerini de önümüzdeki yıllarda görmeyi hedefliyoruz. Neredeyse 2026 yılına kadar ki şarkılarımız hazır diyebiliriz. Hemen belirtmek isterim ki bir daha inşallah böyle pandemik dönemler yaşamayız çünkü, en ağır hasarı toplumda sizlerin de bildiği gibi müzisyen, sanatçı ve gece hayatı sektörüne bağlı yan sektörlerde çalışan insanlar çektiler.

Yunus Emre: Kısıtlamalardan dolayı zor şartlarda bir araya geldik. Ama bu bir şeyler yapmamıza da engel olmadı hatta o dönem YouTube kanalımıza biraz daha fazla ağırlık verdik değişik içerikler ürettik bir araya geldikçe. O videoları geriye dönüp izleyip baktığımda bizim için tuhaf ama hoş bir anı olarak kaldığını düşünüyorum.

 

 

Bildiğiniz üzere çok uzun soluklu yolculuklar kadar kısa süren grup buluşmalarına da tanığız. Bu aranızda nasıl bir bağ, sözler nasıl yazılıyor mesela, notalar nasıl hayata geçiyor, ne zaman son nokta konuluyor burada ve en önemlisi Pusula bir grup olarak ne kadar mutlu, ne kadar kalabalık kendi içinde?

M.Ali: Tabii pusula olarak bizde yukarıda da belirttiğimiz gibi yaklaşık 14 senelik bir grubuz bu süreyi hep beraber atlatmamızın yanı sıra, bir dönem bizle çalışan ve şu anda aramızda olmayan yine yol arkadaşlarımız oldular. Onlara da hayatta başarılar diliyoruz.

Biz hiçbir zaman arkadaşlığımızın ve kardeşliğimizin önüne ne müziği ne maddi kaygıları geçirmedik her zaman yaşadığımız tüm sıkıntıları başımıza gelen ne varsa bunu arkadaşlık ilişkisi içerisinde çözmeye gayret ettik. Geçen 14 yılda gösteriyor ki bunu büyük oranda başarmış durumdayız. Yazmış olduğumuz şarkılar, genelde benim ve Yunus Emre öncülüğünde ve tabii ki tüm grubun da katılımıyla kollektif bir şekilde meydana geliyor. Bazı arkadaşlarımızın kafasında yine belli projeler belli bir takım şarkılar sözler olabiliyor onların üzerine yine hep beraber düzenlemeler yapıyoruz. Pusula grubu üyeleri bir araya geldiğinde birer çocuk gibi neşeli enerjisi bir o kadar da yüksek diyebiliriz. Özellikle performanslarımızda ve konserlerimiz de kendimizde eğlenmek için orada olduğumuzun bilinciyle hareket ediyoruz, bunu da dinleyicilerimize en yalın haliyle aktarmaya çalışıyoruz. Şimdiye kadar ki başarılarımızda bunun doğru bir şekilde aktarıldığı ve dinleyiciler tarafından alındığını gösteriyor.

Özgür: Üretim genelde Yunus ve Mehmet Ali tarafından yapılıyor, ilhamları daha çok geliyor, Biz genelde ilk söz ve beste kısmından sonra tamamlama kısmında devreye giriyoruz.

 

 

Başta yaşadığınız yer olmak üzere birçok konsere imza attınız beraberinde ki sosyal medya sayfalarınızda bu performansların eğlenceli yanlarını görüyoruz. Biz orada yokuz ama orada neler oluyor, nasıl bir sahne yaşanıyor, nasıl bir repertuar bekliyor dinleyiciyi; özetle konserler nasıl gidiyor?

M.Ali: Pusula olarak bizim mottomuz, yukarıda da belirttiğim gibi eğlenirken eğlendiren bir grup olmak. Sahnede neler yaşandığını buradan size anlatmam inanın çok zor, hep beraber 5 arkadaş olarak inanılmaz eğleniyoruz. Sahnede hiçbir zaman birbirimizle sorun yaşamıyoruz desem yalan olur ancak, olası muhtemel sorunları yine arkadaşça, o canlı yayın esnasında çözüyoruz. Repertuarımızı belirlerken genellikle Türkçe ve yabancı kült şarkıları seçiyoruz ve her zaman özel bir seçici unsurumuz var, dinleyicilerin radyoda denk geldiğinde kanalı değiştirmeyeceği şarkıları yapıyoruz. Konserlerimizin her biri inanılmaz keyifli inanılmaz eğlenceli almış olduğumuz peçete günlükleri yorumlarında da gördüğümüz üzere birbirinden keyifli geçiyor.

Özgür: Sahnelerimiz genellikle coşkulu oluyor, Eski yeni bir çok sevilen şarkıyı yapmaya çalışıyoruz.

Yunus Emre: Pusulanın tanımına bakarsanız baskı altında harcanan hayatlara bir es verdirmeye amaçlar diye bir ifade göreceksiniz. Her cumartesi düzenli olarak Bodrum’da sahnemiz var. İnsanlar oraya bütün hafta çektikleri yükten arınmak için geliyorlar. Sahneler çok enerjik geçiyor seyirci ne kadar enerjik oluyorsa biz de o kadar enerjik oluyoruz ve bu böyle bir döngü içerisinde sürüp gidiyor. Bizi dinlemeye gelince iyi bir gece geçireceğinize emin olabilirsiniz.

 

Pusula adıma dikkat çeken bir şey daha var ki klipleri; hemen hemen her şarkınıza gösterdiğiniz hassasiyet kliplerde de kendini gösteriyor ki müzik adına verdiğiniz çaba artık tamamlanıyor. Peki bundan sonrası adına mesela neler olsun, sizi, bizi neler beklesin istiyorsunuz mesela. Genel olarak baktığımızda çizginizden ne kadar memnunsunuz, eksik bir şeyler var mı ya da çok daha iyi neler olabilir mesela adınıza?

M.Ali: Biraz önce de belirttiğimiz gibi Pusula olarak şimdiye kadarki yolculuğumuzdan oldukça memnunuz belki bundan sonraki birkaç şarkı tematik olmayabilir ama bu ilerleyen günlerde yeniden misyonumuzla ilgili toplumun dertleriyle ilgili yeni klipler çekmeyeceğimiz anlamına da gelmez.

Özgür: Her zaman yenilemeye çalışıyoruz kendimizi eksik bir şeylerimiz mutlaka olabilir ama her daim ne yapabiliriz düşüncemiz olduğu için gelişmeye çalışıyoruz.

Yunus Emre:  2017 yılından bu yana yaptığımız her çalışmada bizi seven ve destekleyenlerin sayesinde pusulanın bir adım daha ileriye gittiğini gördük. Katkıları için destek veren herkese ne kadar teşekkür etsek az. Biriken çok fazla şarkı ve anlatılacak çok fazla hikaye var.  Hepsi sırası geldiğinde karşınıza teker teker çıkacaklar. Çalışma şeklimizden ürettiklerimizden insanları aktarabildiklerimizden oldukça mutluyuz. Her sanatçı yaptığı işin kitlesi ile buluşmasını arzular. Bizde de durum çok farklı değil. Takdir edersiniz ki önemli olan yolun sonu değil yolculuğun kendisidir.

 

 

Son şarkınıza geliyorum ki bu yıl içinde yayınladığınız ikinci çalışma. Bu şarkının daha enerjik bir yanı var ki herkesi dans etmeye davet ediyorsunuz. Evet hepimiz gündemin akışında mutsuzuz, depresyondayız. Peki hayata nasıl tutunalım, nasıl dans edelim mesela ve müzik bizi nasıl iyileştirsin? Her biriniz bunu kendi içinde nasıl başarıyor?

M.Ali: Evet son teklimiz “Boşver Dans Et” ile daha önceki tematik projelerin biraz dışına çıktık. Bunu da bilerek ve maksatlı olarak yapmaya çalıştık çünkü bizim sahnede eğlenirken eğlendiren bir grup mottomuz var. İnsanlar bizim yaptığımız tematik klipleri sahne performanslarımız ile bağdaştıramamaya başladılar. Sahnede çok eğlencelisiniz ama şarkılarınızda hep bir toplumsal mesaj verme gayesi içindesiniz diye eleştiriler almaya başlamıştık. Geçtiğimiz yıllarda gelen bir peçete cuması yorumunda da bir takipçimizin artık psikoloğuna gitmeyi bırakıp haftada bir kez bize geldiği mesajını aldık. Bu da biz de yaptığımız işi yeniden sorgulama ve aslında insanlara bizim bilmediğimiz ölçüde ne kadar temas ettiğimizi göstermiş oldu. Biz de özellikle bu son projemizde artık insanlara depresyondan çıkmalarını kendi karanlık kalıplarından kurtulmalarını, eğlenmeye başlamaları ve sokağa çıkmalarını mesajını verdik. Tabii ki her birimizde 7/24 mutlu mesut dolaşan insanlar değiliz, elbette hayatın inişleri var çıkışları var ama biz en büyük mutluluğu yine sahnede eğlenirken müziği icra ederken yaşayan insanlarız. Müziğin bizim hayatımızdaki eğlence boyutu da aslında bir nevi haftalık bir eğlence haline dönüştürmemizden kaynaklanıyor.

Özgür: Hayat ve iş planlamanızın bir kenarında ara ara kendiniz de bir zaman dilimi ayırıyoruz.

Yunus Emre: Memleketin gündeminden uzak kalmak maalesef hiç kimse için mümkün değil. Ülkede akıl sağlığını korumak gerçekten çok büyük bir başarı. Geleceği konusunda endişelenen tek canlı varlık insanoğlu.   Hayat biz planlar yaparken başımıza gelen şeylerin toplamıdır.  Hayattaki her şeyi düzeltmemiz ve yoluna koyma şansımız da yok. Hal böyle olunca değiştiremeyeceğin şeyler için endişelenmeyi biraz ötelemek gerekiyor diye düşünüyorum. Anlamak sadece dünyayla olan ilişkimizin bir düzeyinden ibaret.  Bunu idrak edince inanın her şey biraz daha kolay oluyor nispeten.

 

Pusula peki kimleri dinledi bugüne kadar, kimlerden besledi ruhunu ve size göre nasıl bir akış var geldiğimiz müzik dünyasında, neler doğru, neler yanlış; kimler bu işi hakkı ile yapıyor kimler olmadık yerde? Bir yandan da müzik dünyanızı ve genel ya da kişisel
olarak yolculuklarınızı merak ediyorum orada?

M.Ali: Biraz klişe gibi olacak ama şu son dönem müziklerine kadar kulağa hoş gelen hemen her şeyi dinliyorum. Hip Hop müziğin son dönemdeki yükselişine ise bir hayli uzak kaldım açıkçası 1 dk bile dinleyemiyorum. Bu işi kimlerin hakkıyla yaptığını açıkçası hala ayakta kalan gruplardan hala aktif olarak sahne alan gruplardan net olarak görebiliyoruz hepsi birbirinden başarılı kendi kulvarında üretmeye devam eden sanatçılar. Benim ise hemen hayatımın her alanında müzik sürekli vardı. Daha önceki beyaz yaka yöneticilik kariyerlerimde birçok şirket yemeğinde ve etkinliklerde sektör liderleri ile kendimi bir anda sahnede şarkı söylerken veya şu anda ise gayrimenkul işini yaparken bile bir saatlik bir toplantıda 45 dakika müzik üzerine sohbet ederken bulabiliyoruz. Dolayısıyla şu anda müzik hayatımızın en önde gelen bir parçası haline gelmiş durumda.

Özgür: Her çeşit dünya müziğini melodisi ve sözleri güzel olduktan sonra eski veya yeni ayırt etmeden dinlemeye çalışırım, kendimi kati olarak bir tarza sabitlememeye çalışırım.

Yunus Emre: Şahsen akla gelebilecek her tarzda her müziği dinlemeye çalışıyorum ve sürekli bir sound arayış içinde olduğunu söyleyebilirim. Sanat artık sadece sanat için değil sanat aynı zamanda bir iş modeli. Finansal olarak sürdürülemeyen hiçbir şeyin hayatta kalma şansı yok maalesef. Kimin ne yaptığından ziyade bizim Pusula için ne yaptığımız daha çok önemli. Herhangi bir sanatçı para, sanat ve estetik kaygısı gibi değerleri dengede tutabiliyorsa o bence bu işi hakkıyla yapıyordur. Gerisi lafı güzaf.

 

 

Pusula’nın görebildiğim kadarı ile yayınlanmış bir coverı olmadı bugüne kadar, başka bir isimle ortak bir çalışma içinde bulunmadı, müzik şirketleri ile bir bağlantıya geçmedi (son şarkınızdan emin değilim) peki bu tamamen bir prensip mi, başka neler açık ya da nelere tamamen hassas grup? Bir yıl bitiyor mesela önümüzdeki sene rotası nasıl şekilleniyor, bir sonraki şarkı ne kadar yakın?

M.Ali: Pusula olarak yayınlanmış herhangi bir cover çalışmamız henüz yok tabii ki bu tarz çalışmalar içerisinde de olmak isteriz henüz yapmamış olmamız Daha sonra da yapmayacağımız anlamına gelmiyor bakalım önümüzdeki günlerde belki sürpriz yapabiliriz. Gerek önümüzdeki sene gerekse daha sonraki takip eden 3-4 senenin yayınlanacak şarkıları da belli hepsi sırasını bekliyor.

Özgür: Cover çalışmalarımızı sahnede çalıyoruz ama profesyonel bir kayıt yayın veya bir sanatçı ile çalışma programı yapmadık, zaman ne gösterir bilemeyiz.

Yunus Emre: Cover yayınlamak bize şu an itibari ile çok mantıklı gelmiyor sahnede zaten yapmak istediğiniz bir cover varsa çalıyoruz ve gazımızı öyle alıyoruz. Çok orijinal düzenleme  olmadığı sürece cover yayınlamak kolaycılık gibi geliyor. Genelde şarkılarımızı kendimiz yayınlıyoruz. Son yaptığımız işte klip için bir istisna oldu. Biz kendimizi dilediğimiz şekilde ifade etmeye devam edeceğiz. Muhtemelen yeni şarkı 3-4 ay içerisinde gelir.

 

 

ve son olarak dinleyicileriniz, sizi takip edenler? Onlarla nasıl mutlusunuz, onlarla nasıl bir iletişim içindesiniz, onlara neler söylemek istersiniz? Aslında keyifli bir son daha yapabiliriz. Belki de birlikte yaşadığınız ortak anıları ya da heyecanları bizimle paylaşabilirsiniz, hani en unutamadığınız bir sahne anısı olabilir ya da başka bir şey.

M.Ali: bizi takip eden takipçilerimize her zaman dediğimiz şey bu karşılıklı etkileşim içerisinde biz onlarla mutluyuz, her şey onlarla güzel. Düşünsenize siz muhteşem müzik yapın muhteşem şarkılar besteleyin ama konserlerinize kimse gelmeyince bu ne işe yarar ki? Onlara mesajımız bizi takip etmeye devam edin, hayat kısa anı kıymetini bilin, boş verin dans edin…

Özgür: Genellikle kendi bölgemizde program yaptığımız için dinleyicilerimizle daha iyi iletişime geçebiliyoruz, ve evde olma hissi de güzel oluyor. Yunus Emre: Sahne her adım attığımda kendimin var olduğunu ve gerçekten hayatta olduğumu hissediyorum. Sahne sonunda ise orada bulunan herkes bir şekilde mutlu ayrılıyor.  Bunu insanların gözlerinden görmek mümkün. O kadar çok biriken anı var ki. Bir zamanlar bize korkunç gelen anıları bile artık gülerek hatırlıyoruz. Önemli olan biriktireceğimiz yeni hatıralar ve yaşayacağımız yeni hayat.

 

 

Müzik Ekspres'te bu hafta rotamızı Ege kıyılarına çeviriyoruz ve Haftanın Söyleşisi'nde uzun zaman sonra bir grubu konuk ediyoruz. 14 yıldır birlikte Muğla'da müzik yapan Pusula grubu Mehmet Ali Akın, Özgür Şirin, Mustafa Ülke, Selim Korkmaz ve Yunus Emre Tokmak'tan oluşuyor.  Ekip üyelerinin ortak noktası hepsinin mesleğinin denizcilikte kesişiyor olması. Ekspres olarak belki bugüne kadar birçok müzisyeni ağırladık sayfalarımızda ama her defasında söyleyeceğim her zaman samimi olanı hissedelim ve daha yakından tanıyalım, daha bir biz olalım istedim, onlarla eşlik edelim müzik yolculuğumuza. O sebeple bu sezon söyleşilerimde bu anlamda bir yol çiziyorum ve bir süredir zaten tanışık ya da takibinde olduğumuz müzisyenleri ve çalışmalarını bu kez daha yakından…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.83 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*