EDİTÖRDEN

Sibil

Üç yıl aradan sonra yeni albümünüz “Ser / Sevgi” ile buluşuyoruz yeniden sizinle. Siz kilise korolarında başladınız şarkı söylemeye ve bu şekilde sayısız konserde sahne aldınız. Sizin için nasıl bir heyecandı şarkı söylemek ve böylesi bir birliktelik ile yola çıkmış olmak?

Şarkı söylemeye kilise korosunda başladım. Aslında kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum diyebilirim. Çocukluğumdan beri şarkı söylemeye aşık biriydim. Bu sevgimi beni çok yakından tanıyanlar bilirdi çünkü müzik denince, özellikle de Ermeni müziğinden bahsedilince gözlerim parlardı, arkadaşlarımın dediklerine göre de başka bir kimliğe bürünürdüm… Koro ile çeşitli festivallere katılıp sayısız konserler verdik. Koral müziğin yanı sıra popüler müziğe de ilgi duyuyordum. Ancak Ermenice popüler müziğinin icra alanı kısıtlı olduğu için müzik sevgimi koroda tatmin etmeye çalıştım. Cenk Taşkan’la (Majak Toşikyan) tanıştıktan sonra popüler müziğe olan ilgim daha da arttı. Şarkı söylemenin beraberinde getirdiği heyecan ve mutluluk duygusunu ilk günkü kadar güçlü bir şekilde hissediyorum.

Cenk Taşkan bir gün size albüm yapma teklifi ile geldi ve daha önce birlikte çalışma şansını da bulduğunuz Mercan Dede, Göksel Baktagir, Petro önemli müzisyenlerin de desteği ile ilk albüm hazırdı o zaman. Nasıl bir heyecandı o süreç, albümü elinize aldınız ve neler hissettiniz o an? Nasıl bir mutluluktu sizin için?

Cenk Taşkan aslında çok daha önce albüm yapma teklifinde bulunmuştu. Bense zamanı geldiğinde olur diye düşünüyordum. Nitekim beklediğim çok iyi olmuş çünkü daha önce bu albümü yapmış olsaydık albümde Mercan Dede, Göksel Baktagir ve Petro yer alamayacaklardı. Başta Mercan Dede ve sonrasında da Göksel Baktagir’in konserlerinde yer almak sesimi daha geniş kitlelere duyurabilmemi sağlamıştı. Benim için çok kıymetli olan bu kişilerin albümde yer almaları, onların varlığı ve desteği benim için çok önemliydi. Kendilerine teklif ettiğimde sağ olsunlar tereddüt dahi etmeden kabul ederek hayalimi gerçekleştirmem konusunda çok büyük katkıda bulunmuş oldular. Bu vesile ile de albüme katkıda bulunan herkese yürekten teşekkür ediyorum.

Albümün hazırlanma aşamasında bir hayalimi gerçekleştirmek üzere olduğum için çok büyük mutluluk ve heyecan duyuyordum. Albümü ilk elime aldığımda ise kendi kendime “İyi ki yaptın bunu Sibil…” dedim.

Sibil
“İyi ki” diyen sadece siz değildiniz ki 2012 yılında Moskova’da “Armenia Music Awards” törenine davet edildiniz ve “Magical Voice (Büyüleyici Ses)” dalında birincilik ödülü aldınız. Yine 2012 senesinde düzenlenen Ermenistan Müzik Ödül Töreninde “Ermeni Müziğini Diasporada Tanıtma ve Koruma Misyonu” özel ödülüne layık görüldünüz. Heyecanı nasıl oldu adınıza, nasıl tarif edebilirsiniz o hazzı?

Albüm yapmaya karar verdiğim zaman ki hayatımın hiç bir döneminde bu kadar kararlı olmamıştım… Kendi kendime “Bu albümle birlikte hayatın değişecek Sibil.” diyordum. İç sesim hayatımın değişeceğini söylüyordu söylemesine ama inanın böylesine bir patlamayı aklımın ucundan bile geçirmiyordum. Ben bu albümü en başta kendim için yaptım. Kendi mutluluğum ve yaşamımdaki en büyük hayalimi gerçekleştirmek için yaptım. Satar mı, tutar mı, insanlar beğenir mi diye düşünmedim. İlk albümle iki ödül birden kazanabilmek çok büyük bir mutluluk. Sanki bir peri gelmiş ve sihirli değneğiyle bana dokunmuş gibi hissediyorum. Haliyle tüm bu yaşadıklarım beni çok daha mutlu bir Sibil yaptı.

Ve Cenk Taşkan ile dostluğunuz bu yeni albümde de devam ediyor. Yine birbirinden değerli besteleri ve aranjeleri ile buluşturuyor sizi bizlerle. Bu yeni şarkılar ile o ilk buluşmalarınızı merak ediyorum, ilk dinlediğinizde hissettiklerinizi, daha sonrasında stüdyo sürecini yine bu şarkıların, nasıl bir heyecanla kaydedildiğini…

“Ser” albümü yaklaşık 7 aylık bir çalışmanın ürünü. Majak ağabey (Cenk Taşkan) şarkıları besteledikçe bana gönderiyordu. Ben de büyük bir heyecanla yeni şarkılarımla tanışıyor ve merakla bir sonraki parçayı bekliyordum. İkinci albüm benim için çok önemliydi. Başarı getiren bir albümün ardından ikinci bir albüm yapmak o kadar da kolay değil. Mutlaka bir kıyaslama olacaktı. Biz ise elimizden geldiği kadarıyla çıtayı yüksek tutmaya çalıştık. Yeni albümdeki parçalara sevgimi de katarak seslendirmeye çalıştım ve her bir parçayı kaydederken albümün ismi gibi insanlara ser / sevgi getirmesini diledim.

Sibil
Mercan Dede yine bir remiksi ile, Petro yine vokalleri ile yer alıyor bu albümde de. Ötesinde dünyaca ünlü müzisyenler Jivan Gasparyan, Ara Gevorkyan, Andre, çocuk korosu Armen Divanyan’s Arevner ve Ermenistan’ın birbirinden ünlü 15 pop sanatçısı ile karşılaşıyoruz. Albümün tamamı gösteriyor ki daha çok inandınız kendinize, daha çok çalıştınız üstüne ve sanki çok daha heyecanlısınız yanılıyor olabilir miyim?

Kesinlikle doğru. İlk albümde de heyecanlıydım ama ikinci albümle birlikte omuzlarımıza daha fazla sorumluluk yüklendiği için ekip olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Birbirinden değerli isimleri “Ser” albümü için bir araya getirmek benim için mutluluk verici oldu. Hepsine de bana inandıkları ve desteklerini esirgemedikleri için sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

Sesinizin bir sihri var diye düşünüyorum ve şarkılarınızı dinlerken bir masalın içinde buluyorum kendimi. Ermenice söylüyorsunuz ama sözlerini bilmeyenler dokusunu hissedebiliyor, eminim yaşayabiliyor bir rengi. Tam olarak bu şarkılar neyi anlatıyor, özünde, sözünde, notalarında nasıl incelikler var, siz anlatın istesem?

Sözlerinizle beni çok mutlu ettiniz. Eğer bu duyguyu yaşatabiliyorsam ne mutlu bana. Bu, müziğin evrenselliğinin ispatıdır. Tek kelime bile anlamadığım dillere ait şarkıları dinleyip duygulanabiliyorsam ve sevebiliyorsam neden farklı kültürlerden insanlar da benim dilime ait şarkıları dinlerken benzeri şeyler hissetmesinler diyorum hep kendi kendime… Albümdeki parçalarda ağırlıklı olarak aşk ve özlem temaları işleniyor. Şarkı sözleri de şarkıyı yorumlayan için önemli çünkü yorumcu o sözleri sevebilmeli hatta içselleştirebilmeli ki dinleyiciye de en güzel biçimde aktarabilsin.

İlk albümünüz sürecinde söyleşimizde “her şeyi zaman gösterecek ama en azından şu kadarını söyleyebilirim ki müzik benim hayatımda her zaman var olmaya devam edecek” demiştiniz ki şimdi ikinci albüm de bizlerle buluştu. Bu albüme ve gideceği yol adına neler hissediyorsunuz, planlıyorsunuz. Nasıl izlenimler edindi dinleyicileriniz, ilk yorumlar sizi nasıl heyecanlandı?

Albüm henüz çok yeni ama dinleyicilerimden gelen geri dönüşler çok olumlu. Güzel yorumlar geldikçe çok mutlu oluyorum.

Sibil
“Ays Kisher Bu Gece” isimli şarkınıza bir de klip çektiniz. Yeni klipler olacak mı ve yine bu albümü, bu şarkıları sizden konserlerde dinleme şansını bulacak mı dinleyicileriniz?

Sözleri Hovhannes Shiraz’a ve bestesi Majak Toşikyan’a ait olan ”Ays Kisher Bu Gece” adlı parçanın klip çekimini sevgili yönetmenim Özkan Aksular, görüntü yönetmeni Murat Tuncel ve kalabalık bir ekip ile gerçekleştirdik. Yeni klipler de çekmek istiyoruz. Yakın zamanda konuk olarak katılacağım bir konser projesi var ve bunun haricinde de gelen teklifleri değerlendireceğiz.

Son yıllarda gerek ülkemizde gerek dünyada müzik adına bazı anlayışlar değişti, çeşitli kaygılar vardı ve bu yüzden çok fazla istediğini yapamıyordu herkes. Siz gelinen noktayı adınıza nasıl değerlendirdiniz, nasıl bir süreç izlediniz, nasıl kritikler yaptınız kendi kendinizle ya da kısaca zorluklarla karşılaştınız mı?

Önceki yıllardaki Türkiye ile şimdiki Türkiye arasında tabi ki çok fark var. Eskiden televizyonlarda Ermenice müziğe yer verilmezken, günümüzde ise TRT’nin klibimi göstermesi çok güzel bir gelişme. Eğer Türkçe müzik yapsaydım belki de her şey çok daha kolay olurdu ancak anadilim olan Ermenice ile Türkiye’de ne kadar yol kat edebileceğimi de merak ediyorum doğrusu. Bu albümde de kalbimin yolunda ilerledim ve sonuçta ortaya tam anlamıyla içime sinen bir iş çıktığı için mutluyum.

Peki yine dünden bugüne kimleri dinlediniz, kimlerin müziğine inandınız. Biliyorum ki albümlerinizde o isimlerin izleri oldu ama birlikte bir şarkıda, bir albümde buluşmayı çok istediğiniz müzisyenler var mı?

Kulağıma güzel gelen tüm sesleri, tüm ezgileri dinliyorum. Albümde yer alan tüm müzisyenler de sayıp sevdiğim, çalışmalarını yakından takip ettiğim kişiler ve albüme güzellikler kattıkları için onlara minnettarım. Hayalim Charles Aznavour ile tanışabilmek ve mümkün olabilirse onunla birlikte şarkı söyleyebilmek. Birkaç gün önce Andrea Bocelli’yi canlı izleyebilme şansına eriştim. Onunla da tanışabilmeyi çok isterdim.

Sevgi’lerimizi iletiyoruz bir kere daha size ve beraberinde teşekkürlerimizi. Yeniden görüşmek üzere.

Ben de size ve sizin aracılığınız ile tüm dostlara sevgilerimi yolluyorum. Görüşmek ve güzellikleri paylaşmak dileğiyle.

Sibil

Sibil
Ser – Sevgi / OSSİ Müzik

 

 

 

Üç yıl aradan sonra yeni albümünüz “Ser / Sevgi” ile buluşuyoruz yeniden sizinle. Siz kilise korolarında başladınız şarkı söylemeye ve bu şekilde sayısız konserde sahne aldınız. Sizin için nasıl bir heyecandı şarkı söylemek ve böylesi bir birliktelik ile yola çıkmış olmak? Şarkı söylemeye kilise korosunda başladım. Aslında kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum diyebilirim. Çocukluğumdan beri şarkı söylemeye aşık biriydim. Bu sevgimi beni çok yakından tanıyanlar bilirdi çünkü müzik denince, özellikle de Ermeni müziğinden bahsedilince gözlerim parlardı, arkadaşlarımın dediklerine göre de başka bir kimliğe bürünürdüm... Koro ile çeşitli festivallere katılıp sayısız konserler verdik. Koral müziğin yanı sıra popüler müziğe de ilgi…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.5 ( 8 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*