EDİTÖRDEN
Anasayfa / Genel / Sözünü Ettiğim Şarkıların İmzası: Nazan Öncel

Sözünü Ettiğim Şarkıların İmzası: Nazan Öncel

Sözünü Ettiğim Şarkıların İmzası: Nazan Öncel

 

Bazı şeyler var ki insanları bir şekilde birleştiren, galiba onlar işte sözünü ettiğin şarkılar olsa gerek. Ben de bu sevgiyi gerçekten hak edebilmek için aralıksız çalışıyorum. Gönül bir gün bir konserde karşılaşmayı ümit ediyor.”

demiş Öncel bana ilettiği o çok güzel kartpostalın arkasına. Yıllar geçti, yayınladığım bir kitaba bir şiiri ile destek bile verdi ama gerçekten onun dediği oldu ve ilk karşılaşmamız yakın bir zaman öncesinde konserinin sonrası kulisinde gerçekleşti.

90’lı yılların başlarında, özel radyolar ve televizyonlar yeni yeni kendini göstermeye hazırlanırken daha sonra TRT 2 adını alacak olan TV 2 ekranlarında her Cuma, gece yarısına doğru yayınlanan bir müzik programı vardı karşımızda: Yarım Elma. Aslında program yayın hayatına TV 1 ekranlarında her Cumartesi günü öğleden sonra yayınlanarak dahil olmuştu ama asıl tadını bulması için beklemesi çok uzun sürmemişti. Yeni hareketlenen ya da yeniden hareketlenen pop müzik dünyasına kattıkları – katacakları ile bugün ayrı bir yerde anımsanmakta hafızalarımızda. 

Her hafta tek bir konuk ya da grup ağırlanırdı bu programda. Cumhur Atalay ve Mert Özmen’in birlikte yönettiği, yapımcılığını Cumhur Atalay’ın yaptığı program bir mini konser havasında geçerdi. Programın çekimlerinin yapıldığı yer ise dönemin ünlü mekanlarından Airport Disco’ydu ve orayı dolduran gençlerin coşkusu bugün yayınlanan herhangi bir programı dolduran seyircinin coşkusundan çok daha sahiciydi ve çok daha samimiydi. Velhasıl o günün konuğu daha sonra stüdyoda yerini alır, telefon ile katılan seyircilerin sorularını da yanıtlardı. Programın bir de sürprizi olurdu ki; o canlı yayına telefonla bağlanan dinleyicilerin adresleri alınır ve sonrasında kendilerine sanatçının imzalı bir kaseti ve fotoğrafı yollanırdı. 

Programa kimler konuk olarak gelmiş geçmiştir, hepsini sayabilirim bir çırpıda. Örneğin bugün müzik dünyasının önemli isimlerinden biri olan Nazan Öncel asıl çıkışını yaptığı albümü ‘’Bir Hadise Var’’ın şarkılarını ilk kez bu programda seslendirmiştir. Ben de şanslı seyircilerden biriyimdir ve hattın diğer ucundan kendisine müzik hayatı dışında neler yaptığını sorabilmek gibi bir klasik soruya sahibimdir o gece. Ve birkaç gün sonra kaseti ve imzalı fotoğrafı elimdedir, soyadım yanlış yazılmıştır ama olsun, yıllar sonra başka bir fotoğrafla durum düzeltilecektir. 

 

Ve şimdi de biraz o kitap yolculuğundan bahsetmem gerek: 2013 yılından ve Akustik Şiirler’den. Sezen Aksu’dan Erkan Oğur’a, Birsen Tezer’den Mabel Matiz’e, hayatıma dokunan tüm müzisyenlere ulaşma kararı almıştım ve başarmıştım da. Ama Nazan Öncel’siz olmazdı tabi. Bu değerli müzisyenlerin birçoğunun bir şiiri vardı ama Nazan hanımın ekibinden bir şiirinin olmadığı haberi gelmişti. Web sitesine eklediği yazıları okuyordum ki bir tanesi yani “İstanbul Bizi Böyle Karşıladı” şiirden de öteydi benim için, onu rica ettim, ne mutlu bana ki kabul etti. 46 Müzisyen 46 Şiir benim için artık eksiksizdi. 

Uzun bir zaman sonra yeniden konserlere başlamıştı ve Dorock XL Kadıköy’deki konserine birkaç arkadaşımla dahil olmuştum. Benim için inanılmaz birkaç saatti. Yıllar sonra ilk kez o şarkıları canlı dinliyordum ve içim içime sığmıyordu. Konser sonrası ruh halim o kadar tavandı ki onu hiç rahatsız etmek istememişti sanki, başka bir zamana kalabilirdi tanışmamız, nasılsa kaç sene beklemiştim, biraz daha bekleyebilirdim. O konserden heyecanla üç şarkı kaydetmiş ve ertesi onları Müzik Ekspres YouTube hesabından eklemiştim ki kendisi tarafından şikayet edildi ve bir hatamız dahilinde hesabımız kapanacak duruma geçti böylece, olsun :)

Daha sonra gittiğim konseri ise BirGün gazetesi için düzenlenen Küçükçiftlik parkı konseriydi, çok kalabalıktı haliyle, Moğollar’dan Pinhani’ye, Ceylan Ertem’den Mehmet Erdem’e kimler yoktu ki o günden beni mutlu eden tek şeyse en önde kendime yer bulmuş olmam ve onu fotoğraflamam olmuştu, canım yanmıştı artık video çekmiyordum, izlemek isteyen gelseydi hem :)  Tanışmamız bir kere daha ertelenmişti.

Tam 18 yıl sonra hani. İçeri girdiğimde “çok uzaklardan, taa 90’lardan geldim” dedim bir başka konserinde. Beyrut Performance sahnesindeydik bu kez ve yanımda kardeşim o yıllardan bugüne devam eden dostluğumuzla Bahar ve Pınar’da vardı. Hiç yabancı değildik, sarılmakta hiçbir çekince görmedim, hatta sanırım küçük gözyaşları da döktüm, “Akustik Fotoğraflar” sergimde her fotoğrafıma sevdiğim şarkıların isimlerini vermiştim ki biri “Göç”tü, o fotoğrafımı hediye ettim kendisine. Bahar’a da sürekli fotoğraf çekmesi için makinemi bıraktığımda sözümü dinlemiş flaş üstüne flaş patlatmaya başlamıştı ki Nazan’dan bir dur diyerek küçük de azar işitmişti hatta :) Ve kendisine hayatıma kattığı o güzel şarkılar için uzun uzun teşekkür ettim orada. O koskoca zaman ve konuşulacak şey benim gibi özeti olmayan biri için beş on dakikaya nasıl sığdı bilmiyorum ama bir gün bir yerde yeniden karşılaşacağımıza öylesi inandım ve sene 2019 yazını gösterdi sonra.

 

Kumsalda çocukları çekiyordum denizde. Yeğenim, arkadaşlarımın çocukları vs. Biz büyümüştük bu sularda şimdi de onlar büyüyordu. Bir dakikalık bir video hazırladım ve fon olarak da Nazan Öncel’in “Girizgah” şarkısını kullandım İnstagram’da. Hemen peşinden kendisinden gelen mesaj benim için çok önemliydi. Daha fazla görüntü alabilir miydim peki ve şarkının süresine peki tamamlayabilir miydim? Nazan Öncel istedi, nasıl kayıtsız kalabilirdim; çok heyecanlandım ama yaz bitiyordu klip bitmiyordu, nedense son noktayı koyamıyordum. Bir gün sevgili dostum İsmail’e izlettim evimde ve hüngür hüngür ağladı o koca adam orada. Tamam dedim bitti, oldu.. 

91, 94, 95, 96 ve 99. Yani 90.’lı yıllara beş albüm sığdırmış Nazan Öncel  ve beraberinde birçok isme de söz vermiş, beste vermiş, ve ben hepsini bu sahilde, o yazlarda dinlemiş ve çok sevmişim; şimdi  bir başka yaz olmuş, aynı kıyılara gelmişim ve burada bir de böyle bir klibe imza atmışım; aklıma gelir miydi yıllar önce; kıyısından geçemezdim muhtemelen. 

O süreç çok iyi değildim, mutsuz ve depresiftim, bir Nazan Öncel konseri gördüm ve teknede olacaktı. Konser arkadaşım Behlül ile planlaştık, Beşiktaş’tan dahil olacaktık tekneye ve o gün klibi teslim edecektim. İçim içime sığmıyordu, erkenden uyandım ama nasıl olacaktı. Öylesi oyalanırken o konserin o akşam değil de bir ay sonra olacağını öğrendim ki kaynar sular döküldü üstüme, nasıl böyle bir hata yapmıştım. Artık nasıl üzülmüş, sesim soluğum kesilmişse o ara beni arayan arkadaşıma anlattığımda bana moral olsun diye hemen bir hediye ısmarlamıştı ve bir iki saat sonra kapımda harika bir teraryum vardı. Biraz kendime gelmiştim de bir ay nasıl geçecekti, resmen gün saydım ve geçti. Hatta tekne konserini de geçip bir hafta sonra Moda Kayıkhane’de olmak bana daha çekici gelmişti, olduk da. Sevgili Cihangir Bey sağ olsun üstelik bize bir bistro da ayarlamıştı ama bu nazik teklifi geri çevirip en önde ayakta izlemek daha iyi olur diye düşünmüştüm, arkadaşım Bahar’da hiç itiraz etmemişti, eski topraktık.

Derken sahnedeydi kraliçe (belki başka birçok isim için kullanılıyor bu tanım ama benim için kraliçe o’dur) Birkaç şarkı sonra beni fark etmesi ve sahneden “hoş geldin Kadri keyifler yerinde mi demesi” ile orada kimse gördü mü görmedi mi bilmiyorum ama resmen kanatlandırmıştı. Sonra o şarkı benim bu şarkı benim söyledi, söyledik. Akşit Togay aramızda değildi artık, onun hüznünü o kadar hissettim ki sesinde, şarkılarında, belli ki kendisine gelememişti. Sanırım duygusal olarak hassas bir zamandaydım ve öyle ki her şarkıyı üstüme aldım, konser sonrası kulise gittiğimde adeta dağılmıştım. Bahar’a ne yap et lütfen birkaç saniye de olsa videoya da çek dedim, ki buna izin verilmemişti ama o başarmıştı. Çok özür diliyorum bunun için ama o görüntüler arşivimde ve ben orada çok mutluyum, ayrıca çok güzeliz. Bir ömür bu an’ı beklemişim. Özetle orada sarıldık, kendisine çok sevdiği ortak dostumuz Altay Öktem’in bir kitabını hediye ettim, bana kitap yazdığını ve yakında onun da çıkacağını müjdeledi (ki bekle bekle ağaç oldum nihayetinde bir sene sonra buluştum :) Çok yorgunduk hepimiz daha fazla kalalım istemedik ve izin istedik, nasılsa yeniden karşılaşacaktık. 

Bir ay kadar sonra “Girizgah” yayına girdi ve bu benim o güne kadar yaptığım her güzel işin önüne geçti. Evet iki kitap yazmıştım, bir müzik portalı yaratmıştım, sergi açmış, nice albüme kapak çekmiş, sanat danışmanlığı yapmıştım, hatta şarkı bile söylemiştim hepsinden izin istedim, bu çok özeldi, çok kıymetliydi. Bir çocuğun, bir gencin tamam bir gün karşılaşabilirdi, bu ihtimaldi, tanışabilirdi de, ama böyle bir hayali yoktu, düşünemedi bile ama olmuştu. 

 

Bu yazı aslında 90’lar için yazdığım bir kitabın içinde yer alacaktı. Sonra o kitaptan da vazgeçtim şimdilik. 06 Şubat doğum günü kendisinin ki o gün annemin de doğum günü. Bir şekilde iki evde pasta üflenecek o gün ve fonda onun sesi olacak, onun şarkıları. İyi ki doğdun hayatımın en güzel şarkılarının imzası, iyi ki doğdun güzel kadın, iyi ki kalbimiz değdi birbirimize, seni çok seviyorum. 

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*