EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Taha Gürbüz

Taha Gürbüz

Yeni şarkınız “Öldür Beni” ile bir yılı kapattınız aynı şarkının bu kez akustik versiyonu ile de yeni yılı karşıladınız. Öğrendiğim kadarıyla mazisi epey eski bir şarkı, peki neden bu kadar bekledi ve daha da önemlisi beklediğinize değdi mi?

Evet 2019 Aralık ayının ilk haftası ilk versiyon, 2020 Ocak ayının ikinci haftası ise akustik versiyonunu yayınladım. Sevgili menajerim İnci Şirin ile beraber fazla bekleyemedik doğrusu :) 10 senesi olan bir şarkı Öldür Beni. Bu kadar beklemesi içime sinmemesi ile alakalı. Yaptığım düzenlemeler tam istediğim gibi olmadı. Ve hali hazırda yayınladığım iki versiyon da çok içime sindi. Yani beklediğime kesinlikle değdi :) Aslında bir yandan bu şarkı gibi hali hazırda bekleyen olan çok şarkım var :) Ama bakalım onlar ne zaman gün yüzüne çıkmaya hazır hale gelecekler. Hep birlikte göreceğiz :)

 

Şarkının Ceren Kaan ile olan düetini ayrıca çok sevdim. Bu buluşma nasıl gerçekleşti, nasıl bir stüdyo ve klip yolculuğu yaşadınız. Sizin de müzik yolculuğunuzda ilk düet bildiğim kadarıyla ve yine önceki şarkılarınızdan, çalışmalarınızdan çok daha bağımsız ve çok daha fazla dinleyiciyi yakalayan bir şarkı; şarkının mutfağında başka kimlerin emeği oldu?

Evet Ceren’in şarkıya dahil olması gerçekten şarkıyı çok güzelleştirdi. Solo kariyerimdeki ilk düet de diyebiliriz. Buluşmamız ise çok rastlantısal oldu. Bu düet için birini arıyordum. Ancak işler istediğm gibi gitmiyordu. Ben de ‘Herhalde kendim söyleyeceğim ikinci kısmı da’ diye düşünüyordum. Ardından hepimizin bildiği ‘Peyk’ grubunun solisti İrfan abinin instagram sayfasında Ceren’nin vapurda gerçekleştirdiği performansının videosunu gördüm. Hemen Ceren’e mesaj attım. O da hemen geri döndü. Ve hızlıca ilerledik. Şarkının daha fazla ilgi çekmesinde ise biraz önce bahsettiğim hem iletişim danışmanım hem de menajerim olan İnci ’nin şarkının tanıtımındaki güçlü desteği. Basın ile ilişkim önceki çıkardığım teklilerde maalesef daha mesafeli kalmıştı. Bu da dışarıdan bakınca daha dinleyiciyi yakalayan bir şarkı hissini kuvvetlendirdi. Aslında Çıkardığım ‘Söz Mü? ‘ isimli teklimle başlayarak ‘Karanlıklar’ ile devam eden teklilerimde tamamen bağımsız işler yapıyorum. Ancak şarkıların bilinirliğinin artması vs. her şey bir süreç.

 

Bizim sizinle yolumuz yıllar önce Jilet grubunda yer alırken kesişmişti ki öncesi de Plaket grubundan tanıyor sizi dinleyiciler. Müzik yolculuğunuzun ilk adımları kuşkusuz ama ya daha öncesi, müzik hayatınıza ne zaman dokundu ilk kez ne zaman bir müzisyen olarak yol alacağınızı hissettiniz?

2008 ‘de Roxy Müzik Günlerinde kurduğum Plaket adlı grupla yaptığım bestelerle birinci olmamız aslında sektöre ilk girişim sayabiliriz. Ama ilk profesyonellik, yani bandrollü bir albüm çıkışı Jilet ile başladı. Müzik ise hayatıma çok küçük yaşlarda girdi. Ortaokulda gitar çalmaya başladım. Sonrasında İstanbul Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi müzik bölümünü kazandım ve ilk müzik eğitimim böyle başladı. Ardından Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünü bitirdim. Ben müzik olmadan bir şey yapabileceğimi hiç sanmıyorum :) Müzik olmasaydı yine içinde müzik olan bir meslek seçmiş olurdum. Herhalde bu da ya tiyatro ya da dans olurdu. Kısa bir dönem de olsa konservatuar Müzikal bölümünü de kazanıp gitmiştim. Ancak üniversiteden mezun olduğumdan ve çalışma hayatı başladığından devam edemedim.

 

Tüm sözlerin, bestelerin, düzenlemelerin size ait olduğu, hatta tüm enstrümanları neredeyse sizin çaldığınız ilk solo albümünüz “Manyak” ile 2017 yılında buluştuk. Rafet El Roman’ın desteklediği ve şirketinin yayınladığı albüm bir ilk albüm olarak size neleri gösterdi. Nasıl karşılandı o dönem, bugün baktığınızda nasıl anımsıyorsunuz o süreci?

Geçmişe dönüp baktığımda ‘Manyak’ albümünündeki bestelerimi seviyorum ancak repertuar kısmında muhtemelen ufak değişiklikler yapardım. Bazı şarkılar o albümde olmayabilirdi hatta. Ama en önemlisi daha başka bir düzenleme anlayışı ile sunardım. Albüm Rafet El Roman’ın El Roman Müzik şirketinden yayınlandı. Albümün yayınlanması dışında başka bir ilişkimiz olmadı. Bana kalırsa sektör olarak sen belirli bir takipçi ve güce ulaşmadan bir şirketle çalışmak yeterli olmayabiliyor. Zaten artık bir çok bağımsız yol var. Müzisyenler olarak bu manada daha özgürüz.

 

Daha sonraki o albümden bugüne üretmeye devam ettiniz ve şarkılarınız single olarak birer birer yerini almaya başladı. Yine o şarkılarınızdan biri olan “Karanlıklar” da aynı “Öldür Beni” şarkınızda olduğu gibi ayrıca akustik olarak da karşımıza çıktı. Bu akustik mevzusunu sanırım ayrı seviyorsunuz ki bir söyleşinizde “Manyak”taki şarkılarınızın da bu versiyonlarını yayınlayacağınızı öğrendim, beklemeye devam edelim mi?

Evet şarkıların farklı anlatımları bence çok güzel bir şey. Bir cümleyi sakin ya da yüksek sesle söylemek anlamlarını farklı yollara akıtıyor. Bu çok keyifli. Dinleyici diğer versiyonda kendini bulmadıysa bu versiyonda bulabiliyor. ‘Bu akustik versiyon çok daha iyi olmuş’ ya da ‘İlk versiyon çok daha benlik’ gibi geri dönüşler alıyorum. ‘Manyak’ albümünle alakalı ise önümüzdeki süreçte akustik versiyonlarını yayınlayacağım. Belki bir albüm olarak belki de tek tek. Henüz karar vermedim doğrusu :)

Sahneler demişken biraz oralara gidelim, sahnelerde ne kadar mutlusunuz? Şarkılarınızın yanında nasıl bir repertuar ile karşılaşıyor dinleyici ve nasıl bir atmosferde geçiyor, sizin için bu buluşmalar nasıl bir heyecana, keyfe dönüşüyor? Önümüzdeki günler adına neler planlanıyor?

Sahne için iki repertuarım var. Biri akustik konserler için hazırladığım, diğeri ise daha rock ve elektronik yapıları harmanlayarak çaldığımız bir repertuar. Akustik daha sakin haliyle. Diğeri ise daha hareketli. Repertuar seçiminde özellikle arada kalmış hikayesi olan şarkıları seçiyorum. Doğrusu akustik repertuarda bu manada daha özgür davranıyorum :))

Aç Kapıyı Gir İçeri, Unutulmaz, Kimse Bilmez, Denize Doğru, Gözlerinin Hapsindeyim ve daha bir çok şarkı… Bir dönem kendi kanalınızdan sizin sesinizden ve yine düzenlemelerinizden coverlar dinlemiştik. Bir süredir o cephede sessizlik var oysaki gayet güzel bir sunumda ve keyifte yansıyorlardı. Ne dersiniz önümüzdeki günlerde devamı gelebilir mi?

Öncelikle çok teşekkür ederim. Kesinlikle devam edecek. Şubat ayıyla beraber yayınlamaya başlıyorum hatta.

 

Biriktirdiğiniz çok şarkı var ve belki zaman içerisinde tek tek hepsini dinleyeceğiz. Peki söz yazarı ve besteci yanınızı biraz tanıyalım istiyorum. Nasıl ruh halleri size yazdırıyor, sonra o besteler nasıl doğuyor, ne zaman her şey içe siniyor ve hayata geçiyor. İlk kim dinliyor mesela?

Çoğunlukla yaşadığım şeyleri yazarım. Kendi iç dünyama yolculuk edebildiğim sürece üretmeye gayret ediyorum. İnsan yoğun duygular içerisinde olduğunda haliyle üretimi artıyor. İçime sinme süresi ise tamamen hissiyat ile alakalı. Yakın bir kaç arkadaşım var. Benim içime sindiğinde öncelikle onlara dinletirim.

Söyleşimizin sonunda minik sorularım olacak ve ilk akla gelen yanıtlar istenecek sizden ama öncesi çok teşekkür ederim bu keyifli söyleşi için ve yeniden yeniden bir araya gelelim mutlaka :)

Ben teşekkür ederim. İlginiz için.

Bugüne kadar hep kendi şarkılarınızı kendiniz söylediniz. Peki kim sizin şarkılarınıza en çok yakışırdı başka, şarkılarınızı kimin söylemesini istersiniz en çok?

Bu cidden zor bir soru :) Hiç düşünmemiştim. Açıkcası kendi hikayelerini anlatmaya gayret eden biri olarak birçok müzisyenin yorumunu merak ederim. Ama şu an ilk aklıma gelen derdini, hikayesini anlatma dilini çok sevdiğim Kalben.

Bakın ne buldum, altı yıl önce başucu albümlerinizi sormuşum size ve şu yanıtları almışım. Liste hala aynı mı :)
Radiohead / In The Rainbows (2007)
Dream Theatre / Metropolis Part 2: Scenes of Memory (1999)
Barış Manço / Yeni Bir Gün (1979)
Sigur Ros – Með Suð í Eyrum Við Spilum Endalaust (2008)

Ooo evet :) Bu listeden Barış Manço’yu asla çıkaramayız mesela. Diğer albümleri de çok çok seviyorum onlardan da vazgeçmiş değilim ama yine de listemizi bir güncelleyelim :)

Barış Manço / Yeni Bir Gün (1979)
Damien Rice / My Favorite Fantasy (2014)
Renaud Garcia-Fons&Jean-Louis Matinier / Fuera (2001)
Coldplay / Everyday Life (2019)

Bugüne kadar belki bir çok heyecana tanık oldunuz belki ama bir müzisyen olarak yaşadığınız en etkileyici olan şey ne oldu? Belki bir tanışıklık, belki bir ortak sahne vs.?

Açıkcası Jilet’le beraber Beyaz Show’da MFÖ’nün önünde onlara şarkılarından bir kolaj hazırlamıştık. O bayağı heyecanlı bir andı. Sonrasında her biriyle program sonrası tanışmıştık. Çok candan davranmışlardı bize.

Çok ama çok birlikte çalışmayı dilediğiniz bir isim var mı?

Aranjör olarak soracak olursak İskender Paydaş, Demir Demirkan, Can Güngör ilk aklıma gelenler.

Tarzınızın dışında peki dinleyici olarak farklı geçişler yaşıyor musunuz? Diğer müzik soundları ile aranız nasıl da diyebilirim bir anlamda?

Doğrusunu söylemek gelirse dinleyici olarak bir tarzım var gibi düşünmüyorum. Bence bir müzisyen her şeyi dinlemeli. Her tür hakkında da fikri olmalı. O yüzden playlistimden bir şarkıdan diğerine geçerken keskin virajlar olabiliyor:)

Bir de dizi, film müzikleri gibi bir mevzu var. Daha öncesi böyle bir çalışmanın içinde yer aldınız mı ya da yer alma fikri var mı ya da açık mısınız tekliflere?

Böyle projelerde birebir Taha Gürbüz olarak bir kaç küçük projeyi saymazsak yer aldım diyemem. Ancak çok isterim. Bu benim oldukça keyif aldığım bir alan.

Peki ya müziğin dışındaki vazgeçilmezleriniz, olmazsa olmazlarınız?

Yürümek. Zaman zaman koşuya çıkmak. Yazı yazmak. Moda’da vakit geçirmek. Motorsikletle gezmek.

Söyleşimizin sonunda dinleyiclerinize / okurlarımıza bir şarkı hediye etmenizi isteseydik ne olurdu?

Sıradaki Konser / 26 Şubat – Kirli Depo

 

Yeni şarkınız “Öldür Beni” ile bir yılı kapattınız aynı şarkının bu kez akustik versiyonu ile de yeni yılı karşıladınız. Öğrendiğim kadarıyla mazisi epey eski bir şarkı, peki neden bu kadar bekledi ve daha da önemlisi beklediğinize değdi mi? Evet 2019 Aralık ayının ilk haftası ilk versiyon, 2020 Ocak ayının ikinci haftası ise akustik versiyonunu yayınladım. Sevgili menajerim İnci Şirin ile beraber fazla bekleyemedik doğrusu :) 10 senesi olan bir şarkı Öldür Beni. Bu kadar beklemesi içime sinmemesi ile alakalı. Yaptığım düzenlemeler tam istediğim gibi olmadı. Ve hali hazırda yayınladığım iki versiyon da çok içime sindi. Yani beklediğime kesinlikle değdi :)…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.55 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*