EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Tufan Kayhan

Tufan Kayhan

Pop müziğimizin en deli dolu yıllarına gidelim mi bu hafta yeniden, 90’lara. Ne kadar güzel zamanlardı ve ne kadar dolu dolu yaşadık. Birçok isimle peşi sıra tanıştık, hepsinin kasetlerini aldık; dergilerden takip ettik, radyolardan şarkılarını istedik.

O yıllarda karşılaştığımız birçok isim tek bir albümle ya da şarkıyla da olsa bugün çok ayrı bir yerde durabiliyor kalbimizde. Bir süre öncesine kadar Tufan Kayhan’da bizim için öyleydi. Durup durup ya “Yasak” diye şahane bir şarkısı, “Seni Düşündüm” diye de güzel bir albümü var diyorduk, ne kadar güzel bir sesti; ne oldu sahi.

O ilk albümünün üzerinden yıllar sonra (2007) bir albüm daha yayınlamış kendisi ama maalesef haberimiz olmadı, devamında sahne çalışmalarına ağırlık verdi ki bundan haberdardık ama yakalayamadık. Ne güzel ki pes etmedi ve yıllar sonra günün alternatif duruşu bir single ile (Mahalle) bu kez çok daha heyecanlı, çok daha bir pop karşımızdaydı yeniden.

Mesela o yıllarda mimar olmak üzere eğitim aldığını ama arkadaşlarının zoru ile katıldığı bir yarışmada birincilik aldığını biliyor muydunuz? Bir şekilde o heyecanla 17 yaşında hazırladığı ilk albümünün en önemli hit şarkısı olan “Yasak”ın klibinin yasaklandığını, uğradığı haksızlığı; her şeye rağmen müzikten kopmadan hep devam ettiğini sizlerde yeni şarkıları ile göreceksiniz ama o süreçte nelerin olup bittiğini bu söyleşide okuyacaksınız.

Her şeye rağmen ben bu söyleşideki bazı sihirli sözlerine gerçekten hayran kaldım, müziğe olan tutkusuna, inancına, samimiyetine ve bir şeye daha inandım, asla pes etmemek ve küllerinden hep doğmak gerekiyor. Bence hala enerjisi 17 yaşında, belki bir “Yasak” kadar kalbimizi bu kez üzmüyor ama aşka kıpır kıpır, o 90’ların yazları tadında şarkılar üretiyor ve bizi hareketlendiriyor ne güzel ki bu kaos hayatımızda.

Sevgili Tufan ile buluşmalarımız, söyleşilerimiz mutlaka devam edecek, çok teşekkür ediyorum bize vakit ayırdığı için, sevgili Mine Ayman’a da keza öyle vesile oldu bu buluşmamıza. Hayatı birlikte paylaşacağımız nice şarkılarla.

Kadri Karahan

İnstagram

Twitter

Yeni çalışmanız “Aşk Sabır Edene” ile yeniden sizinle buluştuk ama ilk söyleşimiz ve bizim sizinle 90’lı yıllardan bir tanışıklığımız var ve bu durumu da değerlendirmek istiyoruz o yılları çok sevdiğimiz için.
Doksanlı yılların başında pop müziğin patlaması ile yepyeni isimler karşımıza çıkmaya başladı ki biri de sizdiniz. Bir müzik yarışmasına katıldınız ve erkeklerde birinci oldunuz ve albümünüz hayata geçti. O yıllardaki samimiyet bir başkaydı kuşkusuz, biraz yarışmadan bahsedelim ve o sürece kadar olan müzikal deneyiminizden, bir eğitim var mıydı, nasıl bir şarkı ile nasıl bir yarışmanın içindeydiniz?

Lise yıllarıydı arkadaşlarımın zoruyla girdiğim bir yarışmaydı aslında. Ben 15 yasında iç mimarlık bölümünde mimar olmak için okuyan bir gençtim, sesimin güzel olduğunu fark etmiştim ama bunu meslek edinmeyi hiç düşünmemiştim o yarışmaya kadar. Hiçbir deneyimim yoktu sonradan müzik hayatım içerisinde adını öğrendiğim müzik kulağı dediğimiz şey vardı, bende nota ve şan dersleri müziğe başladıktan sonra hayata geçti. Şimdilerde “absolut” diyorlar bana, en ufak yanlış akoru yada tonu duyduğun an bilmek :)

Annemle babamı zor ikna etmiştim; elemeleri geçtiğimde babamla Antalya’dan İstanbul’a geldik, yarışmaya 7 bin kişi katılmış, Raks Müzik ve Meydan gazetesinin hazırladığı bir yarışmaydı ve çok önemliydi. Yarışma olunca herkes bir ilgi göstermişti, bu donemim “O Ses Türkiye”si gibi düşünmek yerinde olur. Benim ilk sahneye cıkışım  bu arada ve jüri üyeleri efsane isimlerden oluşuyor. Aysel Gürel, Erol Büyükburç, Anuş Bakış, Harun Kolçak; orkestrada İskender Paydaş ekibi, şef Rıza Sılahlıpoda vs.

En iyi kız ve en iyi erkek diye iki ayrı kategori vardı; en iyi erkekler de ben, kızlarda ise ileride Kayahan’ın eşi olacak olan İpek Tüter (Açar) birinci oldu. Kan ter içinde titreyerek Aşkın Nur Yengi’nin “Susma” şarkısını okumuştum ki onun için o şarkının yeri kalbimde çok ayrıdır. O anı hiç unutmadım, benim başlangıcım o ödülü elime aldığımda oldu. Evet müzik benim hayatım olmalı ve ben bu ülkede müzik adına bir şeyler yapmalıydım.

 

Elbette ki her kasetin her albümün evimize girdiği zamanlardı ki “Seni Düşündüm” de kapımızı çalandı ve birçok dinleyici gibi biz de “Yasak”ı çok sevmiştik. Albüme nasıl hazırlanıldı, yayınlandı ve biz bir şekilde haberdar olabildik ama sonradan nedense bir sessizlik de hissettik, bir şekilde o albüm hak ettiğini alamadı ne dersiniz, neler oldu, neler yaşandı?

Çok derin mevzular var orada; yaş ilerledikçe mevzuları kavrıyorsun aslında. 17 yaşında bir çocuğa yapılan haksızlıkları , 17 yasında bir çocuğun yaptığı hataları dışarıdan izliyorsun yaş ilerleyince.

Ama konunun basına gelirsek “Yasak” şarkısı benim bestelediğim ilk şarkıdır. Sözleri Sima’ya ait bestesi; bana 15 yaşındayken yaptım ben o şarkıyı. 2 yıl sonra albüme girdik yarışma sonrası ve Raks sözleşme yaptı benimle; fakat benim beklemeye tahammülüm yoktu ve bir an evvel herkesle şarkılarımı paylaşmak, sesimi duyurmak istiyordum. Lise son sınıfta albüm için Unkapanı’na gidip Erdal Plak’ın kapısını çaldım ki önüme gelen ilk plak şirketi desek yeridir, sağ olsunlar ellerinden gelen her şeyi yaptılar, 6 ayın sonunda albüm çıktı; ama iki kere revize edilerek,  albüm kapağı mix vs., ”Yasak”ın klibi çıktığı an yer gök birbirine karışmıştı, sokaklarda yürüyemiyordum her yerde ben vardım. Tanrım ne büyük bir onurdu benim için. Sonrasında tam detay vermek istemiyorum (günü gelir bir gün her şeyi anlatırım belki ama su an susmak istiyorum). Sadece şunu söylemek istiyorum bunu tüm içtenliğimle dile getiriyorum. Klip yasaklandığı an canımı çok yaksa da kanatsa da o üzerine oturmak istediğim çivili tahtı elimden aldılar.

 

 

Günümüze gelelim tam da burada ki üzerinden çok sular aktı, o albüm mesela bazı dijital mecralarda bugün hala yerini koruyor ama bir şekilde de sessizliğini koruyor, yani o yıllardaki şartlardan bugünlere neler değişti, özlüyor musunuz yoksa bugün her şey daha bir yolunda mı zira bir süre biz sizi yeni şarkılarla duyamadık, belki sahneler devam etti ama yeniden yeni şarkılarla sizinle karşılaşmak için neden bu kadar bekledik?

Değişime uğrayan çok şey var mesela ben; en başta ben çok değiştim. “Yasak”ın çıktığı dönem ile günümüz arasında uçurum var gibi görünse de bence hala sistem aynı işliyor. Örneğin o donem Unkapanı radyolara karşıydı ve albüm satışları azaldı diye radyoların kapatılması istenmişti, şimdilerde sosyal medya kapatılsın, üretkenlik bitti deniyor.

Her daim sorunlar var gördüğüm kadarıyla. Bundan dolayıdır ki yaptığımız işler, sosyal medyanın herkes tarafından kullanılması, herkesin kendi TV’sini kurması sektördeki çoğu kişinin bir şeyler yapmıyormuş gibi görünmesine sebep oluyor. Mesela 2004 yılında çıkarmış olduğum bir albüm var, 2017 te “Mahalle” ve 2022 de “Sev Yine” çıktı ama çoğu kişiye hala ulaştıramıyoruz. Bu bazen imkansızlıklar, bazen algoritmayı çözememekten kaynaklanıyor. Pandeminin herkeste yarattığı etkiyi de ekleyince çok şey değişti hayatta, kendi adıma çok şey değiştiğini kendi kalbime dönüp hatalarımı kusurlarımı kabul edip bir kenara bırakıp yola tekrar çıkmam için çok güçlü bir fırsattı, uzun bir süreçti ama doğruydu diye bilirim. Tekrar geri döndüm diyelim.

 

 

2017 yılında “Mahalle” ile yepyeni bir dönem başladı adınıza görebiliyorum. Birikenlerin güzel bir geri dönüşü de diyebiliriz belki de bu sürece ya da yepyeni bir sayfa da. Siz yeniden nasıl heyecanlandınız, dinleyiciniz ile bu süre içerisinde nasıl bir ilişki yaşadınız, özetle siz ve onlar nasıl buluştunuz yıllar sonra “Mahalle”de.

“Mahalle” benim yeniden start alma noktam. “Mahalle” şarkımın klibini ilk izlediğimde salya sümük ağladım, duygusal kodlamaların içinde kaybolmuşken bu sarkımı cıkarmak benim için büyük bir başarıydı. Dediğim gibi çok güzel dönüşleri oldu şarkının, benimse yeni dönem sektöre ilk adımım. Bu yüzden biraz algoritmayı cözmekte zorlandım ama dinleyicilerden güzel destekler ve beğeniler geldi, onun için “Mahalle” özeldir benim için, yeniden yürüme kararımdaki ilk adımımdır.

 

Eski plaklar yok artık; kaset, cd yok. O eski sevgiler sevgililer yok. Bekleyişler, ya gelirse demeler yok ama şarkılar var. Bu şarkı tüm sevenlerin kalbini, gitmelerin kalandaki acısını anlatır. Yüreği geçmişte kalanlara armağan olsun.” dediniz ve ne güzel ki devam ettiniz. Bu şarkınızı “Sev Yine” izledi. Bu şarkı vesilesi söz yazarı ve besteci kimliğinizi de konuşalım istiyorum biraz, size neler ilham veriyor, nasıl hayata geçiyor o sözler ve notalar, ne zaman son nokta konuyor?

Sezen Aksu ve Nükhet Duru’nun bir lafı vardır; “Bu tüyler yalan söylemez, yalan nedir bilmez” diye bende o yoldayım, şarkı şahane olsa bile hareketli yada slow o tüyler kalkmadıkça kendi yaşanmışlığıma dönmedikçe dünyanın en iyi sesi, bestesi yada hiti benim için önemli değildir.

Kalbimden değil de beynimden süzülüyorsa yazdığım hiç bir şarkıya saygı duymuyorum. Yani son noktayı tüylerim koyuyor :)

 

 

Bu arada yıllar sizi çok değiştirmemiş bunu da görüyorum hatta aksine daha da sanki bir enerji yüklemiş size ki son şarkınız “Aşk Sabır Edene”de ve klibinde de buna tanıklık ediyoruz. Bu şarkıya nasıl hazırlandınız ve ilk tepkiler nasıl oldu şarkıya. Aslında belki de şunu sorabilirim burada da, nasıl olmalı, nasıl bir dinleyici gözlemliyorsunuz müzik dünyasında ve gerçekten ne kadar gerçekten pop bir şarkı var ortada?

Tepkiler şahane öncelikle belirtmek isterim ki güçlü bir ekibim var benim; amazon dediğim kadın Özlem Selanik (menajerim) olmasa bu şarkı çıkmazdı, pandemi sürecinde yazılmış bir şarkı “Aşk Sabır Edene.  Aranjörüm Anıl Umut’un bestesi, Radyo PR’da Mine Ayman. Klip Turhan Doğu yönetmenliğinde çekildi yani tam bir ekip işi benden daha çok yoğunlar işimize. Bana da bu enerjiyi doğru yansıtmak düştü, başardığımıza inanıyorum.

Ben deli dolu biriyim, sosyal medyadaki yorumlara baktığımda dinleyenlerin çoğu benim gibi gülümseyen şakalar yapan kişiler; o zaman diyorum ki “evet doğru yapılmış bir iş bu “. İşimizi doğru yansıtıyoruz.  Sektörde, şu an benim gördüğüm oturmamış ama yakın zamanda oturmak üzere yola çıkılmış bir durum var; her şey birbirine karışmış durumda; nameli poplar hip hoplar, rap’ler, 90lar her şey bir arada. Ben yaptığım işe T-Pop diyorum günümüz Türkçe popuna çok uygun bir kelime.

 

 

Şimdi yeniden o yıllardan bu yıllara uzanalım mesela o zamanlarda neler gözlemlediniz bu zamanlarda neler gözlemliyorsunuz, arada nasıl farklar ya da nasıl benzerlikler var, ne değişti ya da ne değişmedi, o zamanlar nasıl mutluydunuz bu zamanlar ve en önemlisi belki de yarın neler olacak, sizden devamında neler bekleyecek bizi?

Zaman – mekan farklılığı var, o dönemin zorluklarıyla bu dönemin zorlukları arasında hiç bir fark yok, o donemde bir gecede star olan da vardı bu dönemde de var yada Kral TV’nin girişinde 9 saat beklemişliğimiz var ama bu dönemde de listelere girebilmek için, klibin çok tık alması için mücadele ediyorsunuz.

Zorlukları olsa da beni her daim mutlu eden bu meslekti. Ölene kadar devam etmesini istiyorum ve Allah’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum böyle bir yetenekle beni var ettiği, bu mesleği bana bağışladığı için. Gelecekte, ilerdeki dönemlerde de güzel günlerimiz, hep beraber birlikte röportajlar yapıp sohbet edebileceğimiz başarılı şarkılarımı konuşacağımız günlerle dolsun istiyorum.

 

 

Sahnelerde olmayı hep sevdiğinizi düşünüyorum; şu süreçte yeniden bir araya gelecek misiniz ya da gelmeye devam ediyor musunuz dinleyiciniz ile; orada nasıl bir hava soluyorsunuz, nasıl bir repertuar oluyor genelde programınızda ve belki de en çok merak ettiğim mesela “Yasak”ı eminim herkes ezbere söylemeye devam ediyor, bu nasıl bir duygu?

“Yasak” benim ilk çocuğum, ilk göz ağrım; Bazen ona iyi bakamadığımı düşünüyorum ama sonra sahnede insanlar hep bir ağızdan söylemeye başladığında “evet güzel bir evlat yetiştirmişim” diyorum kendime.

Çok seviyorum sahneyi, benim evimin salonu resmen. Şakalaşıyorum, masalara çıkıyorum, espriler havada uçuşuyor, bazen ağlıyorum bazen “heyt be ne okuyorum” diyorum. Sahne ne tozunu yutmadan uyumak beni çileden çıkarıyor orası olmazsa ruhumu doyuracak başka bir mecra bilmediğim için bitkisel hayata girerim herhalde, düşünmesi bile dehşet.

 

 

Ve son olarak dünden bugüne kimleri büyük bir keyifle dinlediniz ve dinlemeye devam ediyorsunuz. Günümüz müzik dünyasında mesela kimleri başarılı buluyorsunuz, bir gün çalışmayı istediğiniz bir isim, söylemeyi istediğiniz bir şarkı var mı mesela? Ve finalde bizim için bir şarkı seçseniz hangisi olurdu, belki de “hayatımın şarkısı” dediğiniz olur ya da şu anki ruh halim dediğiniz, tamamen sizden gelsin bize.

Elbette kocaman harflerle SEZEN AKSU. Kendine güvenen, inanan, sesi güzel olan herkesin hayali; Bizim jenerasyon için vazgeçilmez bir hayaldi onun vokalisti olmak, hala tek geçerim kendisini. Edis benim gözümde olması olunması gereken kişi ,harika bir örnek ve tabi ki Mabel’in muhteşem besteleri. Herkesle, işine ve çevresine, kendisine saygısı olan günümüze adapte olan herkesle çalışmayı isterim.

Ruhu olan tüm şarkıları söylemek isterdim, hepsi güzel gözümde. ama tabi ki zaman ilerledikçe içimden gelen sesin söylediği iki şarkı var.

Ah ne kahraman, ne cesur / Ne güzel çocuklardık / Her yeni günü ümitle / Nasıl kucaklardık

Ah kaldırımlar biliyor / Bir devir muhteşemdik / Güz güneşinden hüzünlü / İlk yazdan şendik

İkincisi ise su an ki bana cok uygun olan;

Ne kadar söz varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Son sözüm “AŞK sabır edene” ben müziğe olan aşkım için çok sabır ettim ve bu güzel şarkıya kavuştum buluştum.

 

 

 

Pop müziğimizin en deli dolu yıllarına gidelim mi bu hafta yeniden, 90'lara. Ne kadar güzel zamanlardı ve ne kadar dolu dolu yaşadık. Birçok isimle peşi sıra tanıştık, hepsinin kasetlerini aldık; dergilerden takip ettik, radyolardan şarkılarını istedik. O yıllarda karşılaştığımız birçok isim tek bir albümle ya da şarkıyla da olsa bugün çok ayrı bir yerde durabiliyor kalbimizde. Bir süre öncesine kadar Tufan Kayhan'da bizim için öyleydi. Durup durup ya "Yasak" diye şahane bir şarkısı, "Seni Düşündüm" diye de güzel bir albümü var diyorduk, ne kadar güzel bir sesti; ne oldu sahi. O ilk albümünün üzerinden yıllar sonra (2007) bir albüm daha…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.65 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*