EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Vedat Özkaya

Vedat Özkaya

2019 yılından beri müzik dünyasının içinde ve daha çok kendi yolunda kendi çabaları ile ilerlemekte Vedat Özkaya ve bundan hiç rahatsızlık duymuyor. “Malum çok popüler ve etrafına insan toplayabilen moda bir sound kullanmıyorum. Elbette bu sabitlik can sıkıcı olabiliyor. Çünkü devam edebilmek için her müzisyenin olduğu gibi benim de ütopyam sadece müzik düşünebildiğim bir hayat standartına erişebilmek” dese de aslında müziği bizden uzak ve tanımadığımız bir yerlerden değil. 

Özkaya bir yılın son şarkısı olarak “Gözyaşı Mevsimi” isimli yeni şarkısını yayınlıyor. Şarkı kocaman bir ekipten bağımsız iki arkadaşın yeteneklerini bir araya getirmesi hüznü aslında. Kendisi (söz-müzik-düzenleme-kayıt-mix-mastering), ve Mustafa Oflaz (düzenleme-gitar-klavye); yani bu durum ayrı bir alkışı gerektiriyor başlı başına, hiç süslemeye, abartmaya gerek yok; iyi bir şarkıyla, samimi bir müzisyenle  karşı karşıyayız özetle ve bu en sevdiğimiz duruş müzik dünyasında.

Uzun zamandır şarkılarını keyifle takip ettiğim sevgili Vedat Özkaya ile bir yılın son “Haftanın Söyleşisi”ni gerçekleştiriyoruz. Bir yerde bu sohbet için belki de çok geç kalmıştık bir yerde de her şey şimdi başlıyor ve belki de tam zamanı. Özetinde yıl içinde çok değerli müzisyenler ile bu sayfa, bu başlık altında bir araya geldim ve her seferinde farklı heyecanlar içinde oldum, farklı dünyalar tanıdım. Kendisi de o değerli müzisyenlerden birisi olarak yer edecek bu yıl adına hafızamda.

Bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyorum ve yeni bir yıl içinde de çalışmalarını keyifle takip edip sizlerle paylaşmanın mutluluğu içinde olacağımı biliyorum. Şimdiden mutlu bir yıl olsun hepimize, şarkılar hayatımızdan eksik olmasın, buluşmalara devam edelim hep bir yerde.

Kadri Karahan

 

Sevgili Vedat diskografine baktığımda 2019 yılından bu zamana aktif bir şekilde üretim içinde olduğunu görüyorum ve belli zamanlarda, duraklarda karşılaştığımızı biliyorum. Uzun uzun konuşmadan önce aslında en başa dönelim istiyorum, bu müzik sevdası nerede başladı, nasıl ilk adımları attın ve kimler yanındaydı?

Öncelikle beni ve müziğimi konuşmaya değer bulduğunuz ve ağırladığınız için, yeni şarkılarımız ile insanların kulakları arasında mühim bir rol oynadığınız için ve son olarak bunu sadece sanatın çoğalması adına yaptığınız için size çok teşekkür ederim canım Müzik Ekspres.

2019 benim için ”aa böyle bir olay mümkünmüş” deme yılıydı. Bestelerimi nasıl yayınlayacağımı öğrenmiş ve yılların hevesiyle birlikte ardı ardına gün yüzüne çıkarmıştım. Müzik benim hayatımda geç başladı diyebilirim lakin müzik sevgisi ve müzisyen yaramazlığı çocukluğuma dayanır. Lise dönemlerinde müzik yapmaya başladım üniversitedeki müzik grubumuzla işler daha da ciddiye bindi ama benim jenerasyonumdaki aşağı yukarı tüm müzisyenler gibi ben de çocukluğumda ailemin karışık arabesk kasetlerinin üzerine anlamsız kayıtlar yaparak başladım. Bu arada çocukluğumun hatırladığım bölümünde bizim evin fonunda hep Ferdi Baba çalıyor vesileyle ona da saygılarımızı sunalım.

 

“Evler neden bu kadar önemli? İzlerin neden bu kadar kalıcı? Beni dönüştürdüğün adamı uzaktan bile izlemiyorsun biliyorum. Ben de seni izlemiyorum. Sadece özlüyorum”
notları ile sunduğun ilk şarkın ile başlayalım ki “Sana Koşasım Gelir” ilk yayınladığın çalışmaydı. Bu şarkından olsun ya da sunumlarından aslında sen de görebildiğim ayrı bir içsellik, ayrı bir şiirsellik var, belki de bir kırgınlık, küskünlük hali. Sözlerini, müziğini nasıl tamamladın, Söz ya da şiir müziğin için ne kadar önemli oldu?

Bahsettiğiniz şarkının delilleri bizzat gözlerimin etrafında çizgiler halinde konaklıyor. İkili ilişkilere o şarkıda resmettiğim üzere bir yaklaşımım ve buna bağlı bir içselliğim var diyebilirim. ”Gitme”, ”Bırakma” demekten çok hikayenin diğer ucundaki kişiye saygı duyan bir yapıdayım. Yalnızlığı bir sorun gibi değil de kutlu bir gün gibi olgunlukla karşılayan ve onunla baş başa kalmanın kendi halinde bir yansıması, anlatım dilimin temellerini oluşturuyor.

Söz, şiir demişken; birisi bana ne işle meşgulsün dediğinde genellikle ”düşünüyorum” diye cevaplarım. Söz de şiir de bu düşünme tutsaklığımın iki despot gardiyanı aslında. İçimde bir fikir filizlendiğinde, bir cümle ya da kurgu belirdiğinde, onu karanlığın arasından sıyırıp bir şarkıya bir şiire dönüştürürken genelde yalnız başıma yürürüm. Yürürken de sadece bedenim yürür, benliğim hep eksik parçaları tamamlamaya çalışır. Bu yüzden genellikle dalgın biriyim. Şarkı sözlerimin bazıları aslında çok eski şiirlerimden bir takım bölümler. Bu bölümlerin yıllandıkça ”ben artık şarkı olabilirim” ya da ”şiir kalmam lazım” dedikleri noktalar var. O uyumu duyabiliyor ve o dili anlıyor ve konuşabiliyorum diyeyim.

 

2019 senin için bir başlangıç oldu belki hiç kesmedin. O sene senden peşi sıra birçok şarkı geldi ve tüm bu şarkıları yaparken yanında sadece bir isim gördük: Mustafa Oflaz. Bir şirket desteği almadın belki ama bir dost desteği seni hiç bırakmadı. Bu yaşanılan nasıl bir bağdı, ilk nerede yan yana gelindi ve son adıma kadar dostluk nasıl bozulmadı? Sevgiler yollayalım buradan da kendisine.

Önceki sorularda da bahsettiğim gibi 2019 benim için bağımsız müzik yayınlamak açısından aydınlanma ve öğrenme yılıydı. Kendi başıma çabalarımın Oflaz’ın desteğiyle şekillenmesi sonucu da iş buralara kadar geldi. Kendisi ile üniversite yıllarında tanıştık. Başka insanlarla çalıyorduk. O günlerden bu günlere de nice zorluklar çektik. Arkamızda kimse yoktu, kimse inanmıyordu. Hayat bizleri de bambaşka şehirlere savurdu fakat bu arkadaşlıktan öte bir şey bizim için. Tek kişi gibiyiz. Soranlara şaka ile karışık bazen ”evliyiz” bazen de ”silah arkadaşım” diyorum. Ama bence olayın esası ikimiz de birbirimizin yaptığı işi ve aramızdaki bağı seviyoruz. O daha sakin ve durgun ben ise heyecanlı deyim yerindeyse yırtıcı biriyim. Sanırım bu kontrast bizi bir arada tutan şeylerin başında geliyor. Kardeşime selamlar ve sevgiler.

 

O yıl içindeki şarkıları biraz daha konuşalım istiyorum ki benim en favori şarkın “Lal” için biraz torpil yapalım. Benim seninle ilk karşılaştığım şarkılardan biriydi diyebilirim ve sözleri ile düzenlemesi ile seni çok ayrı bir yere taşıdığını düşünüyorum. Evet artık şarkılar birikiyordu, daha çok dinleyicin oluyordu, listelerde yer almaya başlıyordun ama sen neler yaşıyordun, neler değişiyordu hayatında?

”Lal” benim için hem kariyerimde hem bilinirliğimde hem de iç dünyamda çok ağır. İsim şarkının hiç bir yerinde geçmese de bağlamda nakarat sözlerini pekiştiren gizemli bir beddua gibi. Şarkılar birikiyordu fakat hayatımda pek de bir şey değişmiyordu. Spotify istatistikleri arttıkça devam etme isteğim artıyordu elbette ama özel hayatım ana hatlarıyla hep sabitti, hala da sabit aslında. İlk şarkımı kaydettiğim ekipmanları kullanıyor ve aynı duyguları taşıyorum hala. Malum çok popüler ve etrafına insan toplayabilen moda bir sound kullanmıyorum. Elbette bu sabitlik can sıkıcı olabiliyor. Çünkü devam edebilmek için her müzisyenin olduğu gibi benim de ütopyam sadece müzik düşünebildiğim bir hayat standartına erişebilmek. Sağ olsun ülke gündemi ve şartlar buna hiç olanak tanımıyor. O zaman da tanımamıştı. .

 

Yine aynı yıl yolunun kesiştiği ve ilk ortak çalışmayı yayınladığın bir müzisyen oldu ki sevgili Çağan Şengül. “Kayıp Masal” ilk buluşmaydı ama tek olmadı daha sonra “Kör Kuyular”, “Meydan Yeri”, “Yokluğunun Bulutu” ile de devam etti. Özellikle çok dinlendi, özellikle çok sevildi, nasıl kesişti yolunuz, nasıl doğdu bu şarkılar, nasıl bir heyecan bıraktı bu tanışıklık?

Bizim Çağan’la tanışıklığımız 2015 – 16’lara Keşfet Fm YouTube kanalına dayanır. Destekleri için buradan Keşfet Fm’e de sevgi ve minnetlerimi sunayım. Çağan’ın YouTube’a attığı şarkılarda ufak ufak çalışarak ilerledi bağımız aslında. Birbirimize taslaklar da gönderiyorduk o sıralarda. Tam hatırlamıyorum ama ilk ortak çalışmamız ”Uykusuz Geceler” olabilir. Yazdığımız bölümleri aramızda değerlendiriyor ve geliştiriyorduk. Onunla olan bütün şarkılarım tamamıyla işe ve birbirimize güvenme sonucu ortaya çıkmıştır ki hep söylerim onun müzisyenliğine elbette hayranım o işin başka boyutu ama benim için kardeşliği ve insanlığı her zaman önce gelir. Giderek büyüyen bir ivmeyle zirveye tırmanıyor, tüm güzel dileklerim ve elimden geldiği ölçüde desteğim onunla.

 

Sadece Çağan değildi aslında sesini buluşturduğun isimler yine Mustafa ile sonra Süleyman Cengiz, Melike Meryem Kıssa, İlker Ergür, Emre Akbay, Tolga İnci gibi birçok müzisyenle de kesişti yolun; Burada biraz da birliktelikleri konuşalım istiyorum; seninle ve müziğinle bir arada olmaları için neler etkili oldu, bu ortak ve destek paylaşımlar kalbinde nasıl bir yerde durdu?

İsim isim bakınca yabancı gibi ayrı kariyerler, ayrı müzisyenler gibi görünebilir fakat hepsi her şeyden önce benim çok sevdiğim insanlar. Bazısı zaten hayatımda olan bazısı da sanatçılığı ile dikkatimi ve saygımı yakalamış insanlar. Bu zamana kadar ki tüm ortak projelerim de öyledir. Yapalım mı? Hadi yapalım şeklinde ortaya çıktı ya da şarkıların şiirlerin büyüsüne kapılıp dahil olma isteğinden doğdu diyebilirim. Dolayısıyla öyle belirli bir tanışma anımız yok. Hepsine tekrar selamlarımı gönderiyorum iyi dileklerim ve arkadaşlığım her zaman onlarla.

 

Sonra bir pandemi dönemi geldi ve tüm hayat durdu ama üretimin devam etti. Mesela yine single şarkılarınla bizi yalnız bırakmadın, sonra sevilen şarkılarına akustik yorumlar getirdiğin bir EP kapımızı çaldı aslında sessiz sedasız bir yolculuktu seninki ama biliyordum ki özellikle acele etmiyordun, samimi bir şekilde yol almaktan mutluydun öyle değil mi? Mesela bir cover yapmadın, büyük şirketlerin desteğine ihtiyaç duymadın vs. Her şey güzel miydi böyle adına?

Pandemi dönemi beni de ziyadesiyle şaşırttı. Ben genellikle evde takılan bir modelim hayatımda pek bir şey değişmedi aslında. Şaşırtma sebebi tüm insanlığın başımıza ne gelirse gelsin buna çok kolay alışıyor oluşuydu. Genellikle olayları sindirmem yıllar alır, bu da öyle oldu. Hiç bir şey değişmemiş gibi bildiğimi yapmaya devam ettim. EP’ye gelecek olursak ”Narin” benim ” sakince gidiyorum, huzurla kalın” deme biçimimdi. Çünkü geç de olsa vatani görevimi yapmak için 6 aylık bir mola vermem gerekiyordu. Dolayısıyla dinleyicilerime onlarla olamadığım her ay için bir şarkı bırakmak istedim.

Eğer ki şarkıya aşık değilsem cover işine sıcak bakmıyorum artık. Kendi anlatım dilim, alfabem ve müzik evrenim var. Orada her şey benim istediğim gibi ve gün geçtikçe entropisi artıyor. Takdir edersiniz ki orayı da birinin idare etmesi lazım. Nihayetinde Gözyaşı Mevsimi’de bu gürültüsüz kaybolmanın ürünü ve tamamen müzik evrenimin yerlisi.

Destek görmeyi herkes ister. Uzaklaştığım bu dönemde yanımda olan insanlar hayatımdaki değerlerine değer kattılar. İçten ve basit bir yaşantım var ve çıkarını kestiğiniz an uzaklaşan insanların çırpınışları bu durgun suda çok kolay seçilebiliyor.

 

Ben seninle bir yılın son söyleşisini yapıyorum ki geçtiğimiz hafta içinde sende bir yılın son şarkısını yayınladın: Gözyaşı Mevsimi. Bu şarkı ile ilgili peki hislerin nedir, ilk tepkiler nasıl oldu ve bir de dikkatimi çeken bir şey var ki Vedat’ın çizgisi, tavrı hep net yani popüler bir çaba içinde olmadığı gibi günün popüler soundlarına da bürünmüyor, hüznün dışına pek çıkmıyor sanki? Bu böyle de devam edecek mi peki?

Yılın son konuşmasında beni merak ettiğiniz ve konuk ettiğiniz için tekrardan çok teşekkür ederim. Gözyaşı Mevsimi içime bir anda düşen bir histi. Yine yürürken aklıma takılan bir kaç cümlenin karanlıktan kurtarılmasını, cilalanıp parlatılmasını içeriyor. İlk tepkiler beklediğim üzere iyiydi. Güzel tepkiler almaya da devam ediyor. Ve bana göre belirli bir tavrım ve anlatım biçimim olduğu için şarkı kısa zamanda uzun yıllardır duyuyorlarmış gibi insanların hayatlarına yerleşti. Ben bu hissi konforlu buluyorum. Günün popüler soundlarına değinecek olursam eğer müziğin evriminde beni etkileyen materyalleri kendi sounduma adapte etmekten çekinmem. Fakat bunu yaparken aynı soundu yapma çabasından uzak davrandığım ve müziğimi besleyecek ölçüde kullandığım için sanırım asla bozulmuyor.

Hüzün elbette mühim mevzu fakat bence hayatta sadece hüzün yok. Zaten müziğimde de sadece hüzün yok. Örüntülü bir söz yazma biçimim var bu sebeple en hüzünlü tınlayan şarkılarımın bile içinde pozitiflikler bulmak mümkün. Dinleyicinin çözümlemek için zaman harcamasına bağlı. Zaten müzik gibi kapsamlı bir kavramı sadece iki üç duygu üzerinden tanımlamak da eksik olacaktır. Hayatla örtüşmesi gerekiyor ben de öyle yaptığımı düşünüyorum ve buna devam edeceğim.

 

Seninle ilk tanıştığımızda (yanlış anımsamıyorsan) Giresun’da yaşıyordun şimdi artık daha yakınsın ve kuşkusuz ki hem bir dostun hem de bir dinleyicin olarak birçok kişi gibi ben de sahnelerde seni görmek istiyorum. Öncesi o soluğu ne kadar ve nasıl yaşadın hem onu öğrenelim hem de bundan sonrası için böyle karşılaşmalarımız olacak mı onun yanıtını bulalım istiyorum, böyle bir hazırlık var mı gündeminde?

Evet doğrudur unutmamanıza şaşırmadım desem yalan olur. Memlekete döndüğüm bir evre var fakat artık orada değilim. Çok uzun yıllar bir çok ilde sahne aldım fakat son iki üç yıldır stüdyo çalışmalarına ağırlık veriyorum. İnsanların sadece benim şarkılarımı dinlemek üzere geleceği bir konser organize edene kadar da sanırım bu kararım sürecek. Şimdilik kesinleşen bir hazırlık içerisinde değilim fakat olmaz da diyemem. Zaman gösterecek.

 

ve evet öyle ya da böyle hayatta kaldık, gündemin yoruculuğu ve ağırlığı içinde bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanıyoruz. 2022 hem senin için hem de herkes için, ülke için nasıl bir yıl olsun mesela; hem dileklerini alalım hem de dinleyicilerinle, sevdiklerinle seni baş başa bırakalım bu sayfada, onlara neler söylemek istersin? Sonra da kısa final sorularımıza gelelim.

Son yıllar aslında herkes için kayıp gibi. Hem yaşıyoruz hem yaşamıyoruz hem çok hızlı hem de çok yavaş geçiyor gibi. Pandemiden sonrası pek kararlı ilerlemedi. 2022’den tek dileğim çok hızlı geçmesi. Nedenini anlamışsınızdır zaten. Dolayısıyla tüm ülke adına; insanlıktan çıkmadan, umudu tüketmeden, değersiz hissetmeden geçmesi gibi basit dileklerim var.

Dinleyicilerime ise bu zamana kadar olan destekleri için teşekkür ederek başlayayım. Ben bildikleri, alıştıkları gibi olacağım ama onların popülasyonu biraz arttırmalarında hiç bir sorun yok. Şaka bir yana umutlarını sakın kaybetmesinler. İnanıyorum ki çok güzel günlerimiz, aydınlık yarınlarımız olacak. İş ve okul hayatlarında onlara başarılar diliyorum.

 

Bu yolda en büyük ilham kim oldu sana, kimleri dinledin mesela, onun gibi olmayı dilediğin bir müzisyen oldu mu hayatında?

Ailemde bu konuda bana ilham olan kimse yok. Her şey gerçekten kim olduğumu merak ve hayal ederek başladı. Dinlediğim müziklerin etkisi yadsınamaz. Ürettiğim şarkılar fazlasıyla sentez bu sebeple tek bir kişi söylemek istemem fakat ilham olan müzisyenler genellikle rock müzik tarafında. Her dönem ilham olan ve vazgeçilmezlerimden The Beatles, The Doors, Pink Floyd gibi gruplara ülkemizde ise Kesmeşeker, Flört, Redd, Mor ve Ötesi gibi aynı dönemde yaşamış olmaktan onur duyduğum müzisyenler eşlik ediyor. Her birini dinlerken bir şeyler öğrenmemek neredeyse imkansız.

 

Peki nasıl bir dinleyicisin; bir gününe nasıl şarkılar eşlik eder mesela, asla dinleyemem dediğin bir müzik tarzı var mı yoksa ruh halim nasıl olursa dinlerim kafasında mısın?

Ben de yürürken klip çeken dinleyicilerdenim. Albüm bitirmek için yolu uzattığım, yorgun da olsam yürümeyi seçtiğim çok zaman olmuştur. Genellikle her gece bir albüm koyar öyle uyurum. Belirli tarzlarım var fakat yeni şeyler duymaya da soğuk değilim. İyi bir rock dinleyicisiyim diyebilirim. Bunun yanında armonik fikirlerini ilgi çekici bulduğum diğer tarzlarda dinlemeler de yaparım.

 

Günümüz müzik dünyasını ne kadar takip edebiliyorsun, kimleri mesela başarılı buluyorsun, bir gün özellikle çalışmayı dilediğin bir müzisyen var mı, buradan evrene mesaj gönderelim mesela?

Son yıllarda akış çok hızlı olduğu için yakalayabildiğim her şeye bir göz atmak isteyen arayan bir dinleyiciyim. Bu soruya cevaben başarılı bulduğum ve başarılarından gururlandığım Çağan Şengül, Suzan Hacigarip ve Mavi Gri’yi söyleyebilirim. Bununla birlikte Can Kazaz, Adamlar, Evrencan Gündüz, Deniz Tekin ve pek yeni sayılmasa da son albümleriyle beni adeta büyüleyen Mabel Matiz’i de çok başarılı bulduğumu belirtmeden geçemem. Birlikte çalışmak istediğim özel birisi yok. Zaten bu kararı da ben değil şarkılarım veriyor. Yazdığım bir şarkı bana kiminle düet olması gerektiğini fısıldıyor.

 

Hemen hemen her döneme yetişen bir müzisyensin, plaklar, kasetler, cd’ler hatta mp3ler, şimdilerde dijital müzik gördük ve deneyimledik, hangisi özel oldu senin için, hangisi ile müziği dinlemeyi daha çok sevdin, seviyorsun?

Nostaljik takıntılarım pek yoktur sadece kaset sıcaklığına biraz sempatim var o kadar. İlla ki plak olsun, kaset olsun diye diretmem. Bana kaliteli ve konforlu dinleme imkanı sunan her yeni gelişmeye açığım. Müziğin içine girebilmeyi seviyorum diyeyim.

 

ve biraz da özel hayat mesela aşk, nasıl oldu aşkla aran ki bu şarkılar kuşkusuz öylesine yazılmadı, nasıl bir aşıksın mesela?

Sanat üretimlerinin aynı zamanda birer tasarım ürünü de olduğunun farkında bir müzisyenim. Şarkılarımın içinde elbette çok fazla özel şeyler mevcut fakat oradaki noktaları birleştirebilmek için ben olmak gerekiyor. Göstere göstere yaşayan biri olma düşüncesi bile huzursuz ediyor. Eve gidene kadar görünmez olmayı dileyen bir yapıdayım dolayısıyla daha içine kapalı bir ilişki anlayışım var. İnsanların özel hayatımı bilmesini pek tercih etmem. Herkes kadar aşığım diyerek sorunun yanından sıyrılmak sanırım en iyisi olacak.

 

Aslında uzun zamandır konuklarıma sormadım, en aşk şiirin, şarkın, filmin nedir; düşünmen için vaktin var aklına gelmiyorsa :)

Attila İlhan – Sisler Bulvarı, Steelheart – She’s Gone ve Metin Erksan – Sevmek Zamanı.

 

Şimdi iki şarkı ile final yapalım istiyorum ki birisi bugüne kadar dinlediğimiz şarkılarından en özeli olsun istiyorum senin için, birbirinden ayırmak zor dersen en özeli olsun yine de :)

En sonuncusu hep en kıymetlisidir. Gözyaşı Mevsimi diyorum. Fakat siz hepsini dinleyin olur mu :)

 

ve de tam da şu anki ruh halini anlatan bir şarkı istiyorum, bu senden olmasın ama tam da bugününü anlatsın, bir yılı kapadığımız son şarkımız olsun bizim de.

Elbette, Cenk Taner – Silah Sesinde Yunuslar herkes için çalsın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2019 yılından beri müzik dünyasının içinde ve daha çok kendi yolunda kendi çabaları ile ilerlemekte Vedat Özkaya ve bundan hiç rahatsızlık duymuyor. “Malum çok popüler ve etrafına insan toplayabilen moda bir sound kullanmıyorum. Elbette bu sabitlik can sıkıcı olabiliyor. Çünkü devam edebilmek için her müzisyenin olduğu gibi benim de ütopyam sadece müzik düşünebildiğim bir hayat standartına erişebilmek” dese de aslında müziği bizden uzak ve tanımadığımız bir yerlerden değil.  Özkaya bir yılın son şarkısı olarak “Gözyaşı Mevsimi” isimli yeni şarkısını yayınlıyor. Şarkı kocaman bir ekipten bağımsız iki arkadaşın yeteneklerini bir araya getirmesi hüznü aslında. Kendisi (söz-müzik-düzenleme-kayıt-mix-mastering), ve Mustafa Oflaz (düzenleme-gitar-klavye); yani…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: Siz ilk olun !

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*