EDİTÖRDEN
Anasayfa / NOTLAR / Anne Şarkılar – Geceler Çok Soğuk Sessiz ve Karanlık

Anne Şarkılar – Geceler Çok Soğuk Sessiz ve Karanlık

Hayatın anneler için söylenen şarkılarına – ki onlar için yazılan, bestelenen, söylenen, haykırılan ya da diğer haller – şöyle bir baktığımızda dünden bugüne öyle hikayeler anlatılmış ki orada; bugün herhangi birinde takılı kalmamamız mümkün olmaz.

İlk anda iki tanesi özellikle aklıma düşüyor ki sözleri ya da besteleri bir yana yorumları ile de hafızamızda ayrı bir noktada. Zeki Müren’in ‘’geceler çok soğuk, sessiz ve karanlık / üşüdüm üstümü örtsene anne’’ sözleri ile hafızamıza kazıdığı ‘’Anne’’ isimli şarkısı Sanat Güneşi’nin annesi için söylediği ilk şarkı değildir aslında. Charles Aznavour’un ‘’La Mamma’’ isimli şarkısı 60’lı yıllarda Fecri Ebcioğlu’nun Türkçe sözleri ve ‘’Anne’’ ismi ile Müren tarafından yorumlanmış, sanatçının henüz daha çok kariyerinin başında böyle bir şarkıya tanıklık etmiştir müzik dinleyicisi. ‘’ne olurdu bir kerecik görseydik biz de seni, tatsaydık anne denen sımsıcak sevgini’’ sözleri ile bir özleme ithaf edilen bu şarkı dinleyici üzerinde yeterli bir ilgi bırakmamış olsa gerek bugün hak ettiği yerde değildir maalesef.

 

Bir başka unutulmaz anne şarkısını da hayatımıza Kibariye kazandırmıştır. Hayatı film gibi olanlardandır Kibariye. Pamuk ve tütün toplayarak hayatını kazanan bir ailenin geçim sıkıntısı nedeni ile hiç okula gidemeyen bir kızıdır. Bir gün yolunu buluşturduğu pavyonlar artık dinleyicisini oraya sığdırmaya yetmeyince daha büyük sahnelere çıkması gerekecektir ve İstanbul’da ilk çıkacağı kulüpte, o ilk ciddi sahnesinde kendisini Zeki Müren’den Sezen Aksu’ya, Adnan Şenses’ten Müjde Ar’a önemli isimler dinleyecektir. Derken bu süreci albüm yapmalar, filmlerde oynamalar, TV için programlar hazırlamalar özetle bir şöhret izleyecektir. Magazin dünyası da onu hiç bu süreçte yalnız bırakmayacaktır hatta bir gün için annesi Makbule Tokmak’ın bir isyanını bile malzemelerinden biri haline getirecektir.

Bir yar için seni terk edip gittim / vicdanıma bir sor ne acı çektim / kendimi ben sana emanet ettim / eller kadir kıymet bilmiyor anne / senin kadar kimse sevmiyor anne

Kibariye’nin ismi akla gelince anımsadığımız ilk şarkılarından biri olan ‘’Annem’’in söz yazarı / şair Halit Çelikoğlu’nun hayat hikayesi de bir hayli ilginç. Şair, babası vefat edince annesini yanına alıyor ve onun bir gün, bir kadınlar gününde sadece köylü olduğu için eşi tarafından bir odaya kilitlendiğini ve orada aç bırakıldığını öğreniyor. Bu durumu hazmedemiyor ve eşi ile tutuştuğu kavga boşanmaya kadar gidiyor, daha sonra memleketi Sakarya’dan İstanbul’a tayinini istiyor ve annesi ile birlikte oraya yerleşiyor. Birkaç ay içinde de annesini kaybedince Sultanahmet parkında oturuyor ve bu şarkıyı yazıyor. Evet, eller kadir kıymet bilmiyor, anne gibi kimse sevmiyor, sevilmiyor.

 

Ne Hayatlar Ümidiyle Zamansız Yollara Düştük

Ajda Pekkan’ın bundan tam 20 yıl önce bir Mayıs ayında yayınladığı ‘’1993’’ isimli albümünün en güzel şarkılarından biri de ‘’Ağlama Anne’’dir. O güne kadar müzik piyasasında rekabet içinde oldukları kadar dost olmayı da başaran ve bu bugün bile aynı samimiyette yol alan meslektaşı Sezen Aksu ile bir albüm projesinde bir araya gelmemiştir Süperstar. Aksu o ara yurt dışında bir albüm turnesindedir ve Pekkan telefonda kendisinden Yunan müzisyen Parios’un bir şarkısına Türkçe sözler yazmasını isteyecektir. İşte Minik Serçe söylenenlere göre orada, bir otobüs yolculuğunda yazar bu şarkının sözlerini. Şarkı çok sevilir ve yıllara meydan okuması başlar, bir gün bir albümünde Selda Bağcan tarafından da yorumlanır. Bağcan her şarkısında olduğu gibi bu şarkının da hakkını ayrı verecek olsa bile kendisinin uzun kariyeri boyunca anneler için söylediği tek şarkı olmayacaktır. ​

 

Bir Sigara Yaktım, Ağladım Anne

Bağcan’ın 2002 yılında yayınladığı ‘’Ben Geldim’’ isimli albümde iki şarkı vardır. ‘’Ağladım Anne’’nin sözleri Seydi Çelik’e ait olurken Halil Ergün’ün de sesi ile kendisine eşlik ettiği ‘’Anne… Ben Geldim’’ bir Ahmet Erhan şiiridir ve her ikisi de Bağcan tarafından bestelenmiştir. ‘’anne ben geldim / ağdaki balık bardaktaki su kadar umarsızım / dizlerin duruyor mu başımı koyacak? / anne ben geldim, oğlun, hayırsızın’’ isimli sözlerle bizlere ulaşan asıl adı ‘’Oğul’’ olan şiire getirilen ilk beste değildir bu; 90’lı yılların sonlarına doğru yayınladığı ikinci albümünde Teoman bestesi ile de dinlenmiştir bu şiir. Teoman bir dergide karşılaştıktan sonra uzun bir süre kopamamıştır bu şiirden ve türlü çilelerle telefonunu bulduktan sonra şairini aramıştır, iznini istemiştir bestelemek için bir heyecanla.

 

Yağmurları Biriktir Anne

Ahmet Kaya’nın 1987 yılında yayınladığı ‘’Yorgun Demokrat’’ isimli albümünün açılış şarkısı ‘’Hani Benim Gençliğim’’in de çok güzel bir hikayesi vardır ve Ferzende Kaya’nın ‘’Başım Belada’’ isimli kitabında bunu şairi Yusuf Hayaloğlu çok güzel anlatmıştır. Bir yemek masasında ilk kez şiiri okuyan Ahmet Kaya gözyaşları içinde hemen mekanı terk edip son sürat evine gitmiş ve odasına kapanmış. En fazla on dakika sonra odasından çıkan Kaya şarkı bitti demiş ve hep beraber bir büyüye kapılıp ağlamaya başlamışlar orada. ‘’Sanki bir bebeğin ana rahminden çıkışını canlı izlemiş gibi büyülenmiştik’’ diye tarif etmiş Hayaloğlu o atmosferi.

 

Bir başka şair Nevzat Çelik’in şiiri ‘’Şafak Türküsü’’ yine Kaya tarafından bestelenmiş, yorumlanmış şarkıların içinde ayrı bir yerde durmaktadır. ‘’beni burada arama anne / kapıda adımı sorma / saçlarına yıldız düşmüş / koparma anne’’ sözleri ile başlayan şiiri 12 Eylül darbesinin aldığı ilk can olan Necdet Adalı’ya ithaf etmiştir şair. ‘’Niye Böyle Anne’’, ‘’Beni Bul Anne’’ yine Ahmet Kaya’nın unutulmaz şarkıları arasında yer alırken annesi ile bir daha belki buluşamayacak olanlara yazılan daha nice şarkıdan biri de yine Sezen Aksu tarafından kaleme alınmıştır. ‘’ben anayım / yanmaz canım dışardan kora koysalar / ümidimi kaybedemezsiniz / ölsem de ahım tarihi karalar’’. Cumartesi Anneleri’ne ithaftır ve kalplere ayrı bir dokunacaktır yayınlandığı dönemde ‘’Cumartesi Türküsü’’.

 

Umay Umay’ın ‘’Şeker Anne’’ isimli şarkısı gerek kendi albümünde gerekse Kent Ozanları isimli bir ortak çalışmada canımızı fena halde yakmaktadır. Bugüne kadar yazdığı, söylediği, dokunduğu her şey bir başka olan Umay bu şarkısında ‘’kelebekler ölürken anne, pencereler kırılır anne / kahveli göğsüne düşerim anne’’ der ve ekler ‘’bizim şarkımız haritada kayıp bir şehirdir’’. Ya bizim annemizle olan şarkımız, ya o hangisidir, o hangi tarif edilmezliktir, o şarkı hangi şiirdir?

 

Kadri Karahan
DEVE dergisi Mayıs 2013 yazısıdır.
Hayatın anneler için söylenen şarkılarına - ki onlar için yazılan, bestelenen, söylenen, haykırılan ya da diğer haller - şöyle bir baktığımızda dünden bugüne öyle hikayeler anlatılmış ki orada; bugün herhangi birinde takılı kalmamamız mümkün olmaz. İlk anda iki tanesi özellikle aklıma düşüyor ki sözleri ya da besteleri bir yana yorumları ile de hafızamızda ayrı bir noktada. Zeki Müren’in ‘’geceler çok soğuk, sessiz ve karanlık / üşüdüm üstümü örtsene anne’’ sözleri ile hafızamıza kazıdığı ‘’Anne’’ isimli şarkısı Sanat Güneşi’nin annesi için söylediği ilk şarkı değildir aslında. Charles Aznavour’un ‘’La Mamma’’ isimli şarkısı 60’lı yıllarda Fecri Ebcioğlu’nun Türkçe sözleri ve ‘’Anne’’ ismi…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.75 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*