EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Ahmet İrim (Klarnet Adam)

Ahmet İrim (Klarnet Adam)

Yeni bir hafta ile yeni bir ay yeni bir mevsim de kapımızı çalıyor. Baharı; benim de en sevdiğim enstrümanlardan biri olan klarnetin çok kıymetli bir icracısıyla karşılıyoruz. Müzik dünyasının “Klarnet Adam” olarak tanıdığı ve uzun zamandır çalışmalarını yakından takip ettiğim sevgili Ahmet İrim konuğum.

İrim; akademik birikimini sürekli yeni projelerle besleyen, üretim disiplinini her çalışmasında hissettiren bir müzisyen. Geniş diskografisi içinde sorularımı hazırlarken zaman zaman kaybolduğumu itiraf edebilirim. Ama o tatlı baş dönmesinin sebebi çok net: Sadece üretmeyi değil, kalıcı iz bırakmayı hedefleyen bir sanatçıyla karşı karşıyayız.

Albüm ve single yolculuğunda hayata geçirdiği projeler — İdollerim, Klarnetname, Pieces For Orchestra, Pieces For String Quintet, Bir Bestecinin Güncesi, Oda Orkestrası Eseri, Musikimize Yolculuk ve daha niceleri — azmin, tutkunun ve kendine has bir müzikal çizginin göstergesi. Klarneti yalnızca bir enstrüman olarak değil, adeta bir yaşam biçimi olarak benimsemiş bir müzisyeni dinliyoruz bu sayfalarda. Bu söyleşide onun sanat yolculuğunun, üretim motivasyonunun ve müziğe bakışının yalnızca bir bölümünü konuşabildik. Belki bir gün devamında yeniden buluşur, daha derinlere ineriz.

Müzik Ekspres söyleşileri her hafta bana ilham veriyor; farklı renklerle, farklı ruhlarla temas ediyorum. Bu hızlı hayat akışında ne kadar zaman ayırırsınız bilmiyorum ama burada bir arşiv, bir hafıza oluşturduğumuza inanıyorum. Bir gün sahnede, canlı bir performansında yeniden buluşmayı diliyorum. Kalbine, nefesine, emeğine sağlık sevgili dostum ve elbette merhaba bahar, merhaba müziğin, müzisyenin kadrini gerçekten bilen dostlar.

Kadri Karahan / Editörün Notu

 

 

İnstagram

Youtube

 

 

 

Namı diğer Klarnet Adam. Elbette ki buradan da anlaşılıyor ki bir klarnet sanatçımız ile sohbet edeceğiz ki benim de çok sevdiğim bir enstrüman. Öncelikle ikinizin ilk buluşması nasıl gerçekleşti. Müzik yolculuğun klarnet ile tanışmanla mı gerçekleşti yoksa zaman içinde mi şekil buldu. Bu anlamda nasıl bir eğitim süreci yaşadın adına, o yıllarda her şey, en önemlisi o heyecan nasıldı?

Müzik yolculuğum 1997 yılında yani ben 8 yaşındayken babamın eve getirdiği yabancı müzik gruplarının ve yorumcuların albümleriyle başladı diyebilirim. o cd’ler ve kartonetleri benim oyuncaklarım gibiydi. hatırladığım albümler arasında Celine Dion, Eagles, Lionel Richie, U2, Pink Floyd, Bon Jovi, George Michael, Gipsy Kings, Elton John, Sting & The Police, Mariah Carey, Whitney Houston gibi sanatçıların ve toplulukların CD’leri tüm gün benim elimde oyuncaklarım gibiydiler. 8 yaşında bir çocuk olarak bu albümleri CD çalarımızın başında sabahtan akşama kadar dinler kartonetleri incelerdim. müzik setinin, pikap ve radyonun çok önemli bir eşya olduğu kanaatindeyim bu yüzden. müzik hayatımın bu yıllarda başladığını düşünüyorum.

Daha sonra bu müziklerdeki enstrümanları merak etmeye başladım ve hemen her salı günü semt pazarımızdaki oyuncakçıdan anneme 4 telli plastik oyuncak gitarlar, oyuncak mandolinler ve flüt aldırırdım, ama her salı.

Derken 1998 yılında evde bir gün Athena grubunun ilk kaseti “Holigan”ı gördüm. Kasetin kartonetini incelemeye başladım ve davul, elektrik gitar ve bas gitar gibi enstrümanların var olduğunu öğrendim. Davulun soundu çok hoşuma gitmeye başlamıştı ve gerçekten çok çeşitli, renkli ve değişik bir enstrümandı davul TV’de gördüğüm kadarıyla; ziller, trampet, kick, hihat, tomlar vs… çok ilgimi çekti bu enstrüman ve babamın evdeki kütüphanesinden uydurduğum kalın kitaplardan tomlar, ince kitaplardan trampet, bir çaydanlıktan hihat ve annemin tencere kapaklarından ziller, diş fırçalarının saplarından baget yapıp ilk davul setup’ımı kurdum ve bunu çalmaya başladım evde :)  Böyle kendi kendime davul çalıyordum sözde evde sürekli.

Derken tarihler 2000 yılına gelince ilkokulda keyboard çalan bir arkadaşımı gördüm ve bu sefer keyboardın o çoksesli yapısı çok ilgimi çekti ve bu sefer oyuncak mağazalarından kendime oyuncak piyanolar almaya başladım. Her 3-5 ayda bir yeni bir oyuncak keyboard ve artık bu oyuncak orglarla kendi kendime Türkçe şarkılar çalmaya başladım ve bunu evdekilere sergiliyordum her gün. Bu durum ailemin dikkatini çekti ve babam hemen bana orta seviye ama donanımlı büyük bir keyboard aldı.

Tarihler 2002’yi gösterirken bu sırada yine ilkokulda müzisyen arkadaşlarımdan Laço Tayfa diye bir grubun olduğunu öğrendim. Laço Tayfa’nın 2002’de yayınladığı “Hicaz Dolap” albümlerinden bir parça dinledim ve işkembem tersine döndü. Bu nasıl bir müzik? Bu nasıl bir ekip) Bu nasıl bir klarnet çalma şekli! Hüsnü Şenlendirici’yi ilk 2002 yılında bu vesileyle tanıdım. İnanılmaz değişik bir müzikti bu, resmen büyülendim ve aklım gitti. Bu kaseti o yıllar aldığım günlük 750 bin tl’lik okul harçlığımı 8 gün filan biriktirerek semtteki kasetçiden gidip aldım.

Bu albüm artık müzisyenliğe profesyonel olarak gönül vermeye karar verdiğim ilk zaman oldu. O dönem piyano çalıyorum ama aklım, kalbim ve kulağım sürekli klarnette; her müzikte klarnet dikkatimi çekiyordu. müzik mağazalarının önüne gidip dakikalarca klarnet inceliyordum ve Hüsnü Şenlendirici hayatımın bir parçası olmuştu 2002 yılında.

Böylelikle babam beni Güzel Sanatlar Akademisi’ne yazdırdı. Burada klasik batı müziği nazariyatı ve piyano eğitimim başladı. Öğrencilik yıllarımda günlük “3 tl” harçlığımla 5 ayda biriktirdiğim 350 lirayla ilk klarnetimi aldım ve öğrenme süreci ve klarnetle buluşmam böyle oldu.

 

 

Her enstrümana özgü kuşkusuz bazı teknikler var; bir şekilde sıfırdan bu enstrümanla tanışmak için mesela nasıl kritikler yapılabilir; nereden başlamalı ve nasıl kendisi ile bir bütünlük yakalanmalıdır? Bu yolculuğun yine o en başında kimleri en çok örnek aldın bu anlamda. Yine sonra soracağım ama buradan bu kez sormuş olayım. Senin için klarnetin dünyada ve ülkemizde enstrümanistleri kimler ve neden?

Klarnet ile (ya da herhangi bir enstrümanla) “tanışmak” sadece teknik bir başlangıç değil; aynı zamanda estetik, işitsel ve hatta karakterle ilgili bir yolculuk. Sorunu iki bölümde ele alayım: Sıfırdan başlarken nasıl bir yaklaşım? Dünyada ve Türkiye’de klarnetin öne çıkan isimleri kimler ve neden?

Kritik Nasıl Yapılır, Nereden Başlamalı? Önce dinlemek. Bir enstrümanla bütünleşmenin ilk adımı dinlemektir.
Teknikten önce kulak gelişir. Şunlara dikkat ederek dinlemek çok önemli:

Ton rengi ve kalitesi , Artikülasyonlar , cümle kurma (müzikal ifade)  Kendine şu soruları sor: Bu tını bana ne hissettiriyor ? Bu icracı neden etkileyici ? Aynı pasajı başka biri nasıl çalmış ? Bu, bilinçli kritik yapmanın başlangıcıdır.

Teknik Temel: “Beden – Nefes – Ses”. Klarnet özelinde üç temel alan:  Nefes kontrolü
Diyafram çalışmaları (enstrümansız da yapılabilir). Uzun ses (long tones)
Ton kalitesini inşa eden en önemli egzersiz. Gam & arpej çalışmaları
Parmak-nefes koordinasyonu. En başta hız değil , sesin kalitesi yani iyi bir ton hedef olmalı.

Dünyada;

Benny Goodman: “King of Swing” Klarneti cazın merkezine taşıyan isim, Ritmik özgürlük ve virtüozite.
Sabine Meyer : Klasik repertuvarın en rafine yorumcularından. Ton berraklığı ve müzikal zarafetiyle referans noktası diyebiliriz.
 Martin Fröst: Modern dönemin en yenilikçi klarnetçilerinden. Sahne performansında teatral ve teknik açıdan ileri.
Richard Stoltzman: Klasik müzikte klarnetin solo kimliğini güçlendiren isim diyebiliriz.

Türkiye’de;

Türk klarneti özellikle Roman ve Türk sanat müziği geleneğinde ayrı bir yerdedir.
Mustafa Kandıralı: Türkiye’de klarnetin halk müziği ve Roman icrasındaki öncülerinden. Süslemeler ve geçkilerde ustalık.Parlak ve sıcak bir klarnet tonu
Hüsnü Şenlendirici: Klarnetin dünya markası, geniş kitlelere sevdirdi. Her tarz ve projeye uyum sağlayabilen nadir enstrümanistlerden biri olduğu için klarneti modern projelerle dünyaya taşıdı.
Serkan Çağrı: Uluslararası projeler ve stil çeşitliliği ton lezzeti akademik ünvanı ve kariyeriyle çok önemli bir virtüöz diyebilirim. Teknik ve sahne enerjisi inanılmaz güçlü.

Benim İçin “En”ler Ne? Bu çok kişisel ama kategorize edersek:
Caz ruhu: Benny Goodman
Klasik zarafet & Modern vizyon: Martin Fröst
Vizyon Duygu Ton Ve Teknik Ustalık: Hüsnü Şenlendirici ve Serkan Çağrı
Tek Geçeceğim İsimlerdir.

Klarnetle yolculukta acizane fikrim en kritik şey; Başkası gibi çalmaya çalışarak değil, başkalarını dinleyerek kendin gibi çalmayı kendi tarzını ve kendi tonunu imza olarak atmak, öğrenmektir.

 

 

Klarnet genellikle neşeli ama bir o kadar da hüzünlü bir enstrüman öyle değil mi? Belki de bu iki yanı ile de dinleyici tarafından ayrı seviliyor ve kabul görüyor. Ama senin çalışmalarına baktığımda klarnet bambaşka bir yerde duruyor. Klarnet ile Osmanlı döneminden klasik Mozart, Bach gibi müzisyenlerin senfonilerine dokunuyorsun ve bu seni çok da ayrı bir yere taşıyor. Bir yerde klarnet bir bir popüler müzik enstrümanı değil bir klasik müzik enstrümanı senin için değil mi? Neden zor olanı seçtin diyebilir miyiz?

Klarnet gerçekten hem neşeli hem hüzünlü bir enstrüman — ve bu iki zıt duyguyu aynı güçte taşıyabilmesi onu özel kılıyor. Bunun sebebi ses aralığının ve tını katmanlarının çok geniş olmasıdır. Alt bölgede koyu, sıcak ve içli bir ses verir; adeta insanın iç konuşması gibidir. Üst bölgelerde ise parlak, esnek ve neredeyse şarkı söyler gibi bir karakter kazanır. Bu yüzden bir ağıtta da, bir oyun havasında da aynı derecede etkili olabilir.

Wolfgang Amadeus Mozart klarneti “insan sesine en yakın enstrüman” olarak görürdü. Bu yüzden Klarnet Konçertosu’nda hem derin bir melankoli hem de zarif bir sevinç yan yana durur. Aynı şekilde Türk müziğinde de klarnet, hem oyun havalarının coşkusunu hem de taksimlerin hüznünü taşıyabilir. Ve belki de dinleyiciyi en çok etkileyen şey, bu iki duyguyu aynı nefeste birleştirebilmesi, insan duygusunu en kolay aktarabilecek bir enstrüman klarnet.

Çağrı Sertel, Volkan Öktem, Ercüment Orkut, Cenk Erdoğan, Fuat Engin, Suat Aydoğan, Genco Arı, Suat Sakarya, Yıldıray Gürgen, Ferit Odman, Aytaç Doğan, Alex Tataryan, Kaan Bıyıkoğlu, Ata Akdağ, Şenova Ülker, Eylem Pelit…
Bu isimler ülkemizin çok değerli müzisyenleri ve senin “İdollerim” başlığı altında başladığın ve devam ettiğin de çok özel bir proje. Her birinin, bölümün farklı karakterlere dokunduğu sonatlar projen ki klarnet başrolde. Nasıl başladı peki bu seri, kimlerle devam edecek? Klarnet sonatı yazmak, klarneti bir hikâye anlatıcısı gibi kullanmak mı senin için?

Bu soru için çok teşekkür ederim Bu dev projeye değinmek , bahsetmek beni çok mutlu etti.

“İdollerim projesi” ilk kaydıyla 2024 yılında hayata geçirdiğim bir projedir. Çocukluğumdan beri kasetlerini CD’lerini dinleyerek kafayı bozduğum ustalarıma ve idollerime boynumun borcu olduğunu düşünüyorum bu projenin. Ülkemizde dünya çapında virtüözler var ve ben bu insanları dinleyerek büyüdüm. Kulağım o müziklerin kalitesiyle doldu bugün iki satır müzik yazabiliyorsam önce yaradanın bahşettiği yeteneğim sonra idollerimden aldığım ilham ve öğretidir. İdollerim projesi toplamda (en azından şimdilik) 100 Cdlik,1000 bölümlük planladığım bir projedir sayı artabilir bu arada. 100 İdolüm olan müzisyene ithaf ettiğim klarnet sonatlarıdır. Şu an toplamda 18 albüm yayınladım, idollerim projesi demlene demlene zaman içinde yayınlanmaya devam edecek.

Klarnetname, Pieces For Orchestra, Pieces For String Quintet, Bir Bestecinin Güncesi, Oda Orkestrası Eseri vs….
Yine başka konseptler de gözümüze çarpıyor kariyerinde. Dağınık gibi görünse de hepsinin kendi içinde bir bütünlüğü var ama burada her şey nasıl başlıyor, nasıl yola çıkılıyor. Bu değerli üretimlerin, arşiv en çok kimler için bir heyecan uyandırıyor ve değeri nasıl karşılık buluyor. Bir şekilde bu süreç nasıl devam etsin istiyorsun adına, başka neleri hedefliyorsun, sırada bekleyenlere şu zamanda nasıl hazırlanıyorsun?

Günümün 10 saati beste yaparak , partisyon karalayarak geçiyor diyebilirim. Sürekli ya bir klarnet eseri ya bir orkestra eseri ya da bir senfoni bir oda müziği… Sürekli beste yapıyorum ve bu eserleri şu anda canlı çaldırabilme gibi bir durumum olmadığı için kendi stüdyomda vst synth enstrümanlarla çalıp kaydediyorum. Sadece solo klarnet eserlerimi canlı çalıyorum diğerleri hep vst synthseizer. Hedefimde başta ülkemizde ve dünya sahnelerinde büyük orkestra eserlerimin tümünden oluşan konserler vermek istiyorum. Oda orkestrası, senfoni ve klasik orkestra için yazdığım parçalarımdan oluşan eserlerimden dev konserler serisi yapmak, turne gibi de düşünebiliriz. Ve bu konserlerdeki eserlerimin canlı kayıtlarından oluşan plaklar Basılmasını istiyorum. Türk klasik müzik literatürüne kayıtlar bırakmak ve kopyalarının 100 yıl sonrada ulaşılır olmasını istiyorum. Tabii bunlar pahalı işler, büyük bir bütçe ve maddi destek gerektiriyor. Şu anlık bu isteğim sadece bir hayalden ibaret. Umarım gerçekleştirebilirim.

 

 

Bir eseri “doğru çalmak” ile “iyi yorumlamak” arasındaki fark nedir mesela ya da teknik kusursuzluk mu daha önemlidir yoksa anlatım mı? Enstrümantal müzikte dinleyicinin hayal alanı daha geniş öyle değil mi peki sen dinleyicine nasıl bir anlam sunuyorsun. Mesela seni sıfırdan tanımak isteyen bir dinleyici nereden başlamalı; seninle ilgili en çok hangi soruyu ortaya bırakmalı ve sen bunu nasıl yanıtlamalısın?

Plak CD endüstrisi ve müzik eleştirmenleri (dünyada daha acımasızlar) açıkçası bu işi biraz abartılı hale getirmeye başladı. Eseri bir eserin konser ya da plak kaydı %100 hatasız olmalı diye! Aynı satır gerekirse 500 kere çalınıp kaydedilsin bunun içinden en hatasız ve hijyenik olanını seçip albüme koyalım vs gibi. Yani 15 dakikalık bir eserin yorumunda çok küçük duyulmayacak bile bir hata kabul görülmemeye başlandı dolayısıyla plak kayıtları tamamen montaj kes yapıştır sistemine döndü bu da açıkçası duyguyu kaybetmeye tatsızlaştırmaya başladı.

Diyelim Mozart’ın klarnet konçertosu çalınıyor ve bir yerde çok ufak bir hata var, belki Mozart bile duymayacak o hatayı olmadı sil baştan çal! Bunu doğru bulmuyorum. Bir eser yorumlanırken bir hikaye anlatıyor gibi yorumlanmalı. Benim akademik bir çalış stilim yok ama bu demek değil ki mükemmel değil!  Tamamen kendime özgü bir çalış tekniğim ve stilim var, bir öykü anlatıcısı olarak tanımlarım kendimi kayıt esnasında. Yani ‘’taka tuka’’ diye tabir ettiğimiz robot gibi sıfır hata bir çalımdan bahsetmiyorum. Yorumladığım eser bir öykü anlatmıyorsa zaten ilk başta ben sevmiyorum onu, kayıta da yayına da gerek bulmuyorum.

Son soruya da gelince; Dinleyici öncelikle hem Türk Hem Avrupalı büyük bestekarların eserlerini yorumladığım albümlerimi dinleyerek başlayabilirler. Daha sonra kendi senfonik ve oda müziği eserlerimi ve klarnet için yazdığım solo eserleri dinleyebilirler.

Sordukları sorunun şu olmasını çok isterdim; Hem Bach , Mozart , Beethoven Kaydetmiş , Aynı Zamanda Farabi , İsmail Hakkı Bey, Kemani Ali Ağa Kaydetmiş. Klarnet Çalıyor Ama Senfoni Bestelemiş ,Oda Müziği, Keman Kuarteti, Solo Piyano , Flüt ve Çello Eserleri Bestelemiş Ama Romantik Şarkı Besteleri de Var ! Nasıl Olur Bu ?

Ben de onlara tek bir cevap verebilirim: Benim en büyük idolüm Fazıl Say.

 

Sayfanı takip ettiğimden zaman zaman çok güzel övgüler aldığını ve çok önemli isimler tarafından da takdir gördüğünü biliyorum. Bu alanında zaman zaman albümlerinin hikayelerini ya da partisyonlarını da görebiliyoruz. Bu arada yine öğreniyorum ki bazı çalışmalarını CD olarak da yayınladın ve bunları isteyenlere de gönderebileceğini iletiyorsun (ben imzalatacağım ilk buluşmada). Bu denli sevilmek, kabul görmek, samimiyet, kalbinin güzelliği, paylaşımcılığın müzik yeteneğinle de birleşince ne kadar şanslısın Ahmet, ne kadar mutlusun hayatta? Eksik hissettiğin bir şeyler var mı ülkemiz şartlarında; mesela keşke neler daha iyi olsaydı?

Sektörde tanınan ve sevilen bir müzik insanı olmak tabii ki çok mutlu olduğum bir şey. Merve Özbey, İdo Tatlıses ve Elif Buse Doğan gibi müziğimizin önemli isimleriyle uzun yıllar öncesine dayanan arkadaşlığımız var. Sanatçı büyüklerim ve arkadaşlarım eserlerimi gerçekten seviyor ve laf olsun diye değil gerçekten takdir ediyorlar. Lakin beni zaman zaman mutsuz eden içimi biraz buruklaştıran ve bu her gün bir kere hissettiğim o eksiklik nedir derseniz ? Halkımıza biraz daha dokunmak isterdim. Bahsettiğim şey markalaşma şan şöhret vs. değil. Halkımızın sevdiği, takdir ettiği, gurur kaynağı olan bir müzik insanı olmayı çok isterim. Şu an sadece sektör tanıyor, halkımız tanımıyor beni. Bunu çok isterdim. Türk halkının gönlünde olmayı eserlerimi gururla dinlemelerini ve dünya arenasında onları temsil etmeyi çok çok çok çok istiyorum. Bunu gerçekleştirmek için gece gündüz stüdyomda çalışıyorum yazıyorum çiziyorum kaydediyorum üretiyorum ve paylaşıyorum.Sanırım kendi adıma düşen herşeyi yapıyorum fazlasıyla. Geri kalan şey ise Kadri bey Sizin gibi diğer müzik yazarı otoritelerimizden müzik programlarından, sanat söyleşilerinden mümkün olduğunca şans bulup kendimizi tanıtma fırsatı sunmaları. Eminim halkımızın kalbine ve gönlüne yer edecektir müziğim ve çalışmalarım.

Ve gelelim özel hayatına. Mesela sabah akşam müziğe dokunduğunu ve her şeye rağmen pozitif bir ruha sahip olduğunu hissediyorum, ya göremediklerim, o arka plan dünyan? Orada neler var, hayatının diğer renkleri nedir mesela, diğer yaşam alanların, tutunma sebeplerin; inandıkların ya da hissettiklerin? Seni biraz da müziğin sustuğu yerde dinleyelim mi?

Benim çok sade, basit ve sıradan bir yaşamım var. Evimde çok mutluyumdur ama sokağında nabzını sürekli tutarım. Semtim bellidir. Orda sürekli gittiğim kafe bellidir. Kafede otururken bile partisyonlarım yanımdadır. Sürekli gittiğim kafedeki çalışan çocuklar bile bazen müziği kısar ve bana rahat çalışma alanı açarlar, ikramlarda bulunurlar sağ olsunlar. Max.10 dakika boş boş oturduktan sonra hemen aklıma bir tema gelir ve yazmaya başlarım nota kağıtlarımı çıkartıp. Bunun dışında spor yapmayı ve uzun yürüyüşler yapmayı çok seviyorum. İstanbul’un tarihi yerlerine giderim sürekli. Aynı mekanların önünden sürekli geçerim. İstanbul’un çok katmanlı tarihi müziğime çok şey  katmıştır, çok şey üretmişimdir bu kadim şehrin geçmişinden. Şöyle örnek vereyim çok değerli yazarımız sayın Ahmet Ümit’in “İstanbul Hatırası” romanı bana üç proje üretip kaydetmemi sağladı. Kitapçılarda ve plakçılardayım günün önemli bir bölümü. Bol bol okurum okumayı çok seviyorum. Müziği kasetten dinlemeye başladım sonra CD’ye geçtim 2 yıldır da plaktan dinliyorum. Sürekli CD ve plak alıyorum kendi projelerimi de mutlaka CD olarak basarım. Birkaç soru öncesinde dediğim gibi albümlerimin plak olarak da basılmasını çok istiyorum. Açıkçası hayatıma ne kadar sanat katabilirsem o kadar yaşama tutunuyor ve hayatımı renklendirebiliyorum diyebilirim.

 

Son olarak son şarkın son heyecanın: Ferahnâk Peşrevi. Bu çalışmayı nasıl dinlemeli, değerlendirmeliyiz? Nasıl bir makamdır ve içinde neler barındırır? Bu yolculukta senin kariyerinde nasıl bir yerde duracaktır ve devamında bu yıl adına senden bizi neler bekleyecektir?

“Ferahnak Makamı” Türk Sanat Müziği’nde kullanılan, adı gibi “ferahlık” ve “iç açıcı” bir his veren klasik bir makamdır. Hem huzurlu hem de hafif hüzünlü bir karakteri vardır; bu yüzden duygusal ama karamsar olmayan eserlerde sıkça tercih edilir. Bu eserim musikimizin önemli bir bestekarı Kemani Ali Ağa’nın 10 dakikalık dev bir peşrevidir. Bu çalışmayı dinlerken Ferahnak “nota takip etmekten” çok, makamın ruhunu yakalamaları önemli. Bu makam adından da anlaşılacağı gibi ferahlatıcıdır; ama yüzeysel bir neşe değil, içten gelen zarif bir aydınlık taşır. Bu eser yeni bir projemdir. ‘’Musikimize Yolculuk’’ projemin temel amacı eserden önce kendi sesimden besteci hakkında kısa bir özgeçmiş bilgilendirmesi ardından eserin yorumu ve 3.parça olarak da eseri sadece solo klarnet performansı olarak yayınlamak üzere bu projenin albümleri 3 parçadan oluşacaktır. Hemen hemen musikimizin tüm bestekarlarını hem güncel hem liste dışı kalmış eserlerini kaydedip tanıtmak olacak hedefim. Bu Yıl ikinci senfonimi tamamlamak, orkestra eserlerimin tamamlanmış olanlarını yayınlamak idollerim projesini devam ettirmek ve artık başta ülkemizdeki ve dünyadaki müzik festivallerinde yer almak konserler vermek istiyorum.

Ahmet İrim Diskografi

Albümler

01-OSMANLI SARAY MÜZİKLERİ 1 (2016)
02-L.V.BEETHOVEN DREI DUOS WOO 27 (2017)
03-OSMANLI SARAY MÜZİKLERİ 2 (2018)
04-W.A.MOZART 12 HORN DUOS KV487/496A (2019)
05-J.S.BACH SACRED SONG 1
06-OSMANLI SARAY MÜZİKLERİ 3 (2021)
07-J.S.BACH SACRED SONG 2 (2021)
08-J.S.BACH SACRED SONG 3 (2021)
09-2 KLARİNET İÇİN 60 ETÜT ÇALIŞMASI 1 (2023)
10-İDOLLERİM PROJESİ 1 ÇAĞRI SERTEL (2024)
11-İDOLLERİM PROJESİ 2 VOLKAN ÖKTEM (2024)
12-İDOLLERİM PROJESİ 3 ERCÜMENT ORKUT (2024)
13-İDOLLERİM PROJESİ 4 CENK ERDOĞAN (2024)
14-İDOLLERİM PROJESİ 5 FUAT ERGİN (2024)
15-İDOLLERİM PROJESİ 6 SUAT AYDOĞAN (2024)
16-İDOLLERİM PROJESİ 7 GENCO ARI (2024)
17-AHMET PLAYS PİANO BALLAD’S (2024)
18-İDOLLERİM PROJESİ 8 SUAT SAKARYA (2024)
19-İDOLLERİM PROJESİ 9 YILDIRAY GÜRGEN (2024)
20-İDOLLERİM PROJESİ 10 FERİT ODMAN (2024)
21-İDOLLERİM PROJESİ 11 AYTAÇ DOĞAN (2024)
22-İDOLLERİM PROJESİ 12 ALEX TATARYAN (2024)
23-İDOLLERİM PROJESİ 13 KAAN BIYIKOĞLU (2025)
24-G.G.GASTOLDİ PROJECT 1 (2025)
25-G.G.GASTOLDİ PROJECT 2 (2025)
26-İDOLLERİM PROJESİ 14 ATA AKDAĞ (2025)
27-İDOLLERİM PROJESİ 15 ŞENOVA ÜLKER (2025)
28-CELLO PARÇALARI NO 1 (2025)
29-BİR BESTECİNİN GÜNCESİ 1 (2025)
30-SENFONİ NO.1 IN G MINOR (2025)
31-BİR BESTECİNİN GÜNCESİ 2 (2025)
32-İDOLLERİM PROJESİ 16 ERDEM SÖKMEN (2025)
33-BİR BESTECİNİN GÜNCESİ 3 (2025)
34-İDOLLERİM PROJESİ 16 EYLEM PELİT (2026)

EP’ler

01-W.A.MOZART SYMPHONY NO 40
02-CLARİNET DUO 6 WORKS
03-PİECES FOR ORCHESTRA NO 2
04-PORTRAIT SILENCIEUX

 

Single

01-3 KLARİNET İÇİN FÜG
02-GÖNLÜMDE İZLERİN VAR
03-NİŞABUR PEŞREVİ
04-PLAYS MOZART 1 ABENDENFİNDUNG
05-PLAYS MOZART 2 ADAGIO IN C MINOR
06-PLAYS SCHUBERT GESANG AN SILVIA
07-SOLO PIECES FOR CLARINET
08-XERIBIM
09-PLAYS SATIE GNOSSIENNES NO 1 LENT
10-KAYBOLURDUN GÖZLERİMDE
11-GELSEYDİM
12-YAZIK
13-PLAYS MOZART 3 DANS UN BOIS
14-BALLET OF SPRING
15-KAYADAN İNDİM BUGÜN
16-KLARİNET QUARTET NO.1 (BESTE)
17-ANDANTE FOR CLARİNET&VİOLA (BESTE)
18-PLAYS MOZART 4 CANON IN C MINOR
19-EYLÜL’ÜN SESİ (BESTE)
20-ATATÜRK MARŞI (BESTE)
21-CLARİNET TRİO ADAGİO (BESTE)
22-G.F.HANDEL RİNALDO
23-REVE (BESTE PİANO)
24-İNCELİKLİ HAYTA 1 (BESTE)
25-RATİBE (BESTE)
26-KLARNETNAME 2 (BESTE)
27-YAĞMUR (BESTE PİANO)
28-KLARNETNAME 3 (BESTE)
29-İNCELİKLİ HAYTA 2 (BESTE)
30-JUST BE MINE (BESTE PİANO)
31-KLARNETNAME 4 (BESTE)
32-DARK DAYS (BESTE PİANO)
33-İNCELİKLİ HAYTA 3
34-PLAYS BEETHOVEN ABBE STADLER
35-NİL’E HİSLERİM
36-IN MEMORY OF BEETHOVEN (BESTE)
37-PIECES FOR STRING ORCHESTRA
38-ODA ORKESTRASI ESERİ NO 4
39-PIECES FOR ORCHESTRA NO 1
40-PIECES FOR ORCHESTRA NO 4
41-STRING QUİNTET NO 1
42PİECES FOR ORCHESTRA NO 3
43-STRING TRIO NO 1
44-STİLL MOTİON (BESTE PİANO)
45-FLUTE WORKS PİECE NO 3
46-PİECE FOR ORCHESTRA NO 5
47-PİECE FOR ORCHESTRA NO 6
48-PİECE FOR STRING ORCHESTRA OP.9
49-FLUTE WORKS PİECE NO 2
50-UVERTÜR NO 1
51-MUCİZE (BESTE PİANO)
52-STRING QUARTET NO 3
53-FLUTE WORKS PİECE NO 1
54-NEFESLİ SAZLAR DÖRTLÜSÜ NO 1
55-NEFESLİ SAZLAR DÖRTLÜSÜ NO 2
56-NEFESLİ SAZLAR ÜÇLÜSÜ NO.1
57-FERAHNAK PEŞREVİ

Yeni bir hafta ile yeni bir ay yeni bir mevsim de kapımızı çalıyor. Baharı; benim de en sevdiğim enstrümanlardan biri olan klarnetin çok kıymetli bir icracısıyla karşılıyoruz. Müzik dünyasının “Klarnet Adam” olarak tanıdığı ve uzun zamandır çalışmalarını yakından takip ettiğim sevgili Ahmet İrim konuğum. İrim; akademik birikimini sürekli yeni projelerle besleyen, üretim disiplinini her çalışmasında hissettiren bir müzisyen. Geniş diskografisi içinde sorularımı hazırlarken zaman zaman kaybolduğumu itiraf edebilirim. Ama o tatlı baş dönmesinin sebebi çok net: Sadece üretmeyi değil, kalıcı iz bırakmayı hedefleyen bir sanatçıyla karşı karşıyayız. Albüm ve single yolculuğunda hayata geçirdiği projeler — İdollerim, Klarnetname, Pieces For Orchestra,…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.75 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*