2000’li yılların ilk zamanları ve dinlemekten büyük keyif aldığım albümlerden biri de “Bu Aşk Değil”. Bugün bile heyecanla dinlediğim ve asla sıkılmadığım bu albümün imzası sevgili Günce. Erol Temizel ile birlikte hazırladığı albümünde üstelik bir şarkı hariç tüm hepsi kendi bestesi. Devamında da besteci yanı ile de karşılaşmaya ve beraberinde üç albümünü daha dinleme şansını bulabiliyoruz. Bu çok merak ettiğim ve keyifle dinlediğim şarkıların bu özel sesi ile buluşmamız ve sürecini dinlememiz de ancak bu zamana denk geliyor.
Geçtiğimiz günlerde yayınladığı “Sor” isimli şarkısı ile artık emin olduğum bir şey daha var ki Günce’nin müzik yolculuğunda araladığı yeni kapı, belki de ikinci baharı. Bir süredir benim de çok sevgili dostum ve ülkemizin en değerli müzik adamlarından Genco Arı ile yaptığı işleri heyecanla dinliyorum ve görüyorum ki artık ayakları daha sağlam basan, artık çok daha kendinden emin ve net bir müzisyen var karşımızda. Son dönem bu müzik yolculuğuna dair hislerimi ilettiğimde yanıtlar da yanlış düşünmediğimi gösteriyor adeta.
Günce, müzik dünyasında karakter sahibi sesiyle adeta kendi yolunu çizen sanatçılardan biri. Bugüne kadar magazin ya da polemiklerin değil, yalnızca müziğinin içinde olmayı tercih etmesi ile de ayrı alkışı hak ediyor. Belki de bu yüzden geriye dönüp baktığımızda şarkılarının her birinde ayrı bir duygu ve samimiyet, kalıcılık hissediliyor. Bir dönem verdiği kısa aranın ardından yeniden üretmeye başlaması ve biriktirdiklerini doğru zamanlarda dinleyiciyle paylaşması da ayrıca kıymetli.
Hem müzisyen kimliği hem de müziğindeki kaliteyle yıllardır keyifle dinlediğim Günce’yi konuk etmek benim için büyük mutluluk. Söyleşi boyunca en sevdiğim şarkılarına da yer verdim; bu vesileyle onlarla yeniden buluşmak güzel olduğu kadar yeni şarkıları için de ayrıca heyecanlıyım. Yakın zamanda sahnelerde yeniden buluşmayı sabırsızlıkla beklerken, Genco Arı’ya da bir selam bırakıyor ve bu iş birliğinin nice şarkıya uzanmasını diliyorum.
Kadri Karahan / Editörün Notu
İnstagram Youtube
Dünden bugüne müzik yolculuğunuzu özetleyelim de istiyorum bu söyleşi ve tüm şarkılarınıza, albümlerinize kısa da olsa dokunalım ama her şeyin başında sizi müziğin o yıllarına da götürmek de istiyorum; ilk kez tanışmanıza, ilk kez müzikle vereceğiniz belki de ilk sınava. Her şey nasıl başladı sevgili Günce; ilk albüme o ilk adım atılana kadar neler yaşandı; bugün o yılları nasıl anımsıyorsunuz?
Ben aslında müzisyen bir ailede dünyaya geldiğim için müzikle tanışmam çok erken yaşlarda başladı. Ama elbette ilkokuldan sonra konservatuvara girmem ile resmiyet kazanmış oldu. Ben klasik müzik eğitimi aldım ama her zaman alternatif müziklere ilgim vardı. Ve Arp bölümü mezunu olmama rağmen şarkı söylemek her zaman en yüksek tutkumdu. Kendi şarkılarımı yazma sürecim ise 16 yaşımda başladı. 2003 senesinde ise Erol Temizel ile tanışmam ve onunla beraber çıkarttığımız “Bu Aşk Değil” albümü ile şarkıcılık kariyerim başladı. O albümde 10 şarkının 9 u bana ait bestelerdi ve düşündüğümüzden çok sevildi. Elbet bunda Erol Temizel’in rolü çok. Dönemin çok ilerisinde ve cesaret isteyen bir sound ile yola çıktık. Karşılığını da fazlasıyla aldık diye düşünüyorum.
2000’li yılların başı ve beni çok heyecanlandıran şahane şarkılarla dolu bir albümle, bir sesle karşılaşıyorum ki “Bu Aşk Değil” dediniz ve ne güzel geldiniz. Erol Temizel ile başlayan bu yolculuk öyle dikkat çekti ki devamı “Vol:2” gecikmedi. Bir yandan kendi şarkılarınızı dinleyici ile buluşturmak bir yandan da yeni bir yüzyılın ilk ayları müzik dünyasına iki şahane albüm hediye etmek nasıl bir histi. Enerjisi, samimiyeti yüksek albümlerdi ve nasıl bir ilgiydi o dönem karşılaştığınız nasıl bir karşılanmaydı dinleyici üzerinde, nelerdi hissettikleriniz?
Aslında ilk albümümde “Bu Aşk Değil”, “Gecemi Al” “”Uyuyamam” ve “Yalnızlığım“ şarkıları sayesinde tanındım ama şarkıların bilinirliği benden fazlaydı. Hep şu şarkıyı söyleyen kız sen misin durumu vardı. Ama “Volume 2” albümü ile ve tabi ki Sezen Aksu şarkısı “Güllerim Soldu” ile beni tanıdılar diyebilirim.
Ve elbette o albümdeki “Fatih Erkoç ile beraber söylediğimiz “Biliyordum” Bugün hala benim en çok dinlenen şarkılarımdan biri.,
Üçüncü albüm “Su” ile artık iyiden iyiye bizimleydiniz ve bir yandan söz yazarı ve besteci kimliğiniz de bize tamamen geçmişti. Ama süreç size önemli müzisyenlerle çalışma şansı da verdi. Mesela Sezen Aksu ile de çalışma şansınız buldunuz başka önemli isimlerle de. Müzik yolculuğunda hele ki ülkemiz piyasasında şans nasıl bir faktördür, sizin en büyük şansınız ne olmuştur mesela; devamında müzisyen tanımı size göre nasıldır, nasıl bir hassasiyet taşımalıdır; siz bir müzisyen olarak nelere dikkat ettiniz?
“Su” albümü yıldızlar geçidi müzisyenlerle dolu bir albümdü bence. Çok arkasında duramadığım ve bence hak ettiği yeri bulamamış çok iyi bir albümdü.
Çok iyi müzisyenlerin buluştuğu bir albümdü ve özel nedenlerden ötürü arkasında duramamış olsam da içinden “Esnaf Lokantası”, “Nezaket “ gibi hitleri çıkardı.
Bence Müzisyen sorumluluk sahibi, duyarlı, özgün ve özgür olmalı. Ticari kaygının, tutanı aşırmanın ve kalıplara tıkılmanın gerçek müzisyenliğin en büyük tuzakları olduğunu düşünüyorum.
Zaman içinde elbette çok şey değişti; dördüncü albüm “Hayat Aşktan Geçer” geldi ve şanslıydık ki biz bu albümleri CD olarak da edinme şansını bulduk ama bir anda her şey değişti ve dijital müzikle tanıştık. Albümlerin yerini single (tekli) buluşmalar aldı ve bizler burada biraz sürece zor alıştık. Dört albümün imzası biri olarak elbette ki verdiğiniz emek uzun soluklu bir işti. Bir albüme hazırlanmak ve süreci tamamladıktan sonra akışını korumak nasıldı sizin için; albümlerin artıları nelerdi, bugün baktığımızda neler düşünüyorsunuz?
Aslında “Hayat Aşktan Geçer” albümünden sonra 7 – 8 sene piyasadan bilinçli bir geri durma ve gözlemleme haline geçtim. Elbette bu seçilmiş bir araydı. Yolda önüme çıkan zorluklar, değişmeyen tabular, Türkiye’de müziğin ticari eksenden kendini bir türlü özgürleştirememesi, birbirini tekrar eden ve aslında dinlemeye bile zorlandığım şarkılara ve geldikleri yere şahit olmak ve müzikle sanatla hiç ilgisi olmayan dengeler beni belki küstürdü bilmiyorum. Ama bu dönem benim için bir dönüm noktası oldu. O zamandan sonra tüm kuralları kendi koyduğum, özgürleştiğim, piyasanın hiçbir dengesine dahil olmak zorunda hissetmediğim ve zamanlamasına kendim karar verebildiğim bir yol yürümeye başladım. Belki de Günce’yi ve ne yapmak istediğini keşfettim.
ve gelelim tek şarkı buluşmalara; mesela dijital müzikte Günce ve Günce Koral olmak üzere iki ayrı karşılaşma içindeyiz sizinle ve bu sanırım teknik bir mesele; iyi bir dinleyici kuşkusuz bu karışıklığın farkında ama bir açıklama getirsek mi sizden acaba? Single buluşmalara geldiğimizde daha mı kolay her şey artık daha mı az zahmetli bu arada? Üretim açısından da bakalım sistemin bekledikleri açısından da. Bir müzisyen olarak bu geçişi adınıza nasıl yaşadınız, ya bir dinleyici olarak ne kadar yetişebiliyorsunuz?
Bana fiziki edinilmiş bir albüm, plak, kaset adı ya da formu her ne olursa olsun bana çok daha gerçek bir duygu verdi hep. Evet geldiğimiz çağda her şey hızlı, uçucu, sanal ve tüketime meze. Bir yandan da elbette şarkılarımızın insanlara ulaşma yayılma hızı ve çapı dijital ile muazzam büyüdü. Ama her şeyde olduğu gibi bu sisteme de duygusal anlamda ayak uydurmakta zorluk çekiyorum.
Artık 10 şarkılık albümler yerini tekliye bıraktı ki bu da bana çok yakın bir anlayış değil. Ve fakat ben de bu düzende artık albüm yayınlamak yerine tekli yayınlıyorum. Ama yine de ilerisi için kafamdaki projenin bendeki karşılığı albüm olacak. Sevdiğim dönem şarkılarından oluşan bir albüm projem var.
ve yeni bir dönem başladı ve yeni bir kararla bir anda rotayı Bodrum’a çevirip orada yaşama kararı aldınız. Bu süreçte de 20 yıl önce sakladığınız bir CD size bir şarkıyı kendine gösterdi. “Çöl” ile hit şarkı yayınlamak gibi bir misyon taşımaktan çıkıp hem vokal hem de müzisyen olarak farklı bir duruşa geçtiğiniz ilk çalışma olarak karşımıza çıktı. Bu süreçte de benim de çok değerli dostum Genco Arı ile çalışmalar başladı. Bir şeyler neden değişti, şarkı size yıllar sonra neyi hatırlattı; bu yeni başlangıçta Arı ile nasıl bir dostluk ve ortaklık gerçekleşti?
Genco Arı bu ülkenin yetiştirdiği en büyük müzisyenlerden. “Çöl” ile başlayan müzikal birlikteliğimiz her yeni şarkıda kendimi bulmama sebep oldu diyebilirim.vÇok değerli benim için bu aramızdaki sinerji. “Çöl” ile beraber başlayan yolculuğumuz “Sor” ile devam ediyor ve etsin dilerim.
ve de devamı geldi: Ağlama Gülüm, Yeter (Genco’nun albümü için), Köksüz ve en son da Sor” ile o günden bugüne yol alındı. Bu şarkıların ortak özelliği, dış dünyaya anlatılan bir hikâyeden çok sanki kişinin kendi iç sesiyle yüzleşmesi üzerine kuruluydu ve daha sade, daha atmosferik, daha iç sesti sanki. Bu yeni anlatınız önceki kariyerinize göre nasıl karşılandı, siz kendi içinizde ne kadar heyecanlandınız bu sürece. Devamında nelere hazır olacağız, neler bekleyecek bizi?
Benden hala ve uzun zamandır “Gecemi “Al”, “Bu Aşk Değil” “Uyan” gibi aslında ilk tanınmama sebep hızlı dans şarkıları bekleyen dinleyicilerim var. Ama ben bir süredir yorumculuğumun ön planda olduğu hatta belki biraz dramatik şarkıları kendime daha yakın hissettiğim için arka arkaya mid tempo şarkılar yayınladım. Öyle denk geldi ama sırada hızlı bir şarkı olduğunu da söylemiş olayım :)
Biraz da sahneleri konuşalım, mesela sizi uzun zamandır görmediğimizi biliyorum ama bir dönem dinleyicileriniz ile buluşmalarınızın olduğunun tanığıyım. Sizin için sahnede olmak nasıldı, şu an yeniden böyle bir hazırlık süreciniz var mı mesela? Sahnede olmak nasıl bir mutluluktu, orada geçen zamanlarda neler yaşandı; unutamadığınız bir anı var mı mesela?
Benim üniversite yıllarımda başlayan ve 22 sene süren çok yoğun bir sahne yaşantım oldu. Son 10 senedir tamamen kendi seçimim ve tercihim olarak bar ya da sürekli olan sahne işlerini almıyorum. Onun yerine konsept repertuarları çalabileceğimiz “70ler 90lar”gibi butik işlerde şarkı söylemek beni daha mutlu ediyor. Yaz için hazırladığımız bir sahne projemiz var yetişirse bahar diyelim. Dinleyicim ile kurduğumbağı en net hissettiğin yer sahne olduğu için bambaşka elbette.
ve sizi çok yordum ama son olarak da bir müzisyen olarak dünden bugüne kimleri dinlediğinizi, size en çok kimin ilham verdiğinden bugün kimleri başarılı bulduğunuza dair bir liste istesem kimler önceliği alırdı. Bir son soru daha müziğin sesini kısalım; hayatınızın diğer renklerinde de buluşalım. Orada nasıl bir Günce var; nelerle mutlu, günleri müziğin haricinde nelerle geçiyor?
Hiç yorulmam ben, hele böyle keyifli bir sohbet varsa :)
Aslında dönem dönem dinlediğim müzikler çok değişkenlik gösterebiliyor. Bülent Ortaçgil, Sezen Aksu, Fikret Kızılok ve MFÖ sanırım beni bu coğrafyada en etkileyenler. Her tür müziğin benim için iyi olanını ayırt etmeksizin dinlerim. Bunun beni geliştirdiğini ve özgürleştirdiğine inanıyorum. Ama hiç dinleyemediğim ve anlamadığım tek müzik türü bu yeni akım “arabesk/Rap” .Anlasam belki de seveceğim ama bende hiçbir karşılığı yok :)
Müzik Ekspres Alternatif Ruhun Gıdası

