EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Bikeh Fatullaeva

Bikeh Fatullaeva

Yeni bir yıldayız. Müzik Ekspres’in 13’ncü yaşına merhaba diyeceğimiz bu ay ve beraberinde bu yıl yine kaldığımız yerden yine o çok sevdiğimiz heyecanla müziğin farklı notalarında ve rotalarında buluşmaya ve sizlerle değerli müzisyenleri buluşturmaya devam edeceğiz. Bu yılın ilk söyleşi konuğu Azerbaycan kökenli ve dünya müziği ile cazı bir araya getiren çok değerli bir müzisyen olan sevgili Bikeh Fatullayeva.

Bikeh & Nefsazz projesi ise Azerbaycan ve Anadolu müzik mirasını modern cazın armonik diliyle birleştiren çok kültürlü bir world-jazz topluluğu. Kendisinin liderliğinde yol alan bu grup geleneksel ezgileri çağdaş bir bakışla yeniden yorumlayarak geçmiş ile bugünün arasında yaşayan bir müzikal köprü kuruyor ve geçtiğimiz günlerde bir de albüm yayınlıyor.

Albümde kendisine İsmail Hakkı Ramazanoğlu, Hasan Bilalov, Emir Çelikel, Nicat Paşazadeh, Mehmet Akatay, Mehtap Demir gibi önemli sanatçılar eşlik ediyor. Bu akustik ve samimi bir ses atmosferi sunan albümü dinler dinlemez kendisini daha yakından tanımak istiyor ve Ütopya Müzik aracılığı ile kapısını çalıyorum. Bugüne kadar birçok önemli  festival kapsamında çeşitli mekanlarda sahne aldıklarını öğreniyorum kendilerinin ki bu yeni yılda mutlaka karşılaşacağımıza inanıyorum.

Azeri müziğin çok değerli sesleri ile yolum kesişti. Yan yana gelemesem de ülkenin en önemli caz müzisyeni Aziza Mustafa Zadeh’i de hatta yakın bir zaman önce dinleme şansını buldum.  Zaman zaman birçok değerli Azeri müzisyen de konuğumuz oldu ve büyük mutluluk duydum. Eminim sizler de bu duygulara ortaksınız. Hazırsanız sizi şimdi kendisi ile söyleşime ve beraberinde bu güzel albümü dinlemeye davet ediyorum sizleri. Kendisine ve Ütopya Müzik’e bu buluşmadan dolayı çok teşekkür ediyorum ve bir kere daha yeni yılda birlikte müzik dolu yolculuklar diliyorum.

Kadri Karahan

 

İnstagram

Youtube

Müzik eğitiminize Azerbaycan’da başladığınızı öğreniyorum ve yine Azeri çok değerli müzisyenlerle tanışık olduğum için küçük yaşlarda müzikle tanışmanın sizler üzerinde çok ayrı bir yeri olduğuna inanıyorum. En başa dönecek olursak siz nasıl ilk adımları attınız, en başa dönmemiz gerekirse oradaki heyecanınız nasıldı?

Sizin de bahsettiğiniz gibi müziğe küçük yaşlarda başlamanın başlıca nedeni Azerbaycan’da bu sanat alanına olan yoğun ilgi ve sevgiden kaynaklıdır. Bunun yanı sıra küçük yaşlardan sanat dallarına olan ilgim ailem tarafından fark edilmiştir. Azerbaycan klasik ve caz müziğinin yanı sıra Batı müziğine olan ilgim ve sevgim bu alanda doğru eğitim almam gerektiğinin başlangıç yolu oldu.

Ve öğreniyorum ki sonrasında Bakü Müzik Akademisi’nde lisans eğitiminizi, 2009 yılında Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi Müzikoloji Bölümü’nde yüksek lisans eğitiminizi tamamlıyorsunuz. Sürecin devamında da araştırma ve öğretim görevlisi kariyeri yapıyorsunuz. Akademik bir kariyer üzerinde bu yolculuk hayatın kendi akışı içinde mi sizi oraya götürüyor yoksa en başından beri istediğiniz bir şey mi oluyor?

Öğrenme ve araştırma merakının üstün geldiği bir dönemimi, kendi isteğim üzerine, arası kesilmeden doğal bir şekilde devam ettirdim. Bu dönemin sanatsal yapım üzerinde daha baskın bir etkisi olduğunu söyleyebilirim.

 

 

Devamında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından Etnomüzikoloji ve Türk Müziği bölümlerinde Batı müzik teorisi derslerini yürütmek üzere görevlendiriliyor ve o günden bugüne Türk halk müziği üzerine araştırmalar yapmak üzere İstanbul’a taşınıyorsunuz. Akademik kariyerinizin yanı sıra sanatsal üretimlerinizi de Türkiye’de sürdürmeye devam ediyorsunuz. İstanbul sizi nasıl karşıladı ve o günden bugüne çalışmalar akademik olarak burada nasıl bir yönde seyrediyor?

Bu paragrafta şöyle bir düzeltme yapmak isterim: Türk halk müziği üzerine araştırma yapmak üzere halk müziği sanatçısı Prof. Dr. Mehtap Demir ile çalışma imkânı buldum. Devamında kendisi tarafından İstanbul Devlet Konservatuvarı’na Batı müzik teorisi derslerini yürütmek üzere davet aldım ve 2017 yılında Etnomüzikoloji ve Türk Müziği bölümlerine görevlendirilerek İstanbul’a taşındım.

Türkiye’de sürdürdüğüm akademik kariyerimin yanı sıra halk ezgileri üzerine incelemelerime de devam ettim. Bu süreçte öğrenci ve müzisyenlerin yoğun ilgisiyle Azeri müziklerinin icrasına daha sık yer vermeye başladım. İster Azeri ister Türk halk ezgileri olsun, kendi yorum ve aranjelerimle sürdürdüğüm bu çalışmalar sanatsal yönümün daha baskın hale geldiği bir dönemin de başlangıcı oldu.

 

Azeri etnik müziğinin modern aranjmanlarla düzenlenmesi ve yorumlanması bir dinleyici olarak adıma büyük bir heyecan katıyor. Arada kurulan bu köprünün dinleyiciler üzerindeki samimi etkisi için neler söyleyebiliriz, bir müzisyenin hassasiyeti ve dengesi burada nasıl olmalıdır?

Azeri ve Türk halk ezgilerinin modern aranjmanlarla yeniden düzenlenmesini bir müzisyen olarak çok değerli buluyorum. Bir yandan eski kuşak dinleyicilerin sevdikleri geleneksel ezgileri yaşatırken, diğer yandan bu eserleri farklı ritim ve tarzlarla genç kuşaklara da sevdirebiliyoruz.

Soy köklerimizi bize hatırlatan bu yüksek değerli eserleri çağdaş dönemin karmaşası içinde yaşatabilmek benim için kutsal ve çok değerli bir görev. Bu görevi yerine getirebilmenin gururunu da içimde taşıyorum.

 

Bu iki kardeş ülkenin ezgilerini sentezlediğiniz ve kurucusu olduğunuz Nefsazz ile tanışalım. Nasıl bir araya geldiniz, ekip kimlerden oluşuyor ve bu yolculuk size neler katıyor?

Nefsazz etno-caz grubunun oluşumu 2021 yılında 28. İstanbul Caz Festivali’ne yaptığım başvuru sonucu gerçekleşti. Sanatçı kimliğimin yanı sıra hocalık görevimi de sürdürdüğüm için ilk etapta öğrencilerimi projeye davet ettim. Festivalde elde edilen başarının ardından Nefsazz’ı kalıcı bir proje olarak sürdürmeye karar verdim ve sevilen sanatçılarla iş birliklerine başladım.

Projede Azeri ve Türk sanatçılar yer aldı: Nijat Paşazade, Hasan Bilalov, Alafsar Rahimov, Emir Çelikel, Burak Durman, Sarp Evren, Murat Süngü ve İsmail Hakkı. Caz alanında kendini kanıtlamış müzisyenlerle çalışmak projenin gelişiminde çok önemliydi. Her müzisyenin projeye kattığı yeni dokunuşlar, her sahnede yenilenen bir repertuar sunmamıza olanak sağladı.

 

İlk albümünüz “Bikeh & Nefsazz” ve ilk single “Esmerim”den bahsedelim. Mehtap Demir’le yollarınız nasıl kesişti, kayıt süreci nasıldı ve dinleyici tepkileri nasıl oldu?

Projeyi yeni bir aşamaya taşımak adına Mehtap Demir ile iş birliği benim için çok kıymetliydi. Sanatını yakından takip ettiğim, yeniliklere açık bir müzisyen. “Esmerim” parçasında solist olarak projeye severek dahil olması beni çok mutlu etti.

Kayıtta caz ekibinin yanı sıra perkusyonda Mehmet Akatay’ın yer alması, düşündüğüm Latin ritimlerinin profesyonel şekilde yansıtılmasını sağladı. Parçanın otantik kalıbın dışına çıkması ve Latin ritimleriyle renklenmesi dinleyicilerden büyük ilgi gördü.

Albüm sürecindeki atmosfer nasıldı? Bu samimi ve akustik duygu nasıl oluştu?

Kayıtlar soğuk bir Şubat dönemine denk gelse de stüdyoda oluşan sıcak, sanatsal ve profesyonel ortam unutulmazdı. İki-üç yıl boyunca birlikte çalıştığımız ekip arkadaşlarımın, bazen sözsüz bir müzik diliyle beni anlayarak yorum katabilmesi çok özel bir uyum yakaladığımızı gösterdi. Bu uyumu yakaladığımız müzisyenlerle ileride yeni projelerde de birlikte olmayı hedefliyoruz.

Kültürel miras, dijitalleşme ve çağdaş müzik arasında sizce bugün Azeri ve Türk müziği nerede duruyor?

Çağdaş dönemde Azeri ve Türk caz müziğinde dikkat çekici bir gelişim var. Gençlerin bu alanlara olan ilgisi ve yeni katkıları umut verici. Dijital platformlar ise müziğin daha geniş kitlelere ulaşmasını kolaylaştırıyor ve üretken sanatçılar için destekleyici bir alan sunuyor.

Size ilham olan, takip ettiğiniz isimleri de merak ediyorum?

Gençlik yıllarımdan bu yana Azeri cazının yaratıcısı Vagif Mustafazade ve Azize Mustafazade benim için çok ilham verici oldu. Bunun yanı sıra Bill Evans, Brad Mehldau, Joe Sample, Hiromi Uehara, Petros Klampanis ve Joey Alexander gibi sanatçıları da keyifle takip ediyorum.

Birlikte sahnede olmayı hayal ettiğim isimler arasında Cenk Erdoğan, Anıl Şallıel, Sevda Elekperzadeh, Guy Bernfeld, Volkan Öktem, Duygu Soylu, Rain Sultanov, Burcu Karadağ ve Ruslan Huseynov yer alıyor.

Son olarak 2025’i nasıl kapatıyorsunuz, yeni yıl için neler planlıyorsunuz?

2025, beş yıllık çalışmalarımın “Bikeh & Nefsazz” projesiyle sonuçlandığı çok kıymetli bir yıl oldu. Gerek kendi bestelerim gerekse yeni aranjelerle sunduğum halk ezgilerinin dinleyiciler tarafından ilgiyle karşılanması beni çok mutlu etti.

Bu motivasyonla yeni projeler üretmeye, yeni besteleri dinleyicilerle buluşturmaya ve çalışmalarımı yurt içi ve yurt dışı festivallerde sunmaya devam etmeyi hedefliyorum.

 

Yeni bir yıldayız. Müzik Ekspres'in 13'ncü yaşına merhaba diyeceğimiz bu ay ve beraberinde bu yıl yine kaldığımız yerden yine o çok sevdiğimiz heyecanla müziğin farklı notalarında ve rotalarında buluşmaya ve sizlerle değerli müzisyenleri buluşturmaya devam edeceğiz. Bu yılın ilk söyleşi konuğu Azerbaycan kökenli ve dünya müziği ile cazı bir araya getiren çok değerli bir müzisyen olan sevgili Bikeh Fatullayeva. Bikeh & Nefsazz projesi ise Azerbaycan ve Anadolu müzik mirasını modern cazın armonik diliyle birleştiren çok kültürlü bir world-jazz topluluğu. Kendisinin liderliğinde yol alan bu grup geleneksel ezgileri çağdaş bir bakışla yeniden yorumlayarak geçmiş ile bugünün arasında yaşayan bir müzikal köprü…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.9 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*