EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Minor Empire

Minor Empire

Albümünüz “Second Nature” geçtiğimiz günlerde Türkiye’deki dinleyicileri ile buluştu. Kanada’da yaşıyorsunuz ve Minor Empire ekibi orada buluştu, bu albümü orada hazırladı ve çalışmalarına da orada devam ediyor. Öncelikle bir araya nasıl geldiniz, öncesi neler yapıyordunuz ve bu birliktelik ile o ilk çalışmalar nasıl başladı?

Bu proje Ozan ile benim uzun yıllar üstünde düşündüğümüz bir projeydi. Bundan önce Auxetic Pulse adında bir grubumuz vardı. Sadece orijinal bestelerimizden (İngilizce) oluşan repertuarımızla Toronto ve çevresinde konserler veriyorduk. Bir EP kaydettik, ve EP bir süre radyolarda çaldı. Dinleyenlerin Trip-hop / art pop kategorisinde değerlendirdiği, modern seslerin etrafında yarattığımız bir stildi ve o süreçten müthiş zevk aldık. Sonra o proje için albüm kayıt hazırlıklarına başlamıştık ki fikir fırtınaları ortasında kendimizi Minor Empire’in temellerini atarken bulduk. Auxetic Pulse’i rafa kaldırıp bu projeye doğru yönümüzü değiştirdik. Sonraki bir yıl boyunca fikirlerimizi bir araya koyup demo kayıtlarını ve taslakları yaptık. Tamamen kendi kişisel müzik zevkimizi tatmin edecek bir şey yaratmak istedik, herşeyden önce bizim dinlerken zevk almamız lazımdı. O şekilde vizyonumuza uygun müzisyenleri düşünmeye başladık.

Minore Empire
Minor Empire grubunun ekibini peki kısaca tanımamız mümkün mü, kaç kişiden oluşuyor ve müzik yolculukları bu grupla bir araya gelene kadar nasıldı, öncesi neler yaparlardı? Yine bu albümde Selim Sesler ile birlikte Kanadalı önemli müzisyenler de eşlik etmişler size, kendilerinin katkıları neler oldu, nasıl bir heyecan verdi sizlere?

Albümdeki müzisyenlerden bahsedecek olursak: Michael Occhipinti (elektrik gitar), Chris Gartner (bas), Deb Sinha (vurmalılar), Selim Sesler (klarinet), Sidar Demirer (bağlama), Didem Basar (kanun), İsmail Fencioglu (ud). Ozan da elektrik gitar ve elektronik seslerin yanı sıra prodüktörlüğünü yaptı. Konserlerimizde ekip değişiyor. Değişik müzisyenlerle değişik sesler ve tınılar deniyoruz. Çaldığımız konser salonuna göre, bazen trompet, bazen saksafon eklediğimiz oluyor.

Michael Occhipinti Kanada’nın en iyi gitaristlerinden biridir, Ozan’ın eski arkadaşı ve bir nevi mentorüdür. Müzik zevki oldukça geniş, bulunduğu her ortama kendi imzasını atan, kendi stilini getiren bir müzisyen. Basçımız Chris Gartner’ı Kanadalı İndo-füzyon grubu Tasa’daki çalışmalarından tanıyorduk, Kanada’nın en groovy ve modern basçılarından biridir, ses ve stilimize olan katkısı çok büyüktür. Vurmalılarda Debashis Sinha, bizim aksak ritimlerimizi tanıyan ve daha önce çalıştığı projelerden de takip ettiğimiz, gene Kanada’nın gözde müzisyenlerinden biridir.

Minore Empire
Albümünüzün hazırlık süreci üç yıla dayanıyor öğrendiğim kadarı ile, titiz bir çalışma yaptığınız ve her bir çalışmanın üstünde titrediğiniz albümü dinler dinlemez kendini gösteriyor. Türkülerimizi yorumluyorsunuz ve getirdiğiniz düzenlemeler bir anlamda hassasiyette gerektiriyor? Repertuarı nasıl seçiyorsunuz peki, düzenlenirken gösterdiğiniz hassasiyet ile o farklı soluğu yakalama arasına nasıl bir denge yaşıyorsunuz?

Türkü seçimlerini Ozan’la birlikte yapıyoruz. Ben kendime yakın hissettiğim ve tutku duyduğum türküleri seçiyorum, Ozan da aralarından melodi ve ritim olarak modern aranjmanlara en yatkın olanlarını belirliyor, o şekilde ilerliyoruz. Farklı soluk dediğiniz şeyi yakalamak bizim için çok heyecan verici bir süreç, bağımlılık yapan bir süreç. Bir kere türkünün kalbini, bizi en çok vurduğu yerini buluyoruz. Ozan sonra onun etrafında kafasında bir hikaye oluşturuyor, ve bir nevi o hikayeyi aranje ediyor. Giriş, gelişme, gerilim ve sonuç bölümleri olan bir hikaye ya da bir film gibi. Aranjmanlarımız aciliyet hissi üstüne kuruludur, Ozan o konuda uzmandır diyebilirim. Aciliyet hissini oluşturmadan o işi bitmiş saymaz. Ne kadar zaman alırsa alsın kafasındaki hikayeyi anlatmak, vizyonu yansıtmak onun için en önemli şey. Bazen sabırsızlığa düştüğüm olur, hızlandırmak isterim, ama sonuçta yarattığı şeyleri görünce de derim ki bir bildiği varmış :)

Trakya’dan Karadeniz’e, Ege’den Güneydoğu’ya türküler seçtiniz ki her birinin ayrı bir hikayesi ve kalplerimizde ayrı bir yeri var. Kanada’da yaşıyorsunuz ve Türkiye’den uzaktasınız, orada ya da yurt dışında yaşayan Türklerin kalbi yorumlarınızla orada bir başka çarpıyor kesin, bir özlem devreye giriyor ve sizinle buluşmalarında orada nasıl bir atmosfer yaşanıyor?

Oradaki Türk toplumu sürekli bir özlem içinde yaşıyor. İki arada kalmışlığın verdiği bir melankoli var, ama ayrıca farklı bir dünyada yaşıyor olmanın getirdiği de bir tazelik var. Bir de hepsinden öte, bu toprakların melodilerini, ritimlerini, Kanada’nın kültür mozaiği içinde paylaşabilmenin verdiği bir gurur var. Bütün bu hisleri yaşarken heyecanlarını hissediyoruz, diyaloğa çok açık oluyorlar ve müzikle çok güçlü bir duygusal bağ kuruyorlar. Konserlerimizden o yüzden çok keyif alıyoruz.

Minore Empire
Ve şimdi albümünüz artık Türkiye’de. Çok yakın bir tarihte yayınlandı ama kuşkusuz tepkiler gelmeye başladı tarafınıza, bu sizin için nasıl bir heyecan, nasıl bir mutluluk tarifi?

Tepkiler çok güzel. Müziği ve aklımızdaki vizyonu birçok kişi anlamış görünüyor, bu bize keyif veriyor tabii. Ama en güzeli kendimiz gibi müzikte yeni tatlar arayan insanlara ulaşabilmek oldu.

Albümle birlikte çok önemli festivallerde ve ünlü kulüplerde sahne aldınız. Kanada Radyoları Dünya Müziği listesinde bir numaraya yerleşti yayınlanmasını takiben. Yine birçok radyoda, yazılı medyada övgüler gelmeye devam etti sonrasında ve hepsinde ayrı bir alkış vardı. Tüm bu duyumlar sizi nasıl mutlu etti, sizi nasıl heyecanlandırdı, neler kattı sizlere?

Çok farklı kültürlerden, dilimizi hiç bilmeyen, belki hayatında ilk defa Türkçe müzik dinleyen insanlar bile çok yerinde tespitler yaptılar, müziğin evrensel bir dili olması sanırım bu. Latvia’da, İspanya’da, Avustralya’da, Japonya’da, bir çok uzak yerde bu albüm çalındı, heyecan yarattı. İnsanlar sözler ne anlatıyor diye merak etmeden önce müziğin kendi dilini anlamaya çalışıyorlar ve işin güzeli, anlıyorlar da. Bu benim için çok büyük bir mutluluk, müziğin evrenselliğini yakalayabilmiş olmak. Radyo başarısı, basın başarısı, ödüller hepsi güzel. Ama sanırım en heyecan verici olanı Yoshis’de çalmak oldu. Hayranlıkla dinleyerek büyüdüğümüz bir çok büyük caz ustasının 50-60 yıl önce çıktığı sahnede, aynı sahnede, kendi kültürümün müziklerini yorumlayarak konser vermek benim için çok büyük bir gururdu. Kanadalı müzisyenlerimiz için de kariyerlerindeki önemli adımlardan biriydi.

Minore Empire
Albüm ülkemizde yeni yayınlandı ama yolculuğu öncesinde başladığı için eminim geçen bu süre içinde bir sonraki albüm için kollar sıvandı. Bir sonraki albümünüzde neler olacak peki, yine bu yolculuğa devam edeceksiniz öyle değil mi, peki bir şekilde ortaya koyulanlar, biriktirilenler ne, bir tarih verebilmeniz mümkün mü bu anlamda?

Şu anda yeni albüm için kafamızda fikirler çeviriyoruz, yaratma süreci içindeyiz. Bu süreç çok zevkli ve aceleye getirmek istemiyoruz. Tünelin sonunda ne olduğunu henüz bilmiyorum açıkçası, bizim için de sürpriz olacak. Ama biliyorum ki türküler de olacak, orijinal parçalar da olacak, o kadarını söyleyebilirim :)

Konserlerinize gelecek olursak ki öncelikle Türkiye’de bir konser düşünülüyor mu? Konserler yani dinleyicileriniz ile bu buluşmalar sizin için nasıl bir renkte, heyecanda, güzellikte?

Şu anda bir tarih yok. Lojistik olarak bir konserden ziyade turne kapsamında gelmemiz daha mantıklı, ama öyle bir şeyin planlanması oldukça zor ve zaman alıcı. İlk konser şüphesiz çok özel olacak, Turkiye’de bizi kendi kendine keşfetmiş ve yıllardır büyük bir sadakatle takip eden dinleyenlerimiz var, onlarla ilk buluşmamız şüphesiz büyülü geçecek.

Tüm bu çalışmaların içinde ülkemizde müzik adına yaşanan hareketliliğe nasıl bakıyorsunuz? Farklı bulduğunuz, keyifle takip ettiğiniz ve belki de bir gün birlikte çalışmak istediğiniz bir isim ya da isimler var mı?

Türkiye’de neler olup bitiyor çok yakından takip edememekle birlikte, idollerimden biri Erkan Oğur, diğeri Sezen Aksu’dur. Bu iki müzisyenin çalışmalarını yakınen takip ederim. Sevgili Neşet Ertaş da aşık olduğum, dünya ötesi bir aşık, artık aramızda olmasa da sürekli kayıtlarını dinlediğim, ilham aldığım bir müzik dehasıdır.

Minore Empire
Müzik Ekspres olarak sizinle tanışmaktan, buluşmaktan dolayı çok memnun olduk. Umuyorum bir gün rotamız Kanada’ya da çevrilir ve orada sizlerin olduğunu bildiğimizden dolayı daha bir mutlu oluruz, yeniden görüşme şansını buluruz. Çok teşekkür ederiz bu keyifli söyleşi için.

Ben teşekkür ederim :)

Albümünüz "Second Nature" geçtiğimiz günlerde Türkiye'deki dinleyicileri ile buluştu. Kanada'da yaşıyorsunuz ve Minor Empire ekibi orada buluştu, bu albümü orada hazırladı ve çalışmalarına da orada devam ediyor. Öncelikle bir araya nasıl geldiniz, öncesi neler yapıyordunuz ve bu birliktelik ile o ilk çalışmalar nasıl başladı? Bu proje Ozan ile benim uzun yıllar üstünde düşündüğümüz bir projeydi. Bundan önce Auxetic Pulse adında bir grubumuz vardı. Sadece orijinal bestelerimizden (İngilizce) oluşan repertuarımızla Toronto ve çevresinde konserler veriyorduk. Bir EP kaydettik, ve EP bir süre radyolarda çaldı. Dinleyenlerin Trip-hop / art pop kategorisinde değerlendirdiği, modern seslerin etrafında yarattığımız bir stildi ve o süreçten müthiş…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 3.38 ( 4 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*