EDİTÖRDEN
Anasayfa / SINGLE / EP / Görkem Özalp ile Adresini Arayan Şarkılar

Görkem Özalp ile Adresini Arayan Şarkılar

 

 Adresini Arayan Şarkılar

Görkem Özalp; ilk albümü “Addresses” ile karşımızda. Bu yolculuk, yalnızca bir albüm değil; farklı coğrafyalara, ruh hâllerine ve zamanlara adanmış bir birikimin izlerini de taşıyor adeta. Her parça, bir adres duygusuyla şekilleniyor; kimi zaman bir şehir, kimi zaman bir park, kimi zaman da içsel bir durak olarak karşımıza çıkıyor. Albümü, dört mevsime ve farklı coğrafyalara açılan bir anlatı bütünü olarak okumak mümkün.

Bu yolculuğa eşlik eden müzisyeni biraz yakından tanıdığımızda, arka plandaki sağlam zemini de görüyoruz. Özalp, Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde başladığı müzik eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi’nde caz gitar eğitimiyle sürdürüyor; 2023–2024 yıllarında ise Kingston Üniversitesi’nde Müzik ve Performans (MA Music and Performance) yüksek lisansını tamamlıyor. Hâlen Londra ve İstanbul arasında üretmeye devam eden müzisyen için “Addresses”, müzik dünyasına sunduğu ilk albüm olma özelliğini taşıyor.

Albümün çıkış noktasını ise Özalp şu sözlerle özetliyor: “Addresses”, mekân ve kimlik kavramları etrafında şekillenen bir albüm. Albümün adı da bu arayıştan geliyor. Hayatımda uzun süredir var olan bu tema, benim ve ailemin Londra’ya taşınmasıyla birlikte daha görünür hâle geldi ve müziğe doğrudan yansıdı.”

Şimdi, bu dört parçanın hikâyesini dinlerken bir yandan da hissettirdiklerinin izini sürmek için bu adreslerde bizi neler bekliyor hep birlikte bakalım. 

Kadri Karahan / Editörün Notu

 

 

Ampusia’nın Dünyası

Doğu–Batı sentezinde harmanlanmış albümün açılışı, “Dance in Ampusia” ile yapılıyor. “Ampusia”, müzisyenin oğlu Göknar’ın çok küçük yaşlarda hayal gücünde yarattığı bir mekân; şarkı adını da buradan alıyor. Müzisyen, bu fikri devamında birlikte oynadıkları oyunlardan yola çıkarak bir dans düşüncesiyle ilişkilendiriyor ve müzikal bir anlatıya dönüştürüyor.

Bu bilgiden bağımsız olarak, merak edip yaptığım kısa bir araştırmada Ampusia’nın antik Yunan mitolojisinde yer alan bir varlığa da işaret ettiğini öğreniyorum. Küçük bir çocuğun belki de farkında olmadan bu mitolojik figürle kesişen bir hayal kurmuş olması, tesadüf gibi görünse de, şarkının ruhuna sızan güçlü bir detay olarak öne çıkıyor.

Bu bakış açısıyla şarkıyı iki ayrı dünyada dinledim: Bir yanda tarihin gizemli dokusuna yapılan karanlık bir dokunuş, diğer yanda bir çocuğun hayalindeki bir adresin masum uğrak noktası. Bana kalırsa her ikisi de gizemli ve her ikisi de merak uyandırıcı.

Bir albümün ilk şarkısı, bir müzisyeni tanımak adına her zaman belirleyicidir; bu nedenle bu açılışı heyecan verici buldum. Şarkının en güçlü tarafı, dinleyiciyi daha ilk saniyelerden itibaren bambaşka bir evrene çekebilmesi. Üstelik bu evrenin, bir anlatı akışı ve yapısal çeşitlilikle besleniyor oluşu da ayrıca kayda değer.

Sözün olmadığı bir yerde notaların bu denli çok şey anlatabilmesi ve kendi hikâyesinden bağımsız olarak bana başka bir hikâye sunması ise, şarkıyı benim için daha da heyecan verici kılıyor.

 

 

Bir Özlemin Adresi: Moda

Albüm, devamında gelen bu şarkıyla bir anda havasını değiştiriyor ve 7/8’lik bir Türk ritmiyle bu topraklara selam duruyor. Hareketli yapısına rağmen, şarkının ilhamını besleyen temel duygunun bir özlem ve mesafe hissi olduğu hemen fark ediliyor.

“Moda”, İstanbul’un soluklanmak için en çok tercih edilen semtlerinden biri; renkleri ve enerjisiyle kalbimizde her zaman ayrı bir yere sahip. Doğal olarak, şarkının içinde de o havayı solumak, koklamak istiyorsunuz ve müzisyen bunu başarıyla mümkün kılıyor.

“Moda”, önceki parçaya kıyasla mekânla çok daha doğrudan temas eden; bunu yaparken de genel sanatsal çizgisinden ödün vermeyen bir parça hissi uyandırıyor. Şarkının en güçlü yanı ise gösterişten uzak duruşu. Bu sade yaklaşım, her ruha samimi bir sarılma hissi bırakıyor.

Bir önceki şarkıda beni ikileme düşüren yaşanmışlık hissi, burada tamamen yer değiştiriyor ve beni tanıdık bir rüzgârın içine dâhil ediyor. Belli ki bu parçaya anlar ve anılar yüklenmiş; bu da caz müzikte en sevdiğim dokunuşlardan biri.

Tarihin dokusunda bir semte, bir şehre adanan şarkılar her zaman ilgimi çekmiştir. Eğer bir parça beni o sokaklarda yürütmeyi başarıyor ya da orada geçen bir hikâyeyi zihnimde yeniden canlandırıyorsa, benim adıma sınıfı geçiyor demektir. Bu şarkının adı “Moda” olabilir ve modası hiç geçmeyebilir; yolu düşenin kulak vermesi kesinlikle yararınadır.

 

 

Dünden Bugüne Aşka Bir Güzelleme

“Beautiful Love” ile devam eden yolculukta burada bir not daha düşmek gerekiyor: Bu şarkı dışında albümde yer alan tüm parçaların bestesi ve düzenlemesi Özalp’e ait. “Beautiful Love”, albümün tek cover’ı olarak karşımıza çıkıyor ve caz dinleyicilerinin aşina olduğu, 1930’lu yıllardan günümüze uzanan bir klasik.

İlk olarak Hollywood yapımı The Mysterious Island filminde yer alan bu eser, zamanla caz müzisyenleri tarafından benimsenmiş ve en çok çalınan caz standartlarından biri hâline gelmiş. Süreç içinde pek çok ruh hâlinden geçmiş, sayısız yorumla yeniden karşımıza çıkmış bir çalışma.

Müzisyenin bu parçayı ilk kimden dinlediği ya da kimlerden etkilendiği bilinmese de, asıl önemli olan nokta; yıllar sonra bir Türk müzisyen tarafından yeniden anımsanmış ve yorumlanmış olması. Bu yönüyle parça, albüm içinde ayrı bir kıymet taşıyor.

Yorum ne fazla dramatik ne de fazla mesafeli; olgun bir dinginlik ve keyifli bir sıcaklık hissi barındırıyor. Belki de birçok dinleyici için bu şarkıyla ilk kez tanışma vesilesi olacak; ancak daha önce karşılaşmış olanları da üzecek ya da hayal kırıklığına uğratacak bir noktada durmuyor. Aksine, tanıdık bir melodiyi saygılı ve samimi bir yerden selamlıyor.

 

 

Bir Yalnızlığın Dış Sesi

Albümün son şarkısında yolumuz “Canbury Gardens”a düşüyor. Müzisyen, Londra’ya taşındıktan sonra oğlu Göknar’ı götürdüğü; başka bir dilin ve yeni bir çevrenin içinde, diğer çocuklarla ilk kez oyun oynadığı bu parkı çalışmasına ithaf ediyor.

Şarkı, adının çağrıştırdığı mekânsal hissi başarıyla yansıtarak dinleyiciyi sakin ama duygusal açıdan yoğun bir atmosfere davet ediyor. Özellikle yumuşak geçişler ve ambient dokular, parçaya neredeyse bir anıyı dinliyormuş hissi katıyor.

Parçanın en güçlü yanı, duyguyu abartmadan aktarabilmesi. Minimalist yapı, melodik sadelikle birleştiğinde samimi ve içten bir etki yaratıyor. Ancak bu sadelik, zaman zaman parçanın aleyhine de çalışıyor. Şarkı, belirli bir noktadan sonra yeni bir duygu katmanı eklemeden ilerlediği için dinleyicide “tam yükselmeden bitmiş” hissi bırakabiliyor.

Baştan sona aynı duygusal çizgide ilerlemesi, kimi dinleyiciler için dikkatin dağılmasına neden olabilir. Öte yandan, doğaçlamaya açık yapısı, bu anlatının canlı performanslarda çok daha derinleşebileceğinin de ipuçlarını veriyor.

Yürümenin o sakin huzuruna bu kez başka bir coğrafyanın renkleri eşlik ediyor; yine de dinleyici, istediği dilde ve düşüncede hayallere dalmayı başarıyor.

 

 

ve …

Genel olarak baktığımızda, caz standartları içinde; az önce de değindiğim üzere gösterişten uzak, kimi zaman dinleyicisiyle konuşan, kimi zaman susmayı bilen bir albümle karşı karşıyayız. Bu, benim sevdiğim bir etkileşim biçimi; bir çalışmadan beklediğim samimiyet tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor.

Kuşkusuz albüm, kadrosunda barındırdığı birbirinden değerli müzisyenlerle de zenginleşiyor. Davulda Burak Ersöz, bas gitarda Cem Tuncer ve Volkan Topakoğlu, elektrik gitarda ise Mehmet Esemen eşlik ediyor. Her biri kendi enstrümanında son derece güçlü ve “sihirli” isimler; bu da albümün kolektif ruhunu besleyen önemli bir unsur.

Yaşadığımız dönem ve gündem düşünüldüğünde, karmaşadan uzaklaşıp bütünlüklü ve yalın bir anlatıyı tercih etmek albüm adına sıcak ve doğal bir akış yaratıyor. İlk bakışta tek bir ruh hâlinde ilerliyormuş gibi görünse de, dikkatle dinlendiğinde farklı geçişlerle kurulan dengeli bir yapı hissediliyor.

“Müzisyen daha fazla risk alabilir miydi?” diye sorarsak, buna rahatlıkla “evet” diyebilirim. Ancak bunun bir ilk albüm olduğu düşünülürse, bu riskten bilinçli olarak kaçınılmış olmasını da anlayışla karşılıyorum; hatta bu tercihe sevindiğimi bile söyleyebilirim. Buna karşın, sonraki albümlerde ya da karşılaşacağımız canlı performanslarda çok daha özgür adımlar atacağına dair güçlü bir his bırakıyor. Keyifle dinleyicisi olacağız.

 

Performans

 

 

İnstagram

Youtube

 

   Adresini Arayan Şarkılar Görkem Özalp; ilk albümü “Addresses” ile karşımızda. Bu yolculuk, yalnızca bir albüm değil; farklı coğrafyalara, ruh hâllerine ve zamanlara adanmış bir birikimin izlerini de taşıyor adeta. Her parça, bir adres duygusuyla şekilleniyor; kimi zaman bir şehir, kimi zaman bir park, kimi zaman da içsel bir durak olarak karşımıza çıkıyor. Albümü, dört mevsime ve farklı coğrafyalara açılan bir anlatı bütünü olarak okumak mümkün. Bu yolculuğa eşlik eden müzisyeni biraz yakından tanıdığımızda, arka plandaki sağlam zemini de görüyoruz. Özalp, Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde başladığı müzik eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi’nde caz gitar eğitimiyle sürdürüyor; 2023–2024 yıllarında ise…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.8 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*