EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Esra Kaya

Esra Kaya

Bir ay bitti, yeni bir ay kapıda ve iki haftadır yeniden heyecanım olan müzisyeni düşünme vakti odamda. Öncelikle bilenler bilir ki Ekspres’te her hafta bir söyleşi çıkagelirdim. Zaman içinde bu kendi kendine azaldı ve bitti ama ben yine de o eski alışkanlık ve heyecan bu yola devam etmek ve hem kendim tanışmak hem de sizleri tanıştırmak adına kapılarını çalmaya yeniden başladım müzisyen dostların ya da daha çok özelden mesaj atmaya diyeyim :)

Tam dediğim bu düşünme sırasında “Kuzgun” isimli EP’sinin bülteni ile karşılaşıyorum ki öncesi yayınladığı iki single şarkısı sayfalarımızda haber olarak yerini almıştı ve şimdi ona yeni şarkılar eklenecekti. Nasıl yoğun bir gün yaşıyordum. Telefonum susmuyordu, yeni paylaşımlar yapmam lazımdı, bültenler kesilmiyordu ve ben bir yandan bunlarla uğraşırken bir yandan da tamamlamam gereken başka bir sürpriz söyleşi için çalışıyordum ama aklımda cuma söyleşim vardı ve o arada Esra Kaya’dan da yanıt gelince ki asla beklemem, bekleyemem; tüm hareketliliğimi kesip kendisine odaklandım. Ekspres yanından sorularım bir çırpıda gitti ve yanıtları da öyle geldi.

Tam tahmin ettiğim gibi bir soruda yanıtını aldım da kendisinden, müziğinin tam nereye ait olduğuna yanıt veremiyordu kendisi yani caz mı yapıyordu pop mu, funk mı biz buna son dönemlerde alternatif desek de neye, kime göre alternatifti. Müziği dinliyor, seviyorsan, alıp gittiğin yere götürüyor sayfanda paylaşıyorsan bir adının olması gerekmiyordu ki kendisi de türler dışı olarak yanıtladı müziğini; bence sihirli bir kalemi ve söylemi var kendisinin. Sadece bu sebeple bile kulak vermelisiniz.

Özetle bir yanda ne güzel ki yolun çok başında isimler kapımızı çalıyor bir yandan da ben yeni isimlerle tanışıyorum ki onların yolculuğu aslında yeni değil, dünden hani beraber geçtiğimiz zamanlardan. Sanırım bu uyumu da ayrı seviyorum. Aynı dönemin çocukları yıllar sonra karşılaşıyor, arkadaş oluyorlar ve birbirlerine uzun uzun o yılları, yolları anlatıyorlar gibi. Bu çok mutlu olduğum tanışmayı ve sohbeti lütfen alın, bir yanda kendisinin şarkılarını açın ve hafta sonuna şöyle keyifli adımlar atın.

Kadri Karahan

 

Geçen yıl yayınladığınız iki şarkı “Mavi” ve ardından “Süpermen” ile sizi tanıma şansını bulduk ki kuşkusuz uzun zamandır sahnelerdesiniz, müziğin içindesiniz. Bu yeni yolculuk öncesi o her şeyin başladığı yere dönelim ve müzikle ilk nasıl tanıştınız onu dinleyelim istiyorum sizden, o ilk buluşma ve ilk adımlar…

Müziği aslında biraz babamla tanıdım. Çok iyi bir müzik dinleyicisiydi. Plakları hala durur. Onunla beraber çalan müziğe eşlik ettiğimi hatırlıyorum küçük yaşlarımda. Müziğe yatkınlığımın olduğunu farkeden ailem bana oyuncak bir piyano almıştı. Daha okula gitmiyodum. O piyanoyla kendime küçük melodiler uydurduğumu ve duyduğum bi müziği hemen onda çalmak istedigimi hatırlıyorum. Sonra zaten okula başlayınca ögretmenlerim beni hep müzik aktivitelerine dahil ettiler.

Ve ardından gelen eğitim süreci, ve orada da öğreniyorum ki siz sadece okulda aldığınız eğitimle yetinmemiş ve daha sonrasında da bir şekilde üstüne gitmişsiniz. Müzikte böyle bir şey var değil mi, yani bir şekilde bir son yok ve yine bir şekilde hep çıtayı yükseltme, daha ötelere taşıma durumu var? En son ne zaman artık tamam ben hazırım dediniz ve o andan sonra neler oldu?

Evet okuldan sonra kendimi daha da geliştirmeye calıştım. Hala da çalışıyorum. Bunun sonu yok dediğiniz gibi. Hiçbir zaman ben tamamım demedim, diyeceğimi de sanmıyorum ama kendi müziğimi paylaşmaya hazır hissetmem Eylül Biçer’le benim evimde ev konserleri vermeye başladığımızda oluşmaya başladı. Orada ilk kez şarkılarımı çaldık. Tepkileri ölçtüm. Herkesin ısrarla kaydetmemi söylemesi beni bu yola yönlendirdi.

 

 

Tüm bu süreçte hem sahnelerle hem de sanırım içinizdeki söz yazarı ve besteci ile de tanıştınız ve önce sahneleri konuşalım istiyorum. Yaptığınız müzik özellikle canlı performansla çok daha ayrı bir yerde duran bir müzik ki bu süre içinde çok özledik, eminim siz de özlediniz.
Bu noktada kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız diye de sormak istiyorum, çünkü sadece caz değil, içinde funk var reggea var ve bir şekilde teknik bir terimle değil de hissettiğiniz, ve size göre kişise hissettirdiği ile tanımlamanızı istiyorum sanırım daha çok.

Müziğimi biraz türler dışı olarak görüyorum. Birileri sorduğunda ne tür müzik yapıyorsun diye tam bir cevabım olamıyor ki aslında tam olarak da istediğim buydu. Bir yere koyamadığın ama üzerinde genel bi his bırakan etkisinin olmasını seviyorum. O hissin herkese göre değişmesi beni heyecanlandırıyor. Genel olarak renkli ve yoğun tat bırakan bir yapıda görüyorum müziğimi.

Şimdi o şarkılara gelelim, önce ilk iki şarkıya. Pandemi dönemi içindeydik ve her şeye rağmen çok hızlı bir akış vardı, siz bu akışın içinde nasıl yürümek istediniz, bir yanda popüler müzik, bir yanda rap, elektro derken böyle de bir koşturma içinde sakin sakin kapımızı çaldınız, iyi ki.
Peki nasıl çıktınız yola, kimler yanınızdaydı bu ilk adımlarda, kimlere ulaştı şarkılar ve nasıl tepkiler aldınız; bir ilk adım olarak her şey istediğiniz gibi gitti mi?

Dediğiniz gibi bu yolda sakin yürümek ve acele etmemek en önemli kararım oldu. Her şeyi sindire sindire sakin sakin yapmak istedim. Aslında ilk şarkım Mavi’nin paylaşımından önce bir 4 seneye dayanıyor bu süreç. Başlarda bir takım aksilikler yaşadım. Sonra yoluma Eylül ile devam etmek istedim. Pandemi döneminde yayınlanması aslında denk gelmesiyle oldu. Baktım süreç uzayacak. Şarkılarım hazırdı paylaşmak istedim. Bu sürecin en başından beri en yakın dostlarım ve ailem dışında Eylül yanımdaydı. Beni çok destekledi. Güven verdi. Her şey hazır olup paylaştığımızda ise gelen tepkiler tabii ki beni çok mutlu etti. 90’lardaki gibi bir gecede şarkılarımın patlamayacağını biliyordum zaten. Zamanla kendi dinleyici kitlemin oluşması daha çok isteyeceğim bir durum ki öyle ilerliyorum. Yani yine yavaş ve sakin :)

 

 

Ve EP yani “Kuzgun” şarkılar hazır mıydı da böyle bir yol izlendi, yoksa bu iki şarkıdan sonra mı devam edildi. Eylül Biçer yine yanınızda ki ben ayrıca şarkılarınızdaki tüm müzisyenlere ayrıca hayranım. Ediz Hafızoğlu, Çağrı Serter, Orhan Deniz gibi çok önemli isimler. Nasıl bir buluşma oldu kendileri ile nasıl bir stüdyo süreci yaşadınız, bu yeni şarkıların sizdeki heyecanı, rengi nasıl?

Kuzgun’un şarkıları hazırdı. Eylül en başından beri yanımda olduğu için aslında bir nevi prodüktörümdü. O değerli müzisyenlerle buluşmamı, stüdyo sürecini, şarkıları onlara anlatmayı, provasını her şeyi o yönetti, yönlerdirdi. İyi ki.

“Mavi” kliplenmişti, burada da “Alem” kliplendi. Ben tüm bu yolculuğunuza ve tüm bu çalışmalara bakınca çok ayrı bir sadelik görüyorum. Yani Esra Kaya koşmuyor, bir yerlere yetişmiyor, bir şekilde dünyası içinde çok mutlu. Yanıyor muyum?
Peki bu dünya içinde önümüzdeki günlerde siz adına neler bekleyecek bizi, neler beklesin, nasıl dilekleriniz, hayata geçirmek istedikleriniz var. Birkaç sene sonrası adına mesela kendinizi nerede görmek istersiniz, neleri yapmış olmak bu süre içinde?

Kesinlikle haklısınız. Kendi yolculuğumdaki sakinliği ve oradaki mutluluğu yaşamayı seviyorum. Hatta çok sevdiğim bi arkadaşım kaydetmeden önceki süreçte beni hızlandırmak için çabalarken kendi yapısı gereği:) başka bir arkadaşım ona şöyle demişti “Esra’ nın ne zaman durduğunu gördün. O yavaş ilerliyor ama hiç durmuyor”. Gercekten de öyle. Önümüzdeki süreçte de şarkılarımı paylaşmak istiyorum beni takip edenlerle, yeni tanıyacak olanlarla çünkü üretmek benim en sevdiğim ve beni hayatta tatmin eden şeylerden biri. Hali hazırda şarkılarım var. Yazmaya da devam ediyorum. Normal zamanlarda güzel konserlerle taçlandırınca daha da mutlu bir insan olacağım

 

Şimdi şöyle bir şey yapalım ve her şarkınızı bir de sizden dinleyelim. “Mavi” neyi anlattı mesela ya da “Kuzgun” ve diğerleri de üzerine de hem ekibinize hem de dinleyicilerini buradan neler söylemek istersiniz onu soralım, finale gelelim :)

Her şarkımın hikayesi farklı tabii ki. Hepsini tek tek anlatmak uzun sürer ama genel olarak yaşadıklarımdan yola çıkıyorum. Bazen birebir anlatıyorum bazen de hikayeyi biraz farklılaştırıp. Dünyada olup bitenden de etkileniyorum. Alem mesela öyle bir şarkı. “Ters yüz olursun, belki kıyıya vurursun” cümlesi maalesef kıyıya vuran o bildiğimiz ve canımızı çok yakan Suriyeli çocuğun görüntüsünden sonra yazıldı.

 

Şimdi final öncesi bize ayırdığınız bu vakit için teşekkür ederim size. Ama küçük küçük sorularım var, onlarsız kapamıyoruz sayfamızı :)
İlk aldığınız albümü hatırlıyor musunuz mesela?

Ilk albümüm Eric Clapton, Unplugged

 

Size müziği ile özellikle ilham veren isimler kimlerdi, hani dinlerken büyüdüğünüz?

Babam sayesinde Zeki Mürenlerle başlayıp, lisede abim sayesinde Pink Floydlar, Led Zepplinler, lise sonrası üniversitede Beethovenlar, Bachlar ama bi yandan Radiohead, Portishead, sonra da cazı keşfetmem ve Beady Belle, Ella Fitzgerald, Miles Davis. Türk muzisyenlerden ise yine Bülent Ortaçgil hep vardı. Müthiş bir şair bence. Çok var :)

Peki bir gün özellikle çalışmayı istediğiniz bir müzisyen var mı?

Çok var :) Bulent Ortacgil, Teoman, Şebnem Ferah bu isimler gençlik idollerim. Daha büyüdükçe Redd mesela. Dünya soundunda müzik yaptıklarını düşünuyorum. Aynı şekilde Peyk, Pilli Bebek. Bu grupların müzik piyasasında ki dik duruşlarını da ayrıca beğeniyorum. Sonra canım hocam Elif Çağlar Muslu. Çağrı Sertel, Ediz Hafızoğlu, Eylül Biçer. İnanılmaz müzisyenler. Çok karışık diimi :) yaşasa Mozart filan bile derim :)))

 

Şimdiye kadar bir cover şarkı yayınlamadınız, eğer olsaydı şu şarkıyı çok söylemek isterdim dediğiniz bir şarkı var mı?

Aslında kanalımda var cover şarkılar. Sahnede de çok soyluyorum. Muhtemelen konserlerde bir Radiohead ve bir Portishead muhakkak söylerim.

 

Tarzınızın dışında bizi çok şaşırtacak bir isim var mı dinlediğiniz, hadi bizi şaşırtın :)

Ahmet Kaya :)

 

Yeni isimlerle aranız nasıl, mesela şu güzel işler yapıyor, başarılı buluyorum dediğiniz biri var mı?

Çok güzel işler çıkıyor. Yeni değiller ama Esra Kayıkçı, Ceyda Özbaşarel, Ülkü Aybala Sunat. Yeni kesfettiğim Dilan Balkay, Ekin Beril, Deniz Tekin, Gökçe Kılınçer

 

Biraz müziğe ara verelim ve haricindeki sizi tanıyalım. Müziğin dışında hayatınızın diğer renkleri nedir, nelerle mutlusunuzdur?

Kedim, kitaplarım, piyanom, öğrencilerim, doğa, ailem ve dostlarımla mutluyum :)

 

Söyleşi yaptığımız bugün ayın biri ve yeni bir aydayız, şubattayız. Tam da şu an nasıl bir ruh hali içindesiniz, bize tam bu ruh halinizi anlatan bir şarkı seçin ve onunla finali yapalım derim; sonra yine yine görüşelim yeni şarkılarınızda.

Teşekkürler. Bu ara biraz melankoliğim o yüzden Anoushka Shankar & Alev Lenz – Bright Eyes

 

 

Bir ay bitti, yeni bir ay kapıda ve iki haftadır yeniden heyecanım olan müzisyeni düşünme vakti odamda. Öncelikle bilenler bilir ki Ekspres'te her hafta bir söyleşi çıkagelirdim. Zaman içinde bu kendi kendine azaldı ve bitti ama ben yine de o eski alışkanlık ve heyecan bu yola devam etmek ve hem kendim tanışmak hem de sizleri tanıştırmak adına kapılarını çalmaya yeniden başladım müzisyen dostların ya da daha çok özelden mesaj atmaya diyeyim :) Tam dediğim bu düşünme sırasında "Kuzgun" isimli EP'sinin bülteni ile karşılaşıyorum ki öncesi yayınladığı iki single şarkısı sayfalarımızda haber olarak yerini almıştı ve şimdi ona yeni şarkılar eklenecekti.…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.85 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*