EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Evren Mevlanaoğlu

Evren Mevlanaoğlu

2003 yılında hepimizi ekranlara kilitleyen bir yarışma vardı: Popstar. Oturup yayınlanmasını bekler, kendimizce kritikler yapar ama sevinir ama üzülürdük. Türkiye’nin de gündemi olmuştu yarışma ki ilerleyen bölümlerinde müzikten daha çok işin magazin yanı ortaya çıkınca artık daha çok onlarla anılmaya başlamıştı ve zaman içinde versiyonlarını yaptılar ve tamamen koptu zaten heyecanı. 

Yarışmanın üçüncü haftasında ayrılan ve benim de favorilerimden biri olan Evren Mevlanaoğlu güçlü sesi ve duruşu ile birçok kişinin olduğu gibi benim de favori isimlerimdendi ama olmadı. Yarışma öyle ya da böyle bitti ve herkes yoluna devam etti. Kimileri günümüzde yoluna devam etse de kimilerinden haber alamıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde gelen bir bülten Evren Mevlanaoğlu’nun yeni single şarkısının müjdesini verdi ki çok sevindim yeniden buluşacak olmamıza bu sesle. Ont Müzik etiketi ile Tansel Doğanay’ın düzenlemesinde bir Sezen Aksu şarkısı, Sertab coverı “Oyun Bitti” ile karşılaşıyorduk ki yıllardır bu sesi neden dinlemediğimizi bir kere daha düşündüm. Ama belki de her şey yeniden başlıyordu.

Yanıtlarını elbette kendisinden alabilirdim, hem de bu vesile yeniden o yıllara dönebilirdik ve günümüz ile bir karşılaştırma yapabilirdik, yani çok şey konuşabilirdik ve konuştuk da. Ekspres’te söyleşilere pop ile karışık rock başladık mayısa ve de öyle de devam ediyoruz, ne güzel. 

 

 

Sevgili Evren yıllar sonra o güzel sesinle karşılaşmak çok güzel, öncelikle hem yeni şarkını hem de yıllar geçse de unutamayacağımız o Popstar’ı konuşalım istiyorum ki belki de aynı şeyleri defalarca anlattın ama benim de bir dinleyici olarak takip edip oy bile kullandığım bir yarışmaydı, seni yakalamışken o süreci atlamak istemiyorum.
Yarışmaya katıldın bir şekilde ki gümbür gümbür bir sesin vardı, o sesini ilk ne zaman keşfettin, yani müzikle ilk kez nerede tanıştın ve bir şekilde o günden bugüne hayatının bir parçası oldu?

Benim babam eski DJ. Ülkemizin o zamanlardaki yani 70-80lerdeki en iyi 5 DJ’inden biri. Sanırım kulak ve yetenek biraz ondan biraz da anne tarafımdan geliyor. Eskiler malum piyano filan çalıp şarkılar söylermiş, bizim anne tarafı da öyle :)  benim yeteneğim sanırım anaokulunda çıktı meydana. Orada bir İgilizce şarkı öğrendim,  ilkokul boyunca 5 sene her ders öğretmenim o şarkıyı söyletip sınıfı sakinleştirirdi  :) Sonra öğretmenim , ilkokul biterken dedi ki ya asker olacaksın ya şarkıcı ikisine de yeteneğin var. Eğer bu iki meslekten başka bir şey seçersen sana hakkımı helal etmem. İkisine birden yöneldim omurgamdaki sakatlık asker olmama izin vermedi, ben de müziğe konsantre oldum ilk sahnem ilk alkışım 11 yaşındaydı :)

 

Yarışmanın iddialı isimlerinden olup yolun başında henüz elenmen ve sahneye veda ederken dökülen yaşlar gösteriyordu ki dinleyici seni kısa sürede çok sevmişti, peki bir tür haksızlığa uğradığını hissettin mi yarışmacıların en samimi isimlerinden biriydin ve daha kuşkusuz söyleyeceklerin vardı?
Bugün olsa yine katılır mıydın mesela? Sana göre bu yarışma müzik dünyasına bir hareket kattı mı gerçekten çünkü sonra yüzlerce versiyonları geldi ve müzik hep yarıştı, müzisyenler hep yarıştırıldı.

Rahmetli Levent Kırca ile bir programda karşılaşmıştık yanımdan geçerken bir anda kolumdan tuttu ve “sakın üzülme bunlar başı-sonu belli bir şov” dedi. O zaman bıraktım bu konuda düşünmeyi. Popstarlık zaten umurumda değildi. Sonuçta oradaki amacım biraz daha fazla insana hitap edebilmek ve bir basamak daha yukarı çıkmaktı.

Aslında beni erken elemeleri sayesinde onlarca basamak atladım her konuda. Zaten dünyada bu formatta yapılan tüm yarışmalar gösteriyor ki birinci seçilenler bir kaç sene içinde yok oluyor ancak erken elenenler ya da dereceye giremeyenler daha çok akıllarda kalıyor.

Popstar’ın ilki bayağı ses getirdi neticede ilk olan en değerlidir değil mi? Sonrasında dediğin gibi yarışma furyası aptallaştı. Saçma sapan sesler, hikayeler,  ajitasyonlar. Gereksiz bir kalabalık. Yurt dışındaki orijinal formatlara baktığında elemeleri geçemeyenlerin bile çoğunluğu kaliteli bir sese ve müzik bilgisine sahip bizde finali görenlerin bile çoğu tınnn…

Amaç piyasaya müzisyen kazandırmak değil şirketlerin kanalların para kazanması çünkü.. Nedendir bilinmez ama insanlar bu tip yarışmaları çok yanlış anlamaya başladılar. Mesela bana çoğu kişi “……..” yarışmasına katılsana diyor…bende soruyorum “sebep?” “e iyi olur senin için” diye cevap geliyor :) “Hangi konuda” diyorum “TV’ye çıkarsın” cevabı geliyor. “Yahu kendi adımla yaptığım bir albümüm ve bir projem var niye saçma sapan “başı sonu belli olan bir bizim marketçi Hüseyin’in katılmadığı kalan o programa niye gideyim. “Bana ne verebilir yarış atı değilim ki ben, tek rakibimin ben olduğu bir müzisyenim” diyorum. Sonra bozuluyorlar .) Ben zaten istediğim noktada istediğim hayatı yaşıyorum kendi tercihlerimle sessiz sedasız bu yolu seçmişim ne alaka. Ha bir mekanda ya da konserde beni dinlemişsin ha TV’de yarış atı misali izlemişsin :) “Senin için fark yaratan bir şey yok da bana uymuyor” diyorum :)

 

Biraz açık konuşalım; yarışma bir popstar ortaya çıkartmak istiyordu ama ilerleyen zamanlarda işin seyri biraz değişti ve sahnedekilerin özel hayatları gündeme getirildi, anımsadığım kadarı ile yine birçok yarışmacı daha sonrasında albümler yaptı ama büyük fırtınalar koparmadı.
Bir de bu isimlerin yanına eklenen o program ile anılma durumu vardı o dönem. Popstar Elvan, BBG biri ya da hala günümüzde olan O Ses biri gibi. Bu durum yani bu yarışma ile anılmak seni daha sonra rahatsız edecek miydi, ediyor mu yani şu an. Çünkü bambaşka bir ruhun var ve soundun belli ki bir pop çizgisinde değil.

Popstar vs. gibi yarışmalarda ne kadar çok kalırsan o kadar gözden düşersin. Müzik ya da oyunculuk camiasında ne kadar medyatik magazinselsen o kadar çok kitlen olur dünyanın ne yazık ki bir zamanlar bilinmeyen biri tarafından yazılan ve ne yazık ki hala uygulanan kanunu bu. Ben buna hiç katılmadım. Evim, özel hayatım beni ilgilendirir ben sanatımla ön  planda olmalıyım.

Albümlerin tutmamasına gelirsek benim düşüncem şu: yarışmada zaten her programda gelişme gösterip tam performans sergiliyorsun arkanda dev orkestra, eğitmenler filan var da ee sonra? Sonra diyorsun ki bu rüzgarı kullanıp iyi satarım iyi para kazanırım, düşünmeden şarkılar seçip albümü yapıyorsun ve olmuyor tabi. Patlama ne kelime pıt bile yok. Ben niye yarışmadan sonra 5 sene bekledim albüm yapmak için? Bilmiyor muydum vasat bir şeyler yapıp ticari düşünerek hareket etmeyi. İstediğim şarkıları istediğim gibi kayıt ettim, istediğimi yaptım..80ler takıntımı yönlendirdim albüme. Hatasıyla sevabıyla istediğimizi yaptık. soft rock yaptık.

 

Daha sonra bu ekipteki isimlerin şarkı söylediği bir albümde yer aldın ve “Hayat Tual’im” isimli de bir albüm yaptın. Bu söyleşiyi hazırlarken bir yandan o albüm şarkılarının da çok yeni Youtube kanalında yerini aldığını görebildim hatta. Tual grubu ile birlikte hazırladığın bu albümün peki süreci nasıl gerçekleşti, neden bu albümü daha fazla duyuramadın.

Popstar albümünde “Alışamadım” şarkısını okudum mecburen. Çünkü öncesinde Mirkelam’dan bir şarkı okumam istendi ama kendisi izin vermedi. Sonra Candan Erçetin’den “Onlar Yanlış Biliyor”u istedi Ercan Saatçi. Onu da alamadı. Albümün çıkması lazım apar topar soktular beni stüdyoya “Alışamadım”ı biliyor musun oku dediler” Okudum ve pişman değilim :) Gerçi Reha’dan dinlemeyi çok sevdiğim bir şarkıydı :)

Tual grubu biraz ilginç bi hikaye. Herkes kızar bana ama çok nadir Türkçe müzik dinlerim, albüm alırım vs..1999 da Tual albümü ile çıktıklarında hayran oldum onlara. Her albümleri var elimde, sıkı takipteyim vs. Popstar albümü için Tual’den “Belamı Aradım” isimli şarkıyı okumak istedim. Bu sefer de plak firmaları farklı diye Ercan Saatçi izin vermedi. Sonuçta “Alışamadım”ı okudum işte. Elendikten sonra konuk olduğum her programda Tual aşağı tual yukarı; “dinlediğim tek Türkçe müzik” filan diyorum. Adamlar beni arıyorlarmış her yerde ve bulamıyorlarmış numaramı.

O arada Popstar’a beni zorla sokan babam yine bir gaz ile Tual’ in kurucusu iskender Türsen’in telefonunu buldu, ben ulaştım tanıttım kendimi ama var ya tir tir titriyorum telefonda ağladım ağlayacağım heyecandan. İskender dedi ki “biz de seni arıyorduk, her yerde Tual diyorsun da kızım bizim ismimiz lanetli”, dedim “olsun, Tualin lanetine ortak olurum ben de, o derece aşığım müziğinize, hatta kolumda TUAL yazan bir dövme var”. Sonra biraz konuştuk “Belamı Aradım” şarkısını istedim verdiği cevap “hangi şarkımı istiyorsan senindir” oldu ve telefonu kapattık.

Evin bahçesindeyim İstanbul’da, annem babam filan yanımda, ben çığlık çığlığa ağlıyorum. Babam dedi ki “hadi git dinlen biraz, seni yarın İzmir’e götüreyim gece çıkarız sabah ordayız. önce İskender ile tanıştık sohbet muhabbet sonra eski solist Sezi Çeşitli ile buluştuk, o arada bir sürü şarkı seçtik, albümü hazırladık. Tonlar alındı trafikler belirlendi 1.5 ayda oldu her şey. Normalde Şahin Özer’den çıkacaktı albüm. Şahin abi de çok destekledi beni konserler filan. Albümü bekliyordu “yap getir bende” gerisi” dedi. Ama hastalandı. Sonrasında işleri duraklama dönemine girdi biz albümü bitirdiğimiz sırada. O yüzden başka bir yerden çıkartmak zorunda kaldık. O şirketle de sorun yaşadık yazık oldu albüme.

 

Milliyet’teki söyleşinde neden büyük bir patlama yapamadığın sorulmuş ve “ben işimi yapıyorum benim patlamam bu” demişsin. Yani aslında Evren sadece müziğini yapmak istiyor ve ötesinden memnun diyebiliriz bunun için. Yine aynı söyleşi içinde öğreniyoruz ki bir şekilde TV çalışmaları içinde buldun kendini, şehirden uzaklaştın ve kendine yeni hobiler, uğraşlar da edindin.
Peki bu sana ne kadar iyi geldi ve seni ne kadar yeniden bizlerle buluşmaya sürükledi.

Yarışmadan sonra beni çok seven bir hayranım bölgesel bir TV kanalında program yapımcısıydı ve bir gün sokakta karşılaştık , röportaj yaparken benim fırlamalığım üzerimde kaptım mikrofonu bayağı götürüyorum programı :) Bu gün de böyle eğlendim diye düşünürken programın sunucusu oldum. Derken uydu kanallarından birine geçtim filan. Güzel bir deneyim oldu ve sevmedim de değil :)

Ben her insanın dünyaya gelişinde bir amaç olduğuna inanırım. Benim amaçlarımdan biri Tanrının bana verdiği bu yeteneği insanlarla paylaşmak, onların yüzünde bir gülümseme oluşturabilmek ruhlarına dokunup ve zihinlerinde mutlu bir an yaratabilmek ve bu da Tv’lerde boy gösterip tabiri caizse medya maymunluğu ile değil işini iyi yaparak olur. Diğer amacım gücüm yettiği kadar benim yardımıma muhtaç olan patilere kanat germek. Mesela bizim evde hasta olma hakkı olmayan bir tek ben varım :) Çünkü ben hasta olursam patilerimle kimse ilgilenemez benim gibi. Bir de sinirlerin sağlam kalması adına edindiğim hobiler var onlar da  meslek oldu zamanla.

Ama yani ne bileyim ben sahnemi yapayım evime döneyim kapatayım kendimi evlatlarımla uğraşayım modundayım. Pek konuşmam insanlarla. Zaten nedendir bilinmez tipim ve sert duruşumdan dolayı genelde yanıma gelmez kimse :)

Yeni şarkı konusuna gelince biz 2012 de Tual ile  yaptığımız iki şarkıdan sonra her sene “hadi bir şeyler yapalım” diyip sonra “amaaaan boşver yaparız ya” diyoruz.  Biz gazla çalışan bir ekibiz yani : ) ve Tansel Doğanay ve Oğuzhan Coşkun bizim gazımız oldu. Çeldiler aklımı da biraz fazla gazladılar sanıyorum ve duramıyoruz :)

 

 

Buradan da selam olsun, kendisini çok severim ve inanılmaz saygı duyarım sevgili Tansel Doğanay düzenlemesi ile buluşman beni o kadar çok mutlu etti ki selamlar yolluyorum kendisine.
Ama bir de itiraf etmeliyim ki ben “Oyun Bitti” şarkısının böyle güçlü bir şarkı olduğunu bilmezdim ve deyimi yerindeyse Sertab gibi güçlü bir sesten de olsa etkilenmemiştim. Şarkı senin sesinle bambaşka bir evrene taşınmış, deyimi yerindeyse nokta atışı yapmışsın sanki. Hem sevgili Tansel ile hem de bu şarkı ile buluşmanın sürecini dinleme vakti öyleyse. Bu arada Oğuzhan Coşkun’a olsun, onun da desteğini unutmayalım.

Hislerimiz karşılıklı sanırım. Ben “Oyun Bitti”yi hep severdim ama sanki harcanmış bu şarkı diye düşünürdüm. O zamanlar vardı ya şarkı sayısını doldurma olayı. Öylesine okunmuş gibi bir his verirdi. Ama Tansel abi sayesinde bayağı bir değişti. İlk dinlediğimde inanamamıştım. Bu arada Tansel abiyle ortak bir dostumuz sayesinde Köyceğiz’de bir etkinlikte tanıştık geçen yaz. Şarkıyı seçen de zaten Oğuzhan Coskun. Zoom’da toplantı yapıyoruz ne yapsak ne etsek diye. Ben “diyorum şunu yapalım rock” Tansel abi  sakin gel”  diyor. En son Oğuzhan noktayı koyuyor ve “Oyun Bitti” diyor. He diyorum biz üçümüz bir araya geldik mi canımız sıkıldıkça şarkı yaparız, ikinci şarkıya da az kaldı bu arada yasaklar biter bitmez klibini çekeceğiz kayıtları çoktan bitti :) Çok merak ediyorum o şarkıyı dinlediğin zaman ne kadar şaşıracaksın :)

 

 

Yarışmadan önce ya da sonra sahnelerle aran nasıl oldu peki, albümlerin yoktu belki ama söyleyebileceğin birçok şarkı vardı, nasıl bir repertuar hazırlıyordun; yakın zamanda, hayat iyileşince yeniden böyle planlar çiziyor musun kendine, artık arayı çok açmayacaksın değil mi, önümüzdeki günlerde neler bekleyelim mesela?

Ben hep çok iş seçen biri oldum. Sahnede katı kurallarım vardır. Her mekana uymaz beni kurallarım, repertuarım. Ağırlıklı olarak 70-80 ingilizce İspanyolca söylerim sahnede, mekanlarda daha doğrusu. Türkçe bölümünde de 90lardan öteye geçmem. Beni yansıtmayan şarkıları söylemem, konseptim vardır. Konserlerde normal repertuarıma ek olarak sağlam rock şarkılar da eklenir repertuara. O nedenle her mekan kaldıramaz bu repertuarı ya da her dinleyiciyi.

Dinleyicinin saygıyla sahneye konsantre olup dinlediği dönemlerdi benim müziğe başladığım dönemler. Zaman değişti ama ben, beni dinleyen kitlenin yaş grubu değişse de hala o dönemlerdeki gibi sahneye saygı çerçevesinde
dinlemesini sağlayabiliyorum. Cıvık şarkılar olmayınca kitle de kaliteli oluyor aslında. Kaliteli iş olunca kaliteli eğlence oluyor. 29 senedir sahnedeyim ve geldiğim noktadan repertuarımdan çok memnunum.  Sahneler devam. Gelelim Planlara İkinci şarkı bitti dediğim gibi sürpriz bir tual şarkısı ile kıpır kıpır geliyoruz. Tansel Doğanay’ın imzası direkt belli oluyor zaten aynı oyun bitti şarkısında olduğu gibi acayip değişti her şey. O kadar değişti ki bestecisi İskender hala inanamıyor :) Sonrası da cepte. Bizim ekip sağlam iletişim etkileşimimiz sağlam diyorum ya sıkıldıkça şarkı yaparız :)

 

 

Günümüz müzik dünyasında düetler, feat.ler ortada kol geziyor yani müzisyenler arasında bu dayanışma o dönem popstar yarışması süreci sonrası hissettiğin bir şey oldu mu, yani içlerinden herhangi biri ile birlikte bir şeyler yaptınız mı, yapmayı düşündünüz mü?
Ve gerçekten en merak ettiğim bugün kimlerin yanında olduğu o dönemden, mesela ilk albümün ya da bu şarkın için dönüş aldığın oldu mu içlerinden, seni tebrik eden, kutlayan?

Sanat sektörü gariptir bu konuda. Yarışmadan elendikten sonra bir röportajımda şöyle demiştim “ herkes birbiri ile o kadar iyi dost ki düşsen de ezip geçsem” diye, gözünün içine bakıyor insanlar. Aslında yarışmacılar değil sektörün tamamı öyle.  Artık albüm yapılmıyor her şey internette malum. Yani bu ne demek eğer bir şarkıyı – diziyi filmi ya da kitabı beğendiysen paylaşıyorsun, eşin dostun bir şey yapınca paylaşıyorsun ki daha çok izlensin ama bu bana pek denk gelen bir şey değil. Can dost dediğim insanlar bile hasetinden çatlayıp paylaşım yapmıyor. Aslında pek şaşırtmıyor bu durum beni. Sosyal medyada gözüne sokuyorsun mesaj atıyorsun görüyor ama cevap yok. Kızmıyorum çok gülüyorum, neşelendiriyor bu tipler beni. Bir tek Serkül var o dönemden hayatımda kalan. Sürekli takipteyiz birbirimizi. Arada konuşuyoruz o kadar.

O dönemde hayatıma girip desteğini asla üzerimden çekmeyen tek bir kişi ve onun grubu var: Tual – İskender Türsen. Her an her saat sağlık sorunum olsa ilk onu ararım doktor çünkü, moralim bozulsa da ilk onu ararım, müzik desen zaten hep destekçim.  Bir  o, şimdi de Tansel ve Oğuzhan, olduk mu üç silahşör :)

 

 

Ve biliyoruz ki artık sosyal medya diye bir şey var hayatımızda. Mesela senin dinleyicilerin ile aran ve orada karşılaşmaların heyecanı, samimiyeti nasıl? Sana neler soruyorlar en çok, buradan dinleyicilerine neler söylemek istersin mesela?

Sosyal medya enteresan bir şey. Ben hala pek ısınamadım. Yüklediğim bir videonun altında yorumlar olduğunu daha yeni görüp tek tek cevapladım hepsini, 9 sene olmuş yorum yapılalı haberim yok düşün o kadar alakasızım. Zamansızlık ve çağa ayak uyduramama nedeniyle biraz sıkıntılı benim açımdan. Evet paylaşım yapıyorum videolar,  emeği yaptığım ürünlerin fotoğrafı evdeki patiler filan ama pek beceremiyorum kullanmayı :) Dinleyicilerimle güzel sohbetler ediyoruz zaman zaman. Hatta bir ara canlı yayınlarla sohbetler etmeyi düşündük ama ev nüfusu kalabalık olunca arkadan havlama vs. gibi vokaller gelebiliyor o yüzden vazgeçtik :)

 

 

Son olarak çok teşekkür ediyorum bize vakit ayırdığın için ve kısa, net yanıtlar istediğimi final soruları kısmına geçiyor ve yeniden en kısa zamanda görüşmeyi diliyoruz.
Son Popstar sorularım söz :) O yarışmanın gerçek birincisi kim olmalıydı?

Barış

 

Yarışma üzerine bu kadar konuşurken yaklaşan bir Eurovision şarkı yarışması var, takip ediyor musun mesela?

Eskiden çok takip ederdim sonra müziğin arka plana atılıp siyasetin ön plana çıktığını düşündüğüm için bıraktım peşini. En son Blue katılmıştı ben izlediğimde.

 

Dönemler içinde plaklardan, kasetlere, CD’lere ve şimdi de dijital müziğe geçtik, sen hangisinde daha mutlu oldun ya da mutlusun hala?

Hepsi ayrı bir güzel. Dijitalin iyiliği sınırsız bilgi. Daha geçen gün yaptığım radyo programında 1920 yılına ait bir şarkı çaldım dijital sayesinde. kendini geliştirebilmek için doğru kullanırsan eğer muhteşem bir güç dijital ortam.

İlk aldığın albümü hatırlıyor musun peki, ya ilk hayranı olduğun kişi / kişiler kimlerdi?

Sıradaki dövmem. Bee Gees körfez savaşı; savaş görüntülerinin arasında “Secret Love” ve “When His Gone” isimli klipler dönüyor adamlara aşık oldum, oluş o oluş. Repertuarımdadır bütün şarkılar, örnek aldığım, beni geliştiren eğiten bir gruptur.

 

Bir gün bir şarkıda sesini buluşturmayı dilediğin bir müzisyen var mı peki?

Bee Gees keşke üçü birden hala var olsaydı ama hayatta kalan tek Barry Gibb. Onlarla düet yapmak için neler vermezdim.

 

Ya günümüz müzik piyasası, takip edebiliyor musun ya da samimi buluyor musun?

Türkiye’de 90’lardan öteye fazla geçemedim ben. Özellikle 2000 sonrası yapılan çoğu şarkı sadece ticari amaçla yapıldığı için bana pek hitap etmiyor. Evet tabi ki yaptığımız müzik sayesinde para kazanıp evimize ekmek götürüyoruz ama ben 50 sene sonra hatırlanacak müzikler yapmayı dinlemeyi seviyorum. Ama ne yazık ki günümüz gençleri öyle değil. Amaç müzik değil para kazanmak onlar için. Benim için ise prestij daha önemli.

 

Ah bir de şu açılmalar, kapanmalar, son bir senemiz ve pandemi; nasıl bir süreçti senin için, nasıl ruh halledindeydin?

Ben her zaman kendine yeten biri oldum. Sahneden uzak kalıp, çalışmamak dışında bana bir etkisi yok pandeminin, çünkü ben zaten kapalıyım. İlk dalgada motorumuzu sattık. Onunla sürüşler yapmak en büyük keyfimdi bunun dışında evden ailem bile sürükleyerek çıkartır beni :) o yüzden evde oturmakla alakalı sıkıntım yok. Hatta daha iyi oldu bile diyebilirim, hobi mesleklerimle uğraştım bir sürü yeni ürün yaptım. Yaratıcılığımı biraz daha geliştirdim. Bol bol yeni şarkı yaptım repertuara. Yeni dediğim 70/80 li yıllar bende olmayanları hazırladım. Her gün gökkuşağı köprüsüne bir adım daha yanaşan ihtiyar kızımla daha çok zaman geçirip daha çok ilgilenebildim, “Oyun Bitti” çıktı. ikinci şarkıyı bitirdik, mutluyum ben :)

 

En yakın zamanda yeniden görüşmeyi dileyelim ama öncesi tam da şu anki ruh halinle bize bir şarkı seçmeni dileyelim ve onunla veda edelim bu keyifli söyleşiye? Hangisi olurdu?

Gerçekten de arayı fazla uzatmayalım sohbet çok güzeldi :)  Türkçe dersen Tual albümünden “Tual” isimli şarkı. İngilizce de olabilir dersen Christian Kane’den “House of Rules”.

 

 

 

2003 yılında hepimizi ekranlara kilitleyen bir yarışma vardı: Popstar. Oturup yayınlanmasını bekler, kendimizce kritikler yapar ama sevinir ama üzülürdük. Türkiye’nin de gündemi olmuştu yarışma ki ilerleyen bölümlerinde müzikten daha çok işin magazin yanı ortaya çıkınca artık daha çok onlarla anılmaya başlamıştı ve zaman içinde versiyonlarını yaptılar ve tamamen koptu zaten heyecanı.  Yarışmanın üçüncü haftasında ayrılan ve benim de favorilerimden biri olan Evren Mevlanaoğlu güçlü sesi ve duruşu ile birçok kişinin olduğu gibi benim de favori isimlerimdendi ama olmadı. Yarışma öyle ya da böyle bitti ve herkes yoluna devam etti. Kimileri günümüzde yoluna devam etse de kimilerinden haber alamıyoruz. Geçtiğimiz günlerde…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.78 ( 4 oy)

Bir yorum

  1. Çok teşekkürler dev sesi tekrar bizi buluşturanlara ve bu röportaj için teşekkürler
    Oyun bitmemiş, özlediğimiz ses geri gelmiş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*