EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Zeynep Sağdaş

Zeynep Sağdaş

Böyle bir anda popüler olan ve herkesin bir şekilde paylaşmaktan geri kalmadığı şarkıları sevmiyorum. Ama bir şarkı hariç: Yarım Kalanlara Rağmen. Bu şarkıdan hala çıkamıyorum. 

O zaman Müzik Ekspres yoktu ve kadrikarahan.net üzerinden söyleşilerimizi gerçekleştiriyorduk. Sevgili F.Gül Yanık müzisyenlere ayırdığı köşesinde ben Zeynep Sağdaş ile söyleşi yapmak istiyorum dediğinde çok sevinmiştim. Ortada tek bir şarkısı varken ve albümü olmamasına rağmen kendisini tanımak istiyordum. Bir şekilde söyleşi gerçekleşmişti ve benim de şimdilerde kendisi ile gerçekleştirdiğim söyleşiye yine kendimizi kaynak almıştık.

Sonrası elbette albümü ve başka şarkıları oldu ama bir bir şekilde karşılıklı tanışamadık ama dediğim gibi gönül bağı birdi ve bir kere sıkı sıkıya tuttu mu kolay bırakılmazdı öyle de oldu. Yeni şarkısı “Dağılmış Taşlar”ı yayınlayınca hiç düşünmeden söyleşi teklifimi ettim ve sayfalarımızda yıllar sonra kendisini yeniden konuk etmenin mutluluğu içindeyim. 

Hem yeni şarkısını hem de dünden bugüne müzik yolculuğunu konuşma şansını bulduğum Sağdaş bu çalışması ile yeniden kaldığı yerden devam edeceğinin altını çiziyor, bu minik ara iyi gelmiş olacak ki ben çok sevindim bu buluşmaya. Karşımızda özel bir ses ve güzel bir şarkı var, yeni yolculuklarında yeniden görüşmek üzere. Haftanın söyleşi konuğu ile sizleri baş başa bırakıyorum ve kendisine tekrar çok teşekkür ederken aralara eklediğim alıntılarla da on yıl öncesine selamlar yolluyorum ve F.Gül Yanık’a da sevgilerimi yolluyorum. Onun da söyleşilerini özledim.

Alıntılar: F.Gül Yanık & Zeynep Sağdaş söyleşisi 2010 / http://www.kadrikarahan.net/zeynepsagdas.htm

 

 

Yeni şarkınız “Dağılmış Taşlar” geçtiğimiz günlerde yayınlandı ve sevenlerinizi, bizleri çok mutlu etti. Özlemiştik. On sene önce sayfalarımıza konuk olmuştunuz ve “Yarım Kalanlara Rağmen” isimli şarkınız bir albümünüz ve bugünkü şartlar olmamasına rağmen ortalığı yıkmış geçmişti.
Hepsini yeniden konuşmadan önce çok daha başına dönmek istiyorum. Küçük yaşlarda müzikle tanışmanız sizi aldı ve bugünlere getirdi. Bir şekilde Timur Selçuk, Melih Kibar gibi önemli isimlerle çalışma şansı buldunuz. O yıllardaki heyecanınız nasıldı, müzik aşkı nerede başladı, bu değerli isimlerle çalışmak bugün sizin için nasıl bir anı kaldı?

Ben doğduğumdan bu yana müzik hariç başka bir şey yapmayı düşünmedim açıkçası. Fabrika ayarlarım bu şekilde dünyaya geldim. Sanatın diğer dalları ile de çok ilgiliyim ama müzik ve şarkı söylemek benim omurgam. O olmadan ayakta duramam. Zaman içinde de bu yolculukta bu önemli isimlerle yollarımız kesişti.

Melih Kibar’la ilk tanışmam 9 yaşında oldu. Melih Ağabey son derece şahsına münhasır ve esprili bir insan, büyük piyanistti. Keza Timur Hocam da öyle. Müzikal açıdan onlardan duyduğum övgüler ve aldığım dersler özgüvenimi yerine getirdi, çünkü her ikisi de hayranlıkla izlediğim büyük müzisyenlerdi. Bunun yanında bestelerimi ilk kez kaydettiğim Ercüment Vural da benim için çok kıymetli bir kilometre taşıdır. Bestelerime güvenmeyi ve şarkı söylerken duyguyu mikrofondan geçirip dinleyicinin kalbine iletmeyi ilk onunla öğrendim.

 

 

Yarım Kalanlara Rağmen’i yazarken tek bir amacım vardı: Öyle bir şarkı yazayım ki içimdeki her şeyi dökeyim ve bu acı son bulsun. Ertesi gün sözleri revize ettikten sonra okudum ve tamam dedim, tam olarak hissettiklerim bunlardı. O an, şarkıyı insanlara ulaşsın diye yazmadığım için insanlar üzerinde ne etki bırakabileceğini düşünmedim, ama tabii bu kadar kalbe dokunması benim için çok büyük bir iltifat.
Birçok orkestrada şarkı söylediğinizi ve reklam müzikleri seslendirdiğinizi öğreniyorum. Ama bir anda bir şarkı ortaya çıkıyor ve bugün bile kalbimizi titretiyor. “Yarım Kalanlara Rağmen”in sihrini bugün baktığınızda nasıl tanımlıyorsunuz. Bu denli etki yaratacağını düşünmediniz belki ama yarattı; o şarkıyı ve o zamanki heyecanını belki birçok kere anlattınız ama ben bir daha dinlemek istiyorum.

“Yarım Kalanlara Rağmen”, yaradanın bana bir göz kırpması, ben buradayım demesiydi. Yardım istediğim, dünyada benden başka kimsenin var olmadığı bir yalnızlıkta ona sığınmak istediğim bir andı ve beni yanıtladı. Şarkı, yazdıktan birkaç sene sonra patladı. Ben nasıl yayıldığını bile anlamadım açıkçası. Benim bir dileğim vardı yazarken, yazdığım kişi geri dönsün. Sonra dileğim, bu duygularımın görünür olması, herkes tarafından sahiplenilmesine dönüştü. Barışmak için yazdığım şarkı bir sürü kişiyi barıştırdı, ayrılıp da bu şarkıyla barışan insanların düğünlerine videolar çekip yolladım. Bazen bazı şeylerin sadece olması gerekir. Bu öyle bir durum. Şu an bile bir film izler gibi izliyorum bu durumu, hayat yolculuğumda böyle bir bölüme sahip olmak çok sihirli.

 

 

Bir albümün hazırlanma süreci aslında çok zahmetli ve üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir çalışma gerektiriyor. Ben de işin aynı zamanda mutfağında olduğum için bu zahmetten epey payımı alıyorum. Şarkıların gözden geçirilmesi, yeni yazılan şarkılar, aranjeler, canlıların çalınması derken süreç uzayabiliyor. Ben de sevenlerimle bir an önce buluşmak istiyorum, bu konuda çok sabırsızım.
Şarkı daha sonraki yıllarda da popülerliğini korumaya devam etti. Serdar Ayyıldız şarkıya bir remix getirdi ve Rüzgar Erkoçlar ile yakın zaman önce yeniden de yorum getirdiniz. Takvimler 2014’ü gösterdiğinde de ilk albümünüz geldi ve “Zeynep Nerede” dediniz. Şarkı bu vesile bir albümde de yer alıyordu artık.
Zeynep hakikaten artık neredeydi. Albüm sürecinizin geciktiğini fark ediyorum ama acele etmediğinizi ve doğru zamanı beklediğinizi düşünüyorum, yanılıyor muyum. Dinleyiciniz ve müzik dünyası bu albümü nasıl karşıladı. Zaten tannıyordunuz ama bu albüm daha geniş kitlelere sizi nasıl ulaştırdı?

Ben çok acele ettim esasında, ama evrenin bir zamanlaması var sanıyorum. Halen tam kalbimden geçeni ortaya koymuş hissetmiyorum kendimi. Her şeyden özgürleştiğim bir dönemdeyim, onlarca şarkım var “artık beni söyle” diye bekleyen. Bu anlamda “Dağılmış Taşlar” benim için bir milattır.

 

 

Tüm bunlar yaşanırken enteresan karşılaşmaların da adresi oldunuz. Söz yazarı ve besteci kimliğiniz başka albümlere ve hatta dizi – film müziklerine de yansırken “L’amour” isimli şarkınız France Ô Tv’sinin dünya çapında düzenlediği ses ve beste yarışmasında dünya 3.sü oldu.
Siz Saint-Joseph Lisesi mezunusunuz ve okulun orkestrasının solistliğini yaptınız. O dönem. kendi grubunuzla da pop, rock, soul ve Fransız şansonları da söylüyordunuz. Ama daha sonrası bu şekilde devam etmeyi tercih etmediniz; Çok mu hızlı ilerliyordu her şey yoksa siz mi daha sağlıklı adımlar atma düşüncesi içindeydiniz?

Aslında Saint-Benoit mezunuyum, beni Saint-Joseph orkestrası transfer etti. : ) Sonrasında da Alman, Avusturya ve Galatasaray liselerindeki arkadaşlarımla da harika gruplarımız oldu, lise zamanı da muazzam konserler verdik. Bir sürü üniversitenin bahar şenliklerinde şarkı söyledim, kendi okulum Bilgi dahil. O zamanki heyecanımı ve  özgürlüğümü geri kazandığım için çok mutluyum ve bu beni uçuruyor.

Sevdiğim her şarkıyı söylerim, hakkını da vermek için çalışırım. İnanır mısınız, acayip arabesk söylerim. : ) Bu yelpazeyi sallayacağım dinleyiciye doğru, hiç merak etmesinler.Bu arada Fransızca biliyor olduğum için, Fransızca bilme şartı olan uluslararası bir yarışmadan davet aldım. Öyle bir zorunluluk yoktu ama albümde de yer alan “Déjà-Vu” isimli bir şarkımla katılayım dedim jest olsun diye. Türkiye’de 1. Olduktan sonra Paris’e davet edildim ve oradaki finalde de “Politically Incorrect”  isimli bir İngilizce şarkımı söyledim. Paris’teki Charles-de-Gaulle Havaalanı’nda konser verdim. Büyük bir organizasyon, güzel bir anıydı.

 

 

İki sene önce “Modern Külkedisi” isimli bir şarkı yayınladınız ve daha sonra yeniden sessizliğe büründünüz. Neyseki bu kez çok sürmedi ve yakın zaman önce yeni şarkınızın müjdesini aldık. “Dağılmış Taşlar” bulunduğumuz sürecin bir meyvesiydi peki, hikayesini çok merak ediyorum.Ve yeni gelecek şarkıların da aynı zamanda habercisi mi acaba? Zira ses renginizi ve şarkılarınızı çok sevdiğim için bu kez gerçekten ara açılsın istemiyorum.

Bana yıllarca soruldu, “Yarım Kalanlara Rağmen” ne zaman tamamlanacak? İşte o şarkı bu şarkı. “Yarım Kalanlara Rağmen”de “her giden bir parça çalıyor benden” diyorum. Burada ise “Yalnız kaldım, koşarak topladım dağılmış tüm taşlarımı. Aşarak devirdim hayatın yanlışlarını. Bilerek yenildim kendime, yine de tükenmedim.” diyorum. O parçaların hepsinin toplandığı, her şeyin hükmünün aslında kişinin kendisine ait olduğunu haykıran bir yer burası. İnsanoğlu olarak bunu anladığımızda, özgürlüğümüz ve gücümüz bize iade ediliyor yine kendimiz tarafından. Kendim olma cüretini gösterdiğim bir yerde, artık herkesin bu cesarete katılmasını istiyorum.

Daha fazla içimde tutabileceğimi sanmıyorum şarkılarımı. Çok kısa süre sonra “Ev Yapımı Lezzetli Akustik Tarifler” isimli akustik albümüm çıkacak. Bana kalsa her hafta bir şarkı yayınlarım. Bundan sonra çok sık buluşacağız.

 

Sahnede olmak aslında zor bir iş, aşk duyularak yapılmadığı sürece de o zorluk belki çekilemez. Sürekli pozitif olmanız gerekiyor, üzülmeye, sinirlenmeye sadece evinizde odaların içinde hakkınız var. Çünkü insanlar, sevdikleri şarkıcıyı hep gülerken görmek istiyor, onlar sizi örnek alıyorlar. Sizin yazdığınız şarkılarla ağlayıp, sizden bir nevi destek alıyorlar.
Sizi sahnede dinleme şansı ne yazık ki bulamadım, peki süreç geçince dinleme şansını bulacak mıyız? Ve yeniden öncesine dönmemiz gerekirse sahneler hakkında duygu ve düşüncelerinizi yeniden, yakın zaman öncesine bakarak sizden dinlemek istiyorum. Özlediniz mi oradaki buluşmaları?

Pandemi sebebiyle bu soruya zamanlama açısından ben de net bir cevap bulamıyorum. Pandemi benim içimde fısıldayan sesin berraklaşmasını sağladı. Birçok şeyi yeniledim, altından yenilerinin çıkmasına izin verdim. Bu sebeple yeni bir hâlde yeni şekillerde sahnede olacak olmak beni çok heyecanlandırıyor.

 

 

Başladığınız günden bugüne müzik dünyasında nelere tanık oldunuz; neler alıyor, neler katıyor kişinin hayatına. Ve sanırım bir şirketten değil bundan sonrası kendiniz yayınlayacaksınız şarkılarınızı, kliplerinizi; özetle müzik piyasasını konuşalım istiyorum. Tam da bugünkü, bu şartlardaki yerini de bu sorunun içine dahil edebiliriz.

Steve Jobs’un ilk defa Iphone’u tanıttığı gün yeni bir çağ başladı. Bir sürü meslek yok oldu, yenileri belirdi. Değişmez tek şey değişim, bu kadar keskin bir geçişe tanık olmak konusunda şanslı hissediyorum. Artık herkes global, internete bir şey koyduğunuz anda globale açılıyorsunuz. Bir sürü dayatmadan muaf artık üretici, istediği her şeyi üretmekte özgür. Sınırlarını kendi belirleyebilir. Bu durum kendi avantajlarını ve dezavantajlarını doğuruyor. Ben keyfini çıkaranlardanım.

 

Yeni şarkılar, yeni buluşmalar dilerken söyleşimizin sounda kısa sorularım ve aklınıza gelen ilk
yanıtları olacak, çok teşekkür ediyorum ve yeniden görüşmeyi diliyorum.

Ben de sizinle ve harika sorularınızla tekrar buluşmamıza çok sevindim, nostaljik bir totem oldu. : )

İlk aldığınız albümü hatırlıyor musunuz?

Mfö – Ali desidero

Albümler demişken daha çok nerden dinlemeyi seviyorsunuz şarkıları; plak, kaset, cd, dijital; favoriniz hangisi?

Youtube’da açıyorum, telefonuma indiriyorum :)

 

Bir gün birlikte çalışmayı dilediğiniz bir müzisyen var mı? Ya çok söylemek istediğiniz bir şarkı?

Söylemek istediğim çok şarkı var, hepsini söyleyeceğim artık. Opera çocukluğumdan beri hayalimdi, yakın zamanda bir arya kaydetmek istiyorum. Biraz daha pişmem gerek derslerde. Yabancı müzisyenlerle çalışıp yeni bir bakış açısı ve renge bürünmek çok istiyorum.

 

Genel olarak müzik dinleme tarzınız nedir, tarzınızın dışında müziklere açık mısınızdır? Evetse mesela?

Her şeyi herrrr şeyi dinlerim. Telefonumdaki şarkılara inanamazsınız.

 

Michael Jackson ve Ricky Martin ile tanıştığınızı öğreniyoruz. En sevdiğiniz şarkıları hangisi?

Michael Jackson – “They Don’t Really Care About Us” sanırım. 2 tane büyük hoparlör patlatmışlığım var bu şarkıyla.

Ricky Martin – La bomba. Canım Ricky, dünyanın Cüneyt Arkın’ dan sonra en yakışıklı insanı.

Kendinizi tek kelime ile tanımlayacak olsanız bu ne olurdu? Birkaç kelime ile de olabilir :)
Lunapark

 

Müziğin dışında hayatınızın renkleri nedir, başka nelerle mutlusunuzdur?

Seyahat. Dünyadaki en acayip yerleri görmek. Sanatın her dalı. Yemek yemek. Yaşamak.

Ve son olarak tam da şu anınızın, bugününüzün ruh halini hangi şarkı özetliyor, söyleşimizin
sonunda onunla veda edelim istiyorum okurlarımıza?

Phantom of the Opera

 

 

Böyle bir anda popüler olan ve herkesin bir şekilde paylaşmaktan geri kalmadığı şarkıları sevmiyorum. Ama bir şarkı hariç: Yarım Kalanlara Rağmen. Bu şarkıdan hala çıkamıyorum.  O zaman Müzik Ekspres yoktu ve kadrikarahan.net üzerinden söyleşilerimizi gerçekleştiriyorduk. Sevgili F.Gül Yanık müzisyenlere ayırdığı köşesinde ben Zeynep Sağdaş ile söyleşi yapmak istiyorum dediğinde çok sevinmiştim. Ortada tek bir şarkısı varken ve albümü olmamasına rağmen kendisini tanımak istiyordum. Bir şekilde söyleşi gerçekleşmişti ve benim de şimdilerde kendisi ile gerçekleştirdiğim söyleşiye yine kendimizi kaynak almıştık. Sonrası elbette albümü ve başka şarkıları oldu ama bir bir şekilde karşılıklı tanışamadık ama dediğim gibi gönül bağı birdi ve bir…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.9 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*