EDİTÖRDEN
4 Vokal

4 Vokal

4 Vokal ile ilk buluşmamız 2013 yılında oldu ve ilk albüm “Yolculuk”tu. Yıllardır iz bırakan türküleri / halk şarkılarını seçmiştiniz ama bu eserleri yorumlarken o sade / duru yapılarına sadık kalmıştınız ve vokal geleneğini oluşturmayı amaçladınız.
Bu yolculuk şimdi yeni albüm “Başka” ile devam ediyor. Öncelikle ilk albüm gerek sizde gerek dinleyicide nasıl bir iz ve heyecan bıraktı merak ediyorum. O ilk buluşma nasıl gerçekleşti, ilk albüm adımı nasıl atıldı? Albüme gelen tepkiler nasıldı?

Barış: İlk albüm adımı, bir yaz günü Firuzağa’da sohbet ederken atıldı. Haluk ile birlikte yapımcı olarak birçok müzisyenle çalışıp ortaya çıkardığımız albümlerin dışında bir de biz kendi müziğimizi yapmak, yorumlamak, düzenlemek ve söylemek istedik. Maksat eski sohbetleri müzikle yad etmek, müzikle büyüttüğümüz dostluklarımızı yeniden canlandırmaktı.

“Yolculuk” albümüne gelen tepkiler güzeldi, sadece yakın çevremiz değil bizi tanımayan insanlardan da destek gördük. Ama ilk albüm zorluklarını tabii ki yaşadık. Belli bir etki yaratıp ilerlemek için ikinci albüm şarttı.

Yeni albüm geçtiğimiz günlerde We Play etiketi ile yayınlandı.
İlk albümün erkek vokalleri (Barış Bahçeci, Devrim Ünay) değişmedi ama iki özel ses Sibel Sezal ve Elçin Dönmez dahil oldu gruba ki ayrıca hoş geldiniz. Albümün düzenlemelerini Haluk Polat gerçekleştirdi, beraberinde de çok değerli müzisyenler eşlik etti sizlere.
İlk albümün hareketliliğine göre daha sakin bir albüm bekledi bu kez bizi, repertuarı nasıl belirlediniz, nasıl bir stüdyo süreci yaşadınız?

Barış: Stüdyoda daha çok Haluk zaman geçirdi, bu konseptin ve repertuarın, ortaya çıkan sound’un ve müzikalitenin mimarı Haluk’tur. Burada enstrüman düzenlemesinin yanında ciddi bir vokal düzenlemesi süreci de yaşadık, sadece vokallerin birbiriyle uyumu değil, enstrümanlarla olan ilişkisi de ciddi bir çalışma gerektirdi. Bu arada müzisyen arkadaşlar çok önemli katkılar sağladı. Örneğin, Riccardo daha önceki albümde perküsyon çalarken burada davullarda yer aldı ve genel tavra çok güzel ve yakın bir uyum yakaladı. Yasin ve Alper ise davulu çok güzel destekleyen ama kapatmayan, kendi tarzlarını da hissettiren harika bir iş çıkardılar. Piyanoda ise Haluk hem vokallerle uyumlu, hem de vokal olmasa bile bıkmadan dinleyebileceğiniz ezgilerle süslü bir yolculuğa çıkardı.

Elçin: Biz Haluk ile uzun uzun provalar yapmayı, yeni fikirler denemeyi, beraber şarkı söylemeyi pek bir severiz. Ortak bir repertuarımız hep vardı ve yeni albüm için seçtiğimiz konsepte uygun olarak 5/8’lik türküleri araştırmaya koyulduk. Bu arada Haluk seslerimizi çok iyi tanır; bu albümün sihri, tılsımı da bu oldu. Hepsi çok değerli olan öneriler içinden ses renklerimize ve tavırlarımıza en uygun türküleri seçtik. Albümün hissiyatı konusunda haklısınız, ilk albüme nazaran biraz daha ağır, biraz daha karanlık oldu “Başka”, ama kesinlikle karamsar değil. Özellikle son dört yıldır içinde bulunduğumuz vaziyetlere, yaşadıklarımıza olumlu bakmak zorlaştı. Bu hissiyat da yeni albüme bulaştı kesinlikle. Albümün yanında promosyon olarak mendil verme fikrimiz bile vardı hatta! Bu albümde hüznümüze engel olamadık.

 

 

Ama yine ilk albüme, ilk amaca sadık kalındı. Samimiyetimle söylemek istiyorum, bu türküleri birçok sesten, birçok farklı renklerde dinledik. Bu önyargıyı bıraktığımda (ki karşımda bırakmam için çok önemli müzisyenler var) ve albümün daha ilk tınısını duyduğumda gerçekten “Başka” olduğunu anladım. Bu anlamda albümünüze ayrıca sarıldığımı da eklemek isterim.
Bu anlamda siz nasıl bir hassasiyet içindeydiniz? 4 Vokal’in belki de tam olarak söylemek istediği şey bu mu? Hani o gerçek ve samimi hissi vermek; bu türküler zaten öyle bir tarihin izi, rengi ve çok fazla da süslememek lazım, böylesi mi en güzeli?

Barış: Öncelikle teşekkür ederiz. Çok sesli vokalle türkü düzenlemesi denince akla gelen birçok değerli iş ve yorumcu var. Burada caz tınılarına ucundan dokunan vokal düzenlemelerinin yanı sıra, nameli vokallerin çok sesli hale geldiği düzenlemeler görüyoruz. Esasında her şeyi doğalına en yakın haliyle yapmaya çalışıyoruz. Burada solistlikler çok süslü değil ama içten, diğer vokaller de solistle uyumlu. Herkes hem solist hem de vokalist olduğu için birbirimizi çok iyi anlayabildik, ki tüm arkadaşlarımız solistlikleri konusunda belirli tecrübelere sahip.

Elçin: Türküler aslında kolektif bilincimizin bir parçası; bu türkülerde bizi içine çeken acı, aşk ve arayış o kadar gerçekti ki bizde de yansıması o derece berrak ve samimi oldu. Altyapılar hazır olup da vokallerin kayıt günü gelip çattığında bu türkülere nasıl bir duygu katmak istediğimizden çok emindik. Kendimizi sadece bıraktık, süse ihtiyaç duymadık.

Ve albümle buluşmanın hemen ertesinde, lansman konserinde de bir araya geldiniz dinleyicilerinizle. Şahsen ben bu ziyafeti kaçırdım ve bir sonrakinde mutlaka orada yerimi almayı istiyorum. Türkülerle, sesinizle bizi bir araya getireceksiniz yeniden öyle değil mi?

Sibel: Elbette, mutlaka bekliyoruz. Öncelikle şunu söylemeliyim; Mart ayında Beyoğlu’nda düzenlediğimiz ilk albüm konseri hepimizin müzik hayatındaki en güzel lansman konserlerinden biriydi. Yağmurlu bir pazar akşamı olmasına rağmen mekan tamamen doluydu, üstelik geniş çaplı bir tanıtım yapmamış, bir afiş bile basmamıştık. Çok keyifli bir mekanda sevdiklerimizle buluştuk, en yakın dinleyicilerimize müzik yaptık. Mayıs ayında bir albüm tanıtım konseri daha var şimdi planımızda. Ardından gerek yurt dışı gerek şehir dışı ve İstanbul’daki teklifleri değerlendireceğiz. Önümüzdeki ilk yurt dışı hedeflerden birisi Atina gibi görünüyor. İnşallah yüzyıllardır beraber türkü tutturduğumuz komşu ülkenin güzel insanlarına şarkı söylemeye gideceğiz.

Albümün ilk klibi için Aşık Daimi’nin “Ne Ağlarsın” isimli eseri seçildi ki ülkemizde yaşanan talihsiz olayların da tarih tarih altı çizilirken sanatın ve müziğin en etkili mesaj olması yönüne de dikkat çekildi.
Tebrik ederken klip süreci nasıl gelişti ve hayata geçti onu da öğrenmeden geçmek istemiyorum ve elbette kliplerin devam edip etmeyeceğini de?

Sibel: Sanatla iç içe olanlar, çevrelerinde olan bitene duyarsız kalamazlar, hisleri buna izin vermez, dolayısıyla daha fazla etkilenirler ve bunu da yaptıkları çalışmalara yansıtırlar. Son dönemlerde ülkemizde ve dünyada yaşanan olumsuz olaylar haliyle bizleri de etkiledi, kayıtsız kalamazdık. Fikir Haluk’tan çıktı ve biz de bu fikri destekledik. “Ne Ağlarsın” klibinin Facebook’ta paylaşılma sayısı şimdiden beş bini geçmiş durumda, çok şaşkınız. Hedefimiz, albümdeki bütün şarkılara sırayla klip çekmek, dolayısıyla görsellerle şarkıların anlamını pekiştirmeye devam etmek. Bu konuda elimizden geleni yapacağız.

Devrim: 70’lerden günümüze Türkiye tarihine dair hafızamızı tazelerken yaşananları ve kaybettiklerimizi unutmadığımızı, toplumsal anlamda üzerimize yük kalan bu tarihleri hep hatırlayacağımızı ve hatırlatacağımızı göstermek istedik. Klibin yönetmenliğini, ilk kez birlikte çalışma fırsatı bulduğumuz Ufuk Yılmaz yaptı. Haluk’un tarihsel akış fikrini çok yoğun ve anlamlı karelerle gördü Ufuk: yorgunlukla, bıkkınlıkla, acıyla, isyanla, öfkeyle, buruklukla yoğrulmuş hayatlardan bir kesit sundu bize. 4 Vokal olarak sadece iyi müzik yapmak, sahneye çıkmak değil derdimiz; o sebeple böyle bir klip çekmek, siyahlara bürünmek istedik. Styling konusunda sevgili Sabahattin Derya Pekşen’in büyük emeği var. Saçtan makyaja, lojistikten dekora emeği geçen tüm arkadaşlarımıza yeniden teşekkür etmek isteriz.

 

 

Sibel Hanım; çok yakın bir zaman önce sizi yeniden dinlemenin ne güzel olacağını düşünüyordum ki bu projede sizinle karşılaşmak müthiş bir heyecan oldu benim için.
Hayatımıza ne güzel şarkılar, izler kattınız ki hala dönüp arada orada soluklanırız, ama bir süredir bir albümde sizinle buluşmuyorduk, bu bir kopukluk değildi kuşkusuz ama siz nasıl tanımladınız, yeniden bir arada olmamızı ben heyecandan tarif edemiyorum, ya siz?

Sibel: Kadri Bey, öncelikle hakkımdaki güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. İnanın, müzikle ve dinleyiciyle yeniden bir araya gelmekten dolayı heyecanımı ben de tarif edemem, o kadar özlemişim ki…

Aslında dönüşümü Haluk’a borçluyuz, şöyle; Haluk benim lise döneminden tanıdığım ve o dönemde orkestrasında solistlik yaptığım çok değerli bir arkadaşım. Üniversite döneminde izimizi kaybettik ve o beni iki sene önce bulana kadar da görüşmedik. Açıkçası yıllardır müzik yapmaktan kopmuştum ve yeniden şarkı söylemeye, dinleyiciyle buluşmaya can atıyordum. Tam da bu düşüncelerimin yoğunlaştığı dönemde Haluk’la bir araya geldik ve onun motivasyonuyla kendimi 4 Vokal’in içinde buluverdim. İyi ki de bulmuşum. Bu kaliteli projenin bir parçası olmaktan son derece mutluyum. Bundan sonra da şarkı söylemeyi ve sizlerle buluşmayı bırakmaya niyetim yok!

Ve kuşkusuz bu albümün en güzel yanlarından biri de Elçin Hanım sizin sesinizle albüm üzerinde tanışmamız.
Peki ya sizin müzikle tanışmanız, buluşmanız? Dünden bugüne bir özet yapmanızı istersek hangi duraklarda karşılaştık sizinle? Bu albüm nasıl bir iz oldu siz de?

Elçin: Çok teşekkür ediyorum. Maalesef daha önce hiç karşılaşmadık, çünkü ‘Başka’ benim ilk albümüm. Müzikle hikayem küçük yaşlarda başladı; 7 yaşında solo şarkı söylediğimi hatırlıyorum müsamerede. Boyumdan büyük şarkılar söyleye söyleye büyüdüm. Eğitimim boyunca okul korolarındaydım hep, liselerarası müzik yarışması Kasdav’da birinci oldum ve derken Boğaziçi Üniversitesi’ne girdim 2004’te. Okul kaydımı yaptırmadan Boğaziçi’nin müzik kulübü BÜMK’te koro seçmelerinden geçmiştim bile. Senelerce BÜMK Rock Korosu’nda şarkı söyledim, grubum Flow ile Taşoda konserlerinde çıktım, çeşitli mekanlarda sahne deneyimi edindim, geri vokal ve reklam müziği seslendirmesi yaptım.

Çok değerli bir müzisyen ve yapımcı olan Haluk Polat ile tanışmamız ise, Flow ile finale kaldığımız 2009 Roxy Müzik Ödülleri’ne dayanıyor. O dönemden beri farklı projelerde, albümlerde birlikteyiz. 4 Vokal ile müzikal yolculuğum heyecanlı bir döneme girdi, umarım gelecekte de güçlü işler yapmaya devam edeceğiz.

 

 

Barış Bey, Badem grubundan sonra 4 Vokal’in ilk albümü ama onun hemen ardından da ilk solo albümünüz “Beyaz Kurdun Öyküsü”nde dinledik sizi. Yer yer eğlenceli bir dünyaya kapıları araladınız yer yer de içsel bir yolculuğa çıkardınız bu albümünüzde bizi.
Bugün bakıldığında çok farklı bir yerde durduğunu düşünüyorum o albümünüzün ve o süreç içinde konuşma şansını bulamadığımız için de üzülüyorum. Kısaca albümden biraz bahsetsek ve henüz dinlememiş olanlar için bir anımsatma yapsak neler söyleyebiliriz üzerine?

Barış: Bu sorunuz beni çok mutlu etti. Beyaz Kurt, Kızılderili kültüründe çok özel bir yere sahip. Şamanik kökenlerimize bir gönderme ve yaşamı bize empoze edilen sınırlarla tanımlamadığımız ve daha derin yaşadığımız döneme ait bir özlemin albümü bu. Süreç çok önemliydi ve sınırlanmadan çok yoğun bir üretim dönemi yaşadım. Albümü Süha Duran ile beraber yaptık, kendisine, emeğine ve sabrına müteşekkirim. 4 Vokal ise o dönemde iki şarkıda bana eşlik etti; ‘Kürdili Hicazkar Longa’ ve ‘Yine Derin’de. Bu sebeple de çok kıymetli bir iş oldu. Şimdi solo kariyerine devam eden Ayda ve Ezgi’ye de buradan teşekkürlerimi göndermek isterim.
‘Beyaz Kurdun Öyküsü’ çekilen iki klibe (‘Toprak’ ve ‘Yine Derin’) yenileri eklenerek devam edecek.”

Badem grubundan devam edelim ki bir diğer üyesi de sizdiniz Devrim Bey ama daha sonrasında yurt dışına gitmek zorunda olduğunuz için gruptan ayrılmak zorunda kaldığınızı öğreniyoruz.
Bu yeniden buluşmaya kadar peki müzik yine devam etti mi hayatınızda, şimdi yeniden hem Barış beyle hem de diğer müzisyen dostlarınızla 4 Vokal olarak yola devam ediyor olmanız neler bırakıyor siz de?

Devrim: Müzik hayatınızda tutku ise, ne yaparsanız yapın uzak kalamıyorsunuz. O dönem yurtdışına gidiş kararını almak benim için hiç de kolay olmadı. Arkadaşlarımı, ailemi ve özellikle Badem’i bırakıp gitmek zordu. Ama kesin bir ayrılık olmadı ki bizimki; Badem’in tüm albümlerinde geri vokal olarak rol aldım; karşılıklı olarak birbirimize desteğimizi esirgemedik hiç. Bu arada yurtdışındayken de çeşitli müzik denemelerim oldu, uzak durmadım.

Müzik benim için eski ve yeni dostlarla yaparak keyif aldığım, hayatımda önemli yere sahip, beni besleyen ve ileriye taşıyan bir aktivite. Sırasıyla Ychorus, Badem ve şimdi de 4 Vokal ile bu deneyimi devam ettiriyorum ve ettireceğim.

Günümüz müzik dünyası hareketliliği ya da bazen maalesef çok gürültüsü, yoruculuğu, tekrarı içinde ne güzel bir nefes oldunuz, tekrar teşekkürlerimi, sevgilerimi bırakırken sizlere son olarak söylemek istediklerinizi alalım istiyorum dinleyicilerinize.

Devrim: Günümüz dünyası sadece müzikte değil, her alanda çok hızlı değişiyor. Böylesi hızlı, yorucu ve gürültülü bir dünyada ürettikleriniz ile var olabilmek, var kalabilmek oldukça güç. Bizce bunu başarmak duygumuzu dinleyicilere aktarabilmekten, emek vermekten ve kaliteli iş çıkarmaktan geçiyor. Ne güzel söylediniz… ‘Başka’ ile sizlere farklı bir nefes aldırabildiysek ne mutlu bize…

 

 

 

4 Vokal / Başka
WE PLAY

4 Vokal ile ilk buluşmamız 2013 yılında oldu ve ilk albüm “Yolculuk”tu. Yıllardır iz bırakan türküleri / halk şarkılarını seçmiştiniz ama bu eserleri yorumlarken o sade / duru yapılarına sadık kalmıştınız ve vokal geleneğini oluşturmayı amaçladınız. Bu yolculuk şimdi yeni albüm “Başka” ile devam ediyor. Öncelikle ilk albüm gerek sizde gerek dinleyicide nasıl bir iz …

Genel Değerlendirme

Ziyaretçinin Değerlendirmesi: 4.95 ( 6 votes)
0

Yorumunuz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir. *

*

Scroll To Top