Anasayfa / Genel / Atsuko Suetomi

Atsuko Suetomi

Bir süredir Türkiye’de yaşıyorsunuz ve bu vesile ile biz de müziğinizden haberdar olduk. Türkiye yolculuğunuzu dinlemeden önce sizi ve enstrümanınız kotoyu tanıyalım istiyorum. Müzik hayatınıza nasıl dahil oldu, ilk nasıl başladınız, koto ile nasıl tanıştınız?

Öncelikle kotodan bahsetmek istiyorum. Koto Japonya’nın geleneksel bir çalgısıdır. Paulownia (Pavlonya) ağacından yapılan, 13 telli, arp veya kanuna benzer bir Japon çalgısıdır. Kotonun tarihinden bahsedecek olursam bu çok zaman alacağı için, burada sadece çok eski bir çalgı olduğunu belirteyim. Öyle ki geçenlerde Kuzey Japonya’daki bir arkeoloji kazısında yaklaşık 3000 senelik kotoya benzeyen bir çalgı bulunmuş.

Benim müzik hayatım babamın etkisiyle başladı. Klasik müzik seven babam evde J. S. Bach ve Beethoven gibi bestecilerin plaklarını dinlerdi. Küçük bir şehirde oturduğum için orkestra konserleri gibi etkinlikler nadirdi. Ancak annem her yaz tatilinde beni ve kız kardeşimi başkent Tokyo’daki konser ve müzelere götürürdü.

Babam ve annem, müzik ve sanatın çocukların estetik duyarlılık ve duygusal eğitimi için önemli olduğunu düşünmüşler. Evimizde org vardı, ama etrafımızda bir org hocasi olmadığı için yaklaşık 7 yaşımdayken piyano dersi almaya başladım. Ancak piyanoya devam edemedim.

Kotoyla nasıl tanıştığımdan bahsedeyim. Ben çocukken kitap okumayı da çok seviyordum. Bir gün eski bir edebiyat kitabını okurken, bin sene önceki Japon prensesinin koto çaldığı bir resmi görüp hayran kaldım ve kendim de bu çalgıyı çalmak istedim. Ondan sonra koto dersi almaya başladım ve kotoyu çok sevdim.

Klasik kotonun hocalık diplomasını aldıktan sonra, eşsiz modern koto virtüözü Tadao Sawai ve eşi Kazue Sawai’nin müziği ile tanıştığımda çok etkilendim. Kotoyla inanılmaz harika müzikler çalınabilirdi. Klasik koto dünyasında olmayan bu müziğe hayran kaldım. Ondan sonra Sawai hocanın öğrencisi oldum ve benim koto müziğimde yeni bir yol açıldı.

 

Dünyanın birçok ülkesinde konserler verdiniz. Bu konserler size neler kattı, nasıl tepkiler geldi müziğinize. Ve birçok konseriniz hep bir yardım – dayanışma – sosyal ilişkiler üzerine kuruluydu öyle değil mi? Müziğiniz bir yerde hep şifa oldu, insanlara umut verdi.

Kotoyu hiç tanımayan dinleyicilere karşı çalmak benim için çok heyecan verici. Farklı coğrafya, kültür ve dile sahip dinleyicilerin koto müziğinden etkilenip duygulandıklarını söylemeleri beni çok sevindiriyor. Bazen yabancı dinleyicilerin ifadelerinden, kotonun yeni büyüleyici etkisinin farkına varıyorum.

Koto müziğim birinin yüreğinde huzur, dinginlik ve umut hisleri uyandırırsa, ben de çok mutlu oluyorum.
Koto çalmanın bana Tanrı’nın verdiği bir armağan ve misyon olduğuna inanıyorum. Bu geçici dünyada yaşadığım sürece koto müziğini icra etmek istiyorum.

Şubat 2007 yılından beri ülkemizde yaşadığınızı öğrendik ki, birçok şehir gezdiniz, birçok sanatçı ile çalışma, ortak projeler yaptınız. Bu süreç içerisinde bizim müziğimizi ne kadar yakın buldunuz kendinize, ruhunuza neler kattı?

Türkiye’nin derin ve büyüleyici bir güzelliği var. Türkiye zaten coğrafi olarak dünyanın göbeğinde bulunuyor. Burası adeta bir dünya medeniyet müzesi gibi; farklı millet, kültür, dil ve dinlerin harmanlandığı müzik ve sanat eserleri var. Bazı müzikler beni etkiliyor. Değerli Türk sanatçılarıyla projeler gerçekleştirmekten mutluluk duyuyorum. Bana çok şey kattılar. Özellikle özgün yorum konusunda bana çok katkısı oldu.

İki ülke arasında birçok dostluk konseri verdiniz . Gittiğiniz yerlerde nasıl bir ilgiyle karşılaştınız, kuşkusuz birçok anı yaşadınız. O heyecanınızı paylaşabilir misiniz?

Evet, bana çok sıcak ve samimi duygular yaşatan, unutamadığım birçok konser verdim. O kadar güzel tepkilerle karşılaştım ki.

Koto ve piyano ile kaydettiğiniz “The Way” geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Bu albümün hemen ardından da “Ege’den Esintiler / Blowing in Aegean Wind” digital platformlarda yerini alıyor. Daha öncesi CD olarak da yayınlanan bu iki çalışma da Ahenk Müzik etiketi ile yeniden ve daha çok insana ulaşacak. Öncelikle enstrümanınızı farklı enstrümanlarla buluştumak nasıl bir duygu.

Benim için farklı enstrümanların buluşması ve birlikte çalınması, aşık olma hissi gibi. Örneğin “The Way” albümünde birlikte çaldığım piyano sanatçısı Yuta Yamamoto, geçen yaz Tokyo’da gerçekleştirdiğim konserimde konuk müzisyendi. O zaman Yuta ile ilk çaldığımda yüreğim titredi. Yuta’nın çaldığı piyanonun sesi ile benim çaldığım kotonun sesi adeta aşık olmuşçasına harika bir ahenkle kaynaştı. Dinleyiciler de etkilenmişlerdi. Bu müziğimizden bir kayıt yapmak istedim. Japonya’daki takipçilerimin desteğiyle hemen bir CD projesi ortaya çıktı.

“The Breeze from Aegean Sea” (Ege’nin Esintisi) adlı albümde birlikte çaldığım kıymetli kanun sanatçısı Erol Gönüldaş’ın müziğinde de aynı şekilde hissettim. Yanlış anlamayın, söz ettiğim şey insanların birbirlerine değil, birbirlerinin müziğine aşık olmasıdır.
Mesela ünlü ve başarılı bir müzisyenden birlikte çalma teklifi geldiğinde, eğer onun müziğiyle bir uyum hissedemezsem birlikte çalamıyorum.

Çok mutluyum ki “Ege’den Esintiler / Blowing in Aegean Wind” benim çektiğim bir fotoğrafla sunumda yerini alıyor. Bu albümü ayrıca merak ediyorum. Erol Gönüldaş ile hazırladığınız bir çalışma, nasıl bir araya geldiniz? Şarkılar nasıl seçildi?

Fotoğrafınız albümüme çok güzel bir atmosfer kattığı için size çok teşekkür ederim.

Aslında bu albüm 9 sene önce İzmir’deyken yapıldı. 11 Mart 2011 tarihinde Kuzey Japonya’da meydana gelen büyük deprem ve tsunami felaketine destek amacıyla konser verdik. JIKAD (Japonya İzmir Kültürler Arası Dostluk Derneği) organizasyonu ile gerçekleşen konser, cok duygusal ve sevgi dolu oldu. Erol Bey de bu konsere gönüllü olarak destek verdi. O kadar güzel bir konser oldu ki, konserden sonra hemen kayıt yapmak istedik. Erol Bey’in Japon müziğini çalmayı çok istemesinden dolayı, iki tane Japon müzik eseri ekledik. Ayrıca ben Hıristiyan olduğum için, müzikle Tanrı’yı yüceltmek, yani ilahi sunmaktan haz duyuyor ve derin duygular hissediyorum. Türkiye’deki kiliselerde Türk ilahileri okuyorlar. Çok sevdiğim “Beni sevdin Rab” ilahisini de çaldık.

“Ege’nin Esintisi” adlı bir eseri de icra ettik. Bu eserin orjinal adı Greensleeves, ancak eserde Ege’nin havasını hissederek Erol Bey ile birlikte düzenlemesini gerçekleştirdik. Kayıt stüdyosu İzmir’de kaliteli işlere imza atan Erhan Doğan Bey’e ait Düş Gez’di. Erhan Bey’in kaydı harika oldu. Kotonun sesini doğal ve temiz bir şekilde kaydedebilmek için birçok araştırma yapıp çok uğraş verdi.

Sonuçta kaliteli bir CD ortaya çıktı ve Japonya’da hemen tükendi. Satıştan elde edilen gelirle deprem bölgelerine yardım yaptık.

Önümüzdeki günlerde yeni projeler, konserler olacak mı? Siz adına başka ne sürprizler bekleyecek bizi.

Türkiye’de kaliteli ve dürüst bir şekilde çalışan müzik şirketi Ahenk Müzik ile tanıştığım için çok memnunum. Sercan Yılmaz ve İsmail Yılmaz Bey’in müziği ve müzisyenleri sevgiyle değerlendirmesinden etkileniyorum ve saygı duyuyorum.

Sercan Bey bana şöyle dedi: “Siz Türkiye’de yaşıyorsunuz. Anadolu’da yaşıyorsunuz. O zaman Anadolu müzikleriyle bir albüm yapmanız lazım…” Şu anda koto ile Anadolu müzikleri albümüm üzerinde çalışıyorum. Koronovirüs yüzünden karantinada olduğumuz süreçte epey ilerleme kaydettim. Çalışmalarım hala devam ediyor. Koto ile Anadolu müziklerini icra etmek oldukça zor. “The Way” albümümde yer alan “Uzun İnce Bir Yoldayım” parçasını çalmak için, 10 sene Türkiye’de yaşamam gerekti. Bu albümün çok anlamlı bir çalışma olacağını düşünüyorum.

Canlı konserlerim Koronavirüs pandemisi nedeniyle iptal oldu ya da ertelendi. Şimdilik belli olan bir etkinlik olarak, Eylül ayında yapılacak Morocco Qanun Festivali’ne davet edildim. İzmir’de gerçekleştirilecek Japon Festivali’nde ise biraz Rock tarzında bir koto performansı sergileyeceğim.

İstanbul ve Ankara’da da sonbaharda konser teklifleri var. Umarım sonbaharda bol bol koto ile dinleyicilere sesleneceğim.

Söyleşimizin sonunda kısa kısa sorularım olacak;
Türkiye’deki müzisyenler içinde en keyifle dinlediğiniz isimler kimler? Çalışmayı istediğiniz bir isim var mı?

Piyano muziği bana dinginlik veriyor. Gülsin Onay, Fazıl Say ve Arp sanatçısı Çağatay Akyol gibi …

Cok sanslıyım ki birlikte çalmak istediğim sanatçılar ile çalışıyorum. Eğer Cem Adrian Japon bir şarkı okumayı kabul ederse birlikte çalmayı istediğim mistik bir şarkı var.

Koto ile tanışmak isteyen gençler için peki neler öneriyorsunuz? Türkiye’de buna imkan var mı?

Ankara’da Japon müziği ve Sanatlar Derneği, İstanbul’da Japon Sanat Merkezi var. Orada koto atölyeleri yapılıyor ancak şu aralar koronavirüs yüzünden durdurulmuş durumda, umuyorum yakında başlayacaktır. Bir de bu pandemi döneminde online koto dersleri de yapıp faydalı olmayı düşünüyorum isteyenler için.

Türkiye’de her yerde koto’yu tanıtabilmek isterim ama maalesef Türkiye’de üretimi olmuyor, bunun çözülmesi gerek.

Türkiye’de dinleyicileriniz ile aranız nasıl, buradan neler söylemek istersiniz kendilerine?

Türk dinleyicilerim çok samimi ve çok duygusal. Gittiğim şehirlerde benim takipçim olduklarını öğreniyorum ve bu beni çok mutlu ediyor, duygulandırıyor.

Söyleşimizin sonunda bize ülkenizden bir şarkı seçmenizi istesek hangisi olurdu.

Subat 2020 tarihinde bir TV dizinin sarkısı vardı ve çok sevildi. J-pop yani bildiğiniz gibi japon pop müziği. Aslında çok dinleyicisi olduğum bir müzik türü değil ama bazen dinlediğimde japonların psikolojik durumlarını anlayabiliyorum ve bazen o hislerin bende de aynı etkiyi bıraktığını düşünüyorum.

 

 

Facebook Twitter İnstagram
Bir süredir Türkiye’de yaşıyorsunuz ve bu vesile ile biz de müziğinizden haberdar olduk. Türkiye yolculuğunuzu dinlemeden önce sizi ve enstrümanınız kotoyu tanıyalım istiyorum. Müzik hayatınıza nasıl dahil oldu, ilk nasıl başladınız, koto ile nasıl tanıştınız? Öncelikle kotodan bahsetmek istiyorum. Koto Japonya’nın geleneksel bir çalgısıdır. Paulownia (Pavlonya) ağacından yapılan, 13 telli, arp veya kanuna benzer bir Japon çalgısıdır. Kotonun tarihinden bahsedecek olursam bu çok zaman alacağı için, burada sadece çok eski bir çalgı olduğunu belirteyim. Öyle ki geçenlerde Kuzey Japonya’daki bir arkeoloji kazısında yaklaşık 3000 senelik kotoya benzeyen bir çalgı bulunmuş. Benim müzik hayatım babamın etkisiyle başladı. Klasik müzik seven babam evde…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 2.68 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*