Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Bend The Future / Can Yıldırım

Bend The Future / Can Yıldırım

Bend the Future olarak Fransa’nın Grenoble şehrinde bir sene kadar önce bir araya geldiğinizi öğreniyoruz. Öncelikle ekip kimlerden oluşuyor ve bu bir araya gelme fikri nasıl doğdu, onu öğrenerek sohbetimize başlayalım istiyorum.

Bend the Future, Rémi Pouchain (bas), Pierre-Jean Ménabé (saksafon) ve Piel Pawlowski (davul), Samy Chebre (klavye) ve ben, Can Yıldırım’dan (vokal ve gitar) oluşuyor.

2019’un ilk günlerinde Ankara’ya tatil için gittiğim bir akşam aklıma gelen ”artık prog yapmalıyım” fikrini, geçen senelerde birlikte grunge cover parçaları çaldığımız arkadaşım Rémi’ ye yazdım. Akabinde Péja (Pierre-Jean) ve Piel ile aldığımız ikinci provanın sonunda onlara bir albüm yapmamız ve bu sene yayımlamamız gerektiğini söyledim. Biraz ani oldu ama herkes kabul etti. Yaklaşık üç dört ay sonra Samy’nin katılımıyla vermeye başladığımız konserle de iyice bu fikre inandık diyebiliriz.

Bir araya gelmeden önce ekip üyeleri bağımsız olarak nasıl bir yolculuk içindeydi, müzikle aralarındaki bağları yine grup çizgisi ile aynı mıydı? Yine ekibin tamamının tek dünyası müzik mi, başka başka uğraşları da var mı yaşadıkları coğrafya içerisinde?

Herkesin daha önce dahil veya hala bir parçası olduğu projeler var. Örneğin Péja Balkan müzikleri ağırlıklı çalan bir fanfarda, diğer arkadaşlar daha rock formasyonlu gruplarda çalıyorlardı. Benim durumum da benzer, Ankaralı Ciermento Ferforte’nin yarısı ve Paris’ten Rue de Prague adlı grubun gitaristiyim. Ancak şu an hepimiz tüm enerjimizi Bend the Future’a veriyoruz.

Gruptaki üç arkadaşımız Péja, Piel ve Sam üniversitedeler, matematik ve müzik alanlarında. Rémi (enformatik alanında) ve ben (bilimsel araştırma alanında) çalışıyoruz. Sonuçta hayat hepimizi bir şekilde Grenoble’a getirdi ve iyi de oldu.

Tarzınızı progressive rock olarak tanımlıyorsunuz ve ama yeni bir şeyler de katıyorsunuz ve caz ve funk öğeleri ile tamamlıyorsunuz. Peki şarkılarınız nasıl oluşuyor, ilk albüm “Pendellösung” nasıl hayata geçiyor? Ne kadar bir zaman diliminde son nokta konuyor?

Parçalar genelde benim demo haline getirdiğim kompozisyonlarımın grup tarafından yorumlanmasıyla şekilleniyor. Gruba başladığımız ilk 3 ay her hafta yoğun bir tempoda aldığımız provalar güzel bir grup kimyası oluşturmamızı sağladı. Bu sayede kimi zaman demoları bir iki provada bir parçaya dönüştürürken, kimi zaman ise parça aralarında yaptığımız doğaçlamalardan yeni besteler yaptığımız da oluyor.

Yine de Bend the Future’a başladığımızda zaten tamamlanmış veya tamamlanmaya çok yakın bir çok parçamız vardı. Bir kısmını ilk albümümüz için kullandık ve şu an ikinci albümün kompozisyon sürecini bitirmeye yakınız. 2020 içinde kaydedip yayımlamayı düşünüyoruz.

“Pendellösung” isimli bu albümünüz Atina merkezli Soundeffect Records etiketiyle henüz çok yeni yayınlandı ve gelen ilk tepkiler nasıl oldu albüme? Albümün dinleyiciye vermek istediği özel bir mesajı / mesajları var mı? Bu albümü hangi ruh halimize adamalıyız?

Tepkiler beklediğimizden de iyi geldi. Her ne kadar tarzımız daha çok progresif rock olsa da farklı türler dinleyeme alışmış birçok kişi çok sevdiğini söyledi, bu da bizi mutlu ediyor. Esasında önce Reaching For adlı parçamızı iki ay kadar önce tekli olarak yayımlayıp üstüne birkaç konser verdik. Konserlerden aldığımız geri dönüşler hep olumluydu fakat albüm çıkınca bu tablo katlanarak arttı. Umarız daha da çok kişiye ulaşabiliriz.

Albümün vermek istediği özel bir mesajı yok, dinleyici ne alırsa onundur. Ruh haline gelince, bu albüm yapısı doğası gereği 6 dakikanın üzerinde şarkılardan oluşuyor. Dolayısıyla aynı şarkıda birçok hissiyatı barındırıyor. Yine de genel bazı başlıklarda ele almak gerekirse tecrit, özlem, göğüs germe, yüzleşme gibi temalara değiniyor.

Ekip üyelerinin farklı ülkelerden bir araya gelmesi müziğinizin içinde farklı renkleri de hissetmemize sebep biraz. Genel duruş, tavır ve çizgi olarak etkilendiğiniz, esinlendiğiniz, yanlarında durmaya çalıştığınız isimler kimler peki bu hareketlilik içinde?

Grubun mozaik bir yapısı var evet, biraz fıkra gibi: bir Türk, bir Cezayirli, Bir Korsikalı, ve Sırbistan ve Polonya etkilenmeleri olan iki Fransız. Zaten tamamı birleştiğinde ister istemez farklı renklerin iç içe geçtiği bir müzikal duruş oluşuyor. Grup olarak hepimizin sahip çıktığı biraz kodumuz var; o da yapmak istediğimiz müziği bir türe bağlı kalmadan, sadece beğendiğimiz için yapmak. Bu sayede ortaya daha hibrit ve bize özgü olan bir tını koyabiliyoruz. Etkilendiğimiz birkaç isim olarak da 70’lerin progrock kralları Camel ve King Crimson ve yeni dönemden caz ağırlıklı Snarky Puppy, Tigran Hamasyan, BadBadnotgood’u verebiliriz.

 

Bir Türk solist olarak ülkemizdeki müzik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz, yakından takip etme şansınız var mı ya da buradan iletişimde olduğunuz, müziğinizi paylaştığınız isimler oldu mu?

Yakından takıp etme şansım var diyebilirim. Ciermento Ferforte olarak 2016 ve 2018 de iki albüm çıkardık. Yine aynı grupla 2017 yılında Istanbul, Ankara ve Eskişehir’de 8-9 konser vermiştik. O süreçte birçok şey gördük ve öğrendik. İletişimde olduğumuz isimler var tabii, özellikle Ankara’dan ve İstanbul’dan. Bazılarıyla paylaştım müziğimizi, bazılarına yakında göndereceğim. Şimdiye kadarki geri dönüşler mutlu etti bizi.

Türkiye’deki müzik piyasasına gelecek olursak benim bu konuyla ilgili kişisel görüşüm şu yönde; sanki biraz taklitçilik ve kolaya kaçış görüyorum güncel müzikte. Özellikle genel dinleyicinin -metal müzik dinleyici kitlesini bir kenara bırakacak olursam- birçok müzik tarzının çıkış noktasına ve sürecine aşina olmayışı pek de özgün olmayan işlerin daha çok tutulmasını sağlıyor. Ancak eklemeden geçmeyeyim, Spotify algoritmalarından karşıma çıkan ve beni şaşırtan gruplar da var, örneğin Geeva Flava.

 Genel olarak albümle birlikte konserler ve tanıtım turları başlıyor. Siz de böyle bir hal söz konusu mu? Nasıl bir rota izlenecek önümüzdeki zamanlarda? Durak olarak Türkiye de olacak mı mesela? Grup bir sene sonra mesela kendisini nerede görmek istiyor, isteyecek?

Evet, teklimizi yayımladıktan beri 3 konser verdik. Ocak ve Mayıs aylarında Lyon’da çalacağız ve bu arada da başka konserler ayarlanmaya devam ediyor. Yakın hedeflerimizde Cenevre ve Paris var. Yaza da festivallerde yer almak istiyoruz. Türkiye’ye gelme ihtimalimiz olabilir, şu aralar üzerine konuştuğumuz bir plan. Biraz da mekanlara bağlı bir durum. Bakalım, bekleyip göreceğiz. Bir sene sonra Jazz à Vienne’de çalmış olsak hiç de fena olmaz !

Son olarak, müzik dinleme ve keşfetme pratiklerimizin oldukça değiştiği bir dönemdeyiz. Artık fiziksel kopyalardan ziyade dijital platformal üzerinden daha çok müzik dinleniyor. Grup bu konu ile ilgili ne düşünüyor, bu durumun grup üzerindeki avantaj veya dezavantajları nelerdir ?

Evet, artık çok az kişi albüm dinliyor. ”Playlist” çağına girdik diyebiliriz. Bu da bizce müziğin bütünlüğünü hatırı sayılır bir oranda bozuyor. Bir parçanın albüm içindeki yeri o parçanın anlamı ve değerini çalma listesindekine göre çok daha değerli kılar. Her parça albüm içindeki sıralamasından, albümün genel yapısından ve sesinden beslenir. Öte yandan, bol takipçili çalma listeleri de içinde bulunduğumuz şu dönemde dinlenme oranlarına büyük katkıda bulunuyor. Bizim amacımız, fiziksel kopyaların ve dijital çalma listelerinin arasını bulmak, ve daimi dinleyici kitlemize bu şekilde ulaşmak.

 

English Version

 

We learn that Bend the Future was formed about a year ago in the city of Grenoble in France. I would like to start our talk by learning about who the members of the band are and how the idea of coming together was born.

Bend the Future consists of Rémi Pouchain (bass), Pierre-Jean Ménabé (saxophone) and Piel Pawlowski (drums), Samy Chebre (keyboard) and me, Can Yıldırım (vocals and guitar).

It occurred to me that I should create some prog music in one of the evenings when I went to Ankara for holidays in the early days of 2019. I wrote to my friend Rémi, with whom we had played in a grunge cover band. After the second rehearsal with Péja (Pierre-Jean) and Piel, I told them that we should make an album and release it this year. It seemed a bit out of the blue at that moment yet everyone agreed. About three or four months later, we really started to believe in this idea as we played couple of local shows in Grenoble with the inclusion of Samy.

What sort of a journey had the team members have before uniting as Bend the Future? Have their relation with music been along the same lines as the band’s? Is music the primary focus of the members of the band, or do they have other occupations ?

Everyone in the band have been involved in some other projects. For instance, Péja is a part of a brass band that plays Balkan music. The others used to play in some rock bands. My situation is somewhat similar. I am the founding member of Ankara-based indie band Ciermento Ferforte, and the guitarist of the Parisian band Rue de Prague. But, right now we are giving all our energy for Bend the Future.

You define your genre as progressive rock yet you add something new to your music using elements of jazz and funk. So how do you form your songs? How did your first album “Pendellösung” come to life?  Over what course of time you finalize your tracks?

The tracks are usually shaped by the band’s interpretation of my compositions in demo format. We have created a nice chemistry thanks to the frequent weekly rehearsal we had in the first three months after the foundation of the band. Thus, we can turn a demo into a finished track within one or two rehearsals, and sometimes we create new music as we improvise during rehearsal. Nevertheless we had many tracks (finished or near-finished) when we launched Bend the Future. We used some of those tracks for the first album. Now we are close to finalize the process of composing our second album. We are planning to record these tracks in 2020.

Your album titled “Pendellösung” has just been released via Athens-based Soundeffect Records. How are the first reactions to the album? Is there any message(s) that you would like to tell your listeners? What kind of state of mind/mood should we dedicate to this album?

The reactions are even better than we anticipated. Even though our style is associated with progressive rock genre, many people with different tastes told us that the album pleased them. This obviously made us happy. In fact, we released our first single Reaching For about two months ago and played a couple of shows after that. All the feedbacks from these shows were positive but things just grew apace after the release of the album. We hope we can reach even more listeners in the future.

There are no particular messages that the album gives, it is up to the listener to take whatever they feel like. As for which mood to devote, the album has lengthy tracks over 6 minutes given its prog nature. Thus, there are quite a few different feelings within the same track. Nevertheless, we can say that the album explores notions of isolation, confrontation, yearning in a broader perspective.

 

The fact that team members come from different countries makes us feel various colors in your music. Who are the names that you are influenced by?

The band has a mosaic structure yes. In fact, it is a bit like a funny anectode: a Turk, an Algerian, a Corsican, and two French with Serbian and Polish touches to them. Combining all these, a musical stance is effortlessly formed in which different colors are intertwined. As a band, we adopted an unwritten code; we do not limit ourselves in a frame of a given genre, we just create the music that sounds good to us regardless its style. In this way, we were able to establish a more hybrid and unique sound. Some of the names who inspired us are the kings of progrock in 70’s, Camel and King Crimson, and modern jazz artists such as Snarky Puppy, Tigran Hamasyan, BadBadnotgood.

As a Turkish musician, how do you see the current Turkish music market? Do you have the chance to follow it closely? Are there any people that you contacted and shared your music with?

I can say yes. We released two albums as Ciermento Ferforte in 2016 and 2018. We played couple of shows in Istanbul, Ankara and Eskisehir in 2017 with this band. We have learnt a great deal about the music scene in Turkey during that period.

Yes, we are in contact with some people, notably from Ankara and Istanbul.

My personal opinion on the Turkish music market is as follows. I sense a hint of mimicry and see that people just cut the corner in the current music scene. The fact that many listeners in Turkey –except the metal music community- are not really familiar with the origin of the musical style they enjoy listening to, and this in turn increases the popularity of some works which are not that unique nor innovative. Nevertheless, lately Spotify algorithms helped me discover some Turkish bands that really surprised me in a good sense such as Geeva Flava.

Generally, concerts and promotion tours follow a release of an album. Does this apply to you as well? What route are you going to follow in the close future? Will there be some shows in Turkey for example? Where does the band see themselves within a year from now?  

Yeah, after our single we played 3 shows. We are going to play in Lyon in January and May. We want to take part in some summer festivals. There is a possibility of having some shows in Turkey, yes. It is something that we have been thinking about lately, but also this depends a bit on the venues. We will see how it unfolds in time. It would be fantastic if we can play in Jazz à Vienne within a year from now!

Finally, we have been in an era where our practice of listening and discovering music have changed considerably. More music is played through streaming rather than through physical copies in the last couple of years. What does the band think about this issue, what are the advantages or disadvantages of this situation to the band?

Yes, very few people continue to listen to entire albums. We can say that we have entered an era of “playlists”. In our opinion, this disrupts the integrity of the musical content at a considerable rate. The placement of a track in the album provides a meaning and value to it that is much more worthy than in the playlist. Each track benefits from its order within an album, the overall structure and the sound of a given album. On the other hand, playlists with many followers also contribute reach a high number of listeners nowadays. Our goal is to find a common ground between physical copies and streaming playlists in order to reach our regular audience.

 

Bend the Future olarak Fransa'nın Grenoble şehrinde bir sene kadar önce bir araya geldiğinizi öğreniyoruz. Öncelikle ekip kimlerden oluşuyor ve bu bir araya gelme fikri nasıl doğdu, onu öğrenerek sohbetimize başlayalım istiyorum. Bend the Future, Rémi Pouchain (bas), Pierre-Jean Ménabé (saksafon) ve Piel Pawlowski (davul), Samy Chebre (klavye) ve ben, Can Yıldırım'dan (vokal ve gitar) oluşuyor. 2019'un ilk günlerinde Ankara'ya tatil için gittiğim bir akşam aklıma gelen ''artık prog yapmalıyım'' fikrini, geçen senelerde birlikte grunge cover parçaları çaldığımız arkadaşım Rémi' ye yazdım. Akabinde Péja (Pierre-Jean) ve Piel ile aldığımız ikinci provanın sonunda onlara bir albüm yapmamız ve bu sene yayımlamamız…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.78 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*