DMLLL

İkinci albüm ”Stories from a Cruel Planet” geçtiğimiz günlerde Verses Records tarafından yayınlandı. Albümle ilgili konuşmadan önce biraz seni tanıyalım istiyorum. 11 yaşında başlayan müzik yolculuğun bugün bu iki albümle ve beraberinde Başkent Üniversitesi Orkestra Akademik Başkent bünyesinde keman sanatçısı olarak devam ediyor.
Müzikle ve kemanla nasıl tanıştın, nasıl bir eğitim süreci yaşadın ve beraberinde o günden bugüne nasıl bir dost, arkadaş oldunuz onu öğrenelim istiyorum.

Müziğe yaklaşık 10 yaşlarımdayken sevgili hocam Nuran Barut’un beni konservatuar eğitimine yönlendirmesi ve hazırlaması sayesinde başladım. Kendisinin ve ailemin desteğiyle Hacettepe Devlet Konservatuarı’nda Prof. Server Ganiyev’le yarı zamanlı keman eğitimime başladım ve 1992 yılında Bilkent Üniversitesi MSSF’ye girerek Prof. Engin Eralp’le keman eğitimime devam ettim. Açıkcası hiç kolay geçmeyen eğitim hayatım boyunca yoğun bir çalışma disiplini içinde öğrenim gördüm ve mezun oldum. Sonrasında başlayan meslek hayatım halen devam ediyor ve keman, başladığım günden bugüne hayatımın en önemli parçalarından biri diyebilirim.

 

2018 yılında ilk solo albümün “’Short Tales of Winter” yine aynı firma üzerinden bizlerle buluştu ki kendileri ile de bildiğim kadarı ile ayrı bir buluşma ve tanışıklık yaşadınız ki bu güzellik ikinci albümde de devam etti. Sen kendi stüdyonda şarkılarını kaydetmeye başladın ve sonra neler oldu? Bir albüm fikri hep var mıydı, doğru zaman mıydı? Gelen tepkiler nasıl oldu, neler yaşadın o süreç içinde?

Ben 2013 yılında, evimde oluşturduğum küçük stüdyo ortamında keman çalıp kayıt yapma denemelerine başladım. O sırada keşfettiğim Soundcloud’da bu denemelerimi paylaşmaya karar verdim. Bir yandan müziklerimi paylaşırken diğer yandan birçok harika müzisyenle tanışma fırsatım oldum. Soundcloud sayesinde, çoğunlukla yurt dışından olmak üzere birçok müzisyenle etkileşime geçerek parçalar yapma ve kendilerinin parçalarına eşlik etme olanağım oldu.

Bu sayede tanıştığım isimlerden biri olan çok değerli müzisyen dostum Dave Harris yaptığım işlere ilgi gösterdi ve zaman içinde, çok büyük emeklerle kurup büyüttükleri bağımsız plak şirketi Verses Records ile çalışmam için bana önayak oldu. Önce yaptıkları toplama albümlere 1-2 parçamla katılma mutluluğunu yaşadım, sonra ise 2018 yılında, bana olan güvenleri ve destekleri sayesinde ilk albümümü yayınlama fırsatına eriştim. Daha önce albüm yapma fikrim olmamıştı, kendilerinden böyle bir yönlendirme olmasaydı da buna cesaret edebilir miydim bilmiyorum. Bu süreçte birkaç kez yapamayacağımdan korkup vazgeçmeyi düşündüm fakat Dave ve şirketin sahibi ve aynı zamanda albümlerin masteringlerini yapan sevgili Douglas Kallmeyer’in inanılmaz desteği ve motivasyonu sayesinde devam etme enerjisi bulup albümü bitirmeyi başardım.

Başlangıcı epey zorlu ve benim açımdan kendi kendime meydan okuma olarak nitelendirebileceğim bu dönem bana çok şey öğretti, özellikle de pes etmemeyi, sabretmeyi ve içimden yükselen sese inanmayı.

Bu arada Dmlll mahlasımın kaynağını merak edenler oluyor; Dmlll; Soundcloud’da kullandığım kullanıcı adım, değiştirmek istemediğimiz için o şekilde kalmış bir kısaltma yalnızca.

 

Besteleri, icrası, kayıtları ve miksi kendisine ait olan bu yeni albümünü çoğunlukla dünyanın acımasızlığından etkilenerek oluşturduğu öğreniyoruz basın bülteninden. Yine bazı şarkılarının ayrı bir ithafı ve bu kez de albümün konuk müzisyenleri de var. Biraz sürecini dinleyelim mi senden; nasıl bir ruh halinin dökümü bu albüm ve kimlerin desteği, kimlerin sesine ses vermesi?

İlk albümüm yayınlandıktan kısa bir süre sonra, kayıt yapma işine çok ara vermeden çalışmaya devam etmek istedim. Verses Records’un bana her zaman olduğu gibi destek vermesiyle ikinci albüm ‘Stories from a Cruel Planet’ albümünün bestelerini ve kayıtlarını yapmaya başladım.

Müzik, oluşmaya başladığı anda içimdeki hislerle uyum içinde akıp giden büyülü bir ifade biçimi benim için. Ben enstrümantal müzik yaptığım için, söylemek istediğim sözlerin melodilere dönüşümünü hissedebilmem gerekli. Bu olduğunda ve parçalar benden bağımsız hale gelip kendi başlarına bir şey anlatır hale gelebildiğinde parçanın oluşumu ve hikayesi tamamlanıyor. Bu albümde de tam olarak böyle oldu. Kendi kayıtlarımı yapmaya başladığımda, ortaya hep başa çıkamadığım hislerin döküldüğünü fark ettim. Her zaman dünyanın sorunlarının, ne yazık ki yok olmakta olan geleceğimizin, doğa felaketlerinin, eşitsizlik ve haksızlıkların, bitmek bilmeyen şiddete engel olamayışımızın sıkıntısını, ve bazen çaresizliğini derinden hisseden biri oldum ve sanırım bu albüm tüm bu hislerin yansıması oldu.

Her ne kadar büyük bir umutsuzluk var gibi görünse de aslında insanlığın dönüşümüne, iyi insanların varlığına inancım olmasa böyle bir albüm yapamazdım diye düşünüyorum.

Albümü tamamlamaya yaklaşırken, iki parçanın altyapısında eksiklik hissettim. Bu hissi ritmik ögelerle doldurmanın iyi bi fikir olabileceğini düşünerek çok sevdiğim müzisyen arkadaşlarım Nedim ve Erdem’le konuştum. Beni kırmadılar ve parçaların bu eksiklerini tamamlayıp çok daha güzel hale getirdiler. İkisinin de ellerine sağlık, her dinlediğimde ‘iyi ki birlikte çalışmışız’ diyorum.

 

Ağırlıklı olarak klasik müzik alanında çalışmasına rağmen popüler müziğe ve kültüre de tarz ayrımı yapmaksızın yakınlıktasın. Peki dünden bugüne kimler müziğine ilham oldu, kimleri dinledin en çok? Yine bildiğim kadarı ile birçok müzisyen dostunun sahnesine ve albümlerine de konuk oldun. Bir şekilde bir projede yer almayı dilediğin isimler kimler?

Benim, müziğinden etkilendiğim çokça isim var. Çok farklı tarzlardan isimler, ancak müziğe tarz ayrımı yapmadan yaklaşmaya çalıştığım için metalden elektronik müziğe çok çeşitli müzik türlerini dinlemeyi seviyorum. Hepsini yazmaya kalksam çok uzun bir liste olacağı için çok kısaca birkaç isme değineyim: Lise yıllarında en çok dinlediğim isimlerden biri Astor Piazzolla oldu. Tango bestecisi olan Piazzolla’ya olan hayranlığım yıllarca sürdü fakat aynı dönemde bir yandan da Faith no More, Sepultura, Soundgarden, Depeche Mode gibi grupların müziğiyle de tanıştım ve yıllarca dinledim, (yıllar sonra hepsini canlı dinleyebildiğim için de çok şanslı olduğumu düşünüyorum). Bunların dışında Massive Attack, Unkle, Flying Lotus, Renaud Garcia Fons daha çok son yıllarda dinlemekten zevk aldığım isim ve gruplardan bazıları diyebilirim.

Aynı projede yer almak istediğim isimler ne yazık ki çoğunlukla yurt dışında yaşayan müzisyen arkadaşlarım olduğu için ve bir araya gelmemiz oldukça zor olduğundan, şimdilik yalnızca bunun hayalini kurmakla yetinmek durumunda kalıyorum.

Albüm, çıkalı henüz kısa bir süre olmasına rağmen Amerika’da çeşitli bağımsız radyoların yayınlarında çalınmaya başlamış; peki bundan sonraki süreçte neler olacak? Bu şarkılarını bir konserde canlı dinleme şansını bulacak mı dinleyicin?

Benim hayalim parçalarımın canlı performansını yapabilmek. Bunun için çalışıyorum. Tanınan bir müzisyen olmadığım için bu, ilk aşamada zor görünüyor. Şu dönemde hiç bilinmeyen bir müzisyenin konser verebilmesi için sanıyorum sosyal medyada çok sayıda takipçisi olması gerekiyor. Ben de o yolları seçmiş biri olmadığım ve Türkiye’de fazla dinleyici bulabilecek bir müzik yapmadığım için farklı yollar izlemem gerekiyor. Sabredip doğru adımları atmayı başarabilirsem konser vermeye de başlayabileceğimi umuyorum.

Ve gelelim albümün beni en heyecanlandıran kısmına, kapak görsellerine; ne soğuk ve yağmurlu bir günde ve seninle İstanbul’un sokaklarına karışmıştık çekimler için. Pek yapmadığım bir şeydi ama senin anlattıklarından hissiyatını alıp albümün elimden geldiğince işimi yapmaya çalıştım ama itiraf etmeliyim çok ama çok sevdim şarkılarını ve kendim çekmiş olsam da özellikle kapağını. Bir şekilde bu çalışmanın bir parçası olduğum için de kendimi çok mutlu hissediyorum ve nice albümleri karşılamayı diliyorum.
Son olarak buradan dinleyicilerine ya da dünyaya, hayata neler söylemek istersin?

Albüm kapağı için yaptığımız çekimler benim için son derece eğlenceli geçti, ve çok keyif aldım. Sizin de mutlu olmanıza ve ayrıca şarkıları da beğenmiş olmanıza çok sevindim. İyi ki birlikte öyle güzel, dolu dolu iki gün geçirdik. Harika fotoğraflar için tekrar ellerinize sağlık :)

Ben gerçek müzisyenlerin tek dileğinin parçalarının dinlenmesi olduğunu düşünüyorum. Tabii ki beğenilmek de çok güzel bir duygu ancak ben ilk albümümden itibaren şunu fark ettim: en mutlu olduğum anlar, insanların bana gelip albümdeki parçalarla ilgili detaylı yorum ya da eleştiri yaptıkları anlardı. Her şeyin çok hızlı tüketildiği bir zamandan geçiyoruz. Sanatın da öyle. İnternet hayatımıza çok önemli şeyler katmakla birlikte bizi hızlı tüketmeye, hızlı yaşamaya sevk ediyor. Bütün bu hengamenin içinde bir takım değerlere sahip çıkmaya çalışmak; söz gelimi sinemada filme odaklanmak, konserde konseri gerçekten dinleyebilmek, düşünürseniz günümüzde oldukça zor şeyler. Artık çoğu insanın sergilere, sergideki eserlerin fotoğraflarını çekip İnstagram’da paylaşabilmek için gittiğini düşünüyorum. Böyle bir dönemde eminim ki bir albümü oturup baştan sona dinleyebilmek oldukça zor bir şey. Ama birkaç parça bile olsa dinlendiğini, değer verildiğini görmek sanatçıyı çok mutlu ediyor. Bunun için elimizden geldiğince yeni seslere, yeni oluşumlara kulak vermek, sanatsal anlamda derinliği olan çalışmaları desteklemek, bu kaos ortamı içinde kendine yer edinmeye çalışan sanatçıları motive ederek, daha çok anlamlı ve eğitici eserlerin değer kazanmasına yol açacaktır. Ben bunu yapmaya çalışıyorum ve çevremde de yapan birçok insan var, bu anlamda herkesin birbirine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Dünyayla ilgili düşüncem şöyle: biz doğaya ihanet ettik, ve maalesef bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyoruz. İnsanlık olarak çok büyük zararlara imza attık ve atmaya da devam ediyoruz. Bu gidişatı durdurmak zorundayız, herkes yapabileceği en küçük şeyi bile yapsa bu döngüyü kırabileceğimize inanıyorum. Bunun için günü kurtarmayı bir kenara bırakıp, ortak bir amaç etrafında toplanıp çok çalışarak, daha fazla geç olmadan ait olduğumuz yeri insanın zulmünden kurtarmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.

 

DMLLL – Stories from a Cruel Planet
Verses Records

 

İkinci albüm ''Stories from a Cruel Planet'' geçtiğimiz günlerde Verses Records tarafından yayınlandı. Albümle ilgili konuşmadan önce biraz seni tanıyalım istiyorum. 11 yaşında başlayan müzik yolculuğun bugün bu iki albümle ve beraberinde Başkent Üniversitesi Orkestra Akademik Başkent bünyesinde keman sanatçısı olarak devam ediyor. Müzikle ve kemanla nasıl tanıştın, nasıl bir eğitim süreci yaşadın ve beraberinde o günden bugüne nasıl bir dost, arkadaş oldunuz onu öğrenelim istiyorum. Müziğe yaklaşık 10 yaşlarımdayken sevgili hocam Nuran Barut’un beni konservatuar eğitimine yönlendirmesi ve hazırlaması sayesinde başladım. Kendisinin ve ailemin desteğiyle Hacettepe Devlet Konservatuarı’nda Prof. Server Ganiyev’le yarı zamanlı keman eğitimime başladım ve 1992 yılında…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.75 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*