EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Erhan Ertetik

Erhan Ertetik

Türkiye’nin önde gelen bas gitaristlerinden Erhan Ertetik, ilk solo projesi “Dududa”yı müzikseverlerin beğenisine sundu. Ertetik’in farklı dönemlerde yaptığı 4 besteden oluşan albümde, bestelerin birbiriyle bağlantılı ve farklılaştığı noktalarının olması, albümü ritmik ve melodik çeşitlilik anlamında zenginleştiriyor. Erhan Ertetik’in hem bas hakimiyetini hem de bestecilik yönünü yansıttığı ilk projesi “Dududa”ya, değerli müzisyenler Nevzat Yılmaz, Volkan Öktem, Ersin Gülseli, Cengiz Tural, Berkan Kaya, Cem Çatık, Ali Emre Algır ve Duru And eşlik etti.

İlk solo projesinin heyecanını yaşayan Erhan Ertetik, uzun yıllar boyunca takip ettiği bas virtüözlerinin kompozisyonlarından ve müzik tarzlarından etkilenmiş olduğu yanları bu albümde ortaya koyduğunu düşünüyor. Bas gitar çalmaya başladığı dönemde, tarzları farklı davulcularla çalışma hayalini bu ilk albümünde gerçekleştiren Ertetik, Türkiye’nin en önemli davulcularından Volkan Öktem, Cengiz Tural ve Ersin Gülseli’yi “Dududa”da bir araya getirdi. Stüdyo Arı’da kaydedilen; bas gitar ve perdesiz bas gitarda Erhan Ertetik, piyanoda Nevzat Yılmaz, klavyede Berkan Kaya, gitarda Cem Çatık, vokallerde Duru And ve perküsyonda Ali Emre Algır’ın yer aldığı albümün mix ve mastering’i Cem Çatık, kayıtları Meriç Memikoğlu tarafından yapıldı. Albüm fotoğrafları Oktay Bingöl’e, kapak tasarımı ise Ahsen Kılıç’a ait. Erhan Ertetik, albümün duygu yoğunluğu yüksek bestesi “Fretless Words”ü, yakın zamanda aramızdan ayrılan, Türkiye’nin en önemli bas gitaristi İsmail Soyberk’e ithaf ediyor.

Erhan Ertetik ile dünden bugüne müzik yolculuğunu uzun uzun konuşma şansını buldum ve sizlerle buluşturmanın mutluluğu içerisindeyim. Önümüzdeki günlerde canlı performansları ile de dilerim karşılaşacağız ve albümünün heyecanını yeniden duyacağız. Kendisine, Meypom ailesine ve Melike Parlak’a çok teşekkürlerimle.

Kadri Karahan

 

 

İlk solo projeniz “Dududa” geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Albümden önce sizi biraz yakından tanımak istiyorum ki öğreniyorum müzik hayatınıza abinizin size bir bas gitar almasıyla başlamış ki kendisi de davul çalıyormuş. Peki gerek bağımsız gerek iki kardeş olarak nasıl bir heyecan içindeydiniz, bu heyecanın bir sonraki ilk adımı ne olmuştu mesela?

Merhabalar, evet dün gibi hatırlıyorum o anı. :) Ben bas gitara merak sarmaya başladığım yıllarda ağabeyim davul çalmaya başlamıştı ve Samsun’da düğün salonlarına gidip müzisyenleri dinliyorduk beraber. Saatlerce dinledikten sonra acaba böyle çalabilecek miyiz diye eve gidene kadar kara kara düşünürdük. :) O dönemde okul harçlıklarımdan biriktirdiğim paralarla ikinci el bir Fender Squier marka bas almıştım, o dönem çalamadığımdan daha çok bakıp bakıp hayaller kuruyordum. :)) Bir akşam ağabeyimle provadan çıktığımızda bir müzik mağazasının önünden geçerken vitrinde tek başına duran harika bir bas gitar gördük. Harika ışıklarla süslenmiş vitrinin önünde kitlendik resmen! (kedi kasap fotoğrafı düşünün:)) Uzun süre orada kaldıktan sonraki gün ağabeyim elinde bas ile geldi eve, inanılmazdı!

Yolculuğumun başladığı gündü! Ben ne yaptığımı bilmeden tellere dokunurken abim de bir tane bas gitar metodu almış, notaların üzerine isimlerini yazmış ve bana anlatmaya çalışıyordu, şu an yazarken bile çok duygulandım. Çok kısa süre sonra davul-bas abimle gelişi güzel çalıyorduk, ne çaldığımı bilmesem bile gerçekten iyi bir kick takibim ve ritim duygum vardı, sonraları bu bizim en sevdiğimiz aksiyon oldu hayatımızda :) Ağabeyimin bas gitar alışı yolculuğumun başladığı andı evet ama asıl kırılma noktası ilerleyen senelerde yan flütçü arkadaşımız Oben’in sen çok çalışkansın ve gayet de güzel gidiyor sana akşam bir cd getireceğim dedi ve o cd Jaco Pastorius “Happy Birthday Concert”dı.

 

 

Daha sonrası ya da eş zamanlı belki de, Mersin Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunu oldunuz ve bir süre psikoloji alanında çalışsanız da bir müzik kariyeri hedeflediniz ve İstanbul’da taşındınız. Burada sizi ilk ne karşıladı, nasıl bir eğitim süreci bekledi ve hayat ve müzik ne kadar sizden, istediğinizden yana oldu?

Psikolojiyi çok istedim. 4 tercih yaptım ve hepsi psikolojiydi, başka bölüm okumak istemiyordum. Ama sonraları müzik o kadar hayatımı kapladı ki 3. sınıfta artık sadece okulu bitirmek için çalışıp tümüyle müziğe odaklanmıştım, tek amacım okulu bitirip İstanbul’a taşınıp müzikle iç içe olmaktı. Okul bittikten sonra kısa bir süre psikologluk yaptım ve sonra İstanbul’a taşındım. Amacım iyi bir müzisyen olup caz çalmaktı. Tabii ki ilk yıllar hayallerimle alakası olmayan sahnelerde ve tarzların içinde bulundum ama para kazanmam gerekiyordu! Bunun yanında bana katkıları da oldu tabii ki.

İlk geldiğimde biraz şanslıydım aslında. İstanbul’a gelmeden çok kısa süre önce Youtube’a bazı performanslarımızı yüklemiştim ve o videolar oldukça fazla ilgi gördüğü için kısa süre içinde barlarda popüler işler çalıp para kazanmaya başlamıştım. Kazandıklarımla önce sevgili Raci Pişmişoğlu’ndan ders almaya başladım, daha sonra Modern Müzik Akademisi burs sınavına girerek yüksek bir bursla burada tam zamanlı müzik eğitimine başladım ve burada ayda bir

sevgili Eylem Pelit gelip bize ders veriyordu. Popüler dünyanın ne kadar içindeyseniz sizi o kadar içine çekiyor ve sabaha kadar barlarda çaldığım için düzenli de gidemedim. Daha sonra buradaki 2 yıllık eğitim sürecinden sonra sevgili hocam Güç Başar Gülle ile armoni derslerine başladık ve hala ara ara çalışır, birlikte çalarız. Ona çok şey borçluyum. Onun dışında kısa bir süre online olarak bas gitar virtüözü Dominique DiPiazza ile çalıştım.

 

Daha sonra 21. İstanbul Caz Festivali Genç Caz yarışmasını kazandınız ve festivalde sahne alan Cazzip Project ile çıkarttğınız “Stories” albümü yılın en iyi caz albümleri arasında gösterildi ve grup yurtiçi ve yurtdışında birçok festivale katıldı. Tam da olmak istediğiniz yerde miydiniz zira uzun soluklu bir birliktelik yaşamıştınız ve önemli imzalar atmıştınız birlikte. Bugün baktığımızda nerede duruyor o günler ve yanılmıyorsam en son geçtiğimiz sene bir şarkı yayınladınız değil mi beraber?

Cazzip çok güzel bir oluşumdu. Bizim bebeğimizdi ama ben 2019 yılında gruptan ayrıldım. Dediğiniz gibi harika bir oluşumdu yeri bende hep ayrı olacaktır. Türkiye’de çok az rastlanacak bir disiplinle çalışırdık. 5 yıl hiç sahne almadan haftada 2 ya da 3 prova yaparak sadece albüm için çalıştık. Para kazanmadan, sahne olmadan sadece 5 yıl proje için uğraşan çok az grup vardır bence dünya üzerinde. Evet onlar pandemi döneminde bir tekli yayınladılar, umarım yolları açık olur.

 

 Ve bugüne kadar önemli isimlerle de çalışma şansı buldunuz. Sezen Aksu, Gülşen, Kıraç,  Hande Yener, Demet Akalın, Nova Norda, Nevzat Yılmaz, Güç Başar Gülle gibi ki gerek türler gerekse müzisyenler arası bu geçişler bir müzisyenin kariyeri için nasıl bir deneyim ve bu sahne sizin için nasıl bir macera ve önümüzdeki günlerde de bu birliktelikler devam edecek mi?

Evet harika isimlerle çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum. Bu kadar geniş bir yelpazede stüdyo ve sahne aşamasında çalışabilmek gerçekten bir okul gibi, hatta okulda bile kazanamayacağınız bir deneyim.

Kesinlikle bana çok büyük katkıları oldu. Her farklı tarz ayrı bir form, ayrı bir ritmik yapı, ayrı bir armoni… Bunlar uyum sağlayabilmek ve çalabilmek için gerçekten çok fazla dinlemek, icra etmek ve analiz etmek gerekiyor , ben de elimden geleni yapıyorum bu doğrultuda. Bir gün caz çalarken, bir gün pop sahnesinde, bir flamenko projesinde ya da bir elektronik projede beni görebilirsiniz.

Evet farklı projeler devam edecek tabii ki, çünkü ben müzikten zevk alan ve ondan beslenen birisiyim, benim yaşamımın her zaman en önemli yerinde duruyor ailemle birlikte! Yakında bir flamenko albümünde beni görebilirsiniz mesela ;)

 

 

Tüm bu yolculuklar devam ederken bir yandan da üretmeye devam ediyorsunuz ki “Dududa” belki de sadece bir parçası ve kuşkusuz da yeni şarkıların, çalışmaların ilk habercisi. Bu şarkılar ne kadarlık bir zamanın ürünü ve ilk ne zaman gelişmeye başladı, ne zaman tamamdı her şey?

Evet tüm bu farklı tarzlar içinde bulunduğum anlar devam ederken sürekli bir şeyler kaydettim, yarım yarım bıraktım:) Çok eski besteler de içinde var. Mesela Rooftop sanırım 7 yıl önce bestelendi, Dududa 5 yıl önce, Song for V ve Fretless Words son 2 yılda. Karar aşamasına gelirsek özellikle canım dostlarım Berkan Kaya, Cem Çatık, hocam Güç Başar Gülle ve son olarak sevgili Mustafa Karahan’ın “E hadi artık” baskıları sonucu tüm yarım kalanları 10 günde toparlayıp notalarını yazarak, kimlerin çalacağını belirleyerek albüme girdik :)

 

 

Uzun yıllar boyunca takip ettiğiniz bas virtüözlerinin kompozisyonlarından ve müzik tarzlarından etkilenmiş olduğu yanları bu albümde ortaya koyduğunuzu eklemişsiniz. Kimlerdi bu isimler ve hayatınıza nasıl işledi notaları?

Dediğim gibi Jaco Pastorius dinleyerek müzik hayatım değişti gerçekten! Bu nedenle elimden geldiğince hep onun çalım stili ve tonu çalışımı etkiledi. Bunun yanında Damian Erskine,  Hadrien Feraud ve Matthew Garrison beni etkileyen isimlerin başında geliyor! Türkiye’den de çok önemli isimler var tabii. Bir süre ders aldığım sevgili Eylem Pelit ve çok yakında kaybettiğimiz büyük üstad İsmail Soyberk. Onunla çalabilmeyi o kadar çok isterdim ki
albümde. Bunu gerçekleştiremediğim için çok üzgünüm ama albümdeki Fretless Word, sevgili İsmail abiye ithaf ettiğim bir kompozisyon oldu…

 

Ve yanınıza Türkiye’nin önemli müzisyenlerini de eklediniz bu projenin içine. Nevzat Yılmaz, Volkan Öktem, Ersin Gülseli, Cengiz Tural, Berkan Kaya, Cem Çatık, Ali Emre Algır ve Duru And albümün diğer yolcuları.
Albüm röportajları videonuzdan da anlaşılacağı üzere çok keyif alınmış, peki nasıl bir araya gelindi, kuşkusuz bir pandemi süreci birlikteliği gibi duruyor, nasıl el ele verildi? Nasıl bir kayıt süreci yaşadınız kendileri ile?

Albümün en heyecan verici yanı bu kadar önemli müzisyenlerle birlikte çalabilmek oldu,  gerçekten oldukça heyecan verici! Parçaların notalarını yazarken son olarak kimlerle daha güzel sonuç çıkacağını düşünürken bir baktım inanılmaz bir künye oldu ve yakından görüştüğüm arkadaşlarım, örnek aldığım bu güzel müzisyenlerle birlikte çalmak benim için gurur verici bir süreçti ve hepsi bana inanılmaz destek verdiler pandamı sürecinde, hepsine buradan tekrar teşekkür ediyorum…

Kayıt sürecinde de çok eğlendik, zaten sosyal hayatımızda da bu ekiple sık sık görüşüyoruz gülme krizlerimiz çok sık olur :)) Henüz dinlemediğiniz 4 kompozisyon daha var bu arada bu güzel kadro ve daha fazlasıyla;)

 

 

Güzel melodiler, ritmik yapılar ve soloları barındıran bu albümü beraberinde sahnelerde de dinleyecek miyiz peki ve size göre daha çok kimler dinleyecek, nasıl bir dinleyici kitlesi bulacak. Albüm için nasıl bir yol izlenecek önümüzdeki günlerde?

Öncelikle güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Eylül ayında lansman yapmayı planlıyoruz güzel sürprizlerle. Bas gitarı sevenler, bas gitaristler albüme ilgi göstereceklerdir diye düşünüyorum. Onun dışında albümde çalan herkes öznel kariyerlerinde çok başarılı müzisyenler ve onların takipçileri de ilgi göstereceklerdir bu nedenle her enstrümanist kendine göre bir şey yakalayacaktır.

Genel olarak caz- fusion kitlesinin hoşuna gideceği bir albüm olduğunu düşünüyorum. Dediğim gibi ilk aşamada lansman yapacağız, sonrası pandemi sürecine bağlı şekillenecek ama öncelikli amacım yurt içi ve yurt dışı festivallerde de çalabilmek, müziğimi ne kadar çok insanla paylaşırsam o kadar mutlu olacağım.

 

 

Söyleşimizi okuyacaklar arasında bas gitarist olarak müzik kariyeri yapmak isteyenler mutlaka olacaktır. Hem iyi bir müzisyen hem de iyi bir bas gitarist olmak için ülkemizde nasıl bir yol izlemeliler, kendilerine nasıl inanmalılar?

Güzel şeyler yapmaya çalışan birisi olarak öncelikli amacım her zaman iyi bir müzisyen olmak ve bunun için sadece bas gitar çalışmıyorum. Müziğin birçok önemli dinamiği var; armoni, duyum, ritmik yapı vs… gibi… Bunlar en önemli konular. Bas çalmak gerçekten sonraki aşama. Her gün yıllardır yaptığım rutin çalışmalar var, bunları yapamadığım günler kendimi kötü hissediyorum.

Bana sorarsanız iyi bir içerikle dolmuş rutin çalışmalar her müzisyen için gerekli olan en önemli dinamik. Bunun yanında sosyal medya tabii ki çok önemli, hem kendimiz hem de takip ettiklerimiz anlamında. Bazen içinde kaybolduğumuz çok büyük bir kütüphane. Bu nedenle bence, tarz olarak birkaç kişiyi seçip her anlamda onları takip etmek, bu doğrultuda çalışmak ve sürekli içerik üretip paylaşmak, bu bilgi birikiminin içinde kaybolmadan yapılacak en önemli kariyer planlaması olacaktır. Herkese iyi çalışmalar diliyorum.

 

 

Söyleşimizin sonunda kısa sorularım olacak ama öncesinde teşekkür ediyorum bize vakit ayırdığınız için. Bas gitar olmasaydı başka bir enstrüman ne olurdu hayatınızda?

Zaten piyano var hayatımda ama ana enstrümanım olsa daha başka olabilirdi ;)

 

Bugüne kadar çalıştığınız isimler içinde en çok kimden etkilendiniz?

Hmm zor soru ama solist olarak genelde müzikten anlayan isimlerle çalışıyorum. Müzisyen olarak Güç hoca ve Nevzat Yılmaz ağabeyimle saatlerce müzik konuşabiliyoruz ve bana çok şey kazandırıyor.

 

Peki ya bir gün özellikle çalışmayı istediğiniz bir müzisyen var mı?

Sevgili Volkan Öktem ağabeyimle birçok kayıtta çalsak da kendi projemde çalabilmek çok büyük hayalimdi ve yanımda olduğu için bu projede çok mutluyum. Onun dışında ders olarak ve feat anlamında Mattew Garrison çalmak isterim, belki sonra olur kim bilir ;)

Ara ara eğitimini aldığınız psikoloji ile bağınız devam ediyor mu? Peki ülke ve dönem şartlarında psikolojimizi nasıl korumalıyız, neler yapmalıyız neler yapmamalıyız mesela (bu biraz kısa olmadı :)

Evet bağım devam ediyor diyebiliriz, bu dönemde bazı eğitim seminerlerine katıldım mesela ama müziğin yerine hiçbir şey geçemiyor ve ben iki majör alanda başarılı olmanın zor olduğunu düşünüyorum ya da ben beceremiyorum:))) Bu nedenle müziğimle mutluyum.

Ülke zaten yıllardır güldürmüyor! Covid döneminde ise insanların kendilerine yönelim yolculuğu başladı çoğunlukla. Kendilerini, aynı evi paylaştıkları arkadaşlarını, eşlerini, yalnızlıklarını anlamlandırdılar çoğunlukla. Tabii çok olumsuz yanları oldu hepimiz için ama güçlü olanlar bunu keşif sürecine dönüştürdü diyebilirim.

Hayatınızın müzik dışında renkleri nelerdir, neler vazgeçilmezinizdir?

Mutfakta vakit geçirmeyi çok seviyorum, özellikle fit tarifler ilgi alanım. Bunun dışında spor yapmak, kitap okumak ilgi alanlarım içinde. Çok fazla gezmeyi sevmiyorum! Yengeç burcu olarak evde vakit geçirmek, kendi başıma olmak ve çalışmak beni en mutlu eden şey.

 

Her konuğumdan farklı cevaplar aldığım sorudayım ki plaklar mı kasetler mi, CD’ler mi dijital müzik mi, sizin seçiminiz en çok hangisinden yana?

Tabii ben plak dönemini yakalayamadım ama plak diyorum.

 

İlk aldığınız albümü hatırlıyor musunuz ve bugün baktığınızda nerede duruyor mesela? Kargo ya da Mor ve Ötesi kaseti olabilir. Asla tahammül edemediğiniz bir müzik türü var mı peki, hani bende uzak olsun dediğiniz?

Hahahahahah arabesk müzikle aram yok :)

 

Ve söyleşimizin sonunda tam da şu anki ruh halinizi anlatan bir şarkı seçmenizi istiyorum ki vedamızı onunla yapıyoruz. Hangi şarkı gelsin bize?

Richard Bona.’dan Three Women

 

 

Türkiye’nin önde gelen bas gitaristlerinden Erhan Ertetik, ilk solo projesi “Dududa”yı müzikseverlerin beğenisine sundu. Ertetik’in farklı dönemlerde yaptığı 4 besteden oluşan albümde, bestelerin birbiriyle bağlantılı ve farklılaştığı noktalarının olması, albümü ritmik ve melodik çeşitlilik anlamında zenginleştiriyor. Erhan Ertetik’in hem bas hakimiyetini hem de bestecilik yönünü yansıttığı ilk projesi “Dududa”ya, değerli müzisyenler Nevzat Yılmaz, Volkan Öktem, Ersin Gülseli, Cengiz Tural, Berkan Kaya, Cem Çatık, Ali Emre Algır ve Duru And eşlik etti. İlk solo projesinin heyecanını yaşayan Erhan Ertetik, uzun yıllar boyunca takip ettiği bas virtüözlerinin kompozisyonlarından ve müzik tarzlarından etkilenmiş olduğu yanları bu albümde ortaya koyduğunu düşünüyor. Bas gitar çalmaya…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: Siz ilk olun !

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*