EDİTÖRDEN
Anasayfa / SINGLE / EP / Introduction to Humanity – A Big Bottle New Bukovski

Introduction to Humanity – A Big Bottle New Bukovski

 

Hafızam berrak bir göl gibidir. Hatıralar birikir. Sonra bir taş düşer. Göl hafif dalgalanır ve bana bir öykü armağan eder.

A Big Bottle New Bukovski, dünyanın öbür ucunda, Büyük Ada kokan bir Yunan meyhanesinde, Charles Bukowski ile yaşadığım rakılı bir gecenin hatırasına yazıldı. O büyülü geceyi, Babil’in son asma bahçesinden, berrak hafızama düşen taşın yankısı hatırlattı. Tam otuz yıl sonra ve belki de tam gün dönümünde.

Nedendir bilinmez, mevsimsiz bir havada Bukowski’nin “Kedileri” düşüvermişti aklıma. Hem de güpegündüz. Demli bir öğleden sonra. Düşerlerken yarısı dolu hayali rakı bardağımı da devirmişlerdi üstelik. Belki bir gün bu büyülü, ürkütücü, mucizevi ve neşe dolu hikayeyi size de anlatırım.

Merhaba.

Mayıs ve Haziran aylarında yayınladığım iki tekli ve bir albümden sonra Eklektik Gynja serisinin ikinci teklisi “A Big Bottle New Bukovski”yisizinle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Tekli 4 Temmuz’da (Türkiye saati ile 5 Temmuz 00.30’da) doğum günümde yayınlandı. Bir nevi kendime hediye.

A Big Bottle New Bukovski, Mayıs 1990’da, bugünden neredeyse 30 yıl önce yaşadığım büyülü, ürkütücü, mucizevi ve neşe dolu hikayenin seslerinden oluşturuyor.

Sevgiler

Serkan

 

 

Kayıt, Edit, Mix: Introduction to Humanity

Mastering: eMastered

Stüdyo : La Casa del Arbol (Valencia)

Klarinet : Burak Ergün

Loop Programlama, Ritm Programlama, Klavyeler, Elektrik Gitar, Yaylı Elektrik Gitar, Bas Gitar, Yaylı Bas Gitar, Perküsyonlar ve DiagAmate (DIY Experimental Enstrüman): Introduction to Humanity

Fotoğraf : Cottonbro

Video : Cottonbro

Tasarım ve Kurgu: Serkan Tosun

 

  Hafızam berrak bir göl gibidir. Hatıralar birikir. Sonra bir taş düşer. Göl hafif dalgalanır ve bana bir öykü armağan eder. A Big Bottle New Bukovski, dünyanın öbür ucunda, Büyük Ada kokan bir Yunan meyhanesinde, Charles Bukowski ile yaşadığım rakılı bir gecenin hatırasına yazıldı. O büyülü geceyi, Babil'in son asma bahçesinden, berrak hafızama düşen taşın yankısı hatırlattı. Tam otuz yıl sonra ve belki de tam gün dönümünde. Nedendir bilinmez, mevsimsiz bir havada Bukowski'nin "Kedileri" düşüvermişti aklıma. Hem de güpegündüz. Demli bir öğleden sonra. Düşerlerken yarısı dolu hayali rakı bardağımı da devirmişlerdi üstelik. Belki bir gün bu büyülü, ürkütücü, mucizevi ve…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.8 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*