“Masal” üç şarkılık bir yolculuk ve DMC etiketi ile raflarda yerini aldı kısa bir süre önce. Biz bu yolculuğun başına dönelim istiyorum önce ki siz Aşık Nesimi’nin torunu ve Mazlum Çimen’in oğlusunuz. Müzik sizin için çok küçük yaşlarda çalmaya başladı ve duyduğunuz o ilk notalar, ilk tanışma halleri nasıldı?
Ben de herkes gibi müziğe doğdum. Tabi ki dedemi ve babamı göz ardı edemem fakat ben herkesin her şeyin müziğe doğduğunu düşünüyorum. Çünkü doğanın ta kendisidir müzik. Zaman geçtikçe ya size eşlik eder ya da ya da tamamı ile sizi kuşatır.
İlk tanışmama dönersek eğer hatırlamıyorum ki bile. Benliğimin farkındalığına vardığımda çoktan birlikteydik müzikle. Mesela ben bebekken uyumayınca dedem cura çalarmış başımda öyle uyurmuşum.
Bir süre sonra klasik müzik eğitimi aldınız ve sonrası “Rastgele” isimli ilk albümünüz hayata geçti ki öğrendiğimiz kadarı ile bir hayli enteresan bir yola çıkış öyküsü var, birçok önemli isim yanınızda yer aldı ve sizinle stüdyoya girdi. Bir de sizden dinleyelim mi o buluşma hikayesini?
Babam ile birlikte 11 yaşımdan beri diziler, filmler, albümler vb hallerden stüdyolardaydım. Doğal olarak bende yaratım sürecine girdim. 18 yaşımdayken konservatuardan arkadaşlarımla birlikte ”Marsias” adında bi grup kurduk ve çeşitli sahnelerde enstrümantal bestelerimi dinlettik insanlara. Grup bir süre sonra dağıldı ve ben kendimi sadece film ve dizi müziğine yönlendirdim. yavaş yavaş albüm meselesi oluşmaya başlamıştı kafamda. Ağır ağır bu fikri irdelemeye başladım sonra.
Adana Altın Koza Film Festivali’nde Erdem abi (Akakçe) ”hadi bir albüm yap da bass çalalım” dedi. Tam da albüme giriş dönemlerimdi. Sonra Cahit abi (Berkay) duydu muhabbeti. ”Ben de yaylı tambur çalayım” dedi. Bu olay böyle gitti. Sonuç olarak ”Rast-Gele”de Erdem Akakçe (bas gitar), Cahit Berkay (yaylı tambur), Cem Yılmaz (bateri), Kürşat Başar (saksafon), Sırrı Süreyya Önder (cümbüş) ve Nebil Özgentürk (bağlama) çalarak ve klipte de oynayarak eşlik etti. Ayrıca albümde yer alan ‘”Kelkit”te sinema sektörünün ünlü yapımcılarından Baran Seyhan şiir okudu. Bu isimlerin yanısıra sevgili arkadaşım Güvenç Dağüstün ve Ender Balkır abim de sesleri ile desteklerini esirgemediler. Hepsi de çok sevdiğim abilerim ve arkadaşlarımdır, çoğu çocukluğumu bilir. Çok keyifli bir çalışmaydı. Emeği geçen tüm dostlarıma tekrar teşekkür ederim.
Geçen süreç içinde birçok albüm projesinde yer aldınız ki çalıştığınız önemli müzisyenlerden biri de Vedat Sakman. Bir söyleşinizde kendisi için “Sakman bir okuldur” demişsiniz. Nasıl bir öğrenci – öğretmen, dost – müzisyen ilişkisi var peki aranızda, kendisi ile birlikte yol almanın size kattıkları nedir?
Kesinlikle Vedat Sakman bir okuldur! 18 yaşımdan beri yanındayımdır Vedat abimin. Konservatuar size tabi ki birçok şey öğretir ama hayata, yaşama, yaşanmışlığa dair duyguyu, hissi, hissiyatı müzik ile öğretebilmek ya da daha doğrusu gösterebilmek çok zordur. 13 yılı buraya sığdırmam çok zor.
Ben ilk Vedat abinin yanına gittiğimde 6 ay stüdyosunda çaycılıkla başladım. Haftada bir iki gece program yapıyordu Kuruçeşme’de, ben de ona eşlik ediyordum ama gündüzleri baya baya çaycıydım stüdyoda. Çok muhabbet ediyorduk, her şeyden bahsediyorduk. Vedat abi giriyordu konuya Şems’den çıkıyordu, Akdeniz mutfağından çıkıyordu. Daha sonra yavaş yavaş anlıyordum ki bunların hepsi müziğe dair bir şeylerdi. Yani uzun lafın kısası Sakman forever!!
“H.A.R.A.”, “Masal” ve “Rüya” üzerine devam edelim. Murat Ak imzalı “H.A.R.A.” isimli şarkıyı birlikte seslendirdiniz ve ilk klip bu şarkıya çekildi. Murat Ak’ın albümü de bir süre önce Çimen’s Müzik’ten çıkmıştı ama bu şarkı ile buluşmanız nasıl oldu?
Ben Çamur’u ve “H.A.R.A.” şarkısını çok severdim ki hala seviyorum. Murat da (Ak) Çamur’un solisti ve şarkıların bestecisiydi. Ta o dönemlerden arkadaşızdır ve hala sıkı bir dostluğumuz vardır. Bir süre görüşemedik sonrasında tekrar görüştüğümüzde solo albüm çıkartmayı düşünüyordu. Babamla ben şarkıları dinledik ve hemen albüm için anlaştık. ”anlaştık” çok profesyonel tınlıyor öyle algılanmasın çünkü gerçekten bir aileyizdir.
Babamın ”Çimen’s” adında bir prodüksiyon şirketi var ve buradan albüm çıkarmış herkes gerçekten ailedir. Sözleşme veya proje toplantılarında halimizi görseniz çok gülersiniz. Bu arada ”aileyiz” derken lütfen 90’lı yıllardaki yapımcıların söylemindeki ”aile” ile karıştırılmasın ;) Konuya geri dönersek muhteşem bir besteci ve yorumcudur murat benim için. Sözlerini melodilerinden çıkartsanız bile hepsi şahane birer şiirdir.
Bu çalışmaya adını veren “Masal” ise sizin sözünüz ve besteniz. Ve yeni klip bu şarkıya çekilecek öyle değil mi? Nasıl bir klip bekleyecek bizi?
Evet sözü ve müziği bana ait bir bestedir. Yavaş yavaş herkesin dikkatini çekmeye başladı. Çok sade, naif bi klip olacak. Eğer bir sorun olmazsa Kasım ayı içerisinde yayınlanmaya başlar.
“Masal”da yer alan şarkılardan biri de “Akşam Oluyor” ki bu arada aklıma Halil Sezai’nin söz yazdığı “Paramparça” isimli şarkınız da geldi ki bu şarkıların nasıl bir hikayesi var peki?
Bu single çıkarma nedenim olan ilk bestem “Paramparça” idi. Bundan 9 sene önce bestelemiştim “Paramparça”yı. Bir gün Halil Sezai ile stüdyoda onun şarkılarını çalışırken bu melodiyi duydu ve sözlerini yazdı. Sezai kendi albümü için çalışmalardaydı o sıralar. Aradan yıllar geçti ve ilk önce Ömür Gedik’in albümde yer aldı. Sezai ile birlikte seslendirdi Ömür bu şarkıyı. Sonra Sezai kendi albümüne de koydu. Sonra çeşitli şarkıcılar ve müzisyenler beste için beni aramaya başladı ki işin komik tarafı ”Paramparça” benim enstrümantal bir bestemdi ve Sezai söz yazdı. Söz yazılabilecek neredeyse tek bestemdi çünkü benim bütün bestelerimin neredeyse tamamı film müziği formatındaydı. Daha sonrasında yavaş yavaş bende şarkı formatında besteler yapmaya başladım.
İki sene önce ”Sabit Kanca”nın film müziklerini yaparken yapımcı arkadaşım Muhteşem Tözüm ”damar” bir şarkı lazım dedi. Ben de ”Akşam Oluyor” diye bir bestemi dinlettim, ”budur” dediler. Film vizyona girdikten sonra baya bir ilgi gördü şarkı. Filmin tek duygusal sahnesiydi. YouTube’da bayağı bir dinleme oranına ulaştı. Sonrasında bende şarkı formatında besteler yapmaya ağırlık verdim. Sonucunda bu single çıktı. 2015 in ilk aylarında ikinci bir single daha çıkarttıktan sonra albüme gireceği gibi gözüküyor, bayağı bir şarkı besteledim çünkü.
Bir dönemin popüler dizisi “Hanımın Çiftliği”nin yine “Umut” filminin müziklerine de sevgili Mazlum Çimen ile birlikte imza attınız. “Yanlış Zaman Yolcuları” filminde imzanız var. Yine bir başka proje “Şarabesk”i görüyoruz yakın zaman önce. Kısa kısa bu çalışmaları sizden dinleyebilir ve sonrası yeni projelerinizi öğrenebilir miyiz?
”Hanımın Çiftliği”nin çok özel bir yeri vardır bende. Babamla çok dizi ve film müziği yaptık ama “Hanımın Çiftliği”nde ilk defa bestelerimi kullanmaya başladık. Babamla ismim yan yana yazıyordu jenerikte. İlk gördüğümde çok (gururlanmıştım) heyecanlanmıştım. Keza ”Umut” filminde de öyle. İsmimizin yan yana yazdığı ve ortak bestelediğimiz ilk film müziğidir.
Babamla beraber çalıştığımız çok proje oldu (dizi,film,albüm..vb) ama Derviş abinin (Zaim) ”Nokta” filmine yaptığımız müzik çok özeldir. Babam her çalışmaya titiz davranır fakat ”Nokta” zor bir filmdi. 70küsür dakika ”tek plan” bir filmdi. Çok ince ve titiz çalışma sonucunda zaten Altın Koza, Altın Portakal ve Fransa Montpellier film festivalinden en iyi film müziği ödülü aldık. ”Nokta” bir çok film festivalinden ödülle dönmüştür. Tabi ki her şey yönetmen Derviş Zaim ve yapımcı Baran Seyhan sayesinde oldu.
Daha sonrasında İsmail Güneş’in ”Ateşin Düştüğü Yer” gelir. Çünkü ilk ödüllerimi aldığım filmdir. (Malatya ve Erzurum film festivalleri). İsmail abimin ve Baran abimin bana olan inançlarından ötürü çok teşekkür ederim. İsmail abi harika bir yönetmen olması yanı sıra çok sevdiğim bir abimdir, güzel muhabbetimiz vardır. Onunla çalıştığım için gururluyum. “Ateşin Düştüğü Yer” Montreal Film Festivali’nden en iyi film ve FIPRESCI ödüllerini aldı ve daha sonrasında Türkiye’den Oscar aday adayı seçildi. Baran abi (Seyhan) ile çalışmak muhteşem bir şey, işini ve ne istediğini o kadar iyi biliyor ki çok rahat çalışıyorsunuz, yapacağı ya da var olacağı her projede çalışmak gururdur benim için.
Birçok film müziği yaptım. Artık bir ortağım var: Uğur Ateş. Muhteşem bir yeteneği var ve birlikte çok güzel ve uyumlu çalışıyoruz. Birlikte yaptığımız ilk film müziği olan “Sabit Kanca 2” vizyona girdi zaten. Şimdi önümüzde çok güzel bir proje daha var. Barış Atay’ın yönetip, başrolünü oynadığı ”Eksik” filmi, çok heyecanlıyız. Barış gerçekten çok iyi bir iş koydu ortaya. Emeği geçen herkesi ben kendi adıma tebrik ederim, gerçekten başarılı bir film oldu. Şu anda filmin temalarına çalışıyoruz Uğur ile birlikte yakın zamanda vizyon haberlerini duyarsınız.
Peki “Masal”ın konserleri oldu mu ya da önümüzdeki zaman diliminde olacak mı? Sahnede olmak sizin için nasıl bir duygu?
“Masal”ın konserleri yavaş yavaş başlıyor. ilk önce klibi bir bitirelim istiyorum. Sanırım ilk konseri kendi mekanımızda vereceğim. Ortaköy’de ”Yazarların Evi” diye çok güzel bir mekanımız var. Aynı zamanda 350 – 400 dinleyici kapasitesine sahip bir performans sahnesi mevcut. Çeşitli konserler oluyor, Ezginin Günlüğü, Mehmet Erdem, Suavi, Hüseyin Turan ve daha birçok sanatçı konser verdi. Her ay en az 3 – 4 konser oluyor. www.yazarlarinevi.com adresinden takip edebilirsiniz.
Hayatınız önemli müzisyenlerin içinde geçiyor ve kuşkusuz çok ayrı heyecanlar yaşıyorsunuz her seferinde. Ama ya ötesinde mesela özellikle çalışmayı istediğiniz, keşke birlikte bir şeyler yapabilsek dediğini bir müzisyen var mı? Son yıllarda kimleri takip ediyorsunuz müzikte peki, kimler size göre kimliği ile doğru yerde?
Çalıştığım herkes çok özel ve önemli benim için. Herkesten bir şeyler aldım, öğrendim. İlla ki ”şu” kişi ile çalışsaydım çok güzel olurdu diye bir şey diyemem. Yeri gelir, zamanı gelir illa ki bir yerde insan birileriyle çarpışır. Müslüm Gürses ile bir film müziği projesinde (Oğuzhan Uğur’un ”Ağır Abi” filminin müzikleri) bir araya gelmiştim ki bunun için kendimi gerçekten çok şanslı buluyorum. Film için yaptığım bir bestemi sesi ile yüceltmişti.
Ben ömrüm boyunca müzik yapacağım ve elimden geldiğince her türlüsünü yapmaya çalışacağım. Ama ilk sırada kesinlikle film müziği gelir sonra şarkı bestelemek yada okumak. Kimlik ile müziği bir arada tutmamak isterim. Çünkü güzel üreten ama güzel olmayan insanlarda var. Kimsenin müziğini veya üretimini kimliğinden ötürü yargılamamak gerekir. Esas kötü olan hem kimliğinde sıkıntı olup hem de sağdan soldan değerli ozanlarımız, aşıklarımızdan çalıp çalıp gündeme gelenlerdir. Onların karşısında ne yazık ki tıp bile çaresizdir.
Son olarak hayatınızın en büyük rengi yani müziği bir yana bırakalım ve ötesinde sizi biraz kısaca tanıyalım istiyorum. Hayatınız müziğin sustuğu yerde nasıl devam ediyor?
Müziğin sustuğu yerin ötesi bensizliktir.
Saki Çimen
Masal / DMC Müzik
Müzik Ekspres Alternatif Ruhun Gıdası



