EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Çiğdem Erken

Çiğdem Erken

“Kız Kafası” ve “İstanbul Kızı”ndan sonra “Manita” ve üçüncü buluşmamız, zaman hepimize ne güzel heyecanlar katıyor, kazandırıyor. “Manita” içinde birçok heyecanı taşıyor, öncelikle İskender Paydaş albümün prodüktörü, aranjörü ile ilk kez birlikte çalışıyorsunuz. Nasıl yan yana gelindi, nasıl “hadi başlayalım” denildi?

İskender Paydaş ile çalışma fikri tamamen benim kendimi tekrar etme endişelerimi yok etmek adına, şarkılarımı yeni bir tanışıklığa emanet etme arzusundan doğdu. İskender’le çalışmayı arzu ettiğimde son derece deneyimli bir müzisyen olduğunu bilmeme rağmen onun müzisyen kimliğinden bu denli etkileneceğimi düşünememiştim. Müzisyenler olarak bazen önyargılı oluyoruz. İskender’i pop müziğin prensi olarak kaydetmişiz beynimize oysa onunla çalışınca kendisinin türler arasında ne kadar derin yolculuklara çıkabileceğini fark ettim. Müthiş bir prodüktör. Dahi özellikleri taşıyor. Geriye dönüp bu albümü bir kez daha kaydetsem, yine İskender’in kapısına dayanırım.

İlk iki albümde de çok önemli müzisyenler vardı yolculuğunda. Nurkan Renda, Bilal Karaman, Gürol & Birol Ağırbaş ilk aklıma gelenler. Bu albümde de çok önemli bir kadro var ki rüya bir ekip diyebiliriz. Kimlerin olduğunu ve o stüdyo sürecindeki atmosferi senden dinlemek istiyorum?

Nurkan Renda müzik yapmaya devam ettiğim müddetçe hayatımda olacak bir müzisyen. Onunla çok güzel işler yaptık. Albümlerimi kaydederken en önem verdiğim noktalardan biri şarkılarımı çalacak müzisyenler. Bu konuda hassasım. Hayran olduğum müzisyenlere gidiyorum şarkılarımı alıp.

Bu albümde de yeteneklerine büyük hayranlık duyduğum müzisyen arkadaşlarımla çaldık. Bir araya getirmesi her zaman kolaylıkla mümkün olamayacak güzel insanlar. Öncelikle Cem Tuncer şarkılarımı sahnede çalmaya başladığım ilk günden beri yanımda olan biri. İlk demomu birlikte yapmıştık hatta. Seneler sonra onunla Manita’da buluşmak albüme ayrı bir lezzet kattı. Cenk Erdoğan, Ediz Hafızoğlu, Alp Ersönmez, Şenova Ülker, Derya Türkan, Çağ Erçağ gibi hepsi kendi alanında lider müzisyenler. Anlatmaya kalksam sayfalar sürer. Ayrıca İskender de piyano, hammond, keyboard, davul, perküsyon, akordiyon ve blokflüt çaldığı gibi bir şarkıya da vokal yaptı. Tarihe güzel bir not düştük diyebilirim.

Albümlerin sürpriz isimlerle yolculuğuna devam ediyor. Yine ilk albümde Demet Sağıroğlu, ikinci albümde Umay Umay, Ceylan Ertem, Güvenç Dağüstün, Nuri Harun Ateş düetleri / featleri vardı. Bu kez de Halil Sezai düeti / buluşması karşımıza çıkıyor. “Dünyayı Durduran Şarkı” senin “Zengin Mutfağı” oyunu için (Afife Jale En Başarılı Sahne Müziği ödülünü de kazandırmıştı sana) hazırladığın bir beste. Albüme dahil etmek ve Halil Sezai ile birlikte yorumlamak fikri nasıl gelişti?

Şarkıyı albüme koymak fikri bir dinleyicimin attığı bir tweet ile kafama kazındı. Şarkının “Zengin Mutfağı”ndaki orjinal hali zaten bir düet. Albümde de bir oyuncu ile yorumlamamın doğalı olacağını düşündüm. Halil Sezai eski dostumdur. Birlikte tiyatro sahnesinde müzikal çalışmalarımız oldu. Bu şarkı için ilk aklıma gelen insan o oldu. Sesinin ve özgün yorumunun şarkıya yakışacağını düşündüm ki öyle de oldu. O da teklifimi memnuniyetle kabul etti. Ortaya sanki ikimizin üretimi gibi duran bir yorum çıktı. Sanki şarkıyı birlikte yazmışız gibi hissediyorum. Buradan ona bir kez daha teşekkür ediyorum.

Çiğdem Erken
Benim albümde iki isim daha dikkatimi çekiyor. Biri albümün vokal koçluğunu da yapan eski bir dostun Özge Fışkın diğer isimse “Yani Yani”deki muhteşem vokali ile Hakan Gürbüz. Her ikisinin de varlığı albüme / şarkılara ayrı bir soluk getirmiş gerçekten.

Özge Fışkın Ankara yıllarından çok eski arkadaşım. Neredeyse çocuk yaşlarda tanıştık. Sesine, müziğine hayran olduğum bir kadın. Vokal kayıtlarında ikinci bir kulak olması benim için çok mühim. O herhangi biri olamazdı. Özge kocaman kalbiyle geldi stüdyoya. Birlikte güldük, ağladık. Kendimi bütünüyle ona teslim ettim. Vokal kayıtlarında Zafer Paydaş’ın da çok katkısı oldu. Onu da burada anmak isterim.

Hakan Gürbüz’e gelince muhteşem renkleri olan bir müzisyen. Vedat Abi ile uzun yıllardır çalıştığı için şarkıya çok hakimdi. Vedat Abi ile yaptıkları bir televizyon kaydında bu şarkıya yaptığı vokalleri dinletmiştim İskender’e. İskender çok sevdi ve albümde kullanmak istedi. İyi ki de öyle oldu. Sonuç harika.

Albümün tek cover şarkısı “Yani Yani” ki söz yazarı – bestecisi olan Vedat Sakman’ın senin hayatında yeri çok büyük, çok özel. Hani bu anlamın o ilk gününe gitsek ve sonra o günden bugüne gelsek, bir şarkısını okumayı istediğini hep biliyorum ama neden bu şarkı merak ediyorum ki çok yakışmış yüreğine, sesine, çok beğendiğimi de ekliyorum.

Vedat Abi’nin neredeyse bütün şarkılarını ezbere bilirim herhalde. Ankara yıllarında onun konserlerine gidebilmek için yatakhaneden kaçmışlığım vardır. Onun şarkı yazarlığında aşkı çeşitli yollarda tarif edebilme gücü vardır. Söylemek istediğim onlarca şarkısı da var hali hazırda. Ama bu şarkı aşkı anlatırken hem sözleri hem de ritmik ve melodik yapısı ile muzip bir hal taşıyor. O dalga geçme hali hoşuma gittiği için seçtim. Benim aşırı doz hüznüme bir çare de diyebiliriz.

Ve albümün diğer şarkıları yani sözü ve müziği sana ait olan diğer şarkılar, mesela albümün açılış şarkısı: Öyledir Geçer Zaman. İlk klip bu şarkıya seçildi ve daha çok yeni olmasına rağmen geçtiğimiz günlerde bir TV dizisinde de yer aldı. Gerek şarkı, gerek klip çok güzel tepkiler aldı dinleyicilerinden ve dostlarından. Çok dolu, çok derin bir albüm, bu şarkı ile çıkışa nasıl karar verildi, daha sonra klip nasıl şekillendi, hayata geçti?

Öyledir Geçer Zaman son yazdığım şarkılardan. Sözlerini daha önce oluşturmuştum ama melodisini albüm için yeniden şekillendirdim. İnsanın kendi yazdığı şarkı kendi canını yakmaz kolay kolay. Benim kendi şarkılarımda derinden üzüldüğüm az olur. “Öyledir Geçer Zaman” ise benim de canımı yakan sözlere sahip. Küçük ama samimi bir melodisi var. İddiasız bir hüznün şarkıya dönüşmüş hali. Aslında sevgiliye atamadığım bir mektup. Albümde beni en iyi tarif eden şarkı olduğu için en başa koymak istedim.

Birlikte çalıştığımız insanlarla da şarkının çok akılda kalıcı olduğu konusunda hemfikir olduk ve böylece karar verdik. Klip Can Saban’ın yönetmenliğinde çekildi. Can kiraladığı bir hangara etrafında 500 tane mum yanan bir kuyruklu piyano kondurmuştu. Bugüne kadar aldığım en güzel hediye diyebilirim. Kendimi prenses gibi hissettim ve o an hiç bitmesin istedim. Can Saban bana bu albümün hediyelerinden.

Çiğdem Erken
İlk albüm annenin ve babanın ölümsüz aşkına, ikinci albüm ustam dediğin Yücel Erten’e ithaftı. Bu kez bir ithaf görmüyoruz ya da bir gizli ithaf söz konusu mu acaba :) Bu arada Elif Key albüm için bir yazı kaleme almış, ne güzel anlatmış aslında Çiğdem Erken ile olan yolculuğumuzu, ne güzel özetlemiş her şeyi?

Bu albümün ithafı sözlerimin içinde gizli. Kartonete yazmaya kıyamayacağım kadar derin bir anlamı var kalbimde. “Manita” hakkı verilmiş bir aşk hikayesine elveda..

Yazılarına hayranlık duyduğum Elif Key’in yazısı benim için bir mücevher niteliğinde. Onun hislerine sahip bir kadının müziğime yakınlık duyması benim duygularıma sağlama da diyebilirim. Onunla aynı hissiyatta olmak yaşamaya doğru yerden baktığımı bana ispat ediyor adeta. Kalemini şarkılarıma oynattığı için minnettarım.

Albümde yer alan yine benim favorilerimden olan bir şarkı da “Gümüşlükte”. Geçenlerde yine bir sohbet sürecinde öğreniyorum ki o ilk albüm zamanları yazılmış bu şarkı, adres Gümüşlük ve orada adına harika bir yaz, nefis tanışıklıklar olmuş. Bir kız geldi çalıyor, kalbim atıyor Gümüşlükte diyorsun.

2012 yazını Gümüşlük’te sahne alarak geçirdim. Müzisyenlik yaşamımın en güzel deneyimlerinden biriydi. Her gece deniz kıyısında bazen tepemde ay, bazen karşımda dolunay etrafımda aşıklar dolanırken şarkılar söyledim. Gümüşlük efsunlu bir yer. Orada kendini bir döngü içinde buluyorsun. Günler geceler geçti. Üç ay Bodrum’a bile gitmedim. Araba nedir görmedim. Ayağımda sandalet sedirlerde yata kalka güneşin batışını ve doğuşunu izledim. Denize taş attım. Şarkı o güzel yaza armağan. Selam olsun.

İlk albümden bu yana şarkılarını ilk kez paylaştığın biri var ki Naim Dilmener. Bu albümle ilk kez yine kendisinin konuğu oldun ve orada bu şarkıların bazılarının çok eskiden yazdığını, bestelediğini söyledin. Ama her şeyin olduğu gibi onların da mı zamanı vardı, neden daha önce karşılaşamadık, hatta bir şarkıyı sen almak istemedin ama İskender Paydaş sanırım istedi öyle değil mi?

Naim Dilmener benim için çok özel. Hiç kimse duymadan o duysun istiyorum. O da ben de yaşadığımız müddetçe bu iş böyle gidecek. O benim totemim. Master kayıt gelince sadece bir kez dinler ve ona yollarım. Hem Naim’in eşsiz deneyimini hem de kendi önsezimi ciddiye alıyorum. Çalışırken de hep aklıma takılıyor onun görüşleri. Naim Dilmener kötü müzik yaparsam bunu en acımasız şekilde bana söyleyecek ilk kişi bence. O bir şeytan avukatı. Bu yüzden ona yolluyorum. Müzik eleştirmenlerini çok ciddiye alıyorum. Dinleyicinin beğenmesi tabii ki önemli ama eleştirmenin beğenmesi de benim akademik duruşumu tatmin ediyor.

Çiğdem Erken
Ve albümün hayata geçmesine Sony Müzik ailesini de unutmayalım ki nefis de bir lansman gecesi yaşattınız bizlere. Müzik Ekspres ailesi olarak oradaydık ve notlarımızı paylaştık. Müzik oradaydı, sinema, tiyatro, edebiyat oradaydı. Sanatın tüm renkleri böyle güzel, birleştirici, dost ama özel bir birleştirici kalbin var Çiğdem, yan yana getirebiliyorsun hepsini / herkesi, herkesin kolay kolay başaramayacağı bir hal bu?

Çok teşekkür ederim böyle düşündüğün için öncelikle.

Hayata, müziğe, edebiyata, tiyatroya güzel bir yerden bakmaya çalışıyorum. Yüzümü güzelliklere çevirdim. Yaşam zaten çok ağır onu daha da ağırlaştırmamaya çalışıyorum. Şanslıyım ki içinde aşk barındıran bir mesleğin içindeyim. Bu arada güzel dostlar biriktirebilmişsem ne mutlu bana.

Sony Müzik bana müthiş bir armağan verdi bu albüme kattıkları ile. Alternatif bir müzisyene popüler müzik yapıyor gibi konfor sunuldu. Bütün şirketin kalbi her aşamada benimle birlikte attı. Müzik dünyasında bunlar cennetlik hareketler.

Yine ilk iki albüm Mehmet Turgut fotoğrafları ile buluştu, bu kez Dilan Bozyel ile çalıştınız ki çok beğendiğimi söyleyebilirim kareleri. Kapak konseptine nasıl karar verdiniz, nerelere gittiniz, nasıl bir atmosferde gerçekleşti peki?

Mehmet Turgut’un çektiği fotoğraflarımız senelerdir güncelliğini koruyor. Özellikle “Kız Kafası” kareleri hala ısrarla kullanılıyor. Dilan Bozyel ile de harika bir çalışma gerçekleştirdik. Dilan benim müziğimi ve içimdeki hüznü ilk günlerden beri bildiği için kan uyumu zor olmadı. Bütün yeteneğini ve güzel bakışını bize sundu.

İznik Gölü’nde yaptık çekimi. -5 derece soğukluktaki göle girmiş olduğumu da belirteyim. Kapak olabilecek nitelikte sayısız kare çıktı çekimden. Kapaktaki fotoğrafta grafik tasarım çalışması var sananlar oluyor. Halbuki orada gerçekten göldeki çok eski bir iskelenin üstünde oturuyorum.

Albüm adına önümüzdeki günlerde neler bekleyecek bizleri. Mesela bir ikinci klip hangi şarkı için gelecek? Ve elbette konserlerde de karşılaşacağız, ilk adresimiz neresi olacak?

Bu albümde bir çok şarkıya klip çekmek istiyorum. Halil Sezai ile olan düetimiz sıradaki klip olabilir. Manita’nın ilk lansman konseri 28 Mayıs’ta Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde. Bu albümün neredeyse hepsi daha önce sahnede söylemediğim şarkılardan oluşuyor. İlk kez o gece buluşacak dinleyici ile.

Benim için epey heyecanlı geçecek bu akşama sevenleri bekliyorum. Manita’larını kollarına takıp gelsinler. Manita’sı olmayan da gelsin, orada bakarız çareler :)

 

 

Çiğdem Erken

Çiğdem Erken
Manita / Sony Müzik

 

 

 

“Kız Kafası” ve “İstanbul Kızı”ndan sonra “Manita” ve üçüncü buluşmamız, zaman hepimize ne güzel heyecanlar katıyor, kazandırıyor. “Manita” içinde birçok heyecanı taşıyor, öncelikle İskender Paydaş albümün prodüktörü, aranjörü ile ilk kez birlikte çalışıyorsunuz. Nasıl yan yana gelindi, nasıl “hadi başlayalım” denildi? İskender Paydaş ile çalışma fikri tamamen benim kendimi tekrar etme endişelerimi yok etmek adına, şarkılarımı yeni bir tanışıklığa emanet etme arzusundan doğdu. İskender'le çalışmayı arzu ettiğimde son derece deneyimli bir müzisyen olduğunu bilmeme rağmen onun müzisyen kimliğinden bu denli etkileneceğimi düşünememiştim. Müzisyenler olarak bazen önyargılı oluyoruz. İskender'i pop müziğin prensi olarak kaydetmişiz beynimize oysa onunla çalışınca kendisinin türler arasında…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.94 ( 4 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*