EDİTÖRDEN
Anasayfa / NOTLAR / Biraz Ben Biraz Sezen (F.Gül Yanık yazısı)

Biraz Ben Biraz Sezen (F.Gül Yanık yazısı)

Arabamda sabah işe giderken radyolar arasında geziniyorum. Kayıtlı 10 tane radyo kanalım var. Bunlardan 2 tanesi yabancı, 8 tanesi ise yerli müzik kanalı. Yerli kanallar arasında dinlenmeye değer bir şey bulamıyorum ne zamandır.

Üstelik Türkçe müzik dinlemeyi yabancı müziğe göre her zaman daha fazla sevmişimdir. Ve bu çocukluğunda Sezen Aksu ile beslenen çoğu dinleyici için de böyledir. Çünkü bizler şarkı sözünün, melodinin içinde nasıl şahlandığını da nasıl kıvrandığını da biliriz. Sezen Aksu dinlemeyi seviyorsanız, şarkıda sözün önemini biliyorsunuzdur. Asıl mesele asla öylesine bir şey anlatmak değildir. Bir duyguyu harekete geçirmek, bir yüreği ayağa kaldırmak, bir ateşten geçmek, bir fırtınaya kapılmaktır. Kendi hikayeni dile getirip içini boşaltırken benzer bir hikayeye ortak olmaktır. Ortak dertlere çare aramak, henüz söylenmemişi dile getirmek, meydan okumak, direnmek, aramaktır.

Türkçe müzikte sözü yazan aslında büyük düşünürdür. Yarı şair, yarı filozoftur. Sezen dinleye dinleye buna alıştık. O yüzden iflah olmayız. O yüzden ben sabah işe giderken koskoca 8 Türkçe müzik kanalının arasında 800 kere gide gele dinlenecek doğru düzgün bir şey bulamayıp küfrü basıyorum ve yedekte tuttuğum o iki yabancı kanala tutunuyorum. Bu yaklaşık son 2 senedir böyle!

Ne yüreğime dokunan bir söz duyuyorum, ne beni sürükleyecek bir melodi. Bir Sezen dinleyicisinin işi çok zor. “Kirpiğinden düşen hüzün hala yerde” diye şarkı yazan bir Sezen’e alışıksan, radyoda hangi söze tutanacaksın ki Allah aşkına… Uzaylı gibi hissediyorum. Bir şarkı senin hiçbir yerine dokunmuyorsa kanalı değiştirmekten başka naparsın? Bir ara Türkçe müzik dinleyebilmek için kendimi değiştirmeyi bile düşündüm. Yabancı müzik dinlemeyi seçtim neyse ki!..

 

 

Zaten son zamanlarda radyoyu da açmaz oldum. Kimsenin müzikle ruhunu dinlendirecek hali kalmadı. Her yerde patlama, çatlama, kıyım… Ülkemde dalga dalga yayılan bir akıl yoksunluğu, kümülatif deliliğe dönüşmüş. İnsanlar metroda birbirlerinin yüzlerine şüpheyle bakıyorlar “Acaba aramızda canlı bomba hangisi” diye. Bir arkadaşım Kadıköy’de yürürken “Burası fazla kalabalıklaştı, ben eve geçeyim” diyor. Metroya binmeyeyim, konsere gitmeyeyim, kalabalık hiçbir ortama girmeyeyim, radyo dinlemeyeyim. Tenhalaşıyoruz.

İnsanda ne coşku, ne bir şeyi kutlama heyecanı, ne de yeni güne şevkle uyanma isteği kaldı. Gündem paramparça. Boğuluyoruz. Bu yangın neyle söner?

Bir sesin, bir sözün, bir şarkının gücü bu yangını söndürmeye yeter mi? Hayalperest değilim. Gözlerimle gördüm. Bir gecede ben de dahil yüzbinlerin yüzü başka bir cepheye döndü. Bu ülkede Sezen Aksu’dan başka hiçbir güç gündemi değiştirmeye yetmezdi. Bildiğimiz çektiğimize yetmeyince Sezen bütün olan bitene el koyuyor, var olsun: “O zaman şarkı söylemek lazım!”

Sihirbaz mı bu kadın? Büyücü mü? Başka bir gezegenden mi? Valla hepsine inanırım. Bu kadar vakti zamanını nasıl tutturdun be mübarek! İlahi bir kaynaktan geldiği kesin. Her ne yazıyor, ne besteliyorsa, bir kanaldan dökülüyor onun kalemine. Ve dikkatinizi çekerim: Hızır gibi tam zamanında yetişiyor.

“Biraz Pop Biraz Sezen”in birkaç gün sonra çıkacağı haberini doğumgünüm olan 14 Ocak’ta Yaşar Gaga’nın instagramından aldım. O gün doğduğum gündü ve içimde bir heyecan yoktu. Ta ki o habere kadar. İçimde feri sönmüş külüstür bir lamba ışıldadı sanki. Hiçbir doğumgünü hediyesinin yapamayacağı bir etki… Günler, aylar, yıllar sonra bu ülkede heyecanlanacak anlamlı bir şey. Bir nefes. Oksijen. Umut. Dal… Eminim o dala tutunan çok insan var.

Yaranın iyice iltihaplandığı Türkiye tarihinde, yangına oluk oluk su bu albüm. Bir süreliğine bile olsa bizi uzaklaştırdı her şeyden. Ve bu şu demek: HALA UMUT VAR! Hayatta başka güzellikler var. Güzeli yaşat, güzeli yarat, güzele inan, güzeli koru! İçini aydınlat, dünyaya ışık kat! Bu mümkünmüş…

“Alt tarafı bir albüm çıkmış işte, noldu, ülke mi kurtuldu?” Gerçekten atan bir kalp gördünüz mü ne zamandır? Ben görmedim. Herkesin kalbi sağır, yüreği ağır, başımız önümüzde yürüyoruz, ayıbımız büyük.

Kaybolduk. Unuttuk.

Başka yaptığımız bir şey var mı son birkaç senedir? Hatırlamamız gerekenleri bize hatırlatacak, “Bak kardeşim, aslında sevgi var, aşk var, manevi birçok temiz duygu var bu hayatta, ne çabuk unuttun” diyecek ve bunu gösterecek biri var mı etrafımızda?

Şarkılar çok güçlü… Ülkemizdeki acı haberler bitmemiş olabilir. Ama nasıl sırayla delirdiysek, sırayla ayabiliriz belki de. Aramızdan biri sağlam bir adım attı. Bugün Sezen’in albümü aymak isteyenlere bir adım, bir yol, bir damar. Bir KIVILCIM. Gerisi sende. Belki her zaman attığın yöne değil de başka bir yöne doğru adım atacaksın ve bu adım bir başkasına yol olacak. Ve bir başkası, bir başkasına… Daha başkalarına… Belki kısır döngüden çıkmak için bir şans bu…

Halen Türkçe radyo kanalı dinleyemiyor olsam da en azından Türkçe müzik çalan bir arabada yolculuk ediyorum artık. Takıyorum yeni Sezen CD’mi, yol boyu terapi… O yol boyunca doları euro’yu ya da teröre kurban gidenleri düşünmüyorum. Öfke, kırgınlık, kızgınlık yerine neşe, huzur, dinginlik üretiyorum. Hangisi dünyayı değiştirmeye yarar?

 

 

Gelin sizi de bir an olsun uzaklaştırayım içimizi karanlıkla ören gündemden. Belki biraz uzaklaşırsak, döndüğümüzde bu olanlara daha akıllı, duyarlı bir pencereden bakabiliriz. Yoksa dayanamıyoruz.

Bu albüm neşeli! Çok tatlı bir neşe var bu albümde. Bana göre gelmiş geçmiş en neşeli Sezen albümü. İçinde, kazara rakı içerken dinlendiği takdirde geri dönülmez sonuçları olan şarkılar olmadığından değil. (Bakınız: KÖZ) Sezen’in Sezenliği baki. Ama söylemek istediğim; “Yaşasın hayat” dedirtecek kadar coşku hakim yaşanan tüm olumsuzluklara inat.

Albüm kartonetindeki renk cümbüşlerine bayıldım. Cıvıl cıvıl. Bunun yerine koyu karanlık perdeler olsaydı misal kartonette. Bi düşün. Hangisine ihtiyacın var?

Albümün adını ilk duyduğumda sevmemiştim. 6 senedir bekliyoruz, bula bula “Biraz Pop Biraz Sezen” adını mı buldular albüme demiştim. Fakat dinledikten sonra anladım. Albüm tam da bu… Her bir enstrümanın özenle seçildiği kalitelikte, tam da işte doğru dürüst Türkçe Pop Müzik budur arkadaş dedirten pop tarzı şarkılar ve kendisinden başkasına asla benzemeyen Sezen tarzı şarkılar bir arada. Yakışmış mı? Hem de nasıl! Kapaktaki Sezen’e bakın. En tanıdık, bildik hali bu. Sezen denince bu saç gelir akla. Bu giyim kuşam, bu eldivenler… Sezen’le yan yana fotoğraflarım benim aile albümümde durur. Fotoğraflar arasında bu saçıyla olanları ayrı bir severim. Sezen benim ailem. Ailemi en çok bu saçla hatırlıyorum ben :)

Albümde emeği geçen aranjörler Erdem Yörük, Okay Barış, Ozan Bayraşa, Volga Tamöz, Aytuğ Yargıç, Rob Dougan, The Secret Trio. Albümdeki en sevdiğim şeylerden biri böylesine özenli, temiz, söze besteye cuk diye oturan aranjeler oldu. Enstrümanistlerin de ellerine sağlık. Oya gibi işlenmiş her bir şarkı.

Sezen’den başka söz yazarı olarak karşımıza Sibel Algan çıkıyor ki kendisini ayrı bir severim. Sezen’in Yürüyorum Düş Bahçelerinde albümündeki Pardon isimli efsane şarkının mimarıdır kendisi. Türkiye’de manadan kopmadan şarkı sözü yazabilen sayılı söz yazarlarından biridir. Bu albümde sözlerini yazdığı Köz ile hem söz hem bestesini yaptığı Hakkımda Konuşmuşsun en az Pardon kadar çarptı beni.

Hakkımda konuşmuşsun / Şikayetin varmış meğer / Ne garip insan en çok / Kendine böyle yalan söyler

Daha iyi bir insan / Olunmuyor anlattığında / Susmak gerek hatta / Gerçekten yandığında

 

 

Albümdeki bestelere baktığımızda, 4 şarkı dışında bütün besteler Sezen’in. Manifesto’nun bestesi Şehrazat’a, Ben Kedim Yatağım Rob Dougan’a, Benim Karanlık Yanım ise Ara Dinkjiyan’a ait. Bir de birkaç yıl önce Sakin grubunun Kurtlu Kuyu adı ile seslendirdiği sözü bestesi Onur Özdemir’e ait Günaydın Memur Bey şarkısı var. Bu şarkı baştan aşağı yara… Ben kahroldum dinlerken. Şarkının hikayesi ölüm kuyuları olunca sarsılıyor insan…

Günaydın memur bey / Simsiyah bir çukur / Tıkıldığım sıkıştığım / Kemiklerimi saydığım

Dünya seyretti ben giderken / Erimiş cesedim ne fayda / Islak yağmuru emdim de / Kurtlara yem oldum

Dünyam şu naylon torbalarda

Bu albümü dinlerken her Sezen albümünde beni yakalayan o hisle yeniden karşılaştım. Sezen Aksu bir verici istasyon. Bir kanal. Bir kaynak. Söylemesi gereken sözler, iletmesi gereken mesajlar var hep doğru yerlere ulaşan… Aşk var. İnsanlık suçları var. Uçurumlar, direnişler var. Deli coşkular, büyük sevinçler var. Özeti: Sezen şarkılarında hem düğün hem cenaze var.

Sezen bir geçit. Bir kapı. Değişik zamanlara, değişik mevsimlere açılan… Zamanda yolculuk fikrine bu kadar aşık biri olarak ben zamanda yolculuğun hasını çoktan Sezen’le yapmışım meğer. O kapıdan geçtiğin an, Sezen seni bulunduğun an’dan koparıp yeni bir zamana ışınlıyor. Yeni yerini seviyor da insan.

İsyancı ile başlıyor bu albüm. 6 sene sonra 16 şarkının içinde albüm hangi şarkı ile açılsın anketi yapsalar bu şarkıya oy verirdim. Buram buram Sezen. Tüyleri diken diken eden…

Baba Evi’ni dinlerkense aramızda çok muhabbetin tez ayrılık getirdiği eski dostlarımı, aşklarımı hatırladım. Buruk be…

İhanetten Geri Kalan’ı dinlerken, bana geri dönmeyi hak etmeyen insanlarla karşılaşırsam, yüzlerine “Gel gör ki bende rüzgar en sert poyrazdan esti, taze çiçeklenmiş bahar ayaza kesti” cümlesini söylemeyi kafama koydum. Bu tek cümleyi çarp onun yüzüne. Var ya sayfalarca derdini anlatma zahmetinden kurtulursun.

 

 

Albümdeki favorin ne derseniz CANIMSIN SEN :) Çok ama çok seviyorum. Tipik bir Sezen şarkısı olduğundan, Sezen’i bana bu albümde en çok hatırlatan şarkı olduğundan. Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam gibi Yanmışım Sönmüşüm Ben gibi bir tatlı rüzgar. Hakkımda Konuşmuşsun’dan sonraki şarkının insanı düştüğü yerden kaldırması, yüzünü gülümsetebilmesi gibi oldukça güç bir engeli aşmayı başaracak kadar coşkun olduğu için. İnsanın sevgilisi ile yan yana dinlediği an çarpılıp “bu bizim şarkımız olsun” dedirttiği için!

Canımsın Sen ile kapıldığım bu coşku selinin arkasından Manifesto eşittir endorfin patlaması. Manifesto bittiğinde yüzümde mutluluk sarhoşu şapşal bir sırıtışın uzun süredir asılı kaldığını fark ettim. Dudak kıvrımlarım acımış gülümsemekten :) Uzun süreli gülümsemeye bile utanır olduk… İyi geldi. LOL LOL! Hadi kop gel parti partiiiiiiiiiiiii! Yaşasın hayat! Budur manifesto!

Hu Hu, Üfle de Söneyim, Koca Kıçlı’nın arka arkaya gelişlerine de ayrı hastayım. Dumura uğramış bunalım zihinlerimizi bunadıkları çöplükten çıkartan neşeli üçleme!

Sezen hepimizi düşünür. Mutsuz ev kadınlarına ithafen şarkı yazan başka biri var mı ülkemizde? Koca Kıçlı bunun için var :) Muzurluk ve taşlama kokan Sezen şarkıları kategorisinde dinlerken hep gülümseyeceğim bir yere kondu bile.

Kördüğüm hakkında yazabileceğim hiçbir şey şu satırlardan daha açıklayıcı olamaz:

Lakin… Hayat fışkırır damarlarımızdan Onca şeye rağmen Doyasıya… ölesiye… Ve biz bir yandan yüzü kızaran insan Hayvan gibi atlarız avımızın üstüne Hem katil… hem kurban…

Benim Karanlık Yanım için de aynısı geçerli, buyrun:

Bak gözüme, gör kendini / Koyu kopkoyu asfalt rengini / Söyle neyi arıyorsun / Hangi tartıya göre dengini

Cennet de cehennem de / Melek de şeytan da bende / Hadi bul bakalım göster bana / Farkımız nerede

Ben, Kedim, Yatağım’ın girişi olay zaten… Bütünüyle beni bir duvardan ötekine fırlattı. Bir sonraki şarkıya geçmeden önce her yere saçılan parçalarımı toplamam gerekti bir süre.

Allah’tan sonraki şarkı Hu Hu idi de daha büyük bir vahamete sürüklenmedim. Ben bu şarkıyı hep YERİM diye anıyorum. Kartoneti incelerken “Yerim nerde yaa” diye iki üç kere taradım şarkı adlarını. Meğer adını Hu Hu koymuşlar :)

Bu yazıyı bitirir bitirmez en favori şarkıma koşmak geliyor şu an içimden ve gidiyorum aniden :)

İçime, kışıma, yaşıma iyi geldin Sezen. Boşuna mı yaprak gibi rüzgarına kapıldım ben… Canımsın sen!

 

Sezen Aksu / Biraz Pop Biraz Sezen

Sn Müzik

Arabamda sabah işe giderken radyolar arasında geziniyorum. Kayıtlı 10 tane radyo kanalım var. Bunlardan 2 tanesi yabancı, 8 tanesi ise yerli müzik kanalı. Yerli kanallar arasında dinlenmeye değer bir şey bulamıyorum ne zamandır. Üstelik Türkçe müzik dinlemeyi yabancı müziğe göre her zaman daha fazla sevmişimdir. Ve bu çocukluğunda Sezen Aksu ile beslenen çoğu dinleyici için de böyledir. Çünkü bizler şarkı sözünün, melodinin içinde nasıl şahlandığını da nasıl kıvrandığını da biliriz. Sezen Aksu dinlemeyi seviyorsanız, şarkıda sözün önemini biliyorsunuzdur. Asıl mesele asla öylesine bir şey anlatmak değildir. Bir duyguyu harekete geçirmek, bir yüreği ayağa kaldırmak, bir ateşten geçmek, bir fırtınaya kapılmaktır.…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.55 ( 11 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*