EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Dolunay Obruk

Dolunay Obruk

“Yalnızca” isimli yeni albümünüzle yeni buluştuk. “Lambaya Püf De” ve “İstanbul Kafası” single olarak daha öncesi sizle karşılaşma adreslerimizdi. Akustik, chill out, remix gibi versiyonlarla dinlediğimiz Barış Manço “Lambaya Püf De” sizin için nasıl bir çıkış oldu?

Dağhan Baydur’un özel bir projesiydi o. Barış Manço benim çok büyük saygı duyduğum özel müzisyenlerden biridir. Ona ait bir parçayı yorumlamak ve parçaya kendi yazdığım bazı sözleri ekleyerek küçük de olsa katkıda bulunmak büyük onur.

Müzik piyasası değerleri için nasıl bir çıkış olmuştur bilemem ama benim için gurur dolu bir adım oldu.

“İstanbul Kafası” ise aynı adlı bir TV programının jeneriği olarak da kullanıldı ki her iki hali de bu yeni albümünüzde ayrıca yer aldı. “Ayakta durabilmeyi, gülmeyi, sevmeyi, sevilmeyi, terk edilmeyi, yaraları sarmayı öğrendim” diyorsunuz şarkınızda, nasıl bir yolculuğu var içinizde bu şehrin, size nasıl yazdırıyor, nasıl notalanıyor sonrası bu sözler, nasıl söyletiyor?

İstanbul, tüm ülkeyi kucaklayan özel bir şehir. İstanbullu olsun, olmasın birçok insanın İstanbul anıları, İstanbul savaşları, İstanbul isyanları olmuştur. Bu şehir bana, başına gelen onca şeye rağmen hala güzel, gururlu ve dimdik ayakta olan bir kadını anımsatır. İstanbul’da siz İstanbul olursunuz, İstanbul da siz…

Dolunay Obruk
Neşet Ruacan, Emin Fındıkoğlu, İmer Demirer gibi müzisyenlerle çalıştınız, birçok mekanda sahne aldınız, peki müzikle ilk nerede, nasıl oldu tanışmanız, profesyonel olarak da yola devam etmeye nasıl karar verdiniz, aynı zamanda da başka bir meslekte, grafikerlikte uzmanlığınız var. Yine radyoculuk da yapıyorsunuz.

Ben sanat dallarını birbirinden ayırmıyorum. Dolayısıyla müziği türlere de ayırmıyorum. Hatta hayatı; siyaset, ekonomi, sanat vb diye de ayırmıyorum. Hayat bir bütündür. Yaşadığımız ve deneyimlediğimiz her şey bizi besler, algımızı genişletir. Müziği paylaştığım çok değerli müzisyen dostlarım, hocalarımın da katkıları aynı şekilde…

Müzik hayatımda, grafik tasarım deneyimlerimin büyük faydasını gördüm. Örneğin; kompozisyon, tüm disiplinlerde aynı prensiplere dayanır. Radyoculuk ise bir tür paylaşım metodu. Oyunculuk da yaptım. Sahnedeki anlatıcı olacaksam; ister şarkı ile ister konuşma ile, mutlaka beslenmem lazım. Hayatı bütün olarak almak, beni besler.

Yeni albüm “Yalnızca” sürecine geldiğimizde öncelikle nasıl hazırlanıldı, nasıl ilk adımları atıldı. Bu çalışmanızda kimlerle yola çıktınız ve nasıl bir stüdyo süreci yaşandı?

“Yalnızca” albümünde emeği geçen çok sayıda müzisyen var. Hepsi de birbirinden değerli. Albümdeki şarkılarımın söz ve müziği bana ait. Çoğu şarkımın düzenlemesi Çağrı Sertel’in. “İnsan hep mi gider” adlı şarkımı da Halil İbrahim Işık’a emanet ettim. Neşet Ruacan’ın gitar solosu, Şenova Ülker’in trompet solosu… Bunlar şarkılarımı zenginleştiren dokunuşlar. Emeği geçen tüm müzisyen dostlarıma yeniden teşekkür etmek isterim.

Albümle önümüzdeki günlerde karşılaşmalar nasıl olacak? Klip çekmeyi düşünüyor musunuz ki ben adıma “Alıştırıyorum”a bir klip bekliyorum, albümde en sevdiğim şarkılardan biri olduğunun altını özellikle çizerek :) Yine belirlenen bir konser takvimi olacak mı?

Konserler zaman içinde olacaktır. Ben konsersiz yapamam. Dinleyici ile kurulan göz kontağı kadar değerli bir an olamaz. Klip konusunda da görüşüm şu; bence benim şarkılarımın hepsinin bir görsel karşılığı olmalı. Bu nedenle CD kartonetinde her şarkıya bir desen çizdim. Aslında “Alıştırıyorum” başta olmak üzere, bu albümdeki her şarkının bir filmde, dizide, bir hikayede yeri olduğunu düşünüyorum. Keşke o klipler, şarkılarla buluşan film sahnelerinden oluşsa. Ya da her dinleyen, albümde kendi seçtiği şarkının klibini kendi yaşayıp, görüntüleyip, paylaşsa. Şarkılar yaşasa…

Yine albümde dikkat çeken şarkılardan biri de “Aşık Olmak İstemem”. Günümüzde çok fazla yeni eserlerin ortaya çıkmadığı bir tarzda, tango renginde dinliyoruz bu şarkıyı ve de sözleri ile müziği ile hakikaten de çok keyifli. Nasıl bir hikayesi var bu şarkının, tangolar hayatınızda nasıl bir yerde, bu şarkı bir yerde nasıl bir içsel yolculuk?

Çok teşekkür ederim. Tango için aşkın dansı ve müziği derler. Günümüzde aşkın daha kaygı dolu yaşandığı düşüncesindeyim. Bu nedenle, bir aşk şarkısı yazacaksam ve bu tango olacaksa, ironik yaklaşmayı seçtim. Şarkıda “aşık olmak istemem” diyen kişi aslında deli gibi aşık olmak istiyor ama kaygıları, endişeleri var. Hangimizin yok ki :)

Geçen bu süre içinde sizinle birçok yerde karşılaştık, dinleyicileriniz başta sosyal medya üzerinde olmak üzere size duygularını, düşüncelerini aktardı; kendileri ile nasıl bir iletişiminiz var, nasıl bir dostluk içindesiniz, bu yeni albüm ile ilgili neler yansıdı şu ana kadar?

Her gün yeni bir şarkım bir diğerinin önüne geçiyor. Örneğin “Bakkal” bildiğimiz, alıştığımız şarkı formlarının dışında olmasına rağmen, sivri dili bir şekilde yükseldi. “İnsan hep mi gider” dinleyicisine o isyankar ama biraz da karanlık dünyasını verebildi ki çok övgü aldı.

Şarkılarım, ben yazarken benimdi. Yayınladıktan sonra onlar artık hepimizin, herkesin. Kim hangisini kendine yakın hissediyorsa, onu alıyor. Çok güzel yorumlar alıyorum.

Şarkılarıma, hayatında şans veren herkese çok çok teşekkür ediyorum.

Caz müziği artık ülkemizde de daha fazla dinleyiciye sahip, artık daha fazla caz albümü yayınlanıyor, daha fazla sahne alma imkanı buluyor müzisyenler, bir şeyler değişti, değişmeye de devam ediyor, biraz ticari, popüler işlerin peşinde değil artık insanlar, gerçek müziği, müzisyeni dinlemek istiyor; bu anlamda siz nasıl gözlemler yaptınız, notlar aldınız, sizden bu süreç hakkında bir değerlendirme istesek?

Ben, özellikle şehir hayatının ve günümüz iletişim hızının içerisinde oradan oraya koşturan her insanın kendini durup, müzik dinleyerek iyileştirebileceğine, dinlendirebileceğine inanıyorum. Caz müziğin, klasik müziğin, yeni akımların yükselmesini de buna bağlıyorum. Hayatlarımızda o kadar çok şey tüketiyoruz ki hızla, artık daha da çok tüketilecek müziğe ihtiyacımız azalıyor. Belki de bugün, “dinleme ve dinlenme” günüdür.

Dolunay Obruk
Peki siz kimin dinleyicisi oldunuz, dünden bugüne hayatınızı hangi müzisyenler etkiledi. Bir gün için özellikle çalışmayı istediğiniz bir müzisyen var mı?

Ben türkülerden, caza, klasik türk ve batı müziğinden, rock’a kadar her müziği dinlerim. Bu çeşitlilik ve zenginlik insanı besler.

Her duygu durumu ve müzik için dünyanın çeşitli köşelerinden çeşitli müzisyenlerle çalışmak istediğim oluyor. Aslında bu ilişki karşılıklı olduğunda daha verimli olur. Örneğin; benimle çalışmak isteyen her müzisyenle çok farklı dünyalar yaratabileceğimize inanıyorum. Bu nedenle yerli ve yabancı çok müzisyenle ve provasız çaldığımız sahnelerde büyük keyif alıyorum. Her parça bir maceraya dönüşüyor. Biz dahil hiç kimse karşımıza ne çıkacağını bilmiyoruz.

Dolunay Obruk
Hayatınızın diğer renklerini öğrenebilir miyiz, hani müzik susmaz, susmasın da ama onlar da olsun, bitmesin dediğiniz başka neler var dünyanızda, müzisyen kimliğiniz dışında sizi biraz tanıyabilir miyiz son olarak.

Müziğin yanı sıra, karışık teknikle çalıştığım sanatsal çalışmalarım, fotoğraf, serigraf ve dijital baskılarım, çeşitli tasarımlarım var. Oyunculuktan büyük keyif alıyorum; bir tür kişisel gelişim bence.

Zannediyorum hayatımın tamamına yaydığım önemli bir konu da; süreklilik. Evet, müzik de susmasın, sanatın her dalı, insan hakları, özgürlükler de susmasın. Doğa susmasın. Zaten sanat ancak süreklilik ve fikir özgürlüğü olduğu sürece yaşayabilir. İnsan da… Bu nedenle çevre ve insan hakları konusuna hayatımda önem veriyorum. Sanatın her dalının insanı ama her insanı beslediğine inanıyorum. Bu bilinci olabildiğince yaymak için verdiğim konferanslar var. Bu konuda akademik ortamlarda eğitim verme şansına da sahip oldum. Çocuklar, sürekliliğimiz için büyük değerler. Onları sanatla tanıştırmak adına çalışmalarım var. Çocuk projeleri yapıyorum.

Kısaca çevre ve insan duyarlılığına sahip olduğumu söyleyebiliriz.

Hmmmm… Son olarak; doğa sporlarını, hayvanları ve dans etmeyi seven, vejetaryen bir dalış eğitmeniyim :)

Dolunay Obruk

Dolunay Obruk
Yalnızca / Uzelli Müzik

 

 

 

“Yalnızca” isimli yeni albümünüzle yeni buluştuk. “Lambaya Püf De” ve “İstanbul Kafası” single olarak daha öncesi sizle karşılaşma adreslerimizdi. Akustik, chill out, remix gibi versiyonlarla dinlediğimiz Barış Manço “Lambaya Püf De” sizin için nasıl bir çıkış oldu? Dağhan Baydur’un özel bir projesiydi o. Barış Manço benim çok büyük saygı duyduğum özel müzisyenlerden biridir. Ona ait bir parçayı yorumlamak ve parçaya kendi yazdığım bazı sözleri ekleyerek küçük de olsa katkıda bulunmak büyük onur. Müzik piyasası değerleri için nasıl bir çıkış olmuştur bilemem ama benim için gurur dolu bir adım oldu. “İstanbul Kafası” ise aynı adlı bir TV programının jeneriği olarak da…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4 ( 5 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*