EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Esra Kayıkçı

Esra Kayıkçı

Küçük yaşlarda başlayan müzikle tanışıklığınız daha sonra sizi bırakmamış ve öncelikle gitar derslerine sonrasında da caz vokal çalışmalarına sürüklemiş. Ama bir yandan da arkeoloji eğitimini tamamlamışsınız. Bu durumda müzik başlarda bir hobi olarak mı hayatınızdaydı, sonrası sizi nasıl tamamen ele geçirdi?

Şarkı söylemek, müzik enstrümanı çalmak, hayatta yapmaktan en çok mutlu olduğum, kendim olduğum asıl konuydu hep. Ama ben hiçbir zaman kendimi tek bir meslek sahibi olarak hayal edemedim.  Merkezinde müzik olan ve hayatın diğer renkleriyle de çevrelenmiş bir yaşam düşledim hep. Çünkü renkleri çok seviyorum. Böylece farklı alanlardan beslenen daha zengin, çoklu bir bakışa sahip olabilirdim. Arkeoloji eğitimi de bu anlamda, sahip olmamız gereken kültür kavramını, insanı, dolayısıyla kendimi daha iyi tanımamı sağlayan araçlardan biri oldu.

Esra Kayıkçı
Nilüfer, Sezen Aksu gibi isimler size şarkıları ile eşlik etmiş bir dönem ama daha sonrasında caza doğru bir sürükleniş yaşamış ve derslere, workshoplara katılmışsınız; birçok kişi belki bu memnuniyetten memnun ama bu keşif, bu geçiş nasıl oldu merak ediyorum, merak ediyor olabilirler?

Küçükken ailenizin dinlediği müzikler sizin hayatınızı kuşatıyor. Daha sonra büyürken kendi seçimlerinizi yapmaya başlıyorsunuz.  Her dönem yeni türler, farklı müzisyenler ile devam ediyor hayat. Benim caz müziği ile bağ kurmam 20’li yaşlarımın ortalarında oldu. En çok heyecanlandığım şey ise aslında ülkemizdeki muhteşem caz müzisyenlerinin de bu müziği icra etmesiydi. İstediğiniz an gidip konserlerde bu müziği dinleme olanağına sahipsiniz. Bunun beni her zaman besleyen, harekete geçiren bir ayrıcalık olduğunu hissettim. Caz müziğinin doğaçlamaya dayanan kendine özgü ölçüleri ve notaların sınır tanımayan serbest tavırları bir zaman sonra sizin de yeni ve geniş alanlar hakkında sınırlar ve özgürlüklerle ilgili hem müziğinizi hem de hayatınızı bir kez daha sorgulamanıza yol açıyor.  Yeni, farklı ve kaliteli olan her şey ilginizi çekmeye başlıyor.

İlk solo albüm “Bozgun Hatıra”  dinleyicilerine masalsı bir yolculuk vaadinde bulunuyor. Biz masallarla büyüyen tüm çocuklar bu yolculuğa hazırız, fakat siz nasıl hazırdınız bir albüme, sonrası nasıl bir hazırlık içinde oldunuz ve nasıl bir seçki içine gittiniz bize ulaştıracağınız şarkılar adına?

Uzun zamandır aslında şarkılar yapıyordum ama biraz çekingen davranıp onları paylaşamıyordum. İçimde hep bir albüm yapma hayaliyle yanıp tutuşuyordum. Bir süre sonra bu coşkuyu sadece içimde yaşamak kalbimde büyük bir yük oluşturmaya başlayınca eşim Hakan Kamalı ve yakın dostum Mehmet Karadağ’ın desteği ile albüm projesine başlamış olduk. Ve Ercüment Orkut’a parçaları büyük bir güvenle teslim ettik. Kendisiyle müziklerimizin bu denli uyuşması ikimizi de şaşırttı ve çok mutlu etti.

Esra Kayıkçı
Ercüment Orkut albümün müzik direktörlüğünü üstlenmiş ve birbirinden değerli müzisyenler eşlik etmiş şarkılarınıza; Ediz Hafızoğlu, Volkan Hürsever, İmerDemirer, Engin Recepoğulları, Cenk Erdoğan, Bulut Gülen, Seçil Kuran, Eylül Biçer, Hakan Kamalı isimleri ile karşılaşıyoruz, nasıl bir dostluk kuruldu şarkılarla?

Bu müzisyen kadrosu benim konserlerde hayranlıkla izlediğim, yakından takip ettiğim müzisyenlerden oluşuyor. Hatta 1-2 Eylül’de Babajim Stüdyolarında albümü kaydetmeye başlayınca, kayıt sırasında akustik trio ile şarkıları söylerken bu hayalin gerçekleştiğine inanamadım; şahane bir histi. Eminim albümü dinlerken siz de hissediyorsunuzdur; herkes kalbiyle çaldı ve harcadıkları emeğin her saniyesi içtendi.

Bugün Ercü bana, sanki kendim yapmamışım gibi hala çok severek dinliyorum diyor. Ve bu beni inanılmaz mutlu ediyor.

Ve daha sonra tüm bu albüm ekibi yan yana geldi ve geçtiğimiz günlerde albümün lansman konseri gerçekleşti. Nasıl bir buluşma içinde, heyecan içinde söylendi şarkılar. Gerek albüme gerek konsere nasıl yorumlar geldi sonrasında size?

“Bozgun Hatıra”nın ilk konserini albüm ekibiyle birlikte aynı frekansta bir bütün olarak gerçekleştirdik. Seyircinin de müthiş enerjisiyle birlikte çok güçlü, tertemiz bir duygu geçişi yaşandı. Herkes konserden çok etkilendiğini söyledi. Bunu yüzlerindeki ifadeden de hissedebilmek tarifsiz bir histi benim için. Salonda bulunan herkesin aynı duyguyu yaşadığını hissettiğim bir konser oldu.

Önce “Yollar” sonrasında da “Bul Beni” isimli şarkılarınıza klip de çektiniz. Önümüzdeki günlerde peki yenileri eklenecek mi? Yine sizi yakın zamanda yeni konserlerde görecek miyiz, nasıl bir takvim çiziliyor peki?

Önümüzdeki günlerde çekimlerine başlayacağımız bir klibimiz daha olacak. Şarkının ismi şimdilik sürpriz olsun. Konser dönemimiz ise Eylül, Ekim aylarında başlayacak. Albüm konseri için sabırsızlanıyoruz.

Esra Kayıkçı
Cazın ülkemizde hep bir dinleyicisi vardı ama son yıllarda bu sayının daha da arttığına tanıklık ediyoruz ki bu albüm satışlarının artmasından düzenlenen etkinliklerde yer bulamamaya kadar kendini gösteriyor. Siz gösterilen ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz peki?

Sadece Caz müziğine değil emek verilen, özenilen bütün müziklere, eserlere olan ilginin artması beni çok mutlu ediyor. En güzeli belki de bugün çevremiz, kendini sürekli geliştiren, yenilikle açık müzisyenlerle dolu. Ancak dinleyicilerin özellikle ülkemizdeki müzisyenlere daha çok sahip çıkması gerekiyor. Nitelikli eserlerin artmasını istiyorsak sadece büyük organizasyonlara değil, verilen bütün konserlere, programlara mümkün olduğunca katılıp destek olmalıyız.

Gerek cazın içinde gerekse farklı tarzların, kimler hayatınıza müzikleri ile eşlik ediyor. Birlikte şarkı söylemek istediğiniz, bir projede yan yana gelmek istediğiniz müzisyenler var mı?

Dinlediğim, etkilendiğim farklı tarzlarda müzikler üreten çok isim var. Ama bunun dışında özellikle son zamanlarda bu toprakların büyük ozanlarının, aşıklarının müzikleri beni çok etkiliyor. Bir kez daha yaşadığımız coğrafyanın büyüsüne kendimi bırakıyorum.

Ülkemizden aynı projede yer almayı en çok istediğim isim Erkan Oğur olurdu. Dünyada ise Lars Danielsson ile aynı projede yer almak, kontrbas çalıp şarkı söylemek isterdim.

Esra Kayıkçı
Müzik hayatınızın bir parçası, ama ya diğer parçaları neler, hayatınızı başka neler tamamlıyor, sizi başka neler tanımlanıyor; dünyanızın diğer renkleri, güzellikleri nedir içinizde?

Ahmet Mithat Efendi’nin Acayib-i Alem kitabındaki karakter gibi ben de her gün dünyanın, doğanın güzellikleri keşfetmeye çalışan bir insanım.  Doğada, çocuklarla, hayvanlarla, arkadaşlarımla birlikte olduğumda inanılmaz mutlu oluyorum. Amatör olarak fotoğraf çekiyorum, neredeyse her gün bisiklete biniyorum. Bir yandan da Trakya Üniversitesi Arkeoloji bölümünde “Antik Dönem’de Kadın ve Müzik” konulu tezimi tamamlamaya çalışıyorum.

Montreux Caz Vokal Yarışmasında yarı finale kaldınız ve yarışma 07 – 09 Temmuz tarihleri arasında Montreux’de gerçekleşecek. Süreci heyecanla takip edeceğiz, tüm kalbimizle yanınızdayız.

Çok teşekkür ederim :)

Esra Kayıkçı

Esra Kayıkçı
Bozgun Hatıra /  Kabak & Lin Records

 

 

iTunes

Fotoğraflar: Erdal Kaş

Küçük yaşlarda başlayan müzikle tanışıklığınız daha sonra sizi bırakmamış ve öncelikle gitar derslerine sonrasında da caz vokal çalışmalarına sürüklemiş. Ama bir yandan da arkeoloji eğitimini tamamlamışsınız. Bu durumda müzik başlarda bir hobi olarak mı hayatınızdaydı, sonrası sizi nasıl tamamen ele geçirdi? Şarkı söylemek, müzik enstrümanı çalmak, hayatta yapmaktan en çok mutlu olduğum, kendim olduğum asıl konuydu hep. Ama ben hiçbir zaman kendimi tek bir meslek sahibi olarak hayal edemedim.  Merkezinde müzik olan ve hayatın diğer renkleriyle de çevrelenmiş bir yaşam düşledim hep. Çünkü renkleri çok seviyorum. Böylece farklı alanlardan beslenen daha zengin, çoklu bir bakışa sahip olabilirdim. Arkeoloji eğitimi de…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.85 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*