Küçük yaşlarım, sizi anımsıyorum, konserinize gitmek için tutturmuşum, anımsıyorum ki yazlık hangi bahçeye gitsem siz çalardınız, çok güzel yıllardı, şarkılardı.
Ama siz en son 79 yılında stüdyoya girdiniz ve daha sonra devamı gelmedi ta ki geçtiğimiz güne kadar. En merak ettiğim bu öncelikle, neden bu kadar yıl bizler sizi dinleyemedik, size dokunamadık, sarılamadık?
Eğer insan, hele benim yapımda bir insan, yaptığı işte mutlu olursa onu devam ettirebilir. İşimde mutlu olmak benim için gerçekten çok önemli. Çünkü hayatımda hiç bir şeye asla midemden bağlanamadım. Bana ne getirisi olursa olsun.
O yıllar ülke çok çalkantılı bir devreden geçiyordu. Arz talep çok farklılaşmıştı. Toplumun profili tercihleri hızla değişiyordu. Alışageldiğimiz her şeyin dengesi değişiyordu. Artık gece kulüplerinde müzik tarzı değişir olmuştu. Çiçek yerine içkiler yada peçeteler havada uçmaya başlamıştı. Zerafet, adap yerle birdi. Para hızla el değiştiriyordu ve kültür görgü de beraberinde. Bana zevk vermiyordu artık şarkı söylemek. O zaman orada olmamalıydım ve 37 yıl olmadım da. Sildim attım beynimden iş olarak. Ama bu müzikten istifa ettim anlamına gelmiyordu. Çünkü insan evlatlarından ne ayrılabilir, ne onları ayırabilir.
Hakan Eren / Ossi Müzik 2005 yılında sizin unutulmayan şarkılarınızı bir araya getirdi ve yayınladı ki bu albüm benim için de çok özel bir hediye olmuştu. Ya Seninle Ya Sensiz, Çıkmaz Sokak, İçmeden Sarhoş, Çalamazsın Mutluluğu ve daha nicesi…
Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olduktan sonra sahnelerle tanıştınız, 45’likler izledi bu süreci. Nasıl yıllardı, nasıl heyecanlardı?
Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olduktan sonra İzmir, Bursa, Ankara sahnelerinde sayısız oyunlar oynadım, Lorca’nın “Kanlı düğünü”nden tutun da Recep Bilginer’in “Sarı Naci’ye”sine kadar. En son İzmir Devlet Tiyatrosu’nun ilk yerleşik kadrosunu teşkil eden sanatçılardık biz. Sema Aybars, Yıldız Kültür, Semih Sergen, Beyazıt Gülercan gibi. Bu kez başka bir doyumsuzluk geldi başıma. Korkunç bir labirent. Müthiş bir tempo. Bir oyunun prömiyerini yapıyoruz öbür oyunun provasına giriyoruz. Yeni oyun iyi bir motivasyon olmakla birlikte karşındaki oyuncular ne kadar iyi olursa olsunlar -ki sen de onlar için öylesin- birden çıkmaz bir sokakta buluyorsun kendini. Artık ifadesini ezberlediğin oyuncu arkadaşlarınla birlikte hiç bir deneyim geçiremeden, cebimize hiç bir yenilik koyamadan, mesleki hiç bir ilerleme kaydedemeden -bir tek daha çok tecrübe kazanıyorsun – günler birbirinin eşi geçip gidiyor. “Hayır mutsuzum” dedim ve devlet tiyatrosundan istifa ettim.
Şans beni o zamanın çok önemli menajerlerinden Egemen Bostancı ile karşılaştırdı ve hayatımın yeni bir sayfası açıldı. Ama şu gerçeği de söylemek mümkün.. Sayın Bostancı’nın yanında sadece staj yaptım, az buçuk müzik dünyasını tanıdım. Yoksa plaklarım -ki o zamanlar albüm lafı yoktu-tamamen kendi çabam ve inancımla olmuştur.
Aynı yıllarda tiyatro ve sonrası hayatınızda önemli oyunlar, filmler, diziler geldi devamında. Bir “Korkuyorum Anne”, bir “Çemberimde Gül Oya”, bir “Güz Yangını”, bir “Unutursam Fısılda” başta benim hayran olduklarımdı ki liste uzuyor.
Oyunculuk nasıl başladı, sizin için nasıl bir tutku oldu, bugün nasıl bir tutku?
Tutku. Harika bir sözcük . Sanatla ilgili hiç bir şeyin tutkusuz yapılabileceğine inanmıyorum.aslında hiç bir şeyi tutkusuz yapmak mümkün değil diye düşünüyorum. ben oyunculuğu şarkı söylemeyi hiç birbirinden ayıramadım çünkü ikisi de benim yaşam biçimim.
1989 yılında Müzikten de beynimde istifa edince tekrar devlet tiyatrosuna döndüm . Zaten bir çocuğum olmuştu. Meneviş’im. Tiyatro evladımı yetiştirmekte bana daha rahatlık sağlayabilirdi. 1999 yılında Üvey Baba’da oynama teklifinin gelmesi ayrı bir perde açtı sanat hayatımda. 5 yıl süren ve o devirde fenomen olan hanımağa tiplemesi apayrı bir seyirci kitlesi kazandırdı portföyüme. Ve arkası sizin de saydığınız gibi çeşitli projelerle geldi.
Bu geçen yıllar içinde bu dalda da çok seçici olmaya ve prensiplerimden hiç taviz vermemeye çalıştım . Projelerin kimisi başarılı oldu kimisi başarısız. Ama her iki türlüsü de onlarca genç arkadaşımı tanımama onlardan bir şey öğrenmeme ya da eğer arzu ederlerse onlara bir şey öğretmeme vesile oldu.
Şahane adamlardan biri Hakan Eren’in yapımcılığında, prodüktörlüğünde ve süpervizörlüğünde sizi yeniden dinlemenin mutluluğuna gelelim hemen. Zamansız’a…
Öncelikle nasıl adımları atıldı albümün, nasıl bir repertuar seçkisi yapıldı, nasıl bir stüdyo süreci yaşandı?
Düşlerimin gerçek olmasına hala inanamıyorum . Üstelik bu düş 37 yıl öncesine aitti. Ve artık küllenmişti. Ama sevgili Hakan Eren ikna etti beni. Ona inandım. Herşeyi ama herşeyi ona bıraktım. Bir tek Yonca Lodi’nin “Milat”ı dışında. Tüm repertuarı benim de olurumu alarak sevgili Hakan seçti. Burada en kıymetli şeylerini bestelerini sözlerini bana teslim eden tüm sanatçı dostlarıma çok teşekkür etmek isterim ayrıca sanki görevleriymiş gibi benimle düet yapmaya koşa koşa gelen yüreklerini veren sanatçı kardeşlerime minnet borçluyum.
Geçen yıllar neler değiştirmişti …. En son 16 kanal girmiştim stüdyoya. Ve ben 37 yıldır dost Meclis’leri dışında şarkı söylemiyordum.bir iki saat dilim bile tutuldu heyecandan diyebilirim. Ama sonra yavaş yavaş çok eski ama hiç bir zaman eskimeyen aşkımla buluştuk. Ve çok eğlenerek gülerek bitirdik stüdyo faslını.
Her şeye sıfırdan başlayabilme gücünü daima taşıdığımızı anlatan duygulu bir şarkı ile başlıyor albüm. Yepyeni bir şarkı “Büyümedim”. Yine ilk klip bu şarkıya çekildi diye biliyorum. İlk dinlediğinizde neler hissettiniz zira bu albüm için özel olarak bestelendi bu şarkı?
Hepinizin bildiği gibi çok acılar geçirdim bu yıl. Onulmayacak acılar. Paramparça olduğum bir devrede geldi bu sözler. Birden beni anlatıyor bu şiir dedim. Benim hayata bakış açımı dik durma mücadelemi ama yüreğimin içindeki özlemleri anlatıyor. Birden kendimin de yaşım kaç olursa olsun büyümediğimi anladım . Beni ben seslendirmeliyim dedim . Ben daha büyümedim=Işıl Yücesoy
Bir Sezen Aksu klasiği “Ağlamak Güzeldir”, Nilüfer’in sesinden Türk popuna kazandırılan “Dönüyorum Eski Sevgilime”, Yonca Lodi’den dinlediğimiz “Milat” gibi şarkıları da sizin sesinizden dinlemek apayrı güzellik oldu / olacak dinleyici için.
Dilerim . Çok sevgi ve saygı duyduğum bu şarkıları yüreğim hep söylüyordu zaten. Bir de dudaklarımdan dökülsün dedim
Albümün bir sürpriz şarkısı da “Niye Düşünüyorsun Sevgilim”. Sizin ilk besteniz ve 1979 yılında seslendirmiştiniz. Yıllar sonra yeniden bu şarkıyla, bu şarkılarla buluşmak herhalde anlatılmaz bir mutluluk öyle değil mi?
İşin gerçeği evet. 37 yılda duygusal olarak pek de değişmediğimi kendime ispatlamak istedim galiba.
Albümün sürprizleri de var ki Cenk Eren, Yeşim Salkım ve Çağan Irmak sizinle birlikte birer şarkıda düet gerçekleştirdi. Nasıl bir buluşma oldu kendileri ile, nasıl yan yana geldi bu güzel sesler, renkler?
Albüme Hakan Eren’in sihirli eli değdi. Koşup geldiler. Ne iyi ettiler. Müzikte aynı yere bakmanın, bir şeyleri paylaşmanın güzelliğini doyumsuzluğunu yaşadık birlikte. Ben o anları hiç unutmayacağım. Yüreğime kazındı çünkü.
Birbirinden değerli müzisyen kadrosunu da asla es geçmek istemiyorum. Tansel Doğanay albümün müzik yönetmenliğini yaparken Erdem Sökmen’den İsmail Soyberk’e, Engin Gürkey’den İstanbul Strings’e çok önemli bir ekip; “Zamansız” gerçekten bu yılın en özel albümlerinden biri, her anlamda sarılacağız, sığınacağımız gibi … Albüm üzerine son olarak söylemek, eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
37 yıldır kendime unutturmaya çalıştığım o tınıları böyle kuvvetli sanatçıların benim albümümde çalmaları bana müziğe üvey evlat muamelesi yapmamamı öğretti. Her bir renge her bir enstrümanın dokunduğu notaya teşekkür ederim
En heyecanla beklediğim bir şey daha var ki sizi yeniden sahnelerde görüp göremeyeceğimiz. Ben tüm bu şarkıları, tüm unutulmayanları yeniden sizden canlı canlı dinlemeyi o kadar istiyorum ki eminim yalnız değilim, eminim siz de bizleri kırmayacaksınız, böyle bir buluşma için peki hazır olalım mı :)
Evet. En kısa zamana. Yıllar sonra sizlerle göz göze yürek yüreğe gelmeyi çok istiyorum.
80’ler başkaydı, 90’lar bir başka oldu, 2000’lerde bambaşka haller mevcut, 45’lik devri bitti kasetler, kasetlerden sonra CD’ler, şimdi digital platformlar, sanki hepsinin yeri bir başka, başkaydı ama siz süreci nasıl takip ettiniz, neler size göre yerinde ya da değildi, o günden bugüne gelinen noktada müzik dünyasını siz nasıl izlediniz, dinlediniz?
Dinledim de izledim de . Pırıl pırıl gençler çok güzel şeyler yapıyorlar. Allah hepsinin yolunu açsın. Çok zor zenaattir bu iş.
Sizin kocaman bir kalbiniz var, ben sizinle İnstagram aracılığı ile buluştum, karelerini paylaştık hayatın, bu süre içinde sevinçlerimize, dertlerimize ortak olduk, siz her kapıyı açtınız, siz hep içimizden biriydiniz, dostumuzdun, öncelikle size teşekkür ederim bu samimiyetiniz için, boynunuza milyon kere sarılırım.
Ve derim ki buradan tüm o dostlarınıza, sevenlerinize bu söyleşide son kez neler demek istersiniz, sonrasında ama yine, daha nice şarkıda buluşalım olur mu, bir yere gitmeyin lütfen, siz gibi sanatçılara hep ihtiyacımız var …
Size, sorularınıza çok teşekkür ediyorum. Yüreğimi açtım size. İnstagrama gelince beni beni sevenlerle apayrı bir platformda buluşturuyor. Fotoğraf sanatını beceremezsem de çok seviyorum . Hatta 9.sanat olarak görüyorum. Elimden geldiğince bana Zaman veren yorum yazan beğeni atan her arkadaşıma cevap vermeğe gayret ediyorum. Çünkü bir kahvenin kırk yıl hatırı olduğunu bilen bir nesilden geliyorum. Hiç birini tanımıyorum ama hepsini çok seviyorum.
Işıl Yücesoy / Zamansız
Ossi Müzik
Müzik Ekspres Alternatif Ruhun Gıdası


Yağmur olup yağan da bizleriz,gönül evimizi yönetir şarkılar dizelerimiz
Aşk*tadır bütün dermanımız! Sevgili #IşılYücesoy şarkılarınızla bir *incisiniz*
Selam saygı sevgiler..