EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Jehan Barbur

Jehan Barbur

“Uyan”, “Hayat” ve “Sarı”dan sonra dördüncü albüm: Sizler Hiç Yokken. Ben önceki albümlere dair birer soru sormak istiyorum ve “Uyan”la başlayalım istiyorum. İlk albümünüzdü, sizle ilk söyleşimde “umuyoruz ki ürettiğim şarkılara eşlik edecek güzel bir dinleyici bulabiliriz” demiştiniz, bugün o tepkileri nasıl anımsıyorsunuz, nasıl bir heyecandı o ilk buluşma?

İnanın şu an daha büyük bir heyecan. O zamanlar saklıydım ben, şimdiki gibi omuzlarımda sorumluluk hissetmiyordum. Söylem gücünün, şarkıların, seni seven ve senden bir şeyler bekleyen dinleyicinin gücünün çok da farkında değildim. O zamanlar bir tanışma evresiydi, ya sevecek beni hayatlarına alacaklardı ya da tamamen kapı dışarı edilecektim. Ben şarkılarımı seviyordum ama benim sevmem, onlara benim sahip çıkmam yetersizdi. Kafamda kocaman bir soru işareti vardı. Şimdiyse hem tedirginlik, hem heyecan hem de hala soru işaretleri var. İlk albümün yerini hiçbir şey tutmaz, ama yaptığın müziğe bir şeyler eklemek ve evrilmek zorundasın, ben buna inanıyorum. Dinleyici kaybetme uğruna kendini evriltmeli ama yaptığın işin istikrarından asla vazgeçmemelisin. İşte bu noktada etrafındaki kalabalık dağıla da bilir ya da aynı istikrarla yapmaya çalıştığın şeylere tutuna da bilir. “Uyan” bir ilkti. Yani kendi döneminde çağdaş kadın ozan geleneğini 2009 yılında yeniden başlatmaya kalkışmış Ada Müzik’le beraber atılmış kanımca cesur bir adımdı. Bunun kim farkında kim değil bilemiyorum, çok önemi yok; asıl önemi “Uyan” albümünden sonra birçok güzel müzisyenin albüm yapmaya başlamış olması ve alternatif olarak adlandırılan bu müzik sektöründe – varsa eğer bir sektör – birçoğumuzun cesaret ederek ortaya ürettiklerimizi sunması oldu.

“Uyan” benim hayatımın mihenk taşıdır. Ondan sonra da üretmeye devam ettim. İçimde sindikçe, yaptığım müziğe kendimce bir şeyler katabildiğime kendimi ikna ettikçe ben üretmeye yazmaya devam edeceğim. Sesim, soluğum, kalemim el verirse. Artık ne olur bilinmez. Sevildiği, kabul gördüğü kadar var olur. Ya da var olan hengamede yok olur. Ama ben beraber çalıştığım ve ürettiğim müzisyenlerle yaptığımız işin sonuna kadar arkasındayım çünkü hepsinin ardında büyük emek, büyük itina ve çokça hikâye var. Korkularım arttı, artık en büyük farkım bu.

Jehan Barbur
Ara çok geçmedi ve “Hayat” ile devam ettiniz yolunuza. Bu albüm ile birlikte konserler daha bir çoğaldı, çeşitli projelerin içinde de yer aldınız. Çeşitli dizi ve film müzikleri, konuk sanatçı olarak yer aldığınız albümler, sahne birliktelikleri derken daha fazla oldu her şey ve siz hiç yorulmadınız, hayatın içinde siz müziğe yakıştınız müzik de size yakıştı. Baktığınızda “Hayat” sizin için nasıl bir yerdeydi dün, ya bugün?

Hayat albümü sonraları yerini buldu. Daha da bulacaktır. İlk albümden sonra yapılan ikinci albümler bence müzisyen hayatında az çok sakarlık ihtiva eder. Ama bu da benim yolculuğumun bir parçası. Her albümden sonra dediğim şeyi bu albümde de söylerdim hala da hepsi için söylerim. “Daha iyi olabilirdi”… ama o dönem içimden çıkan buydu ve o an için en doğrusu ve en samimisiydi. “Keşke”ler yersiz. Hepsi bir dönemimizin şahididir.

Hayat albümüyle daha çok insana ulaştım ve ülkenin hemen hemen her yerine ulaşan turnelerim, yolculuklarım, konserlerim başladı. Menajerliğimi kendim yapıyordum ve aslında çok yoruldum. Yanlış ellerde yanlış temsillere kurban gitmek, müziğimin yanlış kişilerce dönüştürülmeye çalışılacağı korkusuyla her iki albümün menajerliğini ve konser turnelerini ben başka bir isimle gizliden gizliye yürüttüm. Taa ki sevgili dostum ve üç yıldır menajerim Eda Bilgin’e dizginleri teslim edene kadar. Bu iki albüm süreci aslen çok yorucu ve ısrarcı bir dönemdir. Hem piyasada bu müzikle, hayat idame ettirilebilir şiarını kendime ikna edene kadar, hem de canlı müzik yapan mekanlara böyle bir müziğin dinleyiciyle buluşabileceğine inandırana kadar çok ciddi çabalar sarf ettiğim zamanlardır.

“Sarı”nın üzerinden de iki yıl geçti, hatta yine bu zamanlarda çalmıştı kapımızı. “Sarı” albümünde Bülent Ortaçgil, Cahit Berkay gibi ustaların da birer çalışmalarını yorumladınız. “Sarı” sizin bir şiirinizdi ki bu süreci takiben “Çatıdaki Çimenler” isimli bir de kitabınız yayınlandı. İçinizdeki şiiri müzikle nasıl tamamladı geçen süreç, nasıl birbirinden beslendi hayatın bu iki rengi?

Her şeyin özü, aslı bence şiirdir. Şiiri hiçbir yaratıdan ayıramaz, başka bir yerde tutamazsın. İçinde şiir yoksa o şarkı benim hayatımda kulağıma fısıldamaz. Ben bana bir şeyler anlatsın, bir şeyler söylesin isterim ki iç sesim sakinlesin. Dediğim gibi her şeyin özü şiirdir, gerisi teferruat. Müzik ayrı bir yerde duruyor. Klasik müziği yahut sözsüz müziği tartışamam. O başlı başına şiirdir, söze ihtiyaç duymaz. Ama söz ekleyeceksen müziğe kanımca her ikisinin birbirini gölgelememesi gerek. Ele ele tutuşabilirlerse o üreti şarkı olur. Yani konuşan, anlatacakları olan bir şarkı…

Jehan Barbur
Ve yeni albüm ki yine Ada Müzik etiketi ile yine bir güz kapımızı çalıyor. “Sizler Hiç Yokken” yine hüznün, yine sizin söz ve bestelerinizin ağırlıkta olduğu bir albüm mü? Albümde sizin haricinde kimlerin çalışmalarını dinleyeceğiz, beraberinde kimler enstrümanları ile hayat verdi bu şarkılara, kimlerin isimleri ile karşılaşacağız notalarda?

Bu albümde, diğer albümlerimde de olduğu gibi sadece hüzün yok. İnsan sade hüzün değil ki. Kinaye var, acı var, neşe var, alay var. Hepsini çıkardım ben bohçamdan. Çünkü hayatta her şeyden az da, çok da olsa var. O anların hiçbirini yok sayamam ben. Aşkı da, kızgınlığı da, neşeyi de. Hepsi değerli…

Dördüncü albümde kendi söz ve bestelerim var ağırlıklı olarak. Ama kendi parçalarım dışında Milankundura grubunun “Bugün Yine Böyle” şarkısını yeniden yorumladım. Alp Ersönmez’in “Yazısız” albümündeki “Burada Yaralı Biri Var” adlı parçasına söz yazıp yeniden Çağrı Sertel’le birlikte düzenledik. Anonim bir ezgi olan “Naz Barı”na söz yazıp albüme ekledim. Ayrıca M.Cem Tuncer’in bestesini yaptığı “Yollar” parçasına söz yazıp düzenlemesini beraberce yaptık. Diğer parçaların sözü ve bestesi bana ait. Albümde on parça var.

Kimler var bu albümde: Cenk Erdoğan, M.Cem Tuncer, Berkant Çelen, Mert Önal, Orhan Deniz, Çağrı Sertel, Volkan Hürsever, Kemal Evrim Aslan, Toygun Sözen, Engin Arslan, Barış Yazıcı, Abbas Karacan ve Sinan Kaynakçı. Her daim albüm kayıtlarımı yapan çok değerli ses mühendisi Erim Arkman.

Bir albüme nasıl hazırlanıyorsunuz, mesela bu albüme nasıl hazırlandınız? Yani genel atmosferi, varsa yaşadığınız sendromları, o bilmediğimiz, göremediğimiz detayları öğrenelim istiyorum. Bir de öyle durumlar vardır ki birileri ile bir an önce paylaşma isteği halleri, ilk kim dinliyor bu şarkıları mesela, en çok ne zaman içinize siniyor her şey?

Kayıt yapılırken içime sinerse siniyor yoksa sonrası muamma. Bazen bazı şeyleri bırakmak lazım… Fazlaca üzerinde durunca o seni bırakmıyor. Ben kayıt aşamasında albümü bitiriyorum. Sonrası detay ve süsleme. Ama asıl, o şarkılar sahnede icra edildiklerinde hayat buluyorlar. Sendromlarım bana kalsın. Onlar özelim. Belki bir gün anlatırım. Parçaları önceden paylaşma isteğim olmuyor çünkü zaten çarçabuk tüketilen bir dönemin içine girdik. Ne kadar geç paylaşırsam ömürleri o kadar uzar gibi hissediyorum. Hemen görmesinler, dinlemesinler istiyorum. Yemek yapmak çok zahmetlidir ama çarçabuk yenir ve biter. Tam da böyle hissediyorum.

Jehan Barbur
Albümün lansman konseri 25’inde Garajistanbul sahnesinde olacak. Yeni şarkıların yanında kuşkusuz sizin o çok sevilen şarkılarınızla da buluşacağız aralarda, peki ya sürprizler olacak mı başka? Yine yakın süreçte dinleyiciler sizinle nerelerde karşılaşacak?

Lansman konserinde misafir müzisyenleri ağırlayacağım. Albümde de bazı parçalarıma hayat vermiş birkaç isim sahnede olacak. Yoksa yine ben ve ekibim heyecanla orada öylece duruyor olacağız. Yakın süreçte daha ne üretirim bilmiyorum. Çok yoğun ve yorucu günler geçiyor. Arada yazılar yazmaya şarkılar üretmeye, yeni projeler yapmaya gayret ediyorum. Bu yaz funk müziğin önemli ismi Nino Moschella’yı Perrier sponsorluğunda Türkiye’de ağırladık. Ben aracı oldum ve ekibimle birlikte ona sahnede eşlik ettik. Belki kışın da tekrarı olur. İkinci kitabım üzerinde hala çalışıyorum. Aykırı Akademi ve OTDERGİ’ye yazılar yazmaya devam ediyorum Dördüncü albümün turneleri olacak; belki de birkaç yeni proje. Bakalım, olmadan söylemek olmaz.

“Gidersen”, “Haasunay”, “Hangisi Sen”, “Eskiden” gibi şarkılarınıza klip çekmiştiniz, bu albüm için peki klip şarkısı / şarkıları belli mi?

Belli değil. Ama zaten “Kendine Zaman Ver” adlı single’a klip çekmiştik. O da bu albümde bonus track olarak var. Klip konusunda artık çok isteksizim. Sebepleri bende kalsın.

Jehan Barbur
“Kendine Zaman Ver” nasıl hayata geçti peki? Yine önümüzdeki günlerde Fırat Tanış’ın ilk albümü gelecek ki prodüktörlüğünü siz yapıyorsunuz, biraz albümle ilgili ipuçlarını alabilir miyiz sizden?

Sinan Kaynakçı ile söylediğimiz şarkıyı, annemi ziyaret için gittiğim İskenderun’da yazmıştım. Parçayı dinledikçe hep Sinan’ı duyuyor, bu şarkıyı ona yakıştırıyordum. Sonra aradım Sinan’ı ve yolladım parçayı. O da beğenip sağ olsun benimle beraber şarkıyı söylemeyi kabul edince yeni albümü beklemeden single olarak çıkardık.

Fırat Tanış’ın albümüne kendi albümüm için çalışmalarımı devam ettirirken başladım. Yoğun müzikal bir dönem oldu. Fırat Tanış çok özel ve nadir bir yetenek. Bunu söylemek elbette bana düşmez ama sesi, oyunculuğu, kalemi, çizimi her şeyiyle ötede biri. Yüksekte. Bir arkadaşı olarak ona “Albümünü yapmak istiyorum, artık bu şarkılarını oturup evde konserde dinlemek istiyorum” dedim. O da “Nasıl olacak peki?” dediğinde, “Ben yapayım, hem kendi işlerim dışında ilk defa başka birine prodüktörlük yapmış olurum, kendimi sınarım” dedim. O da kabul edip sağ olsun ki kendini teslim etti. Fikirlerini, isteklerini elbet beyan etti ve ben o doğrultuda yoğun bir çalışmayla albümünü tamamladım. Ada Müzik de destek oldu ve sonbaharda albümü çıkaracak. Bence çok güzel bir albüm oldu; kim ne derse desin sonuna kadar arkasında duracağım bir iştir. Öyle güzel şarkıları ve öyle güzel bir sesi var ki. Öksürse bence güzel albümdür. Bu kadar da kesif ve ukalayım bu konuda. Kendi işlerimi asla övemem, ne de albümlerimi. Ama hayatımda yaptığım en güzel işti Fırat Tanış albümü. En azından ben evimde oturup milyon kez dinleyeceğim.

Jehan Barbur
Müzisyen dostlarınızla sahnelerde de birlikteliğiniz hep oldu, özellikle internet ortamında kayıtları ile buluşabilmek de ayrı bir güzellik. Peki bir gün için birlikte çalışmak, bir projenin içinde yer almak istediğiniz başka isim / isimler var mı, önümüzdeki zaman içinde yine siz adına sürprizlere hazır olalım mı?

Öyle çok isim var ki… Başka isimlerle çalıştıkça zenginleşiyoruz, tecrübe ediniyoruz, hayallerimize dokunuyoruz. Bakalım zaman ne gösterecek. Kimlerle soluk alacağız sahnede, beraber…

Jehan Barbur
Ve biz de yeni sezonu sizinle, sizin bu yeni albümünüzle açıyoruz ve teşekkürlerimizi, sevgilerimizi iletiyoruz size. Sizin buradan Müzik Ekspres dostlarına, dinleyicilerinize son olarak bir mesajınız olabilir mi peki?

İlk albümden itibaren yanımda oldunuz. Her daim ilgi gösterdiniz, değerli hissettirdiniz. Çok teşekkür ediyorum, hayatımdan hiç eksik olmayın. Sevgimle ve kalbimle.

Jehan Barbur

Jehan Barbur
Sizler Hiç Yokken / Ada Müzik

 

 

 

“Uyan”, “Hayat” ve “Sarı”dan sonra dördüncü albüm: Sizler Hiç Yokken. Ben önceki albümlere dair birer soru sormak istiyorum ve “Uyan”la başlayalım istiyorum. İlk albümünüzdü, sizle ilk söyleşimde “umuyoruz ki ürettiğim şarkılara eşlik edecek güzel bir dinleyici bulabiliriz” demiştiniz, bugün o tepkileri nasıl anımsıyorsunuz, nasıl bir heyecandı o ilk buluşma? İnanın şu an daha büyük bir heyecan. O zamanlar saklıydım ben, şimdiki gibi omuzlarımda sorumluluk hissetmiyordum. Söylem gücünün, şarkıların, seni seven ve senden bir şeyler bekleyen dinleyicinin gücünün çok da farkında değildim. O zamanlar bir tanışma evresiydi, ya sevecek beni hayatlarına alacaklardı ya da tamamen kapı dışarı edilecektim. Ben şarkılarımı seviyordum…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.71 ( 7 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*