EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Nadir Göktürk

Nadir Göktürk

İlk albümünden bu yana sevenleri tarafından ilgiyle takip edilen grup Ezginin Günlüğü çatısı altında çalışmalarını günümüze kadar sürdüren yalnızca tek bir isim var: Nadir Göktürk. Emin İgüs, Hakan Yılmaz, Vedat Verter, Tanju ve Cüneyt Duru ile beraber ve onlardan sonra grupta; sevilen, konserlerde, sokaklarda ezbere bilinen, duvarlara sözleri yazılan gerek müziğiyle, gerekse sözleriyle onlarca şarkıya imzasını attı Göktürk.

Kâh “Eksik Bir Şey Var” dedi, kâh “Seni Düşünmek Güzel Şey” ile nice kulakları çınlattı. “Kopan Bağ”larda “Aşk Bitti” sandık ama “Eski Arkadaş”lar o kadar çabuk pes eder miydi? Elbette ki “Papatya”lar içerisinde “Bir Eflatun Ölüm” bizi gelip bulurdu. Bulurdu bulmasına ama bir “1980” günü sigara dumanlarına saklanıp kaçabilirdik.

Her şeyimiz oluyordu, her şarkısıyla, derinden tüm iç çekişlerimize. Orhan Veli, A. Kadir, Nazım Hikmet, Behçet Aysan, Oktay Rifat ve onlarca şair Nadir Göktürk’ün bestelerinde tekrardan can buluyordu. Verilen yüzlerce konser “Ezginin Günlüğü’nün sakallısı” ile çok daha güzeldi.

Ve bunca güzel işlerin üzerine de ilk solo albümü olan “Süslü Saksı Sokağı”nı Aralık 2013’te Çimen’s etiketiyle dinleyicisiyle buluşturdu Göktürk. Ezginin Günlüğü döneminde grubun albümlerinde yer almamış şarkılardan oluşan Süslü Saksı Sokağı, mutluluğumuza, neşemize, kederimize Ebru Yılmaz Kale’nin sesiyle pek çok şarkı armağan ediyor.

Nadir Göktürk
01 Süslü Saksı Sokağı

Başta adını albüme vermiş bu şarkı ve diğer şarkılarda da sevgiliye ve aşka duyulan hayranlık vücut buluyor. “Sen beni hiç merak etme anne/ dünya bayram yeri yanımda sevgilim” sözleri buruk bir sevinç zerk ediyor puslu gönüllere.

02 La Havle

Daha evvel BirGün’de albüm üzerine söyleştiğimiz Göktürk, “İnsanı mutsuzluğa götüren her şeye muhalifiz” sözünü en net biçimde La Havle şarkısıyla gösteriyor. Müktedir kimlikleriyle dünyayı zulm yerine çevirenlerin memleketi satmalarına, yedikleri yetim haklarına bir direnç şarkısı La Havle. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.

03 Ayrılık Kapısı

Sözleri Hasan Özgen ile Nadir Göktürk birlikteliği ile yazılmış bir Nadir Göktürk bestesidir Ayrılık Kapısı. Ebru Yılmaz Kale’nin eşsiz yorumu ile güzelleşen şarkıda basit bir matematik ile aşkın tanımı şöyle ifade ediliyor: “Kalmak gitmenin yarısı olsa / Tamamı sevda eder”

04 N S’yi Seviyor

Bana ilk dinlediğim andan itibaren Haydar Ergülen’in kızı Nar için yazdığı Nar Alfabesi kitabını anımsatan şahane bir çocuk şarkısı. Çocuk ruhuyla belki artık özlenen duvar edebiyatı ile tekrar hemhâl oluyoruz.

05 Hasretinden Prangalar Eskittim

Albümü elime aldığımda en çok merak uyandıran eser hiç şüphe yok ki Hasretinden Prangalar Eskittim oldu. Tekrar tekrar dinleyerek merakımı gidermiş olmamdan sonra albümdeki en çok doyuran şarkıydı. Her defasında Leylâ Erbil’in yeşil gözlerine duyulmuş Ahmed Arif’in o eşsiz aşkı geldi. Bunda en çok etken olan unsurlardan biri de bestenin harikulade olması kadar Ebru Yılmaz Kale oldu. “İpek gibi ses” tanımı onun sesinde karşılık buluyor.

06 Söyle Bana Üsküdar’ım

Şehirliliğin bu kadar kötü olmadığı zamanlarda kuşku duyulmayan bir varlık da “Aşk”tı. Biz şehirliler gidilecek hamamları, parkları yıktıktan eteğimizdeki aşkları da Üsküdar’dan denize salıverdik. “Aşkın kaderi mi böyle/ söyle bana Üsküdar’ım!”

07 Yaramaz

“Sabah-akşam, iş-miş, para-pul / Artık düş-müş kuramaz oldum” ile başlıyor şarkı. Bir önceki şarkıda bahsini ettiğim şehirliliğin en nihai sonuçlarından biri: insanın insan tarafından sömürüsü. Kaybettiğimiz estetik anlayışımız da cabası. Vefalı ve iyi bir sistem eleştirisi getiriyor şarkı.

08 Nineciğim

“Nineciğim” şarkısı albümde kendi adıma beğeni açısından ilk 3’te gösterebileceğim bir şarkı. Ölüme duyulan hatrın bir
çocuk hayalinde işlenmesi anca bu kadar güzel olabilir. Hayalin göz yaşları her vapurun ardından bir umuda yoldur. Bunu hatırlatıyor Ebru Yılmaz Kale o ipek sesiyle.

09 Âşıkçı

Albümün açık ara en eğlenceli şarkısı. İddialı ve mahalle ağabeyi sözleri ile bir kadına neler vaad etmiyor ki? Bir genç adam düşünün ki “Eski sevgilileri kapıya bırakın / Âşıkçı geldi hanıım!” diye seslenip “Hem kalp hem ok çizerim / her isme akrostiş yazarım!” diye bir çapkınlığın peşinden koşsun. Nadir Göktürk bizleri peşinden koşturuyor. Arkadan arkaya saksafon sedaları duymak çok güzel ediyor şarkıyı.

10 Güvercin

Hrant ve Rakel Dink’e atfedilmiş çok güzel şarkı. Yer aldığı her şarkıda olduğu gibi Ebru Yılmaz Kale fazlasıyla şarkının hakkını verse de dikkat çeken ve şarkıyı güzelleştiren bir diğer unsur da şüphesiz, keşke dakikalarca devam etse dedirten saksafon soloları. Bu kısa süren sololar albüm genelinde hissedilen bir eksiklik. Ama bu şarkı albümün en iyilerinden. “Dört tarafım karanlık, kavga ve uçurum / ama dört tarafım sevda!”

11 Merdiven

“En güzel şarkı: sesin / en güzel düş: resmin / seni yazmak için baktım sözlüklere / en güzel söz: ismin” Bir ömrün dinleyip dinleyebileceği en güzel aşk şarkılarından. Bu yüksek dozda endorfinden mahrum bırakmak insanın kendisine sevdiklerine yapabileceği en büyük haksızlıklardan.

Nadir Göktürk

Göktürk ile ilk solo albümüne ve Ezginin Günlüğü’ne dair konuştuk…

Solo albüm çıkarma fikri nasıl gelişti?

Ezginin Günlüğü için bestelediğim, elde var olan şarkıları değerlendirip aralarında belki 20-30 yıllık şarkıların da var olduğu 40-50 kadar şarkıyı gün yüzüne çıkarmak istedim. Devamını da yapmak istiyorum. Hatta kayıtlarını da almaya başladık. Solo albümlerin devamı gelecek.

Ezginin Günlüğü içerisinde alışık olduğumuz Nadir Göktürk resminde sizi mikrofonda görmek alışık olunan bir durum değil. Şarkı söyleme fikri nereden çıktı?

Biz grup olarak 2-3 senede bir kayıt yapıyoruz. 3-5 şarkı orada yer alabiliyor. Dediğim gibi kalan şarkıları kullanmak istedim. Ebru Yılmaz Kale ile beraber de kayıtları aldık. Ben bir şarkıcı değilim. Solo albümler de bana böyle de bir çizgi yaratmayacak. Yalnızca yaptığım, kıyıda köşede kalmış onca şarkı öylece kalsın istemedim.

Solo albüm, solo konserleri beraberinde getirecek mi?

Hayır, tabii ki öyle bir şey olmayacak. Sahneye çıkmak gibi bir fikrim yok.

Nadir Göktürk
Albümde bir de Ahmed Arif şiiri var.

Ahmed Arif benim en sevdiğim şairlerden bir tanesidir. Yıllar evvel bestelediğim Hasretinden Prangalar Eskittim’i okuduk albümde de.

Hülya Avşar’a verdiğiniz Kanto şarkısı çok tartışıldı. Ezginin Günlüğü’nün protest, devrimci şarkılarından birisiydi. Ne diyorsunuz?

Yapılan şarkıları o okusun, bu okumasın gibi bir anlayışım yok. Hülya Avşar şarkıyı istedi ve verdim. Şarkının popüler oluşu, popüler insanlar tarafından okunuşu beni rahatsız edecek bir şey değil. En nihayetinde de yapılan beste ve şiir ortadadır. Bunun daha geniş kitlelere ulaşması memnun bile eder. Şiirin protest ruhunu bilen ve gören insan, yine görecektir. Ve benim de Hülya Avşar’a böyle okumalısın, şöyle durmalısın deme gibi bir lüksüm yok. Bir kere şarkı bana ait. Ezginin Günlüğü için sıkıntılı bir durum yok ortada. Kaldı ki daha evvel de birçok şarkımız başkaları tarafından okunuldu. Bu rahatsız edici bir şey değil.

Ezginin Günlüğü’nde yıllardan beri varlığını koruyan biri olarak grup üyelerindeki sürekli değişimin sebebini nasıl yorumluyorsunuz? Bu normal bir durum mu?

Normal tabii. Benim kalmam anormal. Şaka bi’ yana, bir grup için 30 küsur yıl ciddi manada uzun bir süreç. Normal bir durum çünkü evleniyorsunuz ve yıllarca evli kaldığınız o insandan ayrılabiliyorsunuz. İnsanlar 15 küsur yıl çalıştıktan sonra emekli oluyorlar. Ondan sonraki hayatını tarlada geçiriyor. 30 sene herkesin bu süreci sürdürmesini bekleyemezsiniz. Ben neden sürdürdüm? O benim sorunum. Ama ayrılmak, başka yenilikler istemek, arayışlar içerisine girmek çok normal bir durum.

Nadir Göktürk
Peki bu durum grubu nasıl etkiledi?

Bunu her zaman söylerim, Ezginin Günlüğü’ne dahil olan her kişi gruba ayrı bir zenginlik katmaktadır. Kendi birikimlerini, kendi değerlerini grubun hamuruna katmaktadır. Dolayısıyla da bu grup için bir zenginliktir. Alıştığımız, grup için motifleşmiş bir insanın gruptan ayrılması elbette üzücü. Ama yeni insanlar geliyor. Grubu değişimi ve yaptığı müzik anlamıyla da olumlu etkiliyor.

Mesela bir örnek vermem gerekirse bazı safkan hayvanlar olduğu gibi sokak hayvanları da vardır. Bir Labrador cinsi köpek, safkandır ve sadece kendi türünün özelliklerini taşır. Gel gelelim hastalıklara da çok açıktır. 3-4 yaşında felç olurlar. Ama sokak hayvanları farklı ırksal özellikler taşımakta olduğundan daha sağlamdırlar. Safkan hayvanları da bu yüzden ben biraz şanssız buluyorum. Kendine göre avantajları olsa da, sokak hayvanları kadar çeşitli değildirler. Örneğim belki çok yakışı kalır değil ama önemli. Grup için de böyle. Yeni gelen insanlar renk getiriyor, çeşitlilik getiriyor. Dinleyiciler için aynısı geçerli değil tabii. Örneğin, Emin (İgüs) ayrıldığında, “Emin’siz olmaz!” gibi eleştiriler almıştık. Sonra Hüsnü (Arkan) geldi ve Emin için duyduğumuz eleştirileri yine duyduk. Dinleyicinin doğal bir refleksidir bu. Birileri gitti diye de bir grup kapanmaz.

Ezginin Günlüğü’nün yıllardan beri taşıdığı gelenek korunuyor mu?

Grubun hem felsefi bir temeli var, hem de müzikal bir temeli var. Bunlar bence aynen korunuyor. Tabii ki zaman içerisinde gelen insanlarla beraber bir değişim yaşanıyor. 30 sene öncesinin Türkiye’sinde değiliz. Toplum değişti, grup ve müzikal temeli de değişim içerisinde. Bundan daha normal bir şey olamaz. Ama felsefi olarak, biz muhalif bir grubuz. Ve muhalefetimiz devam ediyor. Neye muhalifiz? İnsanların insanları sömürmesine, kültürel yozlaşma ve dejenerasyon, savaşlar… Yani insanları mutsuzluğa götüren her şeye biz dün olduğu gibi, bugün de muhalifiz. Müziğimiz de anadolu kökenli bir müzik. Biz anadolu’dan kaynaklı bir müzik yapsak da, bütün dünya müziklerine de açık bir grubuz.

Ezginin Günlüğü projeleri devam ediyor mu?

Konserlerimiz devam ediyor. Çalışmalar devam ediyor, yakın zamanda olmasa da hazır olduğunda albüm de yapabiliriz. Bu biraz müzik sektörüyle de alakalı. Yapılan işlerin korunmaması bizleri de düşündürüyor. Eskiden yüzbin satan albümler şimdi üç binlere kadar düştü. Dolayısıyla müzisyenler özelinde müzik sektörü de çok sıkıntılı. Eskiden her sene bir albüm yapıyorduk ama şimdilerde bu sebeplerden seyreldi.

http://www.youtube.com/watch?v=blghJUTGvAY&list=UUh9J0Q1xmHdQ_pf_eHwvxhw

Nadir Göktürk

Nadir Göktürk
Süslü Saksı Sokağı / Çimen’s Yapım

 

 

 

 

İlk albümünden bu yana sevenleri tarafından ilgiyle takip edilen grup Ezginin Günlüğü çatısı altında çalışmalarını günümüze kadar sürdüren yalnızca tek bir isim var: Nadir Göktürk. Emin İgüs, Hakan Yılmaz, Vedat Verter, Tanju ve Cüneyt Duru ile beraber ve onlardan sonra grupta; sevilen, konserlerde, sokaklarda ezbere bilinen, duvarlara sözleri yazılan gerek müziğiyle, gerekse sözleriyle onlarca şarkıya imzasını attı Göktürk. Kâh "Eksik Bir Şey Var" dedi, kâh "Seni Düşünmek Güzel Şey" ile nice kulakları çınlattı. "Kopan Bağ"larda "Aşk Bitti" sandık ama "Eski Arkadaş"lar o kadar çabuk pes eder miydi? Elbette ki "Papatya"lar içerisinde "Bir Eflatun Ölüm" bizi gelip bulurdu. Bulurdu bulmasına ama…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 3.59 ( 4 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*