EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Zeynep Bakşi Karatağ

Zeynep Bakşi Karatağ

Zeynep Bakşi Karatağ müziğinin köklerini Anadolu’da atıp İstanbul’da temellendirip Avrupa’da filizlendiren bir müzisyen. Uzun bir süre önce değil, belki 6-7 aydır müzik listeme girmiş ve tesadüfen keşfettiğim birisi olmuştu. YouTube üzerinden eşi Murat Karatağ’ın türler arası uyumun harika olduğu sakin sakin ilerleyen ama müthiş de bir heyecanı içinde barındaran düzenlemelerine sahip birçok şarkıyı ardı ardına yayınladılar. Gözlerim Denizde, Beni Hor Görme Gardaşım, Sen Bir Ceylan Olsan… Ve dahası…

Hatrı sayılacak bir dinleyici kitlesini de böylelikle edinmiş oldular. Sosyal mecralarda tanış olduğumuz Zeynep Bakşi Karatağ ile Kalan Müzik’ten çıkacak yeni albümü öncesi Karatağ’ın müziğini ve bilinmeyen yönleriyle hayatını konuşma fırsatımız oldu. Karatağ sözüyle, müziğiyle artık hayatımızda olan seslerden birisi olacaktır. Umarım ki baki olur…

Zeynep Bakşi Karatağ’ı tanıyabilir miyiz?

1974 yılında, sayısız şiir ve şarkıya ilham olmuş İstanbul’da yaşama merhaba demişim. Dersimli bir ailenin üçüncü çocuğuyum. 1999 yılından bu yana Almanya’da yaşıyorum.

Müzikle olan yolculuğunuz nasıl başladı?

Belki bir “film repliği” gibi olacak ama güneşin doğduğu efsane topraklardan gelmişiz. Anadolu’dan… Annem ve babam yıllar önce Dersim’den İstanbul’a göç etmişler. Her ne kadar metropolde yaşıyor olsanız bile, köklerinizin olduğu topraklar başınızın tacı oluyor. Tıpkı evimizin duvarında asılı duran babamın üç telli curası gibi. Kendisi de bir halk ozanı olan babamın curasından çıkan; duygulu, içli, sihirli her bir dokunuş, sadece bir tını olmaktan çıkıyordu benim için. Kulağıma, dilime, yüreğime asılı kalan her bir türkü, gitmem gereken yolu gösterir gibiydiler. Yani müzikle tanışma, bu yolculuk, çocuklukta evde başladı.

Müzik Eğitimi anlamında da ilk adımı orta ve lise eğitimimi bitisonra 1996 sonlarında Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde attım diyebilirim. Burada Seha Okuş hocadan solfej dersleri aldım. Bu sayede onun kadife sesinden sayısız türkü dinleme fırsatım oldu. Ve Seha Hoca’nın teşviki ile 1997 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı sınavlarına girdim ve kazandım. Okulu evlenme ve Almanya’ya yerleşme sebebi ile yarım bıraktım.

Zeynep Bakşi Karatağ

Geç kaldığınızı düşünüyor musunuz?

Hayır, hiç öyle düşünmedim. Bütün planlarımı müzik üzerine ve bu istikamette yaparken birdenbire önceliklerim değişiverdi. Uzun bir “aile molası” verdim. Ama bu durum, hiçbir zaman müzikten tamamen kopuş anlamanı gelmedi benim için. Aksine geçen zamanın kendi lehime işlediğini düşünüyorum. Bu süreç her türlü duygu, düşünce ve birikimlerin demlenip, kıvamına gelmesini sağladı. Bu da doğal olarak müziğe ve yorumlamaya yansıdı.

Bu soruyu sormakla da beni yaşlı bulduğunu da anlamış bulunuyorum Burak’cım.

Çok uzun olmayan bir sürede Youtube üzerinden iyi bir dinleyici kitlesi yakaladınız. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası bu bizim için de sürpriz oldu. Başlangıçta yaptığımız çalışmaları sadece kendimiz için yapıyor, kendimiz dinliyorduk. Bazı eserleri bir süre sonra YouTube kanalı ile paylaşmaya başladık. Bu videolar zamanla Facebook ve Twitter gibi sosyal medya sayfaları üzerinden paylaşılmaya başlandı. Albümsüz, konsersiz, tanıtımsız hatırı sayılır dinleyenimiz oldu. Bu şekilde karşılık bulması tarifsiz bir mutluluk tabi ki. Güzel mesajlar alıyorum. Hem çok seviniyor bir o kadar da mahcup hissediyorum kendimi. Tuhaf bir durum yani. Aldığım reaksiyonlara göre cevap verecek olursam bu soruya “Uzun zamandır özlemini duyduğumuz ve aradığımız bir çok şeyi bulduk sesinizde ve eserlerinizde…” diye ortak bir fikir var dinleyenlerde.

“Aleviler’e Kalan 2” albümünde “Hudey Hudey” eseriyle katkıda bulundunuz. Nasıl gelişti o süreç?

Onun öncesinde Ege’ye Kalan albümünde bir eserle yer aldım. Abalımın Cepkeni… Kalan Müzik, bu çalışmamızı o kadar beğendi ki, albüm teklifi geldi. Biz albüm üzerinde çalışırken, “Aleviler’e Kalan 2” projesi vardı Kalan Müzik’in gündeminde… Bizim de dahil olmamızı istediler. Bu şekilde gelişti. Hudey Hudey (Allah Allah desem gelsem diye de bilinir), bir Pir Sultan Abdal şiiri. Eser daha önce sayısız kez düzenlenip, yorumlanmış. Biz de kendi tarzımızda bir düzenleme ile sunduk dinleyiciye. Bağlamasız, bol üflemeli…Tamamı ile farklı bir hal aldı (ya da Murat’ın deyimi ile “Bee Gees meets Pir Sultan Abdal.”) Bu hali ile 35 Alevi eserinin yer aldığı yapıtta sırıttı tabi ki. Ama şu ana kadar olumsuz bir tepki ile karşılaşmadık.

Zeynep Bakşi Karatağ

Bildiğim kadarıyla yakın zamanda bir albümünüz de çıkacak. Albümle alakalı bizleri neler bekleyecek?

Albüm öncesinde ortaya çıkan, hazırda var olan olan eserlerde bariz bir 70’li yılların esintisi hakimdi. Başucu albümlerimiz de halâ o dönem sanatçılarının. Düzenlemeler Murat Karatag’a, eşime, ait. Kendisi de yaş itibarı ile Yeşilçam filmleri ile büyüyen jenerasyona denk geliyor. Yani film müziklerinden de bir etkileşim var… Haliyle, isteyerek ve severek yansıtıyor bu durumu yaptığı aranjmanlara. Ama albüme giren diğer eserlerde, başka bir sound ve altyapı mevcut. Her bir eserin değişik, kendine has bir yapısı var. Biraz pop, biraz türkü, biraz soul, biraz funk, biraz rock, biraz retro, biraz klasik… Tam anlamı ile bir crossover albüm. Hıımm, karışık oldu galiba! Hepsi birbirine biraz zıt gelebilir böyle okunduğunda… Ama merak etmeyin… Bütün bunları birleştiren bir de benim sesim var.

Şarkılardaki sessiz ve sakin bir haliniz, çok içtenlikli bir yorumunuz var. Ve tabii ki Murat Karatağ’ın da harikulade düzenlemeleri. Sakin ama o heyecanı yaşayan bir tavır var.

Belirttiğin bu sessiz ve sakin hal; gerçekten de üzerine düşünülüp, bir tarz yaratma kaygısıyla oluşmuş bir durum değil. Yaşam şeklim dahil olmak üzere, hiçbir şey de abartıyı sevmiyorum. Şarkıları yorumlarken de işin artistlik tarafına fazla kaçmıyorum. Ruhanî de bir şey aynı zamanda… Hissettiğimi sese döküyorum. Ama yaptığın doğru bir teşhis var burada: Murat’ın aranjmanlarındaki heyecan… Sakin bir eserde bile tansiyon birdenbire yükselebiliyor. Ben daha geleneksel kaynaklardan besleniyorum. Murat, Avrupa’da doğup büyüdüğü için batı müziğinden de esinleniyor. Yani bizim hayatımızda çıkacak olan albüm gibi tam bir crossover!

Zeynep Bakşi Karatağ

Türkiye’de de çalışmalarınız olacak mıdır?

Bunu daha çok albümün gidişatı belirleyecektir. Piyasa kuralları tabi ki bizim için de geçerli. Albüm satışlarının dibe vurduğu bir dönemde kendimizi kabul ettirebilir, albüm satın alma alışkanlığını yeniden hatırlatabilirsek, gönül ister elbette bir İstanbul konseri verelim.

Videolar:

 

 

Zeynep Bakşi Karatağ müziğinin köklerini Anadolu’da atıp İstanbul’da temellendirip Avrupa’da filizlendiren bir müzisyen. Uzun bir süre önce değil, belki 6-7 aydır müzik listeme girmiş ve tesadüfen keşfettiğim birisi olmuştu. YouTube üzerinden eşi Murat Karatağ’ın türler arası uyumun harika olduğu sakin sakin ilerleyen ama müthiş de bir heyecanı içinde barındaran düzenlemelerine sahip birçok şarkıyı ardı ardına yayınladılar. Gözlerim Denizde, Beni Hor Görme Gardaşım, Sen Bir Ceylan Olsan... Ve dahası... Hatrı sayılacak bir dinleyici kitlesini de böylelikle edinmiş oldular. Sosyal mecralarda tanış olduğumuz Zeynep Bakşi Karatağ ile Kalan Müzik’ten çıkacak yeni albümü öncesi Karatağ’ın müziğini ve bilinmeyen yönleriyle hayatını konuşma fırsatımız oldu.…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.39 ( 18 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*