EDİTÖRDEN
Ana Sayfa / SÖYLEŞİLER / Koray Hacıosmanoğlu
Koray Hacıosmanoğlu

Koray Hacıosmanoğlu

İlk albüm, ilk heyecan…
“Heyecan” henüz çok yeni Gar Müzik etiketi ile raflarda yerini alan ilk albümün ve dolayısı ile seni tanımaya öncelikle ihtiyacımız var. Nerede ve nasıl başlayan bir hikaye müzikle tanışman, beraberinde müzik bölümü okuduğunu öğreniyoruz ve devamını senden dinleyelim istiyorum.

Osmaniye’de doğup büyüdüm. Bizim oralar müzik konusunda eksikti ve çok imkanımız yoktu aslında. Ama bir şekilde müzik sizi arayıp buluyor galiba. Liseden hemen sonra müzikle birebir ilişkim başladı demek çok doğru olur benim açımdan. Müziğe ilgim, çok küçük yaşlardan beri vardı. her yerde bana şarkı söyletirlerdi, sesim güzelmiş öyle söylerlerdi. Liseden itibaren gitar dersi aldım ve müzik yolculuğum başlamış oldu. Daha sonra gelişti ve müzik okudum ve hala okuyorum :)

Yola çıktın ve yanına aşkı aldın, aşka şarkılar yazdın, söyledin. Ve diyorsun ki “hayatımın en önemli ve en masum isteğiydi bu albüm projesini gerçekleştirmek” … Ne güzel ki şu an bir albümün var artık. Peki ne zaman artık hazırdın, o ilk adımları nasıl attın, stüdyo sürecine kadar ne kadar nasıl bir çalışma yaptın?

Evet tam olarak çok masum bir istekti benim için, çünkü bu hayattaki varlık sebebim buymuş gibi hissediyorum, Müzik yapmak ve bunu insanlara ulaştırmak benim için minicik bir hayaldi ve gerçekleşti :) Çok mutluyum ve çok duygusalım bu aralar. Bir şeyler üretmek, onu paylaşmak ve insanların sevdiğini görebilmek inanılmaz bir huzur ve mutluluk kaynağı. Güzel bir hanımefendiye aşık olmuştum ve her aşkın malum sonucu gibi bizimki de ayrılık oldu. Ayrılmıştık ve ben hala aşıktım, oturup bu şarkıları yazdım ve müziklerini yaptım. Bir ay zarfında yedi şarkı çıktı ortaya, daha sonra bir şarkı daha yaptım başka birisinin sevgisine duyduğum hayranlıktan kaynaklanan bir sebeple. Albümde bulunan tek bir şarkıyı da lisede yazmıştım ve stüdyo süreci böylece başlamış oldu.

 

 

Yahya Egecan İnce imzasını görüyoruz düzenlemelerde, bir şarkıda da Özgür Ulusoy var. Ve artık stüdyodayız. Albümün müzisyen kadrosu da önemli ki şarkıları daha dinlemeden önce farklı enstrümanların da dahil olduğunu görüyorum (mesela trompet, akordion, kabak kemane ne güzel tamamlamış şarkılarını). Önemli müzisyenler de eşlik etti sana, nasıldı, neler yaşandı bu birliktelikte, ne kadar sürede nihayetlendi.

Evet Yahya Egecan İnce benim okuldan arkadaşım. O olmasa belki de bu albüm olmazdı. Mezun olduktan sonra Taksimde profesyonel kayıt stüdyosu kurdu ve albüme inanılmaz büyük katkısı oldu. Stüdyo açılınca hemen albüme girişelim dedik. Zaten benim albüm kayıtlarından sonrada stüdyosu kapandı :) Düzenlemelerin sekiz tanesini o yaptı ve harika bir iş çıkardı ortaya. O bahsettiğiniz renk enstrümanların mimarı kendisidir. Ve tabi ki benim okuldan hocam sevgili Özgür Ulusoy. O benim çok sevdiğim bir hocam ve ağabeyim. Sağ olsun “Ayın 24’ü” şarkısının düzenlemesini o yaptı ve iyi ki de o yaptı. o şarkı başka türlü nasıl güzel olabilirdi hiç bilemiyorum.

Çok iyi müzisyenlerle çalıştık, sevgili canım kardeşim Cihan Tanrıverdi gitarları çaldı. Olcay Bozkurt (baslar), Özgür Ulusoy (klavye), Bülent Ay (davul), Çağ Erçağ (viyolonsel), Hasan Gözetlik (trompet), Rustam Mahmudov (akordeon), sevgili Ebru Söylemez (keman), Cafer Nazlıbaş (kabak kemane), Günay Yolcu (perküsyon) ve hepsi harika iş çıkardılar ve yaklaşık 1 ay içerisinde kaydettik. Fakat mix – mastering aşaması biraz uzun sürdü bazı teknik sebeplerden dolayı, bu arada mix – mastering’i Alper Akdağ yaptı, onu da unutmayayım.

Albümün ilk şarkısı “Ay’ın 24”ü ki klip de bu şarkıya çekildi. Şarkı sözlerinden de anlaşılıyor ki özel bir anısı, yeri olan bir çalışma bu ve hatta 24’ünde de raflarda yerini aldı.
Bir yanda bu şarkıda evet bir özlem alıp başını gidiyor ama sanki bir yandan da “sonra git renkli hayatına diyorsun” ve belki de biraz kafamız karışıyor :) Belki bu şarkının hikayesini paylaşmak isteyebilirsin ya da olmadı klipten de konuşabiliriz ki o da ayrıca çok doğal, çok samimi çünkü.

“Ayın 24’ü” şarkısı benim için çok özel bir şarkı , hatta klibi bu şarkıya çekmek için arkadaşlarımla bayağı bir mücadele ettim :) Ben sevdiğim hanımefendi ile Ekim ayının 24’ün de başlamıştım aşk yolculuğuna. Bu şarkıyı yazdığım sırada ayrıydık fakat ona o kadar çok aşıktım ki, neler yaşadığımı bilsin ama isterse yine gelmesin, öyle mutlu olacaksa olsun diye düşünüyordum. O sözlerin vurgusu buradan kaynaklanıyor. Bu şarkıyı yazarken çok ağlamışımdır ve her söylediğimde beni çok acıtır o günleri unutamıyorum pek. Klip başlı başına inanılmaz bir hikaye. Okuldan hocam olan sevgili Aydın Ketenağ çekti klibi. Ve yine okuldan sahne sanatları bölümünden Mehmet ve Çağla oynadılar, koreografiyi Asel ve İlyas hazırladı ve ben onlara gidip, klip çekmemiz gerektiği fakat benim onlara ödeyecek param olmadığını söylediğimde sadece Mehmet’in yüz ifadesini hatırlıyorum :) Hepsi benim için inanılmaz değerliler inanılmaz. Kocaeli GSF işbirliği ile çıktı diyebiliriz. Bir günde çekimleri tamamlandı ve bu halini aldı.

 

 

“Aşk üzerinden hareketle müziğe dönüştürülen duyguları besliyor” diyor ya basın bülteninde devam ediyoruz ve “Adı Aşk” isimli şarkın çıkıyor karşımıza. Bir sonraki şarkınsa aynılıklar üstüne bulaşmalar, paylaşmalar, bakmalar, görmeler üzerine.
Biliyorsun hızlı bir akış var bu yolculuk / piyasa içinde. İlk yazışmamızda da belirttiğim üzere ben artık birçok şarkının da aynı sözler, ritimler, yorumlar, klipler üzerinde olduğunu düşünüyorum. Belki bakınca hiç kimse farklı değil, ama işte ayrılma diye bir şey var. Ben tam da öyle bir ruh hali yakaladım seni ve şarkılarını. Kimler yakaladı ya da yakalasın şarkılarını, tahminin ne yönde olacak, neler hissettireceksin şarkılarınla?

“Adı Aşk” şarkısı aslında biraz önce de bahsettiğim konuyla alakalı bir şarkı. Yakın bir arkadaşımın evine misafirliğe gitmiştim, onun ev arkadaşı da geldi ve oturup konuşmaya başladık. Bana altı yıldır sevdiği bir insandan bahsetti ve bahsederken gözleri dolmuştu. Sevdiği adamın bir çocuğu vardı evliydi ve hala seviliyordu. Bu sevgiyi görünce bu şarkımı yazdım eve gidip. Sohbet ederken bana: ‘o sevgi içimde ukde kaldı’ demişti. Zaten şarkının sözlerinde bu kelimeyi bulabiliyor dinleyici. Ayrılma dediğiniz şey tam olarak bu olsa gerek, yaşanılan gerçek sevgi, ayrılıklar, hüzün ve mutluluk.. kaynağı çok gerçek ve yaşanılan duyguları barındırıyor ve sonucunda da sizi ve diğer değerli insanları yakalıyor bir yerden sanırım. Gerçek sevgiye sahip herkesi yakalayacağını düşünüyorum şarkıların, gerçekten sevenleri yakalasın ve hiç bırakmasın, bir de Ceylan Ertem’i :) Onunla bir şarkımı söylemeyi çok istiyorum da :)

Albümde en sevdiğim şarkılardan biri “Kolonya Çiçekleri”.
Belki de bir ikinci klip bu şarkıya çekilir, hani yarın öbür gün karar verememe gibi bir durumunuz olursa bu da ben şimdiden fikrimi söylemiş olayım naçizane :) Koray, henüz çok yeni ya her şey, albüm vs. ama eminim ki bir takım planlar çizildi, hedeflendi. Bir sonraki adımları nasıl olacak bu albümün, daha bir sonraki adımları neler olacak senin, kafanda geleceğe dair şekillenmeler, hisler, planlar nedir?

Kesinlikle aynı şeyi düşünüyoruz. “Kolonya Çiçekleri” bir sonra ki klip şarkısı olacak. Osmaniye’deki evimizde kolonya çiçeği var, yaz aylarında akşam hava kararınca kokmaya başlar ta ki hava aydınlanıncaya kadar. Aslında sevdiğimi kolonya çiçeklerine benzetmek istemiştim, arada kaybolan ama hep bir taraflarda var olan.

Evet aslına bakarsanız bu kadar ilgi beklemiyordum hem çok sevinçliyim hem de çok gururlu ve umutlu. Kısa bir zaman sonra lansman konserimiz olacak ve diğer konserler. Bu albüm için hedefim, olabildiğince çok insana ulaştırabilmek. Bunu başarabilmeyi çok isterim. Bir sonraki albümün şarkılarını yazıyorum şu an ve kesinlikle müziğin içinde sürekli olmak istiyorum ve bir an önce konserlerim olsun ve insanların gözüne bakarak şarkılarımı söyleyeyim istiyorum :) Umarım her şey güzel olur ve umarım olur.

 

 

Dikkat çekecek şarkılardan biri de “İlac-ı Şeyda”. Dikkat çekme sebeplerinden biri de kuşkusuz şarkının efkar kokan, tüten hali. Ara ara böyle kemani başlayan arada titreten şarkılara ara ara sığınırız bilirim. Senin de var mıdır böyle şarkıların hani böyle çizginin dışında, değen ve orada kalan. Mesela bir cover şarkın yok albümde, olsaydı söylemek istediğin?

Benim için hissederek söylenilen her şarkı bir noktada değer ve orada kalır ya da ben öyle sanıyorum :) Cover olsun istemedim çünkü kendi şarkılarımla var olmak istedim, yapanlara çok büyük saygım var fakat ilk albümde cover şarkı söylenilmesi bana biraz olmamalı gibi geliyor. Ama yapan müzisyenlere çok büyük saygım var ben kendim için konuşuyorum

Bir gün Leman Sam’ın “Kıyamam Sana” şarkısını coverlamak isterim.

 

 

Beraberinde dört şarkın daha geliyor devamında. Devamında bir takım akış var ve o akışın içinde başka şarkılar, başka isimler, birçok sahne, klip vs. de geliyor.
Gelinen noktada belki de dinleyicinin kafası da karıştı bir yerde. Sen nasıl bir dinleyicisin, nasıl içindesin, nasıl takip edebiliyorsun olan biteni peki? Ben net fikrimi söyleyeyim, CD’ye dokunmadan şarkıları hissedemiyorum mesela…

Bu albümde olan şey tam olarak aşk teması. Ve diğer şarkılarda sevginin ve sevgilinin peşine takılıp gidiyor. Son zamanlarda çok iyi işler üretildiğini düşünüyorum. Ve çok iyi isimlerin var olduğunu biliyorum müzik ortamında keyifle dinlediğim. Müzik okuduğumuz ve içinde olduğumuz için çok ayrım yapamıyorum ben maalesef. Bir hocamız: müzisyenin tarzı değil, tavrı olmalı derdi. Sanırım ben bu cümleye çok takılıyorum ve tavır dahi koyamıyorum.

Müzik , müzik için yapılmamalı diye düşünüyorum . bir çıkış noktası olmalı ve müzisyen o noktaya dokunabilmeli. Bir gerçeklik ve his barındırmalı. Siz nasıl CD’ye dokunmadan hissedemiyorsanız ben de gitarın teline dokunmadan bir şey hissedemiyorum ta ki ilk nota gitardan kopup gidene kadar.

Son şarkın, son heyecan…
“Heyecanım yok olsa da” sözlerinin aksine heyecan bir yerde hep vardır biliyorum, güzel olan her şeye heyecanlarımız iyi ki var :)
Heyecanla başka şarkılarınla da buluşuncaya diyorum ama bir klasik şarkıları son sorumuzda bir yana bırakalım ve müzisyen kimliğin dışında seni tanıyalım istiyorum. Ya da şöyle sorayım. Hayatının diğer heyecanları neler?

Heyecan o an için kaybolmuştu :) Şu an fazlasıyla var galiba. Arkadaşlarım, dostlarım, ailem, Galatasaray :) Genelde vaktimin çoğunu arkadaşlarımla ve okulda geçiriyorum, gerçi albüm sürecinden dolayı onları ihmal ettim bir süre ama bana kızmamışlardır diye düşünüyorum. Çok neşeli bir adamımdır, beni keyiflendiren güzel insanların varlığından heyecanlanıyorum ve mutlu oluyorum. Ve tabi ki her şeyin güzel olduğu ve insanların birbirine saygı duyduğu, vefanın kaybolmadığı bir ülkenin var olma ihtimalinden dolayı heyecanlanıyorum. Çok teşekkür ediyorum size ve ekibinize, eksik olmayın lütfen :)

 

 

Koray Hacıosmanoğlu – Heyecan
Gar Müzik

İlk albüm, ilk heyecan… “Heyecan” henüz çok yeni Gar Müzik etiketi ile raflarda yerini alan ilk albümün ve dolayısı ile seni tanımaya öncelikle ihtiyacımız var. Nerede ve nasıl başlayan bir hikaye müzikle tanışman, beraberinde müzik bölümü okuduğunu öğreniyoruz ve devamını senden dinleyelim istiyorum. Osmaniye’de doğup büyüdüm. Bizim oralar müzik konusunda eksikti ve çok imkanımız yoktu …

Genel Değerlendirme

Ziyaretçinin Değerlendirmesi: 3.93 ( 8 votes)
0

Yorumunuz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir. *

*

Scroll To Top