EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Mesud Paragan

Mesud Paragan

Yeni bir ayın ilk günlerindeyiz. Bu ay ilk konuğum sevgili Mesud Paragan.

Aslında kendisini müzik dünyasında Mesut Yılmaz olarak tanıdık ama bir süredir müzik yolculuğuna bu isimle devam ediyor. Çocuk yaşlarda başlayan müzik tutkusu kendisini TRT İstanbul Çoksesli Gençlik Korosu’na yönlendiriyor ve bu süreç içinde besteleri de ortaya çıkmaya başlıyor. 2015 yılına geldiğimizde ilk albümü yayınlanıyor ve birçok ünlü ismin yer aldığı “Mahzuni’ye Saygı” albümünde yer almayı başarıyor. Hatta Mahzuni hayranlığı ilerleyen zamanda pandemi için hazırlanan bir özel projede daha kendini gösteriyor.

Anadolu rock müziğinden beslediği müzisyen kimliği ve türküler ile olan ilişkisi geçen yıl yayınladığı “Anatolia Acoustic” isimli proje albümü ile de devam ediyor. Bu süreçten sonra kendisini müziğini daha alternatif daha özgün sulara bırakıyor ki belki de tam olarak kendisini burada görmeye başlıyoruz. Ardı ardına yayınladığı single ve EP çalışmaları ve onlara getirdiği tarz, sanatsal ve estetik ve bir o kadar da dikkat çekici çektiği klipleri ile hareketliliği hız kazanıyor ve kendisini daha bir iddialı göstermeye başlıyor müzik dünyasında.

Bir süredir takipte ve iletişim halinde olsam da bende de yeni yeni tamamlanıyor sorular ve cevaplarını da bir an önce almak için heyecanlanıyorum, öyle başlıyoruz bu söyleşiye. Bir şekilde arayı kapatıyor ve hemen hemen dünden bugüne her şeyi konuşuyoruz. Bu arada yeni çalışması “İçtim Durdum” da bu sürede yayınlanıyor ve o halde herkesi eşlik etmeye davet ediyoruz dünyasına. Teşekkürler sevgili Mesud. En yakın zamanda kahve içmek için yeniden buluşuyor ve yeni çalışmalarını da dinlemek için heyecanlanıyorum.

Kadri Karahan

 

 

İnstagram

Twitter

Youtube

Çocuk yaşlarda müziğe olan ilginiz sizi zaman içinde tamamen içinde olmaya sürüklemiş ki Anadolu Rock müziğinden etkilenmişsiniz ve o dönemde sözler yazmaya, besteler yapmaya yönelmişsiniz. Oradan çıkalım yolculuğa ve ilk heyecanınızı yeniden dinleyelim sizden?

Her şey sanki dün gibi derler ya benim içinde tam olarak öyle. Unutmam mümkün değil çünkü beni mutlu eden anlar hepsi hafızama kazındı yani ilk şarkıcı olacağım dediğimde 8 yaşımdaydım ve öğretmenime bunu söyledikten sonra aşırı bir heyecan kaplamıştı içimi. İlk gitarımızı kendimiz yaptık bu da öyleydi ve o yaptığımız gitarları 12 yaşımızda boynumuza astık ve ilk konserimizi verdik 23 nisan gösterilerinde, playback bir gösteriydi tabi ki ama onun heyecanı ve yaydığı enerji beni büyülemişti ve kesin bir karar vermiştim şarkıcı olmaya . İlk şarkımı yazdığımda lise 1’e yeni başlamıştım ismi “Kaybettim”di :)

Anadolu rock ve türkülerden küçük yaşlarda kucağım alıştı ve sevdim evde abilerim onları dinliyordu çünkü , sonra ileride anladım ki iki tür de benim yanım ,batı ve doğu bu birleşimi seviyorum . Lisede grubumuz vardı tabi rock :) Yarışmalara katıldık, konserler verdik, ekipman aldık ilk defa Taksim’i gördük, Tünel’i filan; hayallerimiz daha da büyümüştü. Sonra tabi grup dağıldı hepimiz üniversitelere gittik. Bir yandan barlarda çalışmaya başladım ve o zamanlar TRT İstanbul çok sesli gençlik korosunu yeni kazandığım yıllardı.

 

TRT İstanbul Radyosu Çok Sesli Çocuk Korosu’nda tenor olarak adımlar devam ediyor ve 2000’li yıllarda oluyoruz o zaman. Aslında çok uzak yıllar değil, kısmen yakın zaman öncesindeyiz ve yolunuz yapımcı Ayhan Orhuntaş ile kesişiyor ve ilk albüm projesi orada hayata geçiyor. Bir ilk albüm için peki ne kadar hazırdınız, nasıl karşıladı sizi müzik dünyası?

Evet; TRT İstanbul elemeleri benim için unutulmaz bir hatıra defteriydi resmen, o kapıdan içeri girdiğimi hatırlıyorum inanılmazdı. Her yer tarihi her yer sanat eseriydi ve sanattı; yolları da öyle ve kazanmıştım sınavı benden mutlusu yoktu. Radyo Harbiye’deydi ve Taksim’e yakında ders çıkışlarında taksimde bazen konserler düzenlerdik; Derken ben işe girdim, ikisiyle bir süre hayatıma devam etmek durumunda kaldım, Keyifli konserler yaptık, arkadaşlıklar kurduk her biri hayatımıza yön verdi; sonra sevdiğim bir arkadaşım Ayhan abi ile tanıştırdı benim de o sıralar şarkılarım olmuştu; biraz bir albüm yapmak istiyordum ve Ayhan abi ilk dijital albümüm olan “Karma Karışık” albümünü yaptı. Albüm yapmak heyecanlıydı fakat bu enerjileri duyguları kontrol etmek zordu ama kötü bir deneyim değildi. Piyasadan ziyade tanıdıklarımdan güzel büyük dilekler aldım ve duydum, ilk klip deneyimini yaşadım bunlar hem heyecan hem de deneyimdi ve hikayeydi.

 

 

Devamında iki single daha yayınladınız ve ardından geçtiğimiz sene çok özel bir albüm geldi: Anatolia Acoustic. Anadolu’nun o çok sevdiğimiz türküleri akustik bir sunum ile karşımıza çıktı ki öncelikle neden akusik ve devamında neden türküler; bu fikir yakın süreç öncesi yaşadığımız pandeminin getirdiği bir fikir bir ev yapımı çalışma olabilir mi eğer değilse hikayesi ve önce sizde sonra dinleyicinizde bıraktığı etki nedir? Neler sundunuz, neler sundu türküler bize?

“Anatolia  Akustik” hep istediğim bir albümdü, Tabi daha iyi ekipmanlarla kaydedebilirdik, olsun severek yaptığımız bir albüm oldu. Bir hafta gitar kayıtları sürdü, İki günde klavye soundlarını bitirdik, bir hafta da mixlenmesi sürdü. Türküler bence her şey bana göre hissedebildiğimiz gerçek acı gibi daha bir ağıt hissiyatı ama öyle gelmiyor bize mesela dinlediğimiz her hüzünlü şarkı da ölüm vardır dinleyenin duygusu da büyük bir rol tabi, sonuçta yaşadığımız topraklar türkü nimetini sundu bize ve devam da ediyor. Huzurlu bir yerde çay içmek gibi türküleri dinlemek, sevmek. Aslında pandemi gelmeden önce planladığımız bir YouTube akustik projesiydi ama pandemiden 1 gün önce yaptığımız son gecemiz gibiydi .. tek yapabildiğim şey bir şeyler karalayıp çalmaktı. Etkisi daha gerçekçi geliyor duygular bence, yani stüdyo kayıt ve live hep farklıdır, hepimiz samimiyeti ve sıcaklığı seviyoruz ben de bunu çok seviyorum. Sevdiğin insanları bir anda karşında görmek gibi.

 

 

Pandemi demişken aslında o süreçte pandemi mağduru müzisyenler için hazırlanan bir albümde ”Anadolu Rock Aid 1”de yer aldınız ve bir Mahsuni türküsü yorumladınız, aslında Mahzuni ile ilk buluşmanız değildi ki öncesinde de “Mahzuni’ye Saygı” projesi albümünde de birçok önemli isimle sizi dinlemiştik. Bu iki proje ile nasıl karşılaştınız; sizin için nasıl bir heyecan oldu?

Önce Mahzuni’ye saygı albümünden bahsedeyim o zaman; projeyi ilk arkadaşım Fatih gönderdi ilk bir şokla karşılaştım sonra şarkıya karar verdim hemen :) Bir sürenin sonunda müthiş sanatçılarla bir arada olmak çok etkilemişti beni çok sevdiğim sanatçılarda vardı ayrıca albümün içinde. Proje bayağı sevilmişti güzel yorumlar farklı yorumlar vardı, özeldi. Sonra pandemi zamanında herkes evet ama müzisyenler daha çok hasar aldı, bence küçük bir darbeydi bizim için sonra bu olayı görüp fark eden Taner abi Almanya’da böyle destek projesi albümü yaptı ve güzel büyük ilgiler gördü hem yurtdışında hem Türkiye de. İki proje benim için ayrı ama özel bir yerde.

 

Biraz da Anadolu Rock kültürünü konuşmak istiyorum burada, sizin bu sevda ile çıktığınız yol tamamen bu şekilde gitmedi öyle değil mi ya da süreç içerisinde bu sounda alternatif yorumlar, sunumlar getirdiniz, zaman zaman 80’li yılları da soludum şarkınızda günümüz rock çizgisinde yürüyüşler de hissettim. Siz müziğinizi genel olarak nasıl tanımladınız, birbiri ardına gelen şarkılarla, albümlerle nasıl tamamladınız?

Açıkçası “Daire 5” albümünden bu yana elektronik rock soundlar istiyordum ve Murat ile tanıştığımızda tam anlamıyla o müziği yarattı, “Çek Tetiği”, “Yenildim”, “Kelebek”, bunlar güzel bi değişime dönüşüme yelken açtı. Aslında ruh halim yazdığım şarkılara yansıyor ve kendinden farklı bir hal alıyor o yüzden alternatif olmak rahat hissettiriyor beni çünkü bir anda türküden, kendi yazdığım şarkılara geçmem ve bağ kurmam hoşuma gidiyor.

 

ve bu yılın en üretken isimlerinden de biri oldunuz, hadi bu yıla tek tek bakalım; öncesinde bir EP geldi: Gönül Davası. Devamında bir “Live” albüm geldi ki o süreçte sizi sahnelerde görmeye başladık. Konserler nasıl geçti peki, nasıl bir repertuar sundunuz dinleyicinize ve nasıl bir kitle dinledi sizi, yeni konserler ne zaman mesela gibi bu başlık altında sahnede size dair ne varsa, ne olduysa dinleyebilir miyiz şu anda?

Çok fazla konser yapamadık ama yeni şarkılar kaydedip yayınladık, konserde çaldığımız çoğu şarkı eşlik gördü çok mutlu olmuştum. Yakın zamanda tekrar alanlara dönüyoruz. 2023 yılı bitmeden kasım veya aralıkta bir konser planlıyorum. Genç bi kitleyle birlikte olmak insanı yükseltiyor dinleyenlerin çoğu öyleydi.

 

 

Siz bence müziğinize ayrı da bir artı kattınız ki onlar da görsel sunumlarınız ve elbette klipleriniz ile kendini gösterdi; bir şekilde bu son şarkınıza kadar da devam etti. Yani bir şarkı adına eksik bir şey kalmıyordu ve bu dikkatlerden kaçmıyordu. Sizin için bir şarkı süreci nasıl başlıyordu, hayata nasıl geçiyordu, ne zaman son nokta konuyordu ve devamında neler oluyordu; söz yazarı, besteci, aranjör, enstrümanist yanlarınızı ve oradaki sizi de tanımak istiyorum yorumcu kimliğinizin yanında.

Klipler, şarkı oluştuğu anda kafamda canlanmaya başlıyor. Nasıl bir yoldan veya nasıl bir görsel olmalı kısmına geçiyorum çoğu zaman yönetmen arkadaşlarımla çalışmayı tercih ediyorum ,ortak bir hikaye yaratıp çalışmalara başlıyoruz . Şarkının var olma hali bir anda veya anlatmak istediğim anlarda daha çok belirginleşiyor, şarkı bir anda sözü ve müziği ile dökülüyor bazen de sadece sözleri yazılmış oluyor. Şarkının nasıl bir şey olur düşüncesi aranjör ile aramızda geçen diyalogla ortaya çıkıyor ve şekilleniyor. Sonra ufak değişimler ile final ediyoruz.

 

 

 

Yine bu yıl içinde yayınladığınız akustik kayıtların yanına bir de deep house versiyonlar da eklendi ki ama yazın sonlarına doğru yayınladığınız bir düet çalışma olan “Şahmeran” sanırım en ilgi çekeniydi ki “şarkıda karşılıklı bir diyalog saklı ve bu konuşmayı İrem ile birlikte konuşmak istedim” demişsiniz. Biz şimdi o konuşmaya kulak misafiri olmak ve hem İrem Şenel ile hem de Şahmeran ile bu gelinen bir aradalığa da ayrı dokunalım istiyorum. Sonra en yeni şarkıdayız finalde ?

İki şarkıma deep versiyon yaptık birisi “Kelebek” diğeri “Çek Tetiği, şarkıları çok sevdik ve böyle bir versiyon yapmak istedik,

Şahmeran kültürümüzde yer etmiş ve bilinen kimi zaman korkulan kimi zaman sevilendi, bu şarkı da bir teslimiyet var yani şahmeranın yanında esir ve aşık biri , aynı zamanda çaresiz de biri ama şarkıyı yaptıktan sonra “ya bunu biriyle söylesem daha güzel olur sanki” dedim ve aklıma İrem geldi ve hemen aradım söyledim, şarkıyı gönderdim, ufak mırıldandı telefonda İrem onu duyduktan sonra tamam dedim :) Tabi İrem de sevdi şarkıyı hemen harekete geçtik ..

İrem’in söylediği yerleri bir hikaye yarattı aslında gerçeklik kattı diyebilirim.

 

“İçtim Durdum” yayınladığınız son şarkınız Günümüz müzik piyasası siz de biliyorsunuz ki çok hareketli, mesela bu süreç içerisinde şarkınızı nasıl ruh halleri yakalıyor, nasıl bir dinleyici kitlesi sizi takip ediyor; mesela bu şarkı ya da şarkılarınız en çok kimlere gitsin, nasıl hallere iyi gelsin. hani bana kayıt dışı sohbetimizde kafam karışık bu ara demiştiniz ya :) Özür dilerim ama “neden” diye sormam için tam sırası sanırım, sonra hep beraber içelim hatta :)

“İçtim Durdum” aslında Barbaros ile başlayan bir hikaye. Bir gece geldi ve bilgisayar başına geçti ben erkenden bayıldım :) Barbaros devam etti , sabah uyandığımda dinletti bana dedim budur :) sonra söz ve müziğini yazdım 1 yıla yakın sürdü şarkının tamamlanması ve barbo ile uzun zamandır birlikte bir şarkı yapmak istiyorduk, bu şarkı bir anda ziyaret etti bizi .

Duygularım ve ruh halim kendi içimde bazen karışık bazen de kaybolmuş gibi size de söylemiştim ama her duygu farklı yollara sürükledi bir sürü şarkı yazmama sebep verdi.

 

 

Ve son olarak sözü çok uzatmadan kısa sorularım ile söyleşimizi noktalayalım.
Mesut Yılmaz ismi ile tanıdık sizi derken Paragan ismi ile devam edildi. Yanıtını tahmin ediyorum ama yanıtını alabilirim ve neden Paragan onu da merak ettiğimi söyleyebilirim?

Bir değişim dönemine girdiğim bir zaman oldu 2020 de bu isim, müzik tarzı, yaşam tarzı hepsi içinde farklı yerlere çekti, ben Ardahan – Hanak’da dünyaya geldim ve Ardahan gerçekten mistik bir alan 2 yıl önce bunu kabul ettim ve bağlandım. 1,5 ay isim aradım kolay bir şey değildi benim için çünkü artık yeni bir isim ile devam etmem gerekecekti ve önce kendim benimsemeliydim, biraz araştırma yaparken köklere dair paragani ‘yi gördüm ‘ anlamı Ardahan gürcü topraklarındayken çok eski zamanlarda ona verilen admış, hoşuma gitti ve kendi ismimle bunu 3 defa fısıltı ile söyledim kendime, evet dedim bence budur :) hem bütün hem anlam yüklü bir isimdi artık benim için ilk başlarda herkes biraz yadırgadı ama çok sürmedi, kendi adıma yeni bir sayfaydı artık, Mesut Yılmaz sürecinde yaptığım tüm işler bir anda rafa kaldırıldı gibi, sıfırdan tekrar başlamak hem zordu hem heyecanlıydı.

 

Bir yerde yanlış anımsamıyorsam Cem Karaca’nın sizin için büyük bir ilham olduğunu okumuştum. Mesela ilk nerede, ne zaman ona hayran oldunuz ve başka kimler eşlik etti yolculuğunuza.

Cem karaca hem tarzı hem sesi ile farklıydı benim için lise zamanında çok fazla tanışma fırsatım oldum internet ve YouTube yeni yeniydi, “Islak Islak” hala sevdiğim şarkılardan ve her konserde söylemekten keyif alıyorum, tabi sevdiğim çok şarkısı var . Anadolu rock akımında etkilendiğim ve yol izlediğim kıymetli bir sanatçı kendisi.

 

Plaklar, kasetler, CD’ler, dijital müzik; her biri ile yolumuz kesişti ama her konuğuma soruyorum, sizin için en çok hangisi özel oldu?

Cd benim için özeldi zaten kaset dönemine yetişemedim:) ama yapmak istediğim bir şey daha o da plak sanırım şarkılarımın orda olmasını istiyorum açıkçası, dijital pratik ve her yerde mümkün bilmiyorum bu kapalı kutular bana özel geliyor belki de eskilerden kalma olduğu için ama kıymetliler .

Bu arada zamanında cd bastırmışlığımız oldu ve bütün her şeyini kendimiz yapmıştık. Arkadaşlarımla oturup poşetledik ağustos sıcağında :) 500 adet çıkartmıştık, insan güzel hissediyor elinde görünce yada dinleyince, kıymetli bu tür şeyler bence .

İlk gittiğiniz konseri hatırlıyor musunuz, peki en son kimi sahnede dinleme şansını buldunuz? Yine konserler demişken, ya en unutamadığınız konser kimindi?

İlk gittiğim konseri hatırlıyorum o zamanlar 4-5 yaşındaydım, Eenyurt’a yeni taşınmıştık ,Ardahandan gelip, Esenyurt’un haritada ismi yoktu diyebilirim, Ferhat Tunç konseri vardı ilk kez onu izledim sahnede .

Bir gün birlikte çalışmayı istediğiniz bir müzisyen ya da hayata geçirmek istediğiniz bir proje var mı?

Aslında çok var enerji ve tarzın da yakın olması gerekiyor bence böyle durumlarda, çünkü hassas bir durum özel bir durum birlikte şarkı yapmak söylemek, ileride düşlediğim sevdiğim sanatçılar var, belki 3 belki 5 yıl sonra bakalım.

 

Ya günümüz müzik dünyası, hızına yetişebiliyor musunuz, kimleri mesela başarılı buluyorsunuz, genel dinleyici portenizi merak ediyorum burada, müziğin her rengine açık mı yoksa belirli bir duruşta mı?

Müzik bütün olarak bizlere iyi gelen bir şey insanoğlunun yarattığı en güzel şey hatta. Duygularımızı yönetme biçimi anlatma biçimi aslında , o yüzden benim sevmediğim bir müzik tarzı çok büyük kitlelere derman olabilir burada da seçenek devreye giriyor, hem yaşam ,hem müzik tarzını sevdiğim sanatçılardan Lenny Kravitz” var idol olarak yakın hissettiğim.

 

Müzisyenlerin her daim karşılaştığı olumsuzluklar var; pandemi, doğal felaketler, yaşanan savaşlar vb. milli yaslar bir anda hayatlarını durdurabiliyor; siz neler düşünüyorsunuz, müzisyenler neden bu kaderi yaşıyor? Sizi mesela ne kadar etkiliyor bu yaşananlar?

Biricisi evrensel bir müzik yapamıyoruz maalesef bu topraklar içerisinde var olmaya ve güzel eserler bırakmaya çalışıyoruz hepimiz, hepimiz yaptığımız işten para kazanmak istiyoruz fakat bu her zaman mümkün olmuyor hareketli bir ülke Türkiye, müzik haricinde başka yollarda bakmamız gerekiyor bence ama bu iki dengeyi düzgün kurmak gerekiyor çünkü ticaret ve duygu farklı şeyler bu durumda müzikten kopmak mümkün ama bu seçim bize ait , üzücü tabi ki. Müzisyenler şifacı görevi de görüyor aynı zamanda ama zor zamanlarda tekrar ayağa kalkmak bize düşüyor ben bunu gördüm her yaşanan olayda.

 

Müziğin dışında peki nasıl bir porte ile karşı karşıyayız; mesela hayatınızın diğer renkleri nelerdir, dünyanızı başka neler güzelleştirir, olmazsa olmazlarınız nelerdir, müziğin bir parça sustuğu yerde neler var dünyanızda?

Bazen çok hareketli bir hayatım var bazen inziva dolu, yalnızlık ve kalabalık kardeş gibi benim için. Zamanımın çoğu evde geçiyor evde üretken ve beslenen biriyim , iş zamanları genelde dışarda oluyorum. Keyifli arkadaşlıklar ve samimi ortamlar en rahat hissettiğim yerlerden biri evim ve hayatım da o şekilde inşa edildi, renkleri severim , karanlık ve aydınlığı da, hayatın her anından keyif almak ve sorunla boğuşmak yerine çözüm odaklıyım, umutsuz olduğum zamanlar şarkı yazarım ama bunu kimseye aşılamam, anlatmam, karşıdaki insanın ruhunu yormak istemem, neysem oyum aslında, öyle insanları da kendime daha yakın buluyorum.

ve son olarak bir şarkı seçmenizi istiyorum bizler için, sizin olmayan ama isterseniz şu anki ruh halinizi anlatsın, isterseniz bu bir yılınızın özeti olsun, isterseniz hayatınızın şarkısı; finale öyle varalım ve başka zamanlarda yine uzun uzun konuşalım.

Son soru zormuş :) buna karar vermek çok zor aslında çünkü sevdiğim çok şarkı var ve çoğu birinci sırada ,

yani Aşık Veysel, Mahzuni Şerif, Beth Hart, Tracy Chapman, Cem Karaca, Barış Manco, Bon Jovi. çok zor bu ayrımı yapmak hepsinin yeri ayrı diyeyim böyle bitireyim :)

 

 

 

Yeni bir ayın ilk günlerindeyiz. Bu ay ilk konuğum sevgili Mesud Paragan. Aslında kendisini müzik dünyasında Mesut Yılmaz olarak tanıdık ama bir süredir müzik yolculuğuna bu isimle devam ediyor. Çocuk yaşlarda başlayan müzik tutkusu kendisini TRT İstanbul Çoksesli Gençlik Korosu'na yönlendiriyor ve bu süreç içinde besteleri de ortaya çıkmaya başlıyor. 2015 yılına geldiğimizde ilk albümü yayınlanıyor ve birçok ünlü ismin yer aldığı "Mahzuni'ye Saygı" albümünde yer almayı başarıyor. Hatta Mahzuni hayranlığı ilerleyen zamanda pandemi için hazırlanan bir özel projede daha kendini gösteriyor. Anadolu rock müziğinden beslediği müzisyen kimliği ve türküler ile olan ilişkisi geçen yıl yayınladığı "Anatolia Acoustic" isimli proje…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.46 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*