EDİTÖRDEN

Nilgül

Takvimler 2000’leri göstermişti ve bana uzak yollar görünmüştü.  Bir şarkı / bir albüm ile anımsamam gerekirse tam da o süreci “Yüreğimi Eller Dağladı” / “Ömürsüz Sevdalar” olurdu herhalde. Sevgili Nilgül’ün ilk kaseti o bir sürelik ağır Ağrı günlerimde yol arkadaşım olacaktı, başka kasetlerim de vardı ama başkaydı, bir aşka adadığım ilk şarkım olmuştu belki de. Hayat herkesi her ne kadar başka yerlere sürüklese de hala dinlediğimde oralarda olurum ve uzak bir yerden bir aşk ve anılar selam eder bana. Bu söyleşi o sebep aşka ithaf olsun istedim ve özel bir günde buluşsun sizinle.

Geçtiğimiz günlerde “Maria’nın Bahçesi” isimli yeni şarkısını dinlediğimde bu sesi ne kadar sevdiğimi ve özlediğimi bir kere daha fark ettim ve üst üste geride bıraktığı şahane albümleri bir bir dinledim. Hiç kötü bir şarkı söylememişti, hiç kötü bir albüm yapmamıştı Nilgül ve her albümü bir iz daha bırakmayı başarmıştı kalplerimizde, hani gerçekten kime sorarsanız sorun herkes de aynı şeyi düşünür bence; müziğin özel ve sihirli isimlerindendir.

Yıllardır kendisi ile bir söyleşi gerçekleştirmeyi çok istedim, çok diledim ama bir türlü yolumuz kesişmedi. Yeni şarkısını sayfamızdan paylaştıktan sonra bu dileğimi önce evrene, sonra bir kere daha kendisine ilettim ve doğru zamandaydık belki de. Aslında birçok söyleşi teklifini geri çevirdiğini iletse de ne mutlu ki beni / bizi kırmadı ve sayfalarımızın konuğu olmayı kabul etti.

Teşekkürler Nilgül, yeniden hoş geldin, güzel dostluklara hep, buluşacağımız şarkılara.

Kadri Karahan

 

kendime has, hem herkesin içinde ama hem de herkesten uzak bir yerdeyim.
Hep güzel şarkılara, albümlere imza attınız ve hep özel bir dinleyiciniz oldu. Sizinle yeniden buluşmanın adresi “Maria’nın Bahçesi”ne gelmeden önce çok kısa bir şekilde dünden bugüne bakmamız gerekirse “Ömürsüz Sevdalar”dan bugüne müzik yolculuğunuzu birkaç cümle ile nasıl özetlersiniz; müzik sizin için nasıl bir aşk, nasıl bir heyecan oldu? Görebildiğim siz hiç popüler olmak gibi bir çaba ile koşmadınız ve hep samimiyetle söylediniz şarkılarınızı ama yine de güzel bir kitle yakaladınız ve sizi çok seviyor dinleyiciniz.

Müziğin hayatımdaki yerini, anlamını, birkaç cümleye sığdırabilmek zor tabi ama en kısa anlatımla müziğin benim için nefes alma biçimi olduğunu söyleyebilirim.

Aslında sadece müzik de diyemem, sinema, tiyatro, edebiyat bu yaşamda olana-bitene dayanma gücü veren, insana nefes aldıran, hayatın sadece kendi pencerenden ve de senden ibaret olmadığını ispatlayan belki de, kaçtığım, sığındığım en büyük limanları.

Evet haklısınız popüler olayım diye bir çabam hiç olmadı ama popüler olmayayım diye de çabam olmadı. Hesap kitap yapan biri hiç olmadım zaten. Ben sadece kendim gibi davrandım ve davranıyorum. Yaşamın beni getirdiği yer bu oldu. Sektördeki bütün dayatmalar, ’olmalı-yapılmalılar’ , müzik piyasasının o kendine has kuralları, o sahte ilişkiler ağı benim bünyeme tersti belki de, hala da öyle. Ve gerçekten dediğiniz gibi kendime has, hem herkesin içinde ama hem de herkesten uzak bir yerdeyim. Aslında yakın olmak istediğim tek yer de dinleyicinin kalbi. Eğer dediğiniz gibi bir kitle varsa ne mutlu bana. Ben çok da farkında değilim bunun.

 

şimdiye kadar hiçbir albümüm ya da şarkım benim zorlamamla olmamıştır
“Tam da küsmüş, kabuğuma çekilmişken bu şarkı ortaya çıktı” notunu düşmüşsünüz. Sevgili Gökhan Dumanlı, Gülnur Badakal ve Hüseyin Cebişci’ye biz de sevgilerimizi, teşekkürlerimizi sunmalıyız ki yine sizi yeniden heyecanlandırdılar ve yola devam etmeniz gerekliliği konusunda ikna ettiler; Kırgınlık ya da küskünlük halleriniz var ama biz yeniden sizinle buluşmanın rengindeyiz; demindeyiz; bu şarkıya nasıl sarıldınız, nasıl bağrınıza bastınız ve yeniden stüdyoda kendinizi buldunuz onu merak ediyorum?

Bu şarkıdan hemen önce bir şirket ile anlaşmak üzereydim. Hatta şarkılar seçilmiş, imza aşamasına gelinmişti. Ama sonra baktım ki aynı yerden bakmıyoruz hayata ve müziğe. Karşımda bu kadar ticaret yapan,  sadece madde odaklı birileri olunca hevesim kaçıyor. Ve vazgeçtim. Gerçek anlamda vazgeçmiştim. Çünkü ben kapı kapı dolaşıp bana şarkı verir misin? Şarkımı sizden çıkarabilir miyim diye gezinen biri hiç olmadım. Kaldı ki onlara da gidip bana albüm yapar mısınız dememiştim. Benim derdim sadece müzik yapmak. Şimdiye kadar hiçbir albümüm ya da şarkım benim zorlamamla olmamıştır. Kendiliğinden, hayatın doğal akışı, bazı tesadüfler, tevafuklar sayesinde olmuştur.

İşte öyle bir dönem sırasında ortak bir tanıdığımız aracılığıyla Gökhan ulaştı bana. Başka bir konu için. O sürece yakından da şahit oldu dolayısıyla. Ve bir gün senin için bir şarkı yazdım diye geldi, hiç haberim yok kız kardeşim de bestelemiş. Hüseyin de şahane, tam da şarkıyı anlatan sade bir aranje yapmış. Dinlettikleri ilk an aşık oldum şarkıya. Dinlediğim şarkı çok heyecanlandırmazsa söyleyemiyorum zaten. Önce benim çok sevmem lazım. Maria’nın Bahçesi’de öyle oldu.

 

 

o gece orada göründüğümüzden çok daha kalabalığız aslında.
Bazı müzisyenlerin hep özel dinleyicileri olur, ben bu şarkı ile sizin yeniden bizimle buluşmanıza çok sevindiklerini gördüm, klibi de tam da öyle bir havada ulaştı bizlere; ablanız, kardeşiniz, yeğenleriniz, dostlarınız ve tüm samimiyetimle söylüyorum o masaya o biraz hüzne o biraz neşeye bir gözyaşı bıraktım ben de; oradaki atmosferi dinleyebilir miyiz, neler hissettiniz?

Yaaa gerçekten öyle değişik bir atmosferdi ki o gece. Tam da dediğiniz gibi, o gece orada göründüğümüzden çok daha kalabalığız aslında. Yanımızda olamayanlar, kaybettiklerimiz ama aklımızdan hiç çıkmayanlarla ,hem hüzün dolu, hem de tüm sevdiklerimle aynı masada olmanın keyfiyle söyledim şarkıyı. Biz bir yemek yedik ve o anlar kaydedildi, klip çekimi gibi değildi. Umarım bu samimiyet geçer izleyiciye.

 

 

herkes mutluysa ve huzurluysa mutluyum ben
Aslında albüm / single sürecine verilen araya rağmen sizi yakından takip edenler biliyorlar ki sahnelerde de ara ara sizinle karşılaşıyoruz. Yakın zamanda bu buluşmalar devam edecek müjdesini verebilir miyiz buradan. Bu arada mutlu yaşlar dilerim içinde bulunduğumuz ay yeni yaşınızı da içeriyor; yeni yaşınızda ne dilediniz hayattan bundan sonrası adına ve bir daha sizi yeni şarkılarla dinlemek için uzun uzun beklemeyeceğiz diliyorum.

Evet aslında sahneye hiç ara vermedim. Özel gecelerde, organizasyonlarda sahne alıyorum. Ama uzun zamandır bar-kulüp çalışması yapmamıştım. Aslında bir iki teklif geldi, hem de Maria’nın Bahçesi çıkmadan önce, ama koşullarda anlaşamadık. Kafama yatan bir yer olursa neden olmasın?

Çok teşekkür ederim. Yeni yaşımda hem kendim hem de güzel ülkem için önce sağlık ve maddi-manevi refah-huzur diledim en çok. Herkes mutluysa ve huzurluysa mutluyum ben. Bireysel mutluluklar kesmez beni. Dilerim şu sıra yaşadığımız zorluklar, sıkıntılar en kısa zamanda son bulur. Çünkü biz en iyisini hak ediyoruz.

 

 

resmen ikinci bir mesleğim oldu
ve son olarak benim de yeni öğrendiğim bir şey var ki siz aldığınız astroloji eğitimi ile de yeni bir sayfa açmışsınız hayata ve bu anlamda da paylaşımlar yaptığınız bir sayfanız var ve iyi geldiğini söylemişsiniz ruhunuza; biraz da bu sürecinizi dinleyebilir miyim?

Çok da yeni değil aslında. Çocuğum olursa sadece ben büyüteceğim demiştim hep zaten. Çok şükür öyle de oldu. Fakat biraz büyüyüp anaokulu çağına gelince, evde kendimle yapayalnız kalıverdim. 2014-2015 gibi de, çocukluğumdan beri sevdam olan astronomi-astroloji eğitimine başlamaya karar verdim. İşin içine girdikçe ucu bucağı olmayan bir derya olduğunu keşfettim tabi :)) Yeni yeni birebir görüşmeler yapıp, danışmanlık veriyorum. Aslında normalde, bir araya gelip tanışamayacağım, sohbet edemeyeceğim pek çok insanla tanışıyor, konuşuyor, pek çok özel şey paylaşıyoruz. Her zaman biraz mesafesi olan biriyken ,bu sosyalleşme bana çok iyi geldi açıkçası, görüştüğüm insanlara da çok iyi geldiğini söylüyorlar. Mutluyum yani. Resmen ikinci bir mesleğim oldu.:)) Bu arada, eğitim ve uzmanlaşma serüvenim devam ediyor. Sanırım öğrenciliği çok sevmemden de böyle biraz. Her gün yeni bir şeyler öğrenmeye, okumaya-yazmaya bayılıyorum.

 

her şey aşktan bence
ve siz hep aşkla söylediniz, her şarkınız aşka bir yolculuktu. Ben de tam aşka adanan günde, sevgililer gününde okurlarımıza armağan etmek istiyorum bu söyleşimizi ve şarkılarınızı; ama istiyorum ki aşka dair de birkaç cümle kurun bize, aşka aşık mısınız, aşk olsun mu hep, aşk nasıl bir yolculuk sizde? ve bizim için hayatınızın aşk şarkılarından bir minik liste yapmanız gerekirse neler yer alabilirdi bu listede?

O kadar derin bir konu ki, ne söylesem diğer yanı eksik kalır.

‘Ey gönlümün sol yarısı,
Aklıma koydum seni,
Aklım almadı.
Yüreğime bıraktım,
Sana doymadı.

demiş ya Mevlana. Aşk da o hesap. Hiçbir yere sığamama, hiçbir cümle, olgu, kişi, durum, hal ile asla tam olarak tanımlanamama hali.

Her şey aşktan bence. İster dünyevi, ister uhrevi olsun aşık olmadan geçemeyeceğimiz kapılar, anlayamayacağımız haller var. Dilerim hakikat olanı, nasip olsun her birimize.

Liste işi ise zor iş. Kendi şarkılarımı koysam olmaz, koymasam olmaz listeye. Bir şarkıyı koysam diğerinin hatırı kalır sanki :)) Siz yapın benim yerime lütfen.

Çok teşekkür ederim  Okuyan herkese en içten sevgi ve saygılarımla.

 

ve daha fazla Nilgül

 

 

Takvimler 2000'leri göstermişti ve bana uzak yollar görünmüştü.  Bir şarkı / bir albüm ile anımsamam gerekirse tam da o süreci "Yüreğimi Eller Dağladı" / "Ömürsüz Sevdalar" olurdu herhalde. Sevgili Nilgül'ün ilk kaseti o bir sürelik ağır Ağrı günlerimde yol arkadaşım olacaktı, başka kasetlerim de vardı ama başkaydı, bir aşka adadığım ilk şarkım olmuştu belki de. Hayat herkesi her ne kadar başka yerlere sürüklese de hala dinlediğimde oralarda olurum ve uzak bir yerden bir aşk ve anılar selam eder bana. Bu söyleşi o sebep aşka ithaf olsun istedim ve özel bir günde buluşsun sizinle. Geçtiğimiz günlerde "Maria'nın Bahçesi" isimli yeni şarkısını…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.9 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*