EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Oğuz Sırmalı

Oğuz Sırmalı

İlk solo albümünüz “Yağmur Olsam” Ada Müzik etiketi ile raflarda yerini aldı. Yeni albüme doğru dünden bugüne yol alalım istiyorum. Öncelikle Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera – Şan bölümü mezunusunuz. Müzikle nasıl tanıştınız, hayatınıza nasıl dahil oldu ve sizi daha sonra nasıl bir eğitim süreci bekledi?

Müzikle ilgili iki önemli an var hayatımda. Biri sanırım ilkokul2de iken ilk sahip olduğum kaset Barış Manço’nun “24 Ayar” albümü diğeri ise orta son sınıfta babamın bana pazardan aldığı uyduruk Rus akustik gitarıydı. Sonrasında sürekli müzik dinlediğimi ve kendimce besteler yapmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Artık müzik olmadan yaşayamayacağım ve şu hayatta yapacağım en iyi işin müzik olduğuna karar verdiğim için konservatuar sınavlarına hazırlandım ve Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera – Şan bölümünü kazandım. Bu süreçte sadece opera üzerine çalıştım. Ta ki 2012 yılında biraz geçmiş hayallerime yönelmek istediğimi fark edene kadar. Ben hayallerimle yaşayan bir insanım, her zaman bir hedefim ve hayalim olmalı.

Mezun olduktan sonra Ankara Devlet Opera ve Balesi’ne katıldınız ve kadrolu sanatçı oldunuz, birçok operada solo rollerde karşısına çıktınız seyircinin. Bu süreç sizin için nasıl bir deneyimdi, heyecandı, neler kazandırdı size ve bugün de devam ediyorsunuz öyle değil mi bu görevinize?

Opera o kadar içime işlemişti ki okul arkadaşlarımla bütün okul hayatımız boyunca sabahlara kadar opera dinler, yorumlar yapardık. Sahne büyük bir hayaldi haliyle. Nitekim okulum bittiğinde ilk olarak sahneye İzmir Operasının Uçan Hollandalı prodüksiyonu ile çıktım. Özellikle Aspendos Opera Festivali’ndeki temsil çok etkileyiciydi. Binlerce insanın önünde henüz yeni mezun olduğumda şarkı söylemek zor ve heyecanlıydı. Daha sonra Ankara Operası’nın açtığı sınavı kazandım ve bir çok eserde sahneye çıkmaya başladım. Zamanla deneyimde kazandım haliyle haftanın 3-4 günü operada temsil yapıyordum. Hatta bazı zamanlar haftanın her günü temsil yaptığımız günler oldu. Artık sesimi korumayı ve kontrol etmeyi daha iyi öğrendiğimi düşünüyorum. Halen de bir çok eserde sahneye çıkıyorum ve bu görevimi de asla aksatmıyorum.

 

Bu akışı takiben 2011 yılında kurduğunuz grubunuz Sırmalı ile “Gençlik Rüyası” isimli bir albüm yayınladınız. Türkülerden klasik batı müziğine kadar uzanan farklı müzik türlerini rock soundu ile yorumladı Sırmalı ve dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.. Albüm repertuarı, konserler, klipler derken güzel bir yolculuktu karşılaştığımız, nasıl başladı, nasıl bir yolculuk yaşadı ekip ve neden daha sonra yollar ayrıldı?

Sırmalı aslında tek başıma benim oluşturduğum bir projem değildi. Ortak kararlar alınıyordu, repertuarlar birlikte ayarlanıyordu. İlk zamanlar çok güzel başlamıştı, konserler, klipler fena gitmiyordu. Ancak grubun bir kısmının hayalleri ile benim hayallerim uyuşmuyordu. Bu nedenle benim tek başıma yürümem ve kararları tek başıma almam en doğrusuydu çünkü ben hayallerimle müziğimi birleştirmek istiyordum.

Beraberinde Türkvizyon yarışmasında Türkiye’yi temsil ettiniz ve jüri özel ödülünü kazandınız. Türk Yıldızları ile “Gökyüzü Olsam” isimli şarkınıza çektiğiniz klip bir hayli ses getirdi. Ve en son Gizem Berk ile bir düette buluştuk sizinle ki bu şarkı bu albümde de yer alıyor. Bu şarkıların da yolculuğunu dinleyelim ve bir kere daha anımsayalım istiyorum birlikte.

En büyük hayallerimden biriydi Türk Yıldızları ve onlar için bir beste yaptım. Hava Kuvvetlerine gönderdim. Onların da beğenmesiyle ve Airbus gibi dev bir sponsorla hemen çalışmalara başladım. Pilotlarında bizi yönlendirmesiyle ve elimizden geldiğince güzel bir klip yaratmaya çalıştık. Sonuç olarak çok ses getiren bir klip oldu. Bütün haber kanalları ve müzik kanalları çok ilgi gösterdi klibe. Diyorum ya büyük bir hayaldi diye. Üstümde adım yazan Türk Yıldızları tulumuyla ve üzerinde adım yazan F5 uçağının önünde klip çektik.

Ardından Türkvizyon geldi. Tek başıma devam etme kararımın ne denli doğru bir karar olduğunu Türkvizyon’da ve “Gökyüzü Olsam” da anladım. Tek başıma hareket edebileceğimi ve hayallerime daha hızlı ulaşabileceğimi gördüm. Bu da beni çok derece motive etti. Nitekim eski grup arkadaşlarımın bir kısmı halen benimle birlikte orkestramda yer alıyorlar ve onların desteği beni daha güçlü hissettiriyor.

 

“Yıllardır biriktirdiğim duyguları bu ilk solo albümümde dilediğimce ve özgürce birleştirmeye çalıştım. O nedenle albümümü dinlerken bütün o notalar ve sözler içinde beni ben yapan tüm duyguları görebilirsiniz”
Diyorsunuz bu albüm için. O halde yeni albüme doğru yol alalım ve hikayesi nerede başladı ve ne kadar bir zaman içinde, kimlerle, nasıl bir akışta tamamlandı, nasıl bir hazırlık süreci yaşadınız?

Bu projelerden sonra artık bir albüm yapmaya hazırız dedik. Bijen Rahimi ile birlikte nasıl bir albüm yapmak istediğimizi ve nasıl bir süreçte çalışacağımızı planladık. Ve ülkemizin yaşadığı menfur olaylar sıradaki verdiğimiz aralar dışında bu plana tamamen uyduk diyebilirim. Yaklaşık 1 yıl beste, aranje, kayıt, miks, mastering aşaması sürdü. Bu süreçte albüm kapağı ve fotoğraf çekimlerini tamamladık. Elbette bir çok değerli müzisyen ve sanatçı arkadaşım bu albümde beni kırmayıp yer aldı.

İçinizde aşk, mutluluk, yalnızlık, hüzün, sevinç, burukluk, huzur, özlem vb. gibi bir sürü karısık duygunun belirmesini sağlayan eşsiz kokudur diyorsunuz yağmur kokusu için.
Yoğun yaşanan duygular sözünüz, notanız oldu. Bir yerde bu ilk albüm kişisel bir albüm ama birçok insan hissedecek, kendini bulacak, dokunacak. Nasıl bir paylaşımda oldunuz sizi sevenlerle, nasıl bir dostluk yaşadınız bugüne kadar, nasıl beklendi – bekleniyor bu albüm?

Ben 1977 doğumluyum. Metallica 91 ve Nirvana Nevermind albümünü çıktığı gün satın aldım. Öte yandan aynı yılların Türk Rock müziğini de Türk Pop müziğini de dinledim. Sonra neredeyse 10 yıl opera ve klasik müzikle birlikte dönemin rock ve popüler parçalarını dinledim. 90’lı 2000’li ve 2010’lu yıllar içerisinde beni ben yapan ve karakterimi oturtan bu süreçte yaşadıklarım ve hissettiklerimi yazdım sözlerde.  Hatta baba olduktan sonra hissettiklerimi bile yazmaya çalıştım. Ben beste yapmaktan çok söz konusunda biraz daha rahatım sanırım. Kendimi bir duyguya daha kolay kaptırabiliyorum. Sanırım her ne kadar opera sanatçısı olsamda sahnede bir role büründüğümüz gibi söz yazmak istediğimde bir duyguya girmem zor olmuyor. Bunun için yaşanmışlık illa ki gerekmiyor ama ben ağırlıkta yaşadıklarımı söze döktüm bu albümde. Genel olarak insanlarla aram iyidir, uyumlu birisiyim ve sevgiyle yaklaşırım herkese. Kolay kolay dost kaybetmedim bugüne dek.  İnsanlar hata yapsalar bile içlerinde niyete bakarım ben ve niyeti kötü değilse takılmam. Motivasyonumu kendi kendime yükseltebilen birisiyim. Bunun için yeni bir amaç ve hayal kurmam yeterli bana. Albümde ki Ruhunu keşfet adlı parçamın sözlerinde bunu anlattım aslında. İnsanların gördüğünde dilek tuttuğu kuyruklu yıldızı ben sürüyormuş gibi hissederim genelde.

Albüm ile ilgili önümüzdeki günlerde peki neler olacak? Klip olarak ya da konserler olarak nasıl bir akış beliriyor planlarda?

Ben hali hazırda Ankara Devlet Opera ve Balesinde çalıştığım ve oradaki görevimi asla aksatmayacağım için çok fazla konser veremiyorum. Ancak ayda 2-3 konser yapacağım. Bu konuda menajerim ile opera çalışmalarımla çakıştırmadan güzel bir program yaptık. Ardından yeni bir klip daha gelecek “Özlüyorum” adlı parçama sanırım Ekim – Kasım sürecinde. Şu an için ilk albüm lansman konserime odaklanmış durumdayım. O da 7 Eylül’de Ankara Hayal Kahvesinde.

Müzik yolculuğunuzda dünden bugüne kimler size eşlik etti, kimleri dinlediniz en çok? Bir gün birlikte çalışmayı istediğiniz bir müzisyen var mı?

Benim müzik yolculuğum röportajın başında söylediğim gibi Barış Manço ile başladı. Hemp onun gibi bir müzisyen olmak istedim. Yaptığı her çalışmayla topluma yön verebilen birisiydi o.  Ardından Metallica , Manowar ve Pink Floyd hayatımda çok büyük yer aldı ve halen de almaya devam ediyor. James Hetfield ile bir şeyler yapmayı çok isterdim veya Eric Adams ile düet yapmayı. 

 

Günümüz müzik dünyasına dair düşünceleriniz nedir peki? Bir koşudur aldı başını gidiyor ve bu hareketlilik sizce doğru mu?

90’lar da patlayan şarkılar vardı. Şimdi patlayan müzisyenler var. Müziğini bilmeseniz de ismi biliyorsunuz. Biraz medyanın gücü sanırım. Şimdilerde kısa süreli çok para kazanan sanatçılar çıkıyor ve bir süre sonra yok oluyor. Benim hayalim mezun olma imkanı olmayan bir okulda okuduğumuz ve kendimizi geliştirdiğimiz için gelecekteki yıllarda yine anlatmaya devam edebilmek. Belki bir gün “bir Oğuz vardı” denir diye…”

 

Ve son olarak müziğin dışında sizi tanıyalım istiyorum. Hayatınızın diğer renkleri nedir, neler dünyanızın diğer olmazsa olmazlarıdır?

Ara sıra yalnız kalmak istesem de genellikle yalnızlığı sevmeyen kalabalığı seven birisiyim. Yaşamı dolu dolu ve keyifle yaşamaya çalışıyorum. Babam hep bana “oğlum bir koltuğa 2 karpuz sığmaz” derdi. Konservatuardaki hocam bile bana imzaladığı kitabında “Oğuz çalış ama sadece bir şey çalış” diye yazmıştı. Beni çözmüşlerdi ve ben hep aynı anda birden çok işi yapmaya çalıştım. İlginçtir ki şu an da sanırım yapabiliyorum.

Şu an 15 aylık kızım Tuna ile ilgileniyorum, felsefe üzerine çalışıp kendi egolarımı yontmaya çalışıyorum, yüksek lisans yapıyorum, hem operada söylüyorum ki en çok vaktimi burası alıyor, rock söylemeye çalışıyorum, konserlere gidiyorum ve bolca arkadaşlarımda barbekü partileri veriyorum. İşte bu olmazsa olmazım, ben tam bir Gaziantep’liyim. En yemeden doymam diyenlerden. Kitap okuyorum bol bol. Ağırlıkta yabancı diziler ve yerli yabancı filmler (Yeşilcam komedileri favorilerim) izliyorum. Çeşitli sanatsal derneklerde yöneticilik yapıyorum. Askeriyenin ve yardım kuruluşlarının yaptığı sanatsal her türlü projelerde yer alıyorum. Her sene mutlaka yurtdışına gidiyorum. Kısaca vaktimi iyi planlayıp tüm zamanımı doldurmaya çalışıyorum diyebilirim.

 

Oğuz Sırmalı – Yağmur Kokusu
Ada Müzik
İlk solo albümünüz “Yağmur Olsam” Ada Müzik etiketi ile raflarda yerini aldı. Yeni albüme doğru dünden bugüne yol alalım istiyorum. Öncelikle Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera - Şan bölümü mezunusunuz. Müzikle nasıl tanıştınız, hayatınıza nasıl dahil oldu ve sizi daha sonra nasıl bir eğitim süreci bekledi? Müzikle ilgili iki önemli an var hayatımda. Biri sanırım ilkokul2de iken ilk sahip olduğum kaset Barış Manço’nun "24 Ayar" albümü diğeri ise orta son sınıfta babamın bana pazardan aldığı uyduruk Rus akustik gitarıydı. Sonrasında sürekli müzik dinlediğimi ve kendimce besteler yapmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Artık müzik olmadan yaşayamayacağım ve şu hayatta yapacağım en iyi işin müzik…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.72 ( 3 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*