EDİTÖRDEN
Anasayfa / 90 Derece / Ozan Orhon

Ozan Orhon

Bilenler bilir, 90’lar hem çocukluğum hem de gençliğimdir, bu yüzden o kadar mutluyumdur ki o yıllardan kolay kolay sıyrılamam, her an benim için kıymetlidir, bin anıdır. Birçok 90’lar projesinde yer aldım, o yıllar konseptli partiler düzenledim, dergilerde 90’lara özel köşeler hazırladım, birçok değerli isimle söyleşiler gerçekleştirdim ve hatta bir de tamamlayamadığım bir kitaba bile başladım. Evimdeki binden fazla kasetim ise hala en özel hazinemdir.

O yıllarda dinlediğim, sevdiğim her isimle de buluşmak, karşılaşmak benim için çok heyecan verici. Geçtiğimiz günlerde sevgili Ozan Orhon ile karşılaşmamız gibi. İlk albümü “Oldu mu Şimdi”yi son ses odamdan sokağa yayın yaparak çaldığımı daha dün gibi anımsıyorum mesela, sonra konserlerine gittiğimi de hatta bakın tam da yazının sonunda size bir fotoğraf paylaşacağım. Yılını tam olarak anımsamasam da yer Bostancı Gösteri Merkezi’ydi onu biliyorum ve en ön sıralardayım çok mutluyum.

Ozan Orhon yıllar sonra “Arı” isimli çok keyifli bir şarkı ile yeniden müzik dünyasına döndü. Yakın zamanda da bu dönüş diğer yeni şarkıları ile devam edecek. Eski bir dost ile yıllar sonra nasıl karşılaştığınızda içinizi bir sevinç kaplar, hiç düşünmeden kendisine ulaşmayı diledim, sevgili Gizem Altınkaya yardımcı oldu ve sorularımı yanıtladığı bir ses kaydı ile cevaplayarak kısa zamanda dönüş yaptı bana. bu vesile yüz yüze gelmiş kadar olduk ve yazıya dökerken hiç sıkılmadım. Buradaki kısa zaman vurgusu önemli çünkü her zaman dediğim gibi o dönemin starları gerçekten çok özel, çok kıymetli, samimi; bugünün yıldızları gibi ego yüklü değil, o yüzden işte o yıllara, o yılların şarkılarına, starlarına inanılmaz hayrnım.

Sevgili Ozan; en yakın zamanda yüz yüze bir keyifli sohbeti de diliyorum ve yeni şarkılarını da heyecanla bekliyorum. Vakit ayırdığın için ve içten yanıtların için çok teşekkür ediyorum, Yıllar sonra yeniden seninle karşılaşmak çok güzeldi; arayı bir daha açmamanı diliyorum.

Kadri Karahan

 

 

10 şarkımdan 10 tanesi de hit oldu 

90’lı yıllarda Türk Pop müziğine hareketlilik getiren ve o yıllardaki öncü albümlerden biri olan “Oldu mu Şimdi”den bu zamana çok şey geçti, sizinle yeniden buluşmanın heyecanına o yıllardan başlayalım istiyorum.

İlk albümünüzdü, ilk heyecanınızdı, bugün baktığınızda nerede görüyorsunuz o albümü, neler hissettirdi, neler yaşattırdı size; o dönem nasıl bir ilgi bıraktı hem sizin hem dinleyicinizin üzerinde?

70’ler 80’ler popundan sonraki 90’ların kapılarının genç kuşağa, genç müzisyenlere tokmağını tutan, biraz da aralayanlardan biriyim. 

İlk albümde ben çok amatördüm ama çalıştığım tüm müzisyenler profesyoneldi. Garo Mafyan, Aysel Gürel, Şehrazat, Aydan Burhan ki gençliğimin rüyasının başladığı aynı zamanda en önemli albümlerimden biridir; çünkü 10 şarkımın 10 tanesi de hit oldu. Bir ilk oldu da diyebiliriz çünkü starlık aslında genç kuşak olarak bizimle hatta benimle  başladı diyebilirim. Çok saf duygularla olan bir albümdü. Şimdi biliyorsunuz her şey ticarete dönmüş durumda, bu gerçek başarı öyküsünün ilk albümüydü. Şimdiki gibi müzik kanalları yok, sosyal medya yok; Unkapanı’ndan dağılıyor albüm, TRT ya da birkaç özel kanalda çektikleri kliplerle merhaba diyorsun dinleyiciye.

Ama elbette ben bu albüm öncesinden de yurt dışından aldığım ödüllerle pardösülü çocuk olarak tanınıyordum ben biraz da. Çok keyifli, müzik kalitesi yüksek ve benim için destansı bir albümdü.  

O yılları hatırlayanlar bilirler, müzikle birlikte imajın da önemli olduğu zamanlardı ki onu da ilk başlatan benim diyebilirim. dediğim gibi pardösü ile çıkardım sahneye, dansçılarım vardı, Şarkılar imajla birlikte büyüyordu, yürüyordu. Ve elbette ses teknolojisi olarak, sahne olarak daha büyük konserler yapmaya başladık, daha öncesi bu biraz zayıf bir yerdeydi. Ben de elbette menajerlerim ve akıl hocalarım sayesinde ilk büyük stadyum konserlerini başlatan biri oldum. Bu dünyada vardı zaten, Amerika’yı yeniden keşfetmedik ama buraya uyarlamaya çalıştık ve çok da başarılı olduk. Gençlerin coşkusu inanılmazdı, ben de 80’li yıllarımı anımsıyorum mesela hep yabancı starların posterleri olurdu duvarlarımda ve artık biz duvarlarda yerimizi almıştık.

Konserlerimden biri özellikle inanılmazdı. İzmit konserimdi ve araba adeta ters çevriliyordu öyle değişik de bir sevgi seli vardı, samimiydi, şimdi teknoloji ne kadar ilerlese de o zamanki bire bir karşılıklı temasın, bir arada olmanın yerini tutmuyor kesinlikle. 

O zamanlar hedefim festivallerde daha çok yer almak ve yurt dışında sesimi duyurmaktı.

Müzik hayatınızda kendini ilk nasıl gösterdi, bu ilk albüm sürecine nasıl gelindi; bu zamana göre kıyaslamamız gerekirse her şey ne kadar zordu ya da her şey ne kadar samimiydi?

Şöyle söyleyeyim aslında bir albüm yapmak fikri kafamda yoktu, ben yurt dışında ülkemizi iki kere temsil etme onuruna eriştim, Bir tanesi on sekiz yaşımda, 1990 yılında Polonya’da düzenlenen bir yarışmaydı, yarışma özel ödülünü aldım, diğeri de Romanya Bükreş’te düzenlenen Bükreş İnternational Song Contest’te dünya ikinciliğiydi. O zamanlar hedefim festivallerde daha çok yer almak ve yurt dışında sesimi duyurmaktı. O arada Garo Mafyan’ın desteği karşımda belirdi ki iki üç şarkı hazırlamıştı ve bir anda kendimi stüdyoda buldum. Her şey önüme o kadar güzel sunulmuştu ki zorlukları anlayacak durumda değildim. İlk albümde kendi bestelerim yer almadı çünkü Garo Mafyan en iyisini düşünmüştü ve çok söz söyleme hakkına sahip değildim ki hala öyle düşünüyorum. 

Aysel Gürel’in evine gidiyorum ve gitarımla şarkı söylüyorum mesela, büyük bir rüya adeta ve herkese kolay nasip olmayacak bir şey o zamanlarda; adeta bana Allah’ın sunduğu bir mucize gerçekleşiyordu ve her şey çok saf öyle masumdu ki nefes alışlarım bile var şarkılarda  dinlediğiniz zaman bunu göreceksiniz; on dokuz yaşındayım henüz, ilk defa stüdyoya giriyorum ve belki bir şarkıyı defalarca söylüyorsunuz; bugün mesela bir kere söylemeniz yetiyor ve teknik olarak içerikler düzeltilebiliyor, bu da tüm saflığını, masumluğunu öldürüyor şarkının.  

 

Hala bile anladığım bir şey değildir, bu piyasa şarkısı olayı nedir?
90’ları “Oldu mu Şimdi”nin yanına iki albüm daha ekleyerek tamamladınız ki “Dize Geleceksin” ve “Sarıl Bana”nın ardından 2000 yılına kadar yeni bir çalışmada dinlemedik sizi. Ama o yıldan sonra “Zamanı Geldi” dediniz, “İntikam” dediniz, “Değişim” dediniz. 
Evet 2000’lere geldiğimizde daha yeni bir süreçteydik, 90’ların o eğlenceli yanından biraz daha uzaktaydık ama her şeye rağmen mutluyduk. Siz bu geçişte, bekleme sürecinde nasıl bir yolculuktan geçtiniz; şarkılar nasıl birikti; adınıza ne değişti, ne aynı yerde durmaya devam etti peki?

Aslında arada kaynamış bir albüm daha var. Askerden döndüğümde Metin Özülkü ile yaptığımız bir albümdü “Na No Na” ismi ile, ama işte her zaman dediğim gibi plak şirketlerini doğru seçmemiz gerekiyor ki yaşanan bazı küçük sürtüşmeleri sebebi ile dönemin popüler kanalı Kral TV ve ortak platformları tarafından çaldırılmadım ve listelere yaptığı başarılı girişe rağmen devam ettiremedim. O dönemle birlikte benim de küskünlüklerim başladı biraz piyasaya ve sonra bir süre albüm yapmadım. Amerika’ya gittim, orada yaşadım 

2000’lere “Zamanı Geldi” ile başladım ama bazen heyecanınız yüzünden bazı şeyler içinize tam olarak sinmiş olmasa da yine de yayınlamış bulunuyorsunuz ama şu anda çok doğru kararlar verdiğime, doğru bir terzi seçtiğime inanıyorum. 90’lar çok çabuk geçti, milenyumla birlikte müzikte de bir takım şeyler değişti, O canlı süreç bitti yerini elektronik bir akım almaya başladı; aslında çok sevdiğim işlerle de karşılaştığım gibi çok kötü işler de karşıma çıktı müzik dünyamızda. Ben o süre içinde albüm yapmadığım için çok daha fazla analiz yapma şansı buldum, bu sürede üretmeye de devam ettim ama ticari kaygıları  düşünmek istemedim ama mümkün değildi elbette prodüktörlerin hep piyasaya dönük işler beklediği gerçekti. Hala bile anladığım bir şey değildir, bu piyasa şarkısı olayı nedir? Her müziğin bir alıcısı olduğuna inanıyorum, dinlemek isteyen dinler, istemeyen dinlemez. Ama işte bizde hep her şey satış üzerine kurulduğu için çok güzel işler maalesef harcanıp gidiyor. Bir de malum hayat akışı hızlandı teknoloji ile birlikte ve birçok şarkı kısa olmaya başladı, birbirinin taklidine dönüştü, intro olayı tamamen ortadan kalktı mesela ki ben çok isterdim yeni albümümde uzun introlar, ara sololar kullanayım ama üç dakikadan öteye geçememeye başladık. 90’lar bu yüzden de önemliydi bence, o dönemi yaşayanlar hala keyfini sürüyor bu çalışmaların ama güzel olan bir şey daha var ki yeni nesil de keşfetti ve çok sevdi o yılları, şarkılarını, bu da beni mutlu ediyor. 

 

Hepimiz çocuktuk, birlikte büyüdük, birlikte olgunlaştık
ve bir on yıl daha geçti ve “çok özlediğim dinleyicimle yeniden buluştum” dediğiniz “Arı” ile kapımızı çaldınız. Bu sürecin hayatınızın en olgun dönemi olduğunuzu söylüyorsunuz ama bir yandan hem o eski dinleyicilerinize selam yolluyorsunuz bir yandan da yeni bir kuşağa merhaba diyorsunuz?

Aynen öyle, ben aslında müzikten hiç kopmadım. Kıbrıs’ta yaşadığım sürece de albüm yapmadığım sürece de hep içindeydim. 5 – 6 sene evvel orkestram ile birlikte 90’lı yılların güzel şarkılarını canlı olarak yorumlamaya başladım ve bu bir akıma dönüştü; biliyorsunuz şu anda o yılların yeniden bir heyecanı var, konserler yapılıyor, albümler yapılıyor.

Hepimiz çocuktuk, birlikte büyüdük, birlikte olgunlaştık ama şu anda kızım 20 yaşında ve ben onların kuşağını anlamak zorundayım ve çok iyi de anladığımı düşünüyorum. Eski kuşak başımın tacıydı ama burada z kuşağına da merhaba demek istedim, çünkü iyi bir kulağa sahipler biliyorum.

 

 “Arı”; genç kuşağın ve son dönemlerin başarılı müzisyenlerinden Bahadır Tatlıöz’ün bir çalışması. Nasıl bir buluşma oldu, nasıl bir araya geldiniz ve çıkış için bu şarkıda karar kılındı?

 Bahadır’ı çok eskiden tanıyorum, aynı zamanda çok iyi bir caz müzisyenidir de kendisi; çok sevdiğim de bir kardeşimdir, birlikte şarkılar da yaptık. Çok istememe rağmen bir şekilde Kıbrıs’tan dönme kararı almıştım ve Bahadır bana şarkısını dinletti, ben de yorumladığım zaman oradaki 90’lar ruhunu hissettik, öyle de o lezzette güzel bir aranje ile kaydettik. Yeni kuşağın yanında çocukların da sevdiğini görüyorum ve çok mutluyum bu yüzden.

 

Çok şatafatlı bir şekilde dönüş yapmak istemedim
Yine şarkının klibi de çok keyifli, çok sürprizli. Sanatçı dostlarınız sizi yalnız bırakmadı ki mesela o yıllardaki yol arkadaşlarınız Tayfun’u, Zeynep Dizdar’ı gördük; izlerken de fark ediyoruz ki orada olmak çok keyifli olmalıydı herkes için kuşkusuz. Sizin için nasıl bir anı oldu bu klip, oradaki atmosferi dinleyebilir miyiz?

Ben bu klibi çekerken çok şatafatlı bir şekilde dönüş yapmak istemedim açıkçası, sakin ve kendimi anlatmak istediğim bir şeydi ; dostlarla bir merhaba olsun istedim. Pandemi sürecinden birçok arkadaşım da katılamadı kuşkusuz ama katılan herkes de çok özeldi. Mesela Tayfun çok sevdiğim bir arkadaşım olduğu gibi o zamanlarda rakiptik, ama işte o yılların güzelliği de budur ki her şey ebedi kaldı, hiçbir şey değişmedi, hala aynı güzellikte. Yine annem var, anneannem var, eşim var; özel bir çekim planlanmadı, kapıdan girdiğim andan itibaren her kare kendi doğallığındaydı, çok eğlendik çünkü; hatta çekim bitmişti biz eğlenmeye devam ettik birlikte, o denli keyifliydik; bir kliplik görüntü daha var aslında elimizde :)

Dünyada beni en mutlu eden şey şarkı söylemek ve bunu paylaşabilmek
ve “Arı” kuşkusuz bir başlangıç değil mi, bu yıl içinde sizinle yeniden karşılaşacak mıyız, bir daha ara o kadar açılmayacak dilerim. Neler olacak önümüzdeki zamanda? Sahneleri özlediniz mi mesela? Yeniden sizi canlı canlı da dinleyebilecek miyiz. 

Artık ara olmayacak inşallah, ikinci şarkımız bitmek üzere; sadece okumam kaldı. Mart’ın ortasında sürpriz bir şarkıyı yeniden yorumladım, yine klibi ile birlikte sizlerle olacağım. Üçüncü şarkıyı da mayıs ayına saklıyorum; inşallah müzikle, Ozan Orhon’la dolu dolu bir yıl olacak dinleyiciye. Sana da buradan teşekkür ediyorum, beni seven tüm herkese, tüm dinleyicilerime teşekkür ediyorum beni yalnız bırakmadıkları için. Dünyada beni en mutlu eden şey şarkı söylemek ve bunu paylaşabilmek, bu paradan da, şöhretten de, her şeyden daha önemli; ben şarkı söyleyerek nefes alıyorum. 

Konserler de başlıyor, hem kendi şarkılarımdan hem de o yılların sevdiğim şarkılarından bir repertuar ile orkestra çalışmalarına başladık, bu ayın sonlarına doğru tüm Türkiye’ye ulaşacağız diliyorum. 

 

Çok teşekkür ederim bu keyifli söyleşi için ama birkaç kısa sorum daha olacak.
90’lı yılları birkaç cümle ile özetlemenizi isteyebilir miyim?

Birkaç kelimeye sığdırmak çok zor ama şöyle diyeyim; altın çağ, zirve, mutluluk ve başarı.

Peki 90’larda sizin için kimler özeldi müzik dünyasında, kimler bugün hak ettiği yerde mesela ya da kimler de olmalıydı bugün aramızda?

Benim idollerim vardı mesela nurlar içinde yatsın sevgili Harun Kolçak ağabeyim, örnek aldığım isimlerden biridir. Fatih Erkoç çok değerli bir hocamdır, müzik yolculuğumda çok önemli bir yerdedir. Kenan Doğulu’yu çok severim, o olsun Ozan olsun bugün hak ettikleri yerdeler ki çok güzel işler sundular hep müzk dünyasına. Tarkan elbette ki çok ayrıdır. 

Kadın vokallerde ise Yeşim Salkım’ı çok severim, çok da değerli dostumdur. Aslında bakınca ne güzel ki çoğu bugün hak ettiği yerde. 

Birçok şarkı okudunuz, ayırmak çok zor olsa da en özeli hangisi oldu sizin için?

“Canımsın Canım”, tek geçerim. 

 

Kasetleriniz de oldu, CD’leriniz de, şimdilerde plaklar yeniden popüler ve tüm şarkılarınız yine dijital müzikte yerini alıyor. Sizin için hangisi çok özel, hangisi daha vazgeçilmez?

Elbette ki kaset; ilk albümüm yani kasetim, açtığınız zaman kartonetin bir kokusu vardır; CD’nin de bende yeri ayrıdır ki 92’de ilk CD’si basılan üç isimden biriyim. Dijital müziği inanın hala anlamış değilim :) 

Gelelim bugünün müzik piyasasına; bu hızlı akışı takip edebiliyor musunuz, kimleri keyifle dinliyorsunuz mesela?

Müzik dinlemeyi çok seviyorum ve her tarz müziği takip etmeyi çalışıyorum, yeni genç rock gruplarını mesela başarılı buluyorum. Pop müzikte mesela İrem Derici’yi keyifle dinliyorum. Edis’i çok seviyorum hatta onda kendi gençliğimi görüyorum. Aleyna Tilki’yi de başından beri takip ediyorum, iyi bir yerlere kendini getireceğine inanıyorum. 

Müzik yolculuğunuzda bir gün çalışmak istediğiniz bir isim var mı peki?

İçimde ukte olan iki isim var. Biri mesela Ozan Doğulu ki çocukluk arkadaşımdır ama bir türlü bir ortak çalışmada bulunamadık, diğer Ozan, Ozan Çolakoğlu’nu da çok başarılı buluyorum. 

90’lardan bir şarkı ile veda edelim istesem, tam da şu anki ruh halinize yerli ya da yabancı fark etmez hangi şarkı olurdu bu?

Az önce madem kendisini andık, sevgili Harun Kolçak’tan “Müptelayım Sana” olsun o zaman. 

 

 

Bilenler bilir, 90'lar hem çocukluğum hem de gençliğimdir, bu yüzden o kadar mutluyumdur ki o yıllardan kolay kolay sıyrılamam, her an benim için kıymetlidir, bin anıdır. Birçok 90'lar projesinde yer aldım, o yıllar konseptli partiler düzenledim, dergilerde 90'lara özel köşeler hazırladım, birçok değerli isimle söyleşiler gerçekleştirdim ve hatta bir de tamamlayamadığım bir kitaba bile başladım. Evimdeki binden fazla kasetim ise hala en özel hazinemdir. O yıllarda dinlediğim, sevdiğim her isimle de buluşmak, karşılaşmak benim için çok heyecan verici. Geçtiğimiz günlerde sevgili Ozan Orhon ile karşılaşmamız gibi. İlk albümü "Oldu mu Şimdi"yi son ses odamdan sokağa yayın yaparak çaldığımı daha dün gibi…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.9 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*